BİRİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ
İKİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ
GİRİŞ YERİNE
BAZI "MARKSİSTLER" 1908'DE,
VE BAZI İDEALİSTLER 1710'DA
MATERYALİZMİ NASIL ÇÜRÜTÜYORLARDI?
BİRİNCİ BOLÜM
AMPİRYOKRİTİSİZMİN VE DİYALEKTİK
MATERYALİZMİN BİLGI TEORİSİ.
I
1. DUYUMLAR VE DUYUM KARMAŞALARI
Mach ve Avenarius'un teorisinin temel ilkeleri, bu yazarların ilk felsefi yapıtlarında, içtenlikle, yalın ve açık bir biçimde ortaya konmuştur. Sonradan giriştikleri düzeltme ve arıtmaların tahlilini daha sonraya bırakarak, şimdi bunların tahliline başlıyoruz.2. "DÜNYA ÖĞELERİNİN BULUNMASI"
Zürich Üniversitesi'nin privat-doçenti, belki de, Marks'ı, Mach'ın yardımıyla tamamlamayı isteyen tek ciddi Alman yazan Friedrich Adler'in Mach hakkındaki yapıtı için seçtiği başlık budur.12 Bu saf privat-doçentin hakkını vermek gerekir: o, temiz yürekliliği içinde, Mach'ın öğretisine iyilikten çok kötülük etmektedir. O, en azından, sorunu açık ve kesinlikle koyuyor. Mach, gerçekten "dünya öğelerini buldu" mu? Eğer bu böyleyse, yalnız bilisizler ve geri zekalılar kuşkusuz hâlâ materyalist olarak kalmaktadırlar. Ya da bu buluş, felsefenin eski yanılgılarına Mach'ın bir dönüşü müdür?|
Öğeler, öğe karmaşaları: |
|
|
I. Şeyler ya da maddiyet ... |
Maddi şeyler |
|
II. Düşünceler ya da düşüncellik (Gedankenhaftes) |
Maddi olmayan şeyler, anımsamalar ve imgelenimler |
3. İLKE DÜZENLEMESİ VE "SAFÇA GERÇEKÇİLİK"
Avenarius'un ilke düzenlemesi (coordination) konusundaki öğretisi İnsanın Dünya Anlayışı'nda ve Düşünceler'inde açıklanmıştı. Bunlardan ikincisi daha sonra yazılmıştır, ama Avenarius, burada, Salt Deneyin Eleştirisi'nde ve İnsanın Dünya Anlayışı'nda aynı şeylerin biraz daha değişik bir biçimde açıklandığını, fikirlerinde bir değişiklik olmadığını belirtir (Bemerk [ungen -zum Begriff des Gegenstandes der Pyschologie], 1894, yukarda adı geçen derginin 137. sayfası). Bu öğretinin özü, "Ben'in (das Ich) ve çevrenin çözülmez (unauflösliche) düzenlenmesi [yani karşılıklı bağıntısı]" tezidir (s. 146). Avenarius, burada, "felsefi olarak ifade,edildiğinde, Ben ve Ben-olmayan" denilebilir diyor. Birisi ve ötekisi, Ben ve çevreyi, biz, "her zaman birarada buluruz" (immer ein Zusammen-Vorgefundenes). Verilmiş olanın (ya da bulduğumuz: des Vorgefundenem) hiç bir tam betimleme si, bu "çevre"nin kendine uygun olduğu bir Ben –hiç değilse bulunmuş olanı (ya da verilmiş olanı: das Vargefundene, s. 146) betimleyen Ben olmaksızın– çevreyi içeremez. Ben'e düzenlemenin merkez terimi, çevreye ise karşı-terim (Gegenglied) denir. (Bkz: Der mensehliche Weltbegriff, 2. baskı, 1905, s. 83-84, § 148 ve devamı.)4. DOĞA İNSANDAN ÖNCE VAR MIYDI?
Bu soru, daha önce de gördük, özellikle Mach ve Avenarius'un felsefeleri için cansıkıcıdır. Doğa bilimleri, yeryüzünün, ne insanın, ne başka herhangi bir canlı varlığın varolmadığı, varolamadığı bir durumda da varolduğunu kesin olarak doğrular. Organik madde, çok sonradan gelen bir olgudur, uzun bir evrimin ürünüdür. Demek ki, o çağlarda duyarlıkla bezenmiş madde yoktu, "duyum karmaşaları" yoktu. Avenarius'un öğretisine göre "çözülmezcesine" çevreye bağlı, hiç bir biçimde bir Ben yoktu. Madde ilktir: düşünce, bilinç, duyarlık çok yüksek bir evrimin ürünleridir. İşte doğa bilimlerinin içgüdüsel olarak kabul ettikleri materyalist bilgi teorisi budur.5. İNSAN BEYNİ İLE Mİ DÜŞÜNÜR?
Bazarov bu soruyu kesin olarak olumlu biçimde yanıtlıyor, Şöyle diyor: "Eğer, Plehanov'un ‘bilinç maddenin bir [sayfa 85] iç [? Bazarov] durumudur' tezi, daha doyurucu bir biçimde, örneğin ‘her ruhsal süreç, beyin sürecinin bir işlevidir' biçiminde ifade edilmiş olsaydı, ne Mach, ne de Avenarius buna karşı çıkmazlardı." (Marksist Felsefe "Üzerine" Denemeler, s. 29.)6. MACH VE AVENARİUS'UN TEKBENCİLİĞİ
Daha önce gördük ki, özne! idealizm, ampiryokritikçi felsefenin çıkış noktası ve temel öncülüdür. Dünya bizim duyu-mumuzdur, "öğe" gibi, "bağımsız dizi" "düzenleme" ya da "introjection" teorileri gibi küçük küçük sözcüklerin yardımıyla, hiç bir şey değiştirilememeksizin törpülenmeye çalışılan temel öncül budur işte. Bu felsefenin saçmalığı, tekbenciliğe, felsefe yapan bireyin varlığından başka bir şeyi tanımamaya varmasındadır. Ama bizim Rus mahçıları, okurları nı, Mach'a yöneltilen "idealizm, hatta tekbencilik suçlamasının "aşırı bir öznelcilik" olduğu konusunda inandırmaya çalışıyorlar. Bogdanov'un Duyumların Tahlili'nin Rusça çevirisinin önsözünde (s. xi) dediği de budur, ondan sonra bütün Mach takımının, çok çeşitli tonlarda yineledikleri de [sayfa 94] budur.İKİNCİ BÖLÜM
AMPİRYOKRİTİSİZMİN VE DİYALEKTİK
MATERYALİZMİN BİLGİ TEORİSİ
II
1 "KENDİNDE-ŞEY" YA DA V. ÇERNOV,
FRİEDRİCH ENGELS'İ ÇÜRÜTÜYOR
2. "AŞIŞ" ("TRANSCENSUS") YA DA V. BAZABOV
ENGELS'İ "DÜZELTİYOR"
3. "KENDİNDE-ŞEY" KONUSUNDA L. FEUERBACH
VE J. DİETZGEN
4. NESNEL GERÇEK VAR MIDIR?
Bogdanov şu açıklamayı yapıyor: "Anladığım kadarıyla marksizm, hangisi olursa olsun herhangi gerçeğin mutlak nesnelliğinin yadsınmasını ve bütün sonsuz gerçeklerin yadsınmasını içerir." (Ampiryomonizm, kitap III, s. iv-v.) Mutlak gerçeklikle ne demek isteniyor? "Nesnel gerçeği ancak belirli bir çağın sınırlan içerisinde" kabul etmeye razı olan Bogdanov, "sonsuz gerçek" "sözcüğün mutlak anlamında nesne) bir gerçek"tir diyor. [sayfa 127] Burada açıkça birbirine karışmış iki soru var: 1" Nesnel bir gerçek var mıdır, başka terimlerle, insanın tasarımlarının özneden, yani insandan, insanlıktan bağımsız bir içerikleri olabilir mi? 2° Eğer olabilirse, nesnel gerçeği ifade eden insan tasarımları, onu, hepsini birden bir tüm olarak, kayıtsız şartsız ve mutlak olarak mı, yoksa sadece yaklaşık olarak ve göreli olarak mı ifade ederler? Bu ikinci soru, mutlak gerçek ile göreli gerçek arasındaki bağıntı sorunudur.5. MUTLAK VE GÖRELİ GERÇEK YA DA
A. BOGDANOVUN BULDUĞU ENGELS SEÇMECİLİĞİ
6. BİLGİ TEORİSİNDE PRATİĞİN ÖLÇÜTÜ
1845'te Marks'ın, 1888'de ve 1892'de Engels'in, materyalist bilgi teorisini, pratik ölçütü üzerine oturttuklarını gördük.[44] Marks, Feuerbach üzerine tezlerinin ikincisinde, "pratikten yalıtılmış düşüncenin gerçekliği ya da gerçeksizliği üzerine tartışmak tamamen iskolastik bir sorundur" der. Kantçı ve hümcü bilinemezciliği olduğu kadar öteki felsefi uydurmaların da (Schrullen) en iyi çürütülmesidir diye [sayfa 145] yineler Engels. Engels, bilinemezcileri, "Eylemlerimizin başarısı, algılarımızın, algılanan şeylerin nesnel niteliği ile uygunluğunu (Übereinstimmung) gösterir" diye yanıtlar.[45]ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
AMPİRYOKRİTİSİZMİN VE
DİYALEKTİK MATERYALİZMİN BİLGİ TEORİSİ.
III
1. MADDE NEDİR?
DENEY NEDİR?
2. PLEHANOV'UN "DENEY" KAVRAMINA
İLİŞKİN YANILGISI
3. DOĞADA NEDENSELLİK
VE ZORUNLULUK
"Neden doğa sayısız öteki olanaklı doğrultular içinde başka bir doğrultuyu seçmiyor?" (s. 37.) Çünkü o zaman "çoğulluk" olurdu, oysa Joseph Petzoldt'un ampiryokritikçi büyük buluşu özdeşlik istiyor.
Ve ampiryokritikçiler böylesine akılalmaz saçmalıklarla düzinelerce sayfa dolduruyorlar!
"... Birçok kez belirttik ki, bizim önermemiz bir ayrı ayrı deneyler toplamına dayanmıyor, tersine, biz onun doğaca da kabul edilmesini (seine Geltung) İsteriz. Gerçekten de, önermemiz, bir yasa olmadan önce, bizim için, gerçekliğe uyguladığımız bir ilke, yani bir postulattır. Onun değeri, deyim yerindeyse, önseldir, her türlü deneyden bağımsızdır. ilk bakışta, önsel gerçekler öğütlemek ve böylece en kısır metafiziğe geri dönmek, salt deney felsefesine yakışmaz. Ama bizim önselimiz, psikolojik ya da metafizik bir önsel değil, yalnızca mantıksal bir önseldir." (s. 40.) Açıkçası, bu fikirde gerici olarak ne varsa onları kaybetmesi için ve "modern olguculuk" düzeyine yükselmesi için mantığın önselini nitelendirmekten başka yapacak bir şey yoktur!
Gene J. Petzoldt bize öğretiyor ki, ruhsal görüngülerin özdeşliği olamaz: imgelemin rolü, büyük buluşların önemi vb. burada istisnadırlar, oysa doğanın yasası ya da ruhun yasası "hiç bir istisnayı" kaldırmaz, (s. 65.) Metafizikçilerin en katıksızı ile karşı karşıya bulunuyoruz. Öyle bir metafizikçi ki, raslansal olanla zorunlu olan arasındaki ayırımın göreliliği üzerine hiç bir fikri yoktur.
Acaba, diye sürdürüyor Petzoldt, tarih olaylarının ya da şiirsel yapıtlardaki karakterin evriminin açıklanmasından mı medet umuluyor? "Ona daha yakından baktığımızda, orada, özdeşliğin bulunmadığını farkederiz. Tek bir tarihsel olay, tek bir dram yoktur ki, orada, benzer ruhsal koşullar altında yer alanların farklı davrandıklarını düşünebilelim." (s. 73.) "Ruhsal içinde eksik olan yalnızca özdeşlik değildir, ama onun gerçeklikte de bulunmamasını istemeye [İtalikler [sayfa 175] Petzoldt'undur] hakkımız vardır. Öğretimiz, böylece poslulat katına ... yani çok daha önceki deneyin zorunlu koşulu, mantıksal bir önsel katına yükselir." (İtalikler Petzoldt'undur, s. 76.)
Petzoldt, bu "mantıksal önsel" ile Giriş'inin iki cildinde ve Olgucu Açısından Dünya Sorunu6 adlı 1906'da yayınlanmış kitapçığında işleme devam ediyor. Burada, gene, farkına varmadan kantçılığa düşmüş ve birazcık değişik bir salçayla kotarılmış en gerici öğretileri önümüze süren dikkat çeken bir ampiryokritikçi örneğini buluyoruz. Ve bu raslantı işi değildir, çünkü Mach ve Avenarius'un nedensellik öğretileri üzerine giydirilen "olguculuk" sözleri ne olursa olsun, temelinde, idealist bir yalandır. Hume'ün nedensellik teorisi ile Kant'ınki arasındaki ayrım, bilinemezciler arasında ikincil derecede bir ayrımdır; bilinemezciler temelde görüş birliğindedirler: doğanın nesnel yasalarının yadsınması, ki bu yadsıma, kaçınılmaz olarak idealist vargılara götürür. J. Petzoldt'dan biraz daha "titiz" ve içkincilerle akrabalığından yüzü kızaran bir ampiryokritikçi, Rudolf Willy, örneğin, Petzoldt'un "özdeşlik" teorisinin tümünü reddeder, çünkü Rudolf Willy'nin sanısına göre bu teori, bize, "mantıksal bir biçimcilik"ten başka bir şey vermez. Ama R. Willy, Petzoldt'u yadsırken kendi özel durumunu düzeltir mi? Ne gezer. Çünkü o, salt Kant bilinemezciliği uğruna Hume'ün bilinemezciliğini reddeder: "Daha uzun zaman öncesinden beri, diye yazıyor, Hume'den beri biliyoruz ki ‘zorunluluk' katıksız, salt mantıksal bir özelliktir (Merkmal), ‘deneyüstü' değildir, ya da daha doğrusu, daha önce de dediğim gibi, salt söze (sprachilich) dayanan bir özelliktir." (R. Willy, Gegen die Schulweisheit, Münch. 1905, s. 91; ayrıca bkz: s. 173, 175.) [sayfa 176] Bilinemezci, "deneyüstü"yü bizim materyalist zorunluluk anlayışımız olarak nitelendirir, çünkü, Willy'nin yadsıyacağı yerde arıtıp iyileştirdiği Hume ve Kant'ın okul bilgeliği açısından bize deneyle verilen nesnel gerçekliğin her çeşit kabulü meşru olmayan bir "aşıştır".
İncelemekte olduğumuz felsefe eğiliminden olan Fransız yazarları arasında, büyük fizikçi, önemsiz filozof, yanılgıları Yuşkeviç için kuşkusuz modern olguculuğun en son sözünü temsil eden –öyle bir "modern" ki, onu belirtmek için yeni bir "izm" kullanmak zorunlu olmuştur, yani ampiryo-sembolizm– Henri Poincaré de durmadan bilinemezcilik yoluna sapar. Poincaré'ye göre (ki, görüşlerini bir tüm olarak yeni fizikle ilgili bölümde inceleyeceğiz), doğanın yasaları, insanın "kolaylık" olsun diye yarattığı simgeler ve kabullerdir. "Tek doğru nesnel gerçeklik dünyanın iç uyumudur." Belirtelim ki, Poincaré için nesnel, genel bir değeri olandır, insanların çoğunluğu ya da tümü tarafından kabul edilendir;7 yani Poincaré düpedüz öznel bir biçimde, bütün mahçılar gibi, nesnel gerçeği (vérité) ortadan kaldırır, ve, bizim dışımızda uyum var mıdır sorusuna açık olarak şu yanıtı verir: "yoktur kuşkusuz." Besbelli ki, yeni terimler çok eski felsefi bilinemezcilik eğiliminde hiç bir şey değiştirmez. Poincaré'nin "orijinal" teorisi –bazı tutarsızlıklara karşın– temel olarak, nesnel gerçekliğin ve doğadaki nesnel yasaların yadsımasına götürür. Onun için, eski yanılgıların yeni formüllerini modern bulgular sayan Rus mahçılarının tersine, Alman kantçılarının, felsefenin temel sorunuyla ilgili bu tür görüşleri, kendi görüşlerinin, yani bilinemezciliğin bir dönüşümü olarak selamlamaları çok doğaldır. "Fransız matematikçisi Henri Poincaré, kantçı Philipp Frank'ın yapıtında okuyoruz, teorik doğa bilimlerinin (süredurum yasası, enerjinin sakınımı yasası vb. gibi), en genel ilkelerinin çoğunun kökeninin [sayfa 177] görgücülük mü, yoksa önselcilik mi olduğunu söylemek çoğu kez güçtür, gerçekten de bunlar ne biri, ne de ötekidir, bunlar, insanın keyfine bağlı salt saymaca (itibari) önermelerdir görüşünü savunur. "Böylece vecde gelen kantçılık, modern doğa felsefesi, beklenmedik bir biçimde, eleştirel idealizmin temel anlayışını, yani deneyin, insanın doğası gereği birlikte getirdiği bir çerçeve içerisine doldurmaktan başka bir şey yapmadığı anlayışını yeniler."8
Biz, bu örneği, "simgecilik teorisini" tamamen yeni bir şey olarak alan bizim Yuşkeviç ve ortaklarının ne derece bön oldukları konusunda okura açık bir fikir verebilmek için alıyoruz, oysa dallarında en yetkisiz filozoflar açık ve kesin olarak şöyle söylerler: yazar eleştirel idealizm anlayışına geçti! Çünkü bu anlayışın özü, zorunlu olarak Kant'ın formüllerinin yinelenmesinde değildir, ama Hume'ün ve Kant'ın ortak temel düşüncelerinin kabulündedir; doğanın nesnel yasalarının yadsınmasından ve şu ya da bu "deney koşullarından" doğanın değil de öznenin, insan bilincinin şu ya da bu ilkelerinin, postulatlarının ya da önermelerinin çıkarsamasındadır. Engels, bir filozofun, materyalizmin ya da idealizmin sayısız okullarından birinde yer almasının önemli olmadığını, asıl önemli olanın onun neyi, yani doğayı, dış dünyayı, hareket halindeki maddeyi mi, yoksa ruhu, aklı, bilinci vb.'yi mi birincil olarak almasıdır dediğinde haklıydı.[51]
Mach öğretisinin bu sorunla ilgili öteki felsefe eğilimlerine karşıt olan bir başka tanımlaması, kantçı uzman E. Lucka tarafından yapılmıştır. Nedensellik sorununda "Mach tamamıyla Hume'e bağlıdır".9 "P. Volkmann, düşüncenin zorunluluğunu doğa süreçlerinin zorunluluğundan çıkartır – Mach'-ınkine karşıt, Kant'ınkine uygun olan bu görüş zorunluluk olgusunu kabul eder– ama Kant'ın tersine zorunluluğun [sayfa 178] kaynağını düşüncede değil de doğal süreçlerde görür." (s. 424.)
Fizikçi olan P. Volkmann bilgibilimsel sorunlar üzerine pek çok yazılar yazıyor ve doğa bilginlerinin çoğunluğu gibi materyalizme doğru, çekingen, tutarsız, sonuna kadar götürülmemiş bir materyalizme doğru eğilim gösteriyor. Doğanın zorunluluğunu kabul etmek ve ondan düşüncenin zorunluluğu sonucuna varmak, materyalizmi öğretmek demektir. Zorunluluğun, nedenselliğin, doğal yasaların kaynağı düşüncededir demek ise, idealizmi öğretmektir. Yukarıya aktardığımız metinde gerçeğe uymayan bir tek şey vardır ki, o da, bütün zorunluluğun, yadsınmasını Mach'a yüklemektir. Daha önce gördük ki, bu, ne Mach için, ne de kararlı bir biçimde materyalizmden uzaklaşıp kaçınılmaz olarak idealizme kayan bütün ampiryokritikçi eğilimler için doğrudur.
Şimdi bizim Rus mahçıları hakkında söyleyecek birkaç sözcüğümüz kalıyor artık. Bunlar marksist olmak istiyorlar. Onların hepsi, materyalizm ile Hume'ün eğiliminin ayırdedilmesini Engels'ten "okumuşlardır"; Mach'ın kendisinden ve onun felsefesini pek az bilen herhangi bir kimseden Mach ve Avenarius'un, Hume'ün izi üzerinde yürüdüklerini anlamamış olamazlar; ama bunların hepsi de materyalistlerin ve Hume'ün nedensellik anlayışı konusunda ağızlarından tek bir hece kaçırmamaya dikkat ederler! Aralarında tam bir karışıklık egemendir. Birkaç örnek verelim. Bay P. Yuşkeviç "yeni" ampiryosembolizmi öğütlüyor. "Mavi, katı vb. duyumları, bu salt deneyin sözde verileri" ve "salt denilen aklın kuruntu gibi ya da satranç oyunu gibi yaratıkları", bütün bunlar, ancak "ampiryosembollerdir". {Denemeler, s. 179.) "Bilgi ampiryosembolcüdür ve geliştikçe çok daha yüksek bir sembolleşme derecesindeki arnpiryoscmbollere doğru yol alır." "Doğa yasaları denilen şeyler ... ampiryosembollerden başka bir şey değildirler." (İbid..) "Doğru gerçeklik denilenler, kendinde varlık, bizim bilgimizin ulanmaya çabaladığı sembollerin [bu Bay Yuşkeviç ne de müthiş bilgili bir adam!] sonsuz sınır [sayfa 179] sistemidir." (s. 188.) "Bilgimizin temelinde yatan" "veri10* akısı" "akla-aykırıdır", "mantıksızdır", (s. 187-194.) Enerji "zaman, uzay, kütle ve doğa bilimlerinin öteki temel kavramları kadar küçük bir şey, bir tözdür: enerji, insanın, akla-aykırı veri akışı içerisine aklı, Logos'u sokma temel gereksinmesini bir süre için doyuran öteki ampiryosemboller gibi bir ampiryosemboldür, bir değişmezliktir", (s. 209.)
Öznel bir idealistle karşı karşıyayız, ona göre dış dünya, doğa ve onun yasaları ancak bilgimizin simgeleridirler; ama o, alacalı ve yaygaracı "modern" bir terminolojiden yapılma soytarı kılığına bürünmüş. Veri akışı, akıldan, düzenden ve yasadan yoksundur: bizim bilgimiz, aklı bunun içine katar. Göksel cisimler, yeryüzü yuvarlağı da dahil, insan bilgisinin simgeleridirler. Eğer doğa bilimleri yeryüzünün insan ve organik maddenin ortaya çıkışından uzun süre önce varolduğunu bize öğretiyorsa, görüyorsunuz ki, biz, bütün bunları değiştirdik! Gezegenlerin hareketine biz düzen veririz, bu, bizim bilgimizin bir ürünüdür. Ama bu felsefenin insan aklım, doğanın yaratıcısı ve kurucusuna dek genişlettiğini düşünen Bay Yuşkeviç, aklın yanına, "Logos" sözcüğünü koyar, yani soyut aklı, aklı değil de Akıl'ı, insan beyninin işlevi olan aklı değil herhangi beyinden önce varolan bir şey, tanrısal bir şey olan Akıl'ı koyar. "Modern olguculuğun" son sözü, daha önce Feuerbach tarafından çürütülmüş olan inancılığın eski formülünden başka bir şey değildir.
A. Bogdanov'u alalım. 1899'da, henüz yarı-materyalist olduğu zaman ve büyük kimyacı ama kafası karışık bir filozof olan WilheIm OstwaId'ın etkisi altında yolunu şaşırmaya henüz başladığı sırada, şöyle yazıyordu: "Görüngülerin evrensel nedensellik ilişkisi insan bilgisinin en son ve en iyi çocuğudur; bu genel bir yasadır, bir filozofun deyişiyle, insan aklının doğaya kabul ettirdiği yasaların en yücesidir." (Doğanın Tarihi Anlayışının Temel Öğeleri, s. 41.) [sayfa 180] Bogdanov'un bu ifadeyi hangi ellerden aldığını Allah11* bilir. Ama gerçek şu ki, bu "marksist"in inançla yinelediği "bir filozofun deyişi", Kant'ın deyişidir. Tatsız bir olay! O kadar tatsız ki, bunu, "düpedüz" Ostwald'ın etkisi ile açıklamak bile olanak dışıdır.
1904'te, Ostwald'ı ve doğa bilimlerinin materyalizmini bir yana bırakmış olarak Bogdanov şöyle yazıyordu: "... Çağdaş olguculuk, nedensellik yasasını, yalnızca, görüngülerin sürekli bir dizisi içerisinde birbirine zincirlemenin bir aracı, yalnızca deneyin bir düzenleme biçimi olarak görüyordu." (Toplumsal Psikoloji, s. 207.) Bu çağdaş olguculuğun, bilinemezcilik olduğunu ve bunun tüm "bilgi"den ve tüm insanlıktan önce ve ondan ayrı varolduğu doğanın nesnel zorunluluğunu yadsıdığını Bogdanov ya bilmiyordu ya da kabul etmiyordu. Bogdanov, Alman profesörlerinin "çağdaş olguculuk" dedikleri şeyi güvenle kabul ediyordu. Bogdanov, artık, 1905'te, daha önceki bütün aşamaları, bu arada ampiryokritikçi aşamayı da aşıp, "ampiryomonist" aşamaya ulaşmış olarak şöyle yazıyordu: "Yasalar hiç bir şekilde deney alanına ait değildirler ... onlar, deney alanına verilmemişlerdir, örgenlenmiş deneyin, uyumlu bir biçimde simetrik bir bütün içerisinde düzenlemenin bir aracı olarak, düşünce tarafından yaratılmıştır." (Ampiryomonizm, c. I, s. 40.) "Yasalar bilginin soyutlamalarıdırlar; fizik yasalarının ne kadar az fiziksel özellikleri varsa psikolojik yasaların da o kadar az ruhsal özellikleri vardır." (İbid..)
İşte böylece, kışın güzü izlediği, İlkyazın da kışı İzlediği yolundaki yasa bize doneyle verilmiş değildir, ama düşünce tarafından, bir örgenlenmenin, uyumlamanın, düzenlemenin bir aracı olarak yaratılmıştır... ne, neyle yoldaş Bogdanov?
"Ampiryomonizm, yalnızca, bilgi, deneyin sayısız çelişkilerini ayıklayarak, onun için evrensel örgenleyici biçimler yaratarak, ilkel karmakarışık öğeler dünyasının yerine, [sayfa 181] türetilmiş, düzenlenmiş bir ilişkiler dünyasını koyarak etkin bir biçimde deneyi uyumladığı için mümkündür." (s. 57.) Bu, doğru değildir. Bilginin evrensel biçimler "yaratabildiği", ilkel karmakarışıkbğın yerine düzeni koyabildiği vb. fikri idealist felsefenin fikridir. Evren, maddenin, yasalarla yönetilen bir hareketidir, ve bizim bilgimiz doğanın en yüksek bir ürününden başka bir şey olmadığından, bu yasaları ancak yansıtabilir.
Kısacası, "modern" gerici profesörlere gözü kapalı inanan mahçılarımız, bu öğreti ile, marksizm, yani materyalizm arasındaki kesin çelişkiyi ve bayır aşağı idealizme doğru kaydıklarını farketmeden, nedensellik sorununda Kant'ın ve Hume'ün bilinemezciliğinin yanılgılarını yineliyorlar.
4. DÜŞÜNCE TASARRUFU İLKESİ
VE "DÜNYANIN BİRLİĞİ" SORUNU
5. UZAY VE ZAMAN
Nesnel gerçekliği, yani bizim bilincimizden bağımsız hareket halindeki maddeyi kabul eden materyalizm, kaçınılma; olarak, aynı sıfatla, uzayın ve zamanın nesnel gerçekliğini de kabul etmek zorundadır ve böylece, önce kantçılıktan ayrılır kantçılıkta, tıpkı idealizmde olduğu gibi, uzay ve zaman nesnel gerçeklikler değil, insan anlayışının biçimleridirler. Er değişik eğilimlere sahip olan yazarlar, ne kadar az tutarlı olursa olsunlar, düşünürler, bu konuda, felsefenin belli başlı: iki akımı arasındaki başlıca ayrılıkların çok iyi farkındadırlar. Materyalistlerden başlayalım.6. ÖZGÜRLÜK VE ZORUNLULUK
Denemeler'inin 140 ve 141. sayfalarında, A. Lunaçarski, Engels'in Anti-Dühring'de bu konu üzerine yaptığı uslamlamaları aktarıyor ve Engels'in bir "hayran olunacak sayfa"da18 bu konuda verdiği "çarpıcı bir açıklık ve doğruluktaki" tanımına kayıtsız ve şartsız katılıyor.DÖRDÜNCÜ BÖL.ÜM
FELSEFİ İDEALİSTLER, AMPİRYOKRİTİZMİN
SİLAH ARKADAŞLARI VE ARDILLARI
1. KANTÇILIĞIN SOLDAN VE SAĞDAN ELEŞTİRİSİ
Mach ve Avenarius, felsefe alanında, Alman üniversite çevrelerinde "Kant'a dönüş"ün[60] moda olduğu bir dönemde, 1870-1880 yıllarında göründüler. Ampiryokritisizmin iki kurucusunun felsefi gelişmeleri ta Kant'a kadar uzanıyordu. [sayfa 211] "En büyük bir vicdan borcu olarak sunu teslim etmeliyim ki, diye yazıyor Mach, tamamıyla onun [Kant'ın] eleştirel idealizmi benim bütün eleştirici düşüncemin çıkış noktası olmuştur. Ama benim için ona bağlı kalmak olanak dışı idi. Çok kısa zamanda yeniden Berkeley'in fikirlerine döndüm [sonra Hume'ün fikirlerine yakın fikirlere vardım]. ... Hâlâ, bugün bile, Berkeley ve Hume'ün Kant'tan çok daha tutarlı düşünürler olduklarını saymaktan kendimi alamıyorum." (Duyumların Tahlili, s. 299.)2. "AMPİRYOSEMBOLCÜ" YUŞKEVİÇ
"AMPİRYOKRİTİKÇİ ÇERNOV'LA NASIL ALAY ETTİ?
3. MACH VE AVENARİUS'UN SİLAH ARKADAŞLARI
Ampiryokritisizmi işlerken başlıca temsilcileri Schuppe, Leclair, Rehmke ve Schubert-Soldern olan içkinci demlen okulun filozoflarına birçok kez değinmekten kendimizi alamadık. Şimdi de, ampiryokritisizm ile içkinciliğin ilişkilerini ve içkincilerin öğütledikleri felsefenin özünü incelemek zorundayız.4. AMPİRYOKRİTİSİZM HANGİ DOĞRULTUDA
GELİŞİYOR?
5. A. BOGDANOV'UN "AMPİRYOMONİZM"İ
"Ben şahsen, diye yazıyor Bogdanov kendi hakkında, bugüne dek yazında bir tek ampiryomonist tanırım, bu da Bogdanov'dur; ama buna karşılık onu çok iyi tanıyorum ve onun görüşlerinin, doğanın zihne karşı üstünlüğünün değişmez kutsal temel formülünün gereklerine tamamıyla uyduklarına güvence verebilirim. O, var olan her şeyde kesintisiz bir gelişme zinciri görür, bu zincirin aşağı halkaları öğelerin karmakarışıklığı içinde yiterken, bizim tanıdığımız üst halkaları, insanların deneyini [italikler Bagdanov'undur], yani ruhsal deneyi ve –daha da yüksek olan– meydana getirdiği bilinçle birlikte kabaca zihin denilen şeye uygun düşen fiziksel deneyi temsil ederler." (Ampiryomonizm, III, s. xii.)6. "SİMGELER TEORİSİ" (YA DA HİYEROGLİFLER
TEORİSİ) VE HELMHOLTZ'UN ELEŞTİRİSİ
7. DÜHRİNG'İN İKİ TÜR ELEŞTİRİSİ
Mahçıların materyalizm üzerinde yaptıkları inanılmaz çarpıtmanın ilginç bir başka özelliğini kaydedelim. Her ne kadar Engels kendisini kesin olarak Büchner'den ayırmış oisa da, Valentir.ov, marksistleri güya Plebanov'la aralarında büyük benzerlikler olan Büchner'le karşılaştırarak haklarından geleceğini düşünüyor. Aynı soruna bir başka yönden yaklaşan Bogdanov, "alışıldığı üzere belli bir horgörü ile sözü edilen doğalcıların materyalizmi"ni savunuyora benziyor. (Ampiryomonizm, Kitap III, s. x.) Valentinov ve Bogdanov, her ikisi de, bu konuda, bağışlanmaz bir bulanıklığa düşüyorlar. Marks ve Engels, her zaman kötü sosyalistlerden "horgörü ile sözederlerdi", ama bundan, onların sosyalizmin [sayfa 263] doğru öğretisini istedikleri sonucu çıkar, sosyalizmden burjuva görüşlerine kaçış değil. Marks ve Engels, her zaman kötü materyalizmi (özellikle anti-diyalektik olanı) mahkum ettiler, ama bunu, daha yüksek, daha gelişmiş, diyalektik materyalizm açısından yaptılar, hümcü ya da berkeleyci görüş açısından değil. Marks, Engels ve Dietzgen, kötü materyalistlerle tartışmayı, onları ikna etmeyi ve yanlışlarını düzeltmeyi isterlerdi; Hume'ün ve Berkeley'in öğretililerine gelince, Mach ve Avenarius'a gelince, onların eğilimlerini hepten daha da aşağılayıcı tek bir değinmeyle yetinerek tartışmaya dahi girmezlerdi. Onun için bizim mahçıların Holbach ve ortaklarına karşı, Büchner ve ortaklarına karşı, o sonu gelmez yüz buruşturmaların, o yapmacıkların, bütün Mach öğretisinin, genellikle materyalizmin asıl temellerinden ayrılmasını örtmek ve Engels'e karşı dürüst ve açık bir tutum takınmak korkusunu gizlemek için, halkın gözünü küllemek çabasından başka hiç bir şey değildir.8. J. DİETZGEN NASIL GERİCİ FİLOZOFLARIN
BEŞİNCİ BÖLÜM
DOĞA BİLİMLERİNDE ÇAĞDAŞ DEVRİM
VE FELSEFİ İDEALİZM
1. MODERN FİZİĞİN BUNALIMI
Ünlü Fransız fizikçisi Henri Poincaré, Bilimin Değeri adlı yapıtında fizikte "ciddi bir bunalımın belirtilerinin" mevcut olduğunu söylüyor ve bütün bir bölümü (bölüm VIII, s. 171) bu bunalıma ayırıyor. Bu bunalım, "radyumun, bu büyük devrimcinin", enerjinin sakınımı ilkesinin temellerini sarsıyor olması olgusundan ibaret değildir. "Bütün öteki il keler de aynı ölçüde tehlikededir." (s. 180.) Lavoisier ilkesi, ya da kütlenin sakınımı ilkesi de, onun gibi, maddenin elektron teorisi ile temelden sarsılmıştır. Bu teoriye göre, atomlar, elektron denilen ve "esir dediğimiz bir ortam içinde yüzen" pozitif ve negatif elektrik yüklü çok küçük parçacıklardan oluşmuştur. Fizikçilerin deneyleri, elektronların hızlarını ve kütlelerini (ya da onların kütlelerinin elektrik yükü ile olan bağıntısını) hesaplamada gerekli olan verileri sağlamaktadır. Bu hızın, ışığın hızıyla (saniyede 300.000 kilometre) karşılaştırılabileceği ortaya çıkmıştır, örneğin ışığın hızının üçte-birine ulaşmaktadır. Bu koşullar altında elektronun süredurumunu yenme zorunluluğuna uygun düşen ikili kütlesini dikkate almak gerekir: birincisi elektronun kendi kütlesi, ikincisi ise esirin kütlesi. Birinci kütle, elektronun gerçek ya da mekanik kütlesi, ikinci kütle, "esirin süredurumunu temsil eden elektrodinamik kütledir". Oysa birinci kütle sıfıra eşittir. Elektronun bütün kütlesi, ya da hiç değilse negatif elektronlarınki, kökeninde, tümüyle ve yalnızca elektrodinamiktir.[89] Kütle kaybolmaktadır. Mekaniğin temelleri havaya uçurulmaktadır. Aynı şekilde Newton İlkesi, etki ile tepkinin eşitliği temelden sarsılmaktadır vb.. [sayfa 280] Poincaré, fiziğin eski ilkelerinin "yıkıntıları" ile, "ilkelerde bir çözülüp yıkılma" ile karşı karşıyayız diyor. Poincaré, ilkelerden bütün bu ayrılıkların son derece küçük büyüklükler için sözkonusu olduğuna işaret ediyor; eski ilkelerin temellerinin sarsılmasına karşı koyan öteki sonsuz derecedeki küçüklükleri henüz tanımıyor olabiliriz. Dahası, radyuma çok seyrek raslanır. Ama herhalde, bir "kuşku dönemi"ne vardık. Yazarın bu "kuşku dönemi"nden hangi bilgibilimsel sonuçlar çıkardığını daha önce görmüştük: "bize uzay ve zaman kavramlarını kabul ettiren doğa değildir, onu doğaya kabul ettiren biziz"; "düşünülmemiş her şey, salt yokluktur". Bu çıkarsamalar idealistçe çıkarsamalardır. En temel ilkelerin çöküşü, bu ilkelerin, doğanın kopyaları, fotoğrafları olmadıklarını, insan bilinciyle ilişki içerisindeki dışsal bir şeyin imgeleri olmadıklarım, ama onun bilincinin ürünleri olduklarını göstermektedir (Poincaré'nin düşünceleri bu yöndedir). Poincaré bu çıkarsamaları, ne tutarlı bir biçimde geliştiriyor, ve ne de esas olarak sorunun felsefi yönüyle ilgileniyor. Felsefe sorunlarıyla ilgilenen Fransız yazarı Abel Rey, Modern Fizikçilerin Fiziksel Teorileri (La théorie de la Physique Chez les Physiciens Contemporains, Paris, F. Alcan, 1907) adlı kitabında bunun üzerinde ayrıntılarıyla duruyor. Bu yazarın kendisinin de bir olgucu, yani bulanık kafalı ve yarı-mahçı olduğu doğrudur, ama böyle oluşunun bazı yararları bile vardır, çünkü bizim mahçılarımızın putlarına "iftira" etmek istediğinden kuşkulanılamaz. Felsefi kavramların ve özellikle materyalizmin doğru bir tanımını yapmak sözkonusu olduğunda Rey'e güvenilemez, çünkü kendisi de bir profesördür ve profesör olması sıfatıyla, materyalistlere karşı tam bir horgörü ile doludur (öte yandan onun ayırıcı özelliği, materyalist bilgibilim konusunda tam bir bilisizlik içinde olmasıdır). Bir Marks, bir Engels, sıradan kişiler, söylemeye hiç gerek yok, böyle "bilim adamları" için mevcut değillerdir. Buna karşılık, Rey, Fransızcada olduğu kadar İngilizce ve Almancada [sayfa 281] da bu konu üzerine yazılmış bulunan zengin yazını da (Ostwald ve özellikle Mach'ı) dikkatle ve özene bezene özetler; onun için sık sık onun yapıtına başvuracağız.2. "MADDE KAYBOLDU"
Kullanıldığı gibi aktarılan bu deyim, modern fizikçilerin en son bulgular konusundaki tanımlamalarında geçiyor. Örneğin Bilimin Evrimi adlı kitabında L. Houllevigue, maddenin yeni teorilerini işleyen bir bölümüne "Madde [sayfa 286] Var mıdır?" diye başlık atıyor. Şöyle diyor: "Atom madde olmaktan çıkıyor ... madde kayboluyor."1 Mahçıların bundan nasıl kolayca köklü felsefi sonuçlar çıkardıklarını göstermek için, Valentinov'u ele alalım. Şöyle yazıyor: "Dünyanın bilimsel açıklamasının sağlam temeli ‘ancak materyalizmdedir', savı bir kuruntudan başka bir şey değildir, üstelik saçma bir kuruntudur." (s. 67.) Ve Valentinov, bu saçma kuruntunun yıkıcısı olarak da elektron teorisinin "artık madde olarak elektriğin bir teorisi değildir; yeni sistem yalnızca elektriği maddenin yerine koymaktadır" diyen ünlü İtalyan fizikçisi Augusto Righi'yi anıyor. (Augusto Righi, Die moderne Theorie der physikalischen Erscheinungen, Leipzig 1905, s. 131; Rusça çevirisi de vardır.) Valentinov bu sözleri aktardıktan sonra (s. 64) şöyle haykırıyor: "Righi kutsal maddeye saldırmakta neden sakınca görmüyor? Bir tekbenci, bir idealist, bir burjuva eleştirmem, bir ampiryomonist ya da daha beter biri olduğundan mı acaba?"
K. Pearson, diyagramını yalınlaştırmak için, esir ile elektrik arasında, ya da pozitif elektronla negatif elektron arasındaki ilişki sorununu tümüyle bir yana itiyor. Ama bu önemli değil. Önemli olan, Pearson'ın idealist görüş açısından, "cisimler"in ilkin duyu algıları gibi dikkate alınması, ve sonra da bu cisimlerin parçacıklardan, parçacıkların moleküllerden vb. oluşmasının fiziksel dünyanın modelindeki değişmeleri etkilediği, ama hiç bir şekilde cisimlerin simgeler mi, ya da duyumlar mı, ya da cisimlerin duyumlar imgeleri mi oldukları sorununu etkilememesidir. Materyalizm ile idealizm, bizim bilgimizin kökenleri, bilgi ile (ve genel olarak "ruhsal" ile) fiziksel dünya arasındaki ilişkiler sorununa getirdikleri çözümlerle birbirinden ayrılırlar; maddenin, atomların ve elektronların yapısı sorunu, ancak bu "fiziksel dünya" ile ilgilidir. Fizikçiler, "madde kayboluyor" dedikleri zaman, kastettikleri şey, doğa bilimlerinin bugüne dek fiziksel dünya üzerindeki araştırmaların tüm sonuçlarını şu üç son kavrama: maddeye, elektriğe ve esire vardırdıklarıdır; oysa bunlardan yalnızca son ikisi bundan böyle tek başlarına varlıklarını sürdürüyorlar, çünkü, madde elektriğe indirgenebilir ve atom da, negatif elektronların[91] belirli (gördüğümüz gibi son derece büyük) bir hızla pozitif bir elektronun[92] çevresinde döndükleri son derece küçük bir güneş sistemi olarak düşünülebilir. Böylece, bir bütün olarak, fiziksel dünyayı (Rey'in aktardığı –op. cit., s. 294-295– fizikçi Pellat'ın ifade ettiği gibi, negatif ve pozitif elektronların "özde birbirinden ayrı iki madde" olduğu ölçüde), düzinelerce element yerine [sayfa 288] iki ila üç elemente indirgemek durumuna varılmış olur. Demek ki, doğa bilimleri, bizi, "maddenin birliği"ne vardırır (İbid.),2 maddenin yok oluşu, elektriğin maddenin yerini alışı vb. gibi bunca insanı şaşırtan sözlerin gerçek anlamı işte budur. "Maddenin kayboluşu" belirli bir sınıra kadar tanıyabildiğimiz maddenin, bu sınırının kaybolması ve bilgimizin daha derinlere nüfuz etmesi demektir; maddenin (içine nüfuz edilememe, süredurum, kütle[!94] gibi) bize daha önce mutlak, değişmez, en ilk gibi görünen özellikleri kayboluyor ve şimdi artık bu özellikler göreli, maddenin ancak belli durumlarına özgü bir şey olarak kabul ediliyor demektir. Çünkü maddenin biricik "özelliği", ki felsefi materyalizm onun tanınmasına bağlıdır, nesnel bir gerçeklik olması, zihnimizin dışında var olması özelliğidir.
Genellikle Mach öğretisinin ve Mach'ın yeni fiziğinin yanılgısı, metafizik materyalizmi diyalektik materyalizmden ayıran felsefi materyalizmin bu temelini görmezlikten gelmesidir. Değişmez elementlerin, "şeylerin değişmez özleri"nin tanınması vb. materyalizm değildir, metafizik, yani anti-diyalektik materyalizmdir. Dietzgen, bu nedenle, "bilimin konusunun sonu gelmez olduğunu", "doğanın bütün kesimleriyle başlangıcının ve sonunun olmaması yüzünden" yalnızca sonsuz olanın değil "en küçük atomun" da ölçülemez, sonuna değin bilinemez, tükenmez olduğunu vurgulamıştır. (Kleinere philosophische Schriften, s. 229-230). Engels'in maden kömürü içerisinde alizarinin bulunması örneğini vererek mekanik materyalizmi eleştirmesinin nedeni işte budur. Sorun, tek doğru görüş açısından, yani diyalektik materyalizm açısından konursa şöyle sormak gerekir: Elektronlar, esir ve benzeri nesnel [sayfa 289] gerçeklikler olarak insan zihninin dışında var mıdır, yok mudur? Bu soruya da bilim adamları duraksamaksızın yanıt vermek zorunda kalacaklardır; ve onlar buna istisnasız olumlu yanıt vermektedirler, tıpkı doğanın, insandan önce ve organik maddeden önce varolduğunu duraksamadan kabul edişleri gibi. Sorun böylece materyalizm lehinde kesilip atılmış oluyor, çünkü daha önce de belirttiğimiz gibi, bilgibilimde madde denilen kavram, şu anlama gelir: kendisini yansıtan insan zihninden bağımsız olarak var olan ve onun tarafından yansıtılan nesnel gerçeklik.
Ama diyalektik materyalizm, maddenin yapısına ve özelliklerine ilişkin bütün bilimsel önermelerin yaklaşık ve göreli nitelikleri üzerinde direnir; diyalektik materyalizm, doğada mutlak sınırların olmadığı, hareket eden maddenin birincisiyle bize bağdaşmaz gibi görünen bir durumdan, bir başka duruma dönüşmesi üzerinde direnir. Ağırlığı olmayan esirin ağırlığı olan maddeye, ve ağırlığı olan maddenin ağırlığı olmayan esire dönüşmesi, "sağduyuya" ne kadar aykırı görünürse görünsün, elektronlarda elektromanyetik kütleden başka bir kütlenin olmayışı ne kadar "garip" görünürse görünsün, hareketin mekanik yasalarının yalnız doğa görüngülerinin tek bir alanında sınırlı kalması ve bu yasaların elektromanyetik görüngülerin daha derin yasalarına bağımlı olmaları olgusu ne kadar alışılmamış görünürse görünsün, bütün bunlar diyalektik materyalizmin bir başka biçimde doğrulanmasından başka bir şey değildir. Yeni fiziğin idealizme doğru sapmasının başlıca nedeni, fizikçilerin diyalektiği bilmemeleridir. Fizikçiler, (olgucu anlamda, yani Hume'den esinlenen anlamında değil, Engels'in kullandığı anlamda) metafizik materyalizme ve onun tek yanlı "mekanikçiliği"ne karşı savaştılar ve bunu yaparken pireyle birlikte yorganı da yaktılar. Maddenin o zamana kadar tanınan özelliklerinin ve öğelerinin değişmezliğini yadsırken, işi, maddenin, yani fiziksel dünyanın nesnel gerçekliğinin yadsınmasına vardırdılar. [sayfa 290] Bazı çok önemli ve temel yasaların mutlak özelliklerini yadsırken, işi doğadaki her nesnel yasanın yadsınmasına ve herhangi bir doğa yasasının yalnızca bir saymaca, "bir beklenti sınırlaması", bir "mantıksal zorunluluk", vb. olduklarını açıklamaya kadar vardırdılar. Bilgilerimizin yaklaşık olma ve göreli olma niteliği üzerinde dururken, işi zihnin yaklaşıklıkla doğru ve göreli olarak gerçek bir biçimde yansıttığı zihinden bağımsız nesneyi yadsımaya vardırdılar. Ve daha buna benzer sonu gelmez bir sürü şey.
Bogdanov'un, 1899 yılında açıklanan, "şeylerin değişmez özü" üzerine düşünceleri, Valentinov ve Yuşkeviç'in "töz" üzerine düşünceleri vb. de, aynı şekilde, diyalektiği bilmemenin meyveleridirler. Engels'e göre, değişmez olan, yalnız (insan zihninin var olduğu dönemde) insan zihninin dışında var olan ve ondan bağımsız olarak gelişen dünyanın, insan zihnindeki yansısıdır. Başka hiç bir "değişmezlik", başka hiç bir "öz", hiç bir "mutlak töz", Marks ve Engels için boş profesörce felsefenin bu kavramları anladığı anlamda yoktur. Şeylerin "özü" ya da "töz" de göreli şeylerdir; ve bunlar, ancak insanın nesneler hakkındaki bilgisinin derinliğinin ölçüsünü ifade ederler; ve dün, bu bilginin derinliği atomun ötesine gidemezken ve bugün de elektron ve esirin ötesine gidemezken, diyalektik materyalizm, insanın gelişen bilimi ile kazandığı doğa bilgisi içerisindeki bütün bu kilometre taşlarının, geçici, göreli, yaklaşık niteliği üzerinde direnmektedir. Elektron, atom kadar bitmez tükenmezdir, doğa sonsuzdur, ama sonsuz olarak vardır; ve işte zihnin ve insan algısının dışında doğanın varlığının bu tek kategorik, bu tek koşulsuz tanınmasıdır ki, diyalektik materyalizmi göreci bilinemezcilikten ve idealizmden ayırdeder.
Modern fiziğin burjuva bilim adamlarınca hâlâ bilinmeyen diyalektik materyalizm ile, kaçınılmaz öznelci (ve dolayısıyla doğrudan inancı) çıkarsamalarıyla "görgücülük" arasındaki tutarsız ve içgüdüsel yalpalamasını göstermek için [sayfa 291] iki örnek aktaralım.
Bay Valentinov'un kendisini ilgilendiren materyalizm konusunda sorguya çekemediği bu aynı Augusto Righi, kitabının girişinde şöyle yazıyor: "Elektronun ya da elektrik atomların niteliği hâlâ bir giz olarak durmaktadır; bununla birlikte, yeni teori, belki de, zaman içinde, ağırlığı olan maddenin yapısı açısından tamamen yeni varsayımlara ulaştığına ve dış dünyanın bütün görüngülerini ortak tek bir kökene indirgemeye çalıştığına göre, felsefi önemi küçümsenmeyecek bir başarı kazanacaktır.
"Zamanımızın olgucu ve faydacı eğilimleri için böyle bir üstünlük hiç de önemli olmayabilir, ve her şeyden önce bir teori yalnızca olguları kolayca düzene koymakta, onları karşılaştırmakta bir araç görevi ve daha ilerideki görüngülerin araştırılmasında bir kılavuz olmak görevi yapabilir. Ama geçmişte insan aklının yetilerine çok fazla bir güven gösterildi ise de, ve her şeyin en son nedenlerinin çok kolaylıkla kavrandığı sanıldı ise de, bugün bunun karşıtı bir yanılgıya doğru bir eğilim vardır." (Op. cit., s. 3.)
Neden Righi burada kendisini olgucu ve faydacı eğilimlerden ayırmaktadır? Çünkü açıkça belirli bir felsefi görüşü olmadığı halde, içgüdüsü ile, dış dünyanın gerçekliğine, ve yeni teorinin tek başına bir "kolaylık" (Poincaré), bir "ampiryosembol" (Yuşkeviç), bir "deneyin uyumlaştırılması" (Bogdanov) ya da buna benzer, adı ne olursa olsun öznelci kuruntulardan herhangi başka biri olmadığı, ama nesnel gerçeklik bilgisinde bir ilerleme olduğu fikrine dört elle sarılıyor. Eğer bu fizikçinin diyalektik materyalizm hakkında bilgisi olsaydı, eski metafizik materyalizmin yanılgısının karşıtı yanılgı konusundaki yargısı kendisi için belki de doğru bir felsefenin çıkış noktası olurdu. Ama bu insanların bütün çevresi, onları, Marks ve Engels'ten uzaklaştırıyor ve onları yavan resmi felsefenin kucağına atıyor.
Rey de diyalektikten tümüyle habersizdir. Ama, o da [sayfa 292] modern fizikçiler arasında "mekanikçiliğin" (yani materyalizmin) geleneğini sürdürenler bulunduğunu belirtmek zorundadır. "Mekanikçiliğin" yolu, diyor Rey, yalnızca Kirchhoff, Hertz, Boltzman, Maxwell, Helmholtz, ve Lord Kelvin tarafından izlenmemektedir. "Salt mekanikçiler, ve bazı bakımlardan başka herhangi birinden daha mekanikçi olanlar ve mekanikçiliğin en yüce noktasını temsil edenler, maddenin bir elektrik teorisinin formülasyonunda Lorentz ve Larmor'u izleyen ve kütlenin kalımlılığım yadsımaya varan onun hareketinin bir işlevi olduğunu söyleyenlerdir. Buraların hepsi mekanikçidir, çünkü çıkış noktası olarak gerçek hareketi alıyorlar." (italikler Rey'indir, s. 290-291.)
"... Eğer, örneğin, Lorentz'ın, Larmor'un ve Langevin'in en son varsayımları, belli bir deneysel doğrulama sayesinde, fiziğin sistemleşmesi için yeterince sağlam bir temel sağla-saydı, bugünkü mekanik yasaların ancak elektromanyetik yasaların bir eklentisinden başka bir şey olmadığı kesinlik kazanırdı; mekanik yasalar, elektromanyetik yasaların, iyi belirlenmiş sınırlar içinde, özel bir durumunu oluştururlardı. Kütlenin kalımlılığı, ve bizim süredurum ilkemiz, ortalama terimi bizim duyularımıza ve genel deneyimizi oluşturan görüngülere alındığında yalnızca cisimlerin ortalama hızı için geçerli olurdu. Mekaniğin genel bir elden geçirilmesi ve ondan sonra da fiziğin sistemleşmesinin genel bir elden geçirilmesi sonucu doğardı.
"Bu mekanikçiliğin terkedilmesi mi demekti? Hiç de değil; salt mekanikçi gelenek izlenecekti ve mekanikçilik kendi gelişmesinin normal yollarını izleyecekti." (s. 295.)
"Genel mekanikçi zihniyetin teorileri arasında yer alması gereken elektronik fizik, bugün için kendi sistemleşmesini fiziğe kabul ettirmeye yöneliktir. Her ne kadar artık fiziğin temel ilkelerini mekanik değil de, elektrik teorisinin deneysel verileri sağlıyorsa da, elektronik fizik, mekanikçi bir ruh taşır, çünkü: 1° Elektronik fizik, fiziksel özellikleri ve [sayfa 293] onların yasalarını temsil etmek için temsili (figuré) maddi öğeler kullanır; kendisini algı terimleriyle ifade eder. 2° Elektronik fizik, görüngüleri artık mekanik görüngülerin özel halleri olarak almadığı halde mekanik görüngüleri fiziksel görüngülerin özel hali olarak alır. Mekaniğin yasaları, demek ki, her zaman fiziğin yasaları ile doğrudan bir süreklilik içindedirler; mekaniğin kavramları, fiziksel-kimyasal kavramlarla aynı sınıflandırma içinde kalırlar. Geleneksel mekanikçilikte yalnızca göreli yavaş hareketler bilindiği ve bunlar en dolaysız biçimde gözlemlenebilen hareketler oldukları için, bütün mümkün olabilen hareket biçimleri olarak ... alınan hareketler, bunlardan kopya edilmişlerdir. Yeni deneyler, tersine, bizim her türlü hareket anlayışımızı genişletmemizin gerektiğini gösteriyor. Geleneksel mekanik bütünüyle ayakta kalmakta devam ediyor, ama artık yalnız göreli olarak yavaş hareketlere uygulanıyor. ... Çok büyük hızlarla ilgili olarak hareket yasaları farklıdırlar. Madde, elektriksel parçacıklara, atomun son öğelerine indirgenmiş görünüyor. ... 3° Hareket, uzay içinde yer değiştirme, fizik teorisinin biricik temsili öğesi olarak durmaktadır. 4* Son olarak, fizik biliminin genel anlayışı açısından, bütün öteki değerlendirmelerden önce gelen şey, fizik anlayışının yöntemlerinin, teorilerinin ve bunların deney ile ilişkilerinin, mutlak olarak mekanikçilik anlayışı ile ve Rönesans'tan beri süregelen fizik anlayışı ile özdeş kaldığıdır." (s. 46-47.)
Rey'in bu uzun özetlerini aktardım, çünkü onun sürekli, "materyalist metafiziğe" düşme korkusu, onun ifadelerini başka türlü sergilemeye olanak vermiyor. Rey'in ve andığı fizikçilerin materyalizme karşı nefretleri ne olursa olsun, bu yüzden, mekaniğin ortalama gerçek hareketleri yansıttığı, oysa yeni fiziğin çok büyük hızların gerçek hareketlerini yansıttığı kuşkusuzdur. Teoriyi bir kopya olarak, nesnel gerçekliğin yaklaşık bir kopyası olarak kabul etmek [sayfa 294] materyalizmdir. Rey, modern fizikçiler arasında "kavrama okul [mahçı] ve erkeci okula karşı bir tepki" vardır dediğinde, ve elektron teorisi fizikçilerini bu tepkinin temsilcileri arasına soktuğunda (s. 46), mücadelenin temelde materyalist ve idealist eğilimler arasında olduğu olgusunu bundan daha iyi onaylayan bir şey yapmasını isteyemezdik. Yalnız unutmamak gerekir ki, bütün eğitim görmüş darkafalı burjuvaların ortak yanı olan materyalizme karşı genel peşin yargılar bir yana, en ileri gelen teorisyenler bile diyalektik konusunda karacahildirler.
3. MADDESİZ HAREKET KAVRANABİLİR Mİ?
Felsefi idealizmin yeni fiziği kendi hesabına sömürmesi, bu fizikten çıkartılan idealistçe sonuçlar, tözün, kuvvetin, maddenin ve hareketin yeni görünümlerinin bulunmasından değil, hareketi maddesiz kavramaya kalkışmaktan ileri gelmektedir. Bizim mahçıların inceleyemedikleri de, bu çabanın özüdür. Onlar, Engels'in "maddesiz hareket düşünülemez" olumlamasını hesaba katmakta isteksizdiler. J. Dietzgen, 1869'da, İnsan Zihninin İşleyişinin Esası adlı kitabında Engels'le aynı düşünceyi dile getiriyordu, ama doğrusunu isterseniz, bunu o alışılagelen materyalizm ile idealizmi uzlaştırmak konusundaki bulanık çabaları olmadan yapamıyordu. Dietzgen'in, Büchner'in diyalektik olmayan materyalizmine karşı çıkışıyla bir dereceye kadar açıklanabilecek bu girişimleri bir yana bırakalım, ve Dietzgen'in sözkonusu sorun üzerindeki kendi ifadelerini inceleyelim. Şöyle diyor: "idealistler, özel olmaksızın geneli, madde olmaksızın zihni, töz olmaksızın kuvveti, deney ya da malzeme olmaksızın bilimi, göreli olmaksızın mutlağı istiyorlar." (Das Wesen der menschlichen Kopfarbeit, 1903, s. 108.) Böylece, hareketi maddeden, kuvveti tözden ayırma çabasını, Dietzgen, bunu, düşünceyi beyinden ayırma çabası ile bir tutarak idealizme [sayfa 295] bağlıyor. Dietzgen şöyle sürdürüyor: "Kendi tümevarım bilimini kurgusal alana saptırmaktan özellikle hoşlanan Liebig, idealist bir hava içerisinde söyle diyor: kuvvet görülemez." (s. 109). "Tinselci ya da idealist, ruhsal olana, yani hayaletimsi ve açıklanamaz kuvvet biçimlerine inanır." (s. 110.) "Madde ile kuvvet arasındaki çelişki idealizmle materyalizm arasındaki çelişki kadar eskidir." (s. 111.) "Kuşkusuz, ne maddesiz kuvvet, ne de kuvvetsiz madde vardır. Maddesiz kuvvet ve kuvvetsiz madde saçmalıktır. Eğer idealist doğa bilginleri kuvvetin maddi olmayan varlığına inanıyorlarsa, onlar bu konuda ... doğacı değil, falcıdırlar." (s. 114.)4. MODERN FİZİKTE İKİ AKIM VE
İNGİLİZ TİNSELCİLİĞİ
5. MODERN FİZİKTE İKİ AKIM
VE ALMAN İDEALİZMİ
6. MODERN FİZİKTE İKİ AKIM
VE FRANSIZ İNANCILIĞI
7. BİR RUS "İDEALİST FİZİKÇİSİ"
İçinde çalışmak zorunda kaldığım kötü koşullar yüzünden tartışılmakta olan konuyla ilgili Rus yazınını tanıma olanağından hemen hemen tümüyle yoksundum. Bu bakımdan, [sayfa 333] bizim adı çıkmış gerici filozofumuz B. Lopatin'in kaleminden çıkma ve konum açısından çok önemli bir makaleyi özetlemekle yetineceğim. "Bir idealist fizikçi" adını taşıyan bu makale, Felsefe ve Psikoloji Sorunları[97] dergisinde (Eylül-Ekim 1907) yayınlandı. Gerçek bir Rus idealist filozofu Bay Lopatin'in, çağdaş Avrupalı idealistlere karşı sempatisi, örneğin Rus Halkının Birliği'nin[98] Batı'nın gerici partilerine olan sempatisi gibidir. Kültür ve toplumsal çevre yönünden birbirinden tümüyle farklı çevrelerde çok benzer felsefe eğilimlerinin kendini göstermesi daha az ibret verici bir şey değildir. Bay Lopatin'in makalesi, 1906'da ölen Rus fizikçisi N. I. Şişkin'in, Fransızların deyimiyle bir éloge'udur (övgüsüdür). B. Lopatin, Hertz'e ve yeni fiziğe karşı büyük bir ilgi duyan bu bilgili adamın yalnız Kadet partisinin sağ kanadına bağlı olmayıp (s. 339), aynı zamanda koyu bir dindar olmasından ve felsefede V. Soloviev'in fikirlerini kabul etmesinden vb., vb. büyük bir kıvanç duyuyor. Her ne kadar "çabalarının" esas çizgisi felsefe ile polisin komşuluk ettiği yörelerde kalıyorsa da, Bay Lopatin, okura, idealist fizikçinin bilgibilimsel görüşlerini nitelendiren bazı ipuçları da verebilmiştir. Şöyle yazıyor B. Lopatin: "O, bütünleşmiş ve yetkinleşmiş bir dünya anlayışının yapı malzemesi olarak bunların elverişliliği açısından araştırma yöntemlerinin, varsayımların. bilimsel olguların, en geniş biçimde eleştirilmesi yolunda gösterdiği yorulmak bilmez çaba ile gerçek bir olgucu olmuştur. N. I. Şişkin, bu bakımdan, çağdaşlarının pek çoğunun taban tabana karşıtı idi. Bu dergide yazmış olduğum daha önceki makalelerimde, bu sözümona bilimsel dünya görüşünü oluşturan birbirine benzemez çoğu kez yetersiz malzemeleri açıklamaya çalıştım. Bunlar azçok cesur genellemeler, belli bir anda, şu ya da bu bilimsel alanda kullanışlı olan varsayımlar ve hatta yardımcı bilimsel kurgulardan oluşmuş olguları içerir. Ve bunların tümü söz götürmez nesnel doğrular payesine yükselmişlerdir, ve bütün öteki fikirler, bütün öteki felsefi [sayfa 334] ve dinsel nitelikteki inançlar, bu yadsınamaz nesnel doğrular açısından yargılanmalıdır ve bu doğrularda belirtilmemiş olan her şey reddedilmelidir. O bizim çok yetenekli doğa bilgini ve düşünür profesör V. I. Vernadski, örnek bir açıklıkla, belli tarihsel bir çağın bilimsel görüşlerini, hareketsiz. herkes için zorunlu, dogmacı bir sistemle değiştirme iddialarının ne kadar boş ve yersiz olduklarını göstermiştir. Üstelik böyle bir değiştirmenin suçlusu yalnızca geniş okur kitlesi değildir [B. Lopatin, burada not halinde şunları ekliyor: "geniş kamuoyu için, bütün sorulara yanıt getiren bilimsel bir ilmihalin varlığına olan inancı beslemek amacıyla çeşitli basit kitaplar yazılmıştır. Bu cinsten tipik yapıtlar şunlardır: Büchner'in Kuvvet ve Madde'si ve Haeckel'in Evrenin Bilmecesi"], bilimin belirli dallarındaki tek tek bilim adamları da değildir; işin daha da garibi bu günahın bütün çabaları, zaman zaman, daha önce özel bilimlerin temsilcilerinin söylemiş olduklarından fazla hiç bir şey söylemediklerini, ancak bunu kendi dillerince söylediklerini tanıtlamaya yönelik resmi profesörler tarafından sık sık işlenmiş olmasıdır.8. "FİZİKSEL" İDEALİZMİN ÖZÜ VE ÖNEMİ
Yeni fizikten çıkartılacak bilgibilimsel sonuçlar sorununun İngiliz, Alman, Fransız yazınında ele alındığını ve en değişik görüş açılarından tartışıldığını gördük. Burada, uluslararası belli bir felsefe sistemine bağımlı olmayan, ama felsefe alanının dışında yer alan, genel nedenlerle belirlenen bir ideolojik akımla karşı karşıya bulunduğumuzdan kuşku yoktur. Gözden geçirmiş bulunduğumuz veriler, Mach öğretisinin yeni fiziğe "bağlı" olduğunu kuşkuya yer bırakmayacak biçimde göstermektedir; bu veriler aynı zamanda, bizim mahçılarımız tarafından yayılan bu bağlılık fikrinin temelden yanlış olduğunu da göstermektedir. Bizim mahçılar, fizikte olduğu gibi felsefede de körü körüne modayı izlerler ve kendi marksist görüş açılarından bazı akımların genel görünümünü ve bunların önemini değerlendirmek yeteneğinde olmadıklarını ortaya koyarlar.ALTINCI BÖLÜM
AMPİRYOKRİTİSİZM VE TARİHİ MATERYALİZM
1. ALMAN AMPİRYOKRİTİKÇİLERİNİN
TOPLUMSAL BİLİMLER ALANINDAKİ GEZİNTİLERİ
2. BOGDANOV, MARKS'I NASIL DÜZELTİYOR
VE "GELİŞTİRİYOR"
3. SUVOROV'UN "TOPLUMSAL FELSEFENİN
TEMELLERİ"
4. FELSEFEDE TARAFLAR VE BEYİNSİZ
FİLOZOFLAR
5. ERNST HAECKEL VE ERNST MACH
Şimdi de bir felsefe eğilimi olarak Mach öğretisinin doğa [sayfa 387] bilimleri İle ilişkilerini inceleyelim. Mach'ın öğretisi, baştan sona dek doğa bilimlerinin "metafiziği" ile savaşır – bu metafizik, doğa bilimlerinin materyalizmi için kullanılan isimdir, başka bir deyişle, bilincimiz tarafından yansıtılan dış evrenin nesnel gerçekliğine değgin içgüdüsel, bilinçsiz, bulanık, felsefi olarak sezgiye dayanan, doğa bilginlerinin büyük bir çoğunluğuna özgü kanıya verdikleri addır. Bizim mahçılar, bu olgu konusunda ikiyüzlülükle sessiz kalırlar, doğa bilginlerinin içgüdüsel materyalizmi ile uzun zamandan beri bilinen ve yüzlerce kez Marks ve Engels tarafından doğrulanan felsefi materyalizm arasında çözülmez bağları zayıflatırlar ve bulandırırlar.|
BİRCİ BİLGİ TEORİSİ |
İKİCİ BİLGİ TEORİSİ |
|
3. Bilgi anatomik örgeni beyin olan fizyolojik bir süreçtir. |
3. Bilgi fizyolojik bir süreç değil, salt ruhsal bir süreçtir. [sayfa 393] |
|
4. İnsan beyninin bilgi üreten tek bölümü korteksin hacim olarak sınırlı bir bölgesi, phronéma'dır. |
4. İnsan beyninin bilgi örgeni olarak işlev yapar gözüken bölümü, gerçekte, ruhsal olayın kendisini ortaya çıkarmasını sağlayan bir alettir ancak. |
|
.................................... |
.................................... |
|
5. Phronéma çok yetkinleşmiş bir dinamodur, onu oluşturan her bölüm, phronéte'ler, milyonlarca hücreden (phronételes) oluşur. Vücudun öteki örgenlerinde olduğu gibi, bu zihinsel örgende de onun işlevi olan "zihin" onu oluşturan hücrelerin işlevlerinin toplam tutarıdır. |
5. Usun örgeni olarak phronéma özerk değildir, ama onu meydana getiren bölümler (phronétal hücreler) ve onları oluşturan hücreler yoluyla maddi olmayan zihin ile dış dünya arasında yalnızca bir aracı olarak iş görür. İnsan usu, yukarı hayvanların zekalarından ve aşağı hayvanların içgüdülerinden tamamen farklıdır. |
Haeckel'in yapıtından yapılan bu tipik aktarma, yazarın, felsefe sorunlarının tahliline girmediğini ve materyalist ve idealist bilgi teorilerini birbirleriyle karşılaştırmayı bilmediğini gösterir. Haeckel, bütün idealist –daha geniş anlamda alırsak, özellikle felsefi bütün– hileleri doğabilimsel materyalizmden başka bir bilgi teorisi olabileceği düşüncesini akit-Una bile getirmeksizin, doğa bilimi açısından alaya alır. Filozoflarla, kendisinin de görüş açısının materyalist olduğunu farketmeksizin, materyalist bir açıdan alay eder!
Bu gücü herşeye yeten materyalizmin filozoflarda uyandırdığı şiddetli öfke anlaşılır bir şeydir. "Gerçek-Rus" Lopatin'in görüşünü yukarıda aktarmıştık. İşte şimdi de "ampiryokritikçilerin" en ilericisi ve idealizmin amansız düşmanı (gülmeyin!) Rudolf Willy'nin görüşü. "Haeckel'in birciliği çok ayrı cinsten bir karışımdır: enerjinin sakınımı yasası gibi, belli doğabilimsel yasaları ... töz ve kendinde-şey [sayfa 394] konusunda bazı iskolastik gelenekleri düzensiz bir karışıklık içersinde bir araya getirir." (Gegen die Schulweisheit, s. 128.)
Bu saygıdeğer "modern olgucu"nun büyük öfkesi nereden geliyor? Haeckel'in görüşüne göre, hocası Avenarius'un –örneğin: beyin düşüncenin örgeni değildir, duyumlar dış dünyanın imgeleri değillerdir, madde ("töz") ya da "kendinde-şey" nesnel gerçek değildir, vb. gibi– bütün büyük düşüncelerinin, bastan sona idealistçe zevzekliklerden başka bir şey olmadığını kavrar kavramaz nasıl kızmamazlık edebilirdi ki!? Haeckel bunu bu kadar laf kalabalığı içerisinde söylemiyor, çünkü felsefeyle ilgilenmiyor ve "ampiryokritisizm"i, ampiryokritisizm olarak, bilmiyor. Ama R. Willy, Haeckel'in yüz bin okuyucusunun, Mach ve Avenarius felsefesinin suratına fırlatılan yüz bin tükürük demek olduğunu görmemezlik edemiyor. Ve Willy, yüzünü daha tükürük kendisine değmeden, Lopatin'vari siliyor. Çünkü Bay Lopatin'in Bay Willy'nin genellikle materyalizme karşı, özellikle de doğa bilimlerinin materyalizmine karşı yönelttikleri itirazların özü, her ikisinde de tamı tamına aynıdır. Biz marksistler için Bay Lopatin ile Sayın Baylar Willy, Petzoldt, Mach ve ortakları arasındaki ayrım, protestan bir tanrıbilimci ile katolik tanrıbilimci arasındaki ayrımdan daha büyük değildir.
Haeckel'e karşı yürütülen "savaş", bizim görüş açımızın, nesnel gerçeğe, yani modern toplumun sınıfsal niteliğine ve sınıfsal ideolojik eğilimlerine uygun düştüğünü tanıtlamıştır.
Bir küçük örnek daha. Mahçı Kleinpeter, Karl Snyder'in World Picture from The Standpoint of Modern Natural Science (Das Weltbildt der modernen Naturwissenschaft, Leipzig, 1905) adlı Amerika'da çok yaygın olan yapıtını İngilizceden Almancaya çevirdi. Bu kitap, halk yayınlarına özgü biçimlerle, fiziğin ve doğa bilimlerinin çeşitli kollarındaki en son buluşları açıklıkla arılatıyor. Ve mahçı Kleinpeter, bu kitaba bir önsöz yazmaya çağrıldı, ve Kleinpeter de bu önsözde [sayfa 395] ve örneğin Snyder'in bilgibiliminin "yetersizliği" gibi bazı mülahazalarda bulundu, (s. vi.) Neden? Çünkü Snyder, dünya görünümünün maddenin nasıl hareket ettiğini ve "maddenin" nasıl "düşündüğünü" gösteren bir görünüm olduğundan bir an olsun kuşku duymuyor, (s. 228.) Bundan sonraki kitabı The World Machine (Londra ve New York 1907)'inde Snyder, kitabını adadığı MÖ 460-360 yıllarında yaşamış Abdera'lı Demokritos'tan sözederken şöyle diyor: "Demokritos'a çok kez materyalizmin babası denilir. Bu felsefe okulu günümüzde biraz modası geçmiş bir okuldur; bununla birlikte, dünya konusundaki düşüncelerimizdeki hemen bütün modern ilerlemenin onun kavramlarına dayandığını belirtmek yerinde olur. Doğrusunu söylemek gerekirse (practically speaking), materyalizmin varsayımları, bilimsel araştırmalarda kaçınılmaz (unescapable) varsayımlardır." (s. 140.)
"... Eğer isterse, insan, dini bütün Piskopos Berkeley ile birlikte, bu dünyada her şeyin bir düş olduğunu düşleyebilir. İdealleştirilmiş bir idealizmin hokkabazlığı ne denli rahatlatıcı olursa olsun, dış dünya sorunu ile ilgili olarak ne düşünürlerse düşünsünler, yine de aramızdan kendilerinin bizzat varolduklarından kuşku duyan birkaç kişi çıkar. Boş bulunduğumuz bir anda bizzat kendimizin bir kişiliğe ve varlığa sahip olduğumuzu varsaydığımızda, tüm görüntüler olayına duyuruların altı kapısını birden açmış olacağımıza kişinin kendisini inandırması için, Ben ve Ben-olmayan'ın aldatıcı ışığı ardından uzun süre koşturmaya gerek yoktur. Bulutsu varsayımı, ışık taşıyan esir, atom teorisi ve bütün öteki benzer öğretiler, kullanışlı ‘işlerliği olan varsayımlar'dan başka bir şey olmayabilirler, ama şunu hatırlamak yerinde olacaktır aziz okur, tersi kanıt olmadıkça, sizin ben dediğiniz bir varlığın bu satırları inceden inceye gözden geçirdiği varsayımı ile, bunlar hemen hemen aynı yerde durmaktadırlar." (s. 31-32.) [sayfa 396]
Doğa bilimleri kategorilerini salt işlerliği olan varsayımlara İndirgeyen gözde kurnazca yapıları, okyanusun her iki yakasındaki bilim adamları tarafından çok saçma bulunarak alaya alındığında, mahçının içine düşeceği acıklı durumu bir düşünün! Rudolf Willy'nin 1905'te, Demokritos ile sanki yaşayan bir düşmanmış gibi savaşmasında ve böylelikle felsefenin yanlı niteliğine çok güzel bir örnek getirmesinde ve bu partizan mücadelede bizzat kendisinin takındığı gerçek tutumu bir kez daha ortaya koymasında şaşacak bir şey var mı? Willy şöyle yazıyor: "Atomların ve boşluğun yalnızca salt tamamlayıcı hizmetler (blosse Handlangerdienste) gören kurgusal kavramlar olduklarının ve varlıklarım, yararlı oldukları sürece, ancak işe yararlılıkları sayesinde sürdürdüklerinin Demokritos elbette farkında değildi. Demokritos bunun için yeterince özgür değildi; ama, birkaçı dışında, bizim modern doğa bilginlerimiz de yeterince özgür değildirler. Yaşlı Demokritos'un yazgısı bizim doğa bilginlerimizin de yazgısıdır." (Op. cit., s. 57.)
Ne umutsuz durum! Ampiryokritikçiler oldukça "yeni bir yoldan" hem uzayın ve hem de atomların "işlerliği olan varsayımlar" olduklarını tanıtlamalardır; bununla birlikte doğa bilginleri bu berkeleycilikle alay ediyorlar ve Haeckel'in izinden yürüyorlar! Biz hiç de idealist değiliz, bu bir iftiradır, biz sadece Demokritos'un bilgibilimsel çizgisini (idealistlerle birlikte) çürütmeye çalışıyoruz; biz bunu iki bin yıldan daha uzun bir süreden beri yapmaya çalışıyoruz, ama boşuna! Ve önderimiz Ernst Mach için geriye, ancak, yaşamının ve felsefesinin ürünü olan son yapıtını, Bilgi ve Yanılgı'yı, Wilhelm Schuppe'ye adamak ve bu yapıtında doğa bilginlerinin çoğunluğunun materyalist olduklarını ve "bizim de" Haeckel'e... "serbest düşünceli" olması nedeniyle yakınlık duyduğumuzu üzüntüyle kaydetmek kalıyor, (s. 14.)
Bilmesinlerci W. Schuppe'nin izinden giden ve Haeckel'in [sayfa 397] serbest düşünceliliğine "yakınlık duyan" gerici küçük-burjuva ideolog, burada kendisini tamamıyla ele veriyor. Bunların hepsi, Avrupa'daki bu insancıl darkafalıların hepsi, özgürlük tutkularıyla ve Wilhelm Schuppe'lere ideolojik (ve siyasi ve ekonomik) teslimiyetleriyle birbirlerinin aynıdırlar.20 Her yana karşı bağımsız olma, felsefede, idealizme ve inancılığa karşı sefilce maskelenmiş kölece bağımlılıktan başka bir şey değildir.
Sonuç olarak, yalnız marksist olmak istemekle kalmayıp, marksist olmasını da bilen Franz Mehrıng'in Haeckel üzerine değerlendirmesini bunlarla karşılaştıralım. 1899 yılı sonunda, Evrenin Muammaları yayınlandığı sırada, Mehring şu gözlemde bulunuyordu: "yeterli ve yetersiz yanlarıyla, Haeckel'in yapıtı, bir yanda- tarihi materyalizmin, öte yanda ise tarihi materyalizmin parti içinde taşıdığı önem açısından, parti içinde açıkça egemen olan oldukça karışık görüşlere açıklık getirmekte fazlasıyla yardımcı olmaktadır."21 Haeckel'in yetersizliği, tarihi materyalizm hakkında en ufak bir fikri olmamak ve, bunun sonucu olarak, siyaset üzerine olduğu kadar "birci din" üzerine de, göze batar birtakım saçmalıklar ileri sürecek duruma düşmektir vb., vb.. "Haeckel bir materyalist ve bircidir; tarihi materyalist değil, doğabilimsel materyalisttir." (İbid..)
"[Doğa bilimlerinin materyalizminin toplumsal sorunlar ile başa çıkmasındaki] bu yeteneksizliğini elle tutulur bir biçimde kavramak isteyen kimse, insanlığın kurtuluşu yolundaki büyük mücadelede gerçekten de yenilmez bir silah olacaksa, doğabilimsel materyalizmin tarihi materyalizmi kapsayacak biçimde genişletilmesi gerektiğine inanmak isteyen kimse, Haeckel'in kitabını okusun. [sayfa 398]
"Ama bu kimse, bu kitabı, yalnızca bu amaçla okumasın! Bu kitabın olağanüstü zayıf yanı, olağanüstü güçlü yanıyla, yani doğa bilimlerinin bu [ondokuzuncu] yüzyılda gösterdiği gelişmenin, bir başka deyişle, doğabilimsel materyalizmin zaferle dolu ilerleyişinin Haeckel tarafından yapılan (ve esas olarak kitabın en büyük ve en önemli kısmını kapsayan) anlaşılabilir ve açık anlatımıyla ayrılmaz bir biçimde birbirine bağlıdır."22 [sayfa 399]
SONUÇ
DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN 1. KESİMİNE EK
N. G. ÇERNİŞEVSKİ KANTÇILIĞIN ELEŞTİRİSİNE
HANGİ AÇIDAN YAKLAŞIYOR? [118]
EKLER
KONFERANSÇIYA ON SORU[119]
DİYALEKTİK SORUNU ÜZERİNE [129]
|
Felsefede "daireler": [kişilerin bir kronolojisi
gerekli mi? Hayır!] Çok eski : Demokritos'tan Platon'a ve Heraklitos'un diyalektigine. Rönesans : Gassendi (Spinoza?)'ye karşı Descartes. Modern: Holbach-Hegel (Berkeley yoluyla Hume, Kant). Hegel—Feuerbach —Marks. |
ADLAR DİZİNİ AÇIKLAYICI NOTLAR
GİRİŞ YERİNE
1 İnancılık (fidéisme) – İnanı bilimin yerine geçiren ya da daha geniş bir anlamda inana belli bir önem yükleyen öğreti. –ç.
1V. Çernov, Felsefe ve Sosyoloji İncelemeleri, Moskova 1907. Avena-rius'un acar bir yanlısı, tıpkı Bazarov ve ortakları kadar diyalektik materyalizme karşı bir yazar.
2 Örneğin bkz: Dr. Richard Hönigswald, Über die Lehre Hume's von der Realität der Aussendinge. Berlin 1904, s. 26.
3 Works of George Berkeley, c. I. hazırlayan A. Frazer. Oxford 1871. Kitabın bir de Rusça çevirisi vardır.
4 * Birinci ve üçüncü sözcükleri İngilizce, öteki ikisi Latince olan bu tümce şu anlama geliyor: Onların varlığı algılanmış olmalarıdır. -ç.
5 * "... biz bir adım ileri gitmedik." şeklindeki ifade. İngilizce metinde "'... biz haklı çıkmış oluruz." şeklindedir, -ç.
6 ** 9. paragrafın bu bölümü ve ayn ı şekilde 5. paragrafın sonu ikinci baskıda eksik. Treatisc Concerning The PrincipJes of Human Knowledge'ın daha sonraki baskıları, bu kısmı birinci baskıdan alıp not halinde koyuyorlar. –ç.
7 Önsözünde Fraser, hem Berkeley hem de Locke'un "yalnızca deneye başvurduklarını" belirtiyor, (s. 117.)
8 F. Engels, "Über historischen .Materialismus", Neue Zeit[9]- XI, Jg., c. I (1892-1893). sayı I, s. 18. İngilzceden Engels tarafından çevrilmiştir. Tarihi Materyalizm'deki (St. Petersburg 1908. s. 167) Rusça çevirisi sağlıklı değildir.
9 David Hume, An Enquery Concerning Human Ulerstanding. Essays and Treatises, Londra 1822. c. II, s, 124-126.
10 Psychologie de Hume. Traité de la nature humaine, etc. Ch. Renouvier ve F. Pillon çevirisi, Paris 1878. Giriş. s. X.
11 Th. Huxley, Hume, London 1879. s. 74.
12 Å’uvres complètes de Diderot, hazırlayan J. Assezat, Paris 1875. c. I. s 304.
* Piyanodan önce kullanılmış klavyeli bir çalgı. -ç.
13 Å’uvres complètes de Diderot, hazırlayan J, Assezat. Paris 1875, c. II, s. 114-118.
BİRİNCİ BÖLÜM
1 E. Mach. Die Geschichte and die Wurzel des Satzes von der Erhaltung der Arbeit. Vortrag, gehalten in der K. Böhm. Gesellschaft der Wissenachaften am 15. Nov. 1671. Prag. 1872. s. 57-58.
2 E. Mach. Die Mechanik in ihrer Entwicklung historisch-kritisch dargestelt, 3. baskı, Leipzig, 1397, s. 472.
3 Fr. Engels, Herrn Eugen Dührings Umıvalzımg der Wissenschaft, 5, baskı, Stuttgart, 1304, s. 6.
4 E. Mach. Erkenntnis und Irrium. 2. baskı, 1906, s. 12. not.
5 F. Van Cauwelaert. "L'empiriocriticismo", Revue néo-scolastique,[12] 1907. Feb.. s. 51.
6 Rudolf Willy, Gegen die Schulwcisheit. Eine Kritik der Philosophie, München 1905, s. 179.
7 A. Bogdanov, Tarihsel Doğa Anlayışının Temel Öğeleri, St. Petersburg 1899, s. 216.
8 Karl Pearson. The Grammer of Science. 2. baskı. London 1900. s. 326.
9 Analyse der Empfindungen, s. 4, Erkenntnis und Irrium'un 2. baskısının önsözü ile karşılaştırınız.
10 Henri Poincaré, la Valeur de la Science, Paris 1905 (bir de Rusça çevirisi vardır) passim.
11 P. Duhem, la Téorie physigue, son objet et sa structure, Paris 1906. bkz. s. 6. 10.
12 Friedrich W. Adler, "Die Entdeckung der Welteelemente (Zu E. Machs 70. Geburtstag)", Der Kampf[13]. 1908. Nr. S (Februar). The International Socialist Review[14], 1908, Nr. 10'da (April) çevrilerek yayınlanmıştır. Adler'in makalelerinden biri Rusçaya çevrilerek Tarihi Materyalizm sempozyumunda yayınlanmıştır.
13 Mach, Analyse der Empfindungcn'de şöyle diyor: "Bu öğeler çoğu kez duyumlar diye adlandırılır. Ama bu terim zaten tek yanlı bir teori demek olduğuna göre, yalnızca öğelerden sözetmeyi yeğliyoruz." (s. 27-28.)
14 "Ben" ile dünya arasındaki, duyum ya da görüngü ile şey arasındaki çelişki böylece kaybolur ve bu. öğelerin bağıntı sorunudur yalnızca. (İbid., s. 21.)
15 Joseph Petzoldt, Einführung in die Philosophie der reinen Erfahrung, c. I, Leipzig 1900. s. 113. "Öğeler, basit ve yalnılaştırılamaz' algıların (Wahrrnehmungen) sözcüğün sıradan anlamında duyumlarıdir."
16 V. Lesseviç, Bilimsel [moda, profesörce, seçmeci] Felsefe Nedir?, St, Pelersburg 1891. s. 229, 247.
17 Petzoldt. c. II, Leipzig 1904, s. 329.
18 R. Avenarius. "Bemerkungen zum Begriff des Gegcnstandes des Psychologie", Vierteljahresschrift für wissenschaftlice Philosophie[15], c. XVIII (1894) ve c. XIX (1895).
19 Temel Öğeler vb., s. 216. Yukarıdaki alıntıyla karşılaştırınız.
20 Oskar Ewald, Richard Avenarius als Begründer, des Empiriokritizismus, Berlin 1905, s. 66.
21 P. Yuşkeviç. Materyalizm ve Eleştirel Gerçekçilik, St. Petersburg 1908. s. 15.
22 W. Wundt, "Über naiven und kritischen Realismus". Philosophische Studien[17], c. XIII, 1897. s. 334.
23 Ludıvig Feuerbach'a önsöz Şubat 1838 tarihini taşır. Engels'in bu sözleri genel olarak profesörce Alman felsefesini kastetmektedir. Marksist olmak isteyen mahçılar, Engels'in bu düşüncesinin önem ve anlamını kavrayamamaksızın zaman zaman şu zavallı gerekçenin ardına sığınırlar: "Engels hem Mach'ı tanımıyordu." (Tarihi Materyalizm'de Fritz Adler. s. 370.) Bu görüş neye dayanıyor? Bu görüş. Engels'in Mach ve Avenarius'tan sözetmiyor olmasına dayanır. Bundan başka dayanak yoktur ve bu dayanak da anlamsızdır, çünkü Engels herhangi bir scçmeciyi adıyla anmaz ve ta 1876'dan beri "bilimsel" felsefe konusunda dört aylık bir dergi çıkarmakta olan Engels'in Avenarius'u tanımama olasılığı pek yoktur.
24 Eduard von Hartmann, Die Weltanschauung der modernen Physik. Leipzig 1902, s. 219.
25 J. Petzoldt, Einfürung in die Philosophie der reinen Erfahnung, c. I, s. 351. 352.
26 Empiriomonism, c. I. 2. baskı. s. 21.
27 İbid., s. 93.
28 Fr. Carstanjen, "Der Empiriokritizismus, zugleich eine Erwiderung auf W. Wundt's Aufsätze". Vierteljahısschrift für wissenschaftliche Philosophie. Jahrg. 22 (1898). s. 73 ve 213.
29 Johann Gottlieb Fichte. Sonnenklarer Bericht an das grössere Ptıblikum über das eigentliche Wesen der neuesten Philosophie. Ein Versuch die Leser zum Verstehen zu zwingen. Berlin 1801. s. 178-80.
30 Loc. cit., § C: "İçkinci Felsefe ve Berkeleyci İdealizm", s. 373 ve 375; krş: s. 386 ve 407. "Bu görüs açısından tekbenciliğin kaçınılmazlığı", s. 381.
31 Norman Smith, "Avenarius' Philosophy of Pure Experience" Mind[20],c. XV, 1906. s. 27-28.
32 Bkz: Vierteljahrsscriftliche für wissenschaftliche Philosophie'dcki W. Scheuppe'nin R. Avenarius'a açık mektubu, c. 17, 1833, s, 387-388.>
33 R. Willy. Gegen die Schweisheit, s. 170.
34 J. G. Fichte, Rezension des "Aenesidemus", 1794. Sämliche Werke, c. I, s. 19.
35 Vierteljahrsscriftliche für wissenschaftliche Philosophie, c. XX. 1896, s. 72.
36 R. Willy, Gegen die Schulweisheit, 1905. s. 173-78.
37 Bu konuyu mahçılarla daha sonra tartışacağız.
38 L, Feuerbach, Sämliche Werke, herausgegeben von Bolin und Jodl, c. VII, Stuttgart 1903, s. 510; ya da Karl Gıün, L. Feuerbach in seinem Briefwechsel und Nachlass. sowie in seiner philosophischen Charakterentwicklımg, I. cilt, Leipzig 1874. s. 423-35.
39 James Ward, Naturalism and Agnosticism, 3. Baskı, Londra 1906, c. II, s. 171-72..
40 The Grammar of Science, 2. baskı. Londra 1900, s. 50.
41 R. Willy. Gegen die Schulweisheit, s. 160. Kuşksuz bilgiçlik taslayan Petzoldt böyle bir itirafta bulunmayacaktır. Darkafalılığın kendini beğenmiş hoşnutluğuyla Avenarius'un "biyolojik" iskolastizmini geveleyip duruyor. (c. I, 2. bölüm.)
42 Nature. 21 Temmuz 1892, s. 269.
43 Ludıvig Boltzmann, Populäre Schriften, Leipzig 1905, s. 132, Ayrıca bkz: s. 168. 177. 187 vb..
İKİNCİ BÖLÜM
1 En çok tiksinilen kimse. - ç.
2 F. Engels. Ludwig Feuerbach vb, 4. Almanca baskı, s. 15; Rusça çevirisi, Cenevre baskısı, 1905. s. 12-13. Bay V. Çernov Spiegelbild sözcüğünü sözlük anlamıyla (ayna yansısı) olarak çeviriyor, Plehanov'u. bir "ayna yansıması" yerine, Rusça anlamıyla yalnızca "yansıma"dan sözederek Engels'in teorisini "çok zayıflatılmış bir biçimde" sunmakla suçluyor. Bu. öküz altında buzağı aramaktır. Almancada Spiegelbild sözcüğü, ayrıca, Abbild (yansıma, imge.-ç.)anlamında da kullanılır.
3 V. İlyin, Tarım Sorunu, Kısım I, St. Petersburg 1908, s. 135.
4 Albevt Lévy. La Philosuphic de Feuerbach et son influence sur la litérature allamanıec. Paris 1901. Fcucrbach'ın Marks üzerindeki etkisi konusunda s. 249-333; "Tezler"in bir incelemesi konusunda s. 250-238.
5 Bu makale, Engels'in Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm'in İngilizce baskısının Giriş'ini oluşturur ve Engels'in kendisi tarafından Neue Zeit'ta. XI, I (1892-1893, Nr. I) s. 15 vd., A!mancaya çevrilmiştir. Yanılmıyorsam bunun tek Rusça çevirisi Tarihsel Materyalizm sempozyumunda, s. 162 vd.. bulunabilır. Bazarov, Marksis Felsefe "Üzerine" Denemeler'de bu parçayı aklarıyor, s. 64. [Sözü geçen makale için bkz: Friedrich Engels, Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm, Sol Yayınları, Ankara 1975. s, 21 ve devamı.]
6 * Önce eylem vardı. –ç.
7 Rusçada çakışmak – Sovpadad. -ç.
8 Açık soru. –ç.
9 İngilizce baskıda: kendinde-şeylerin. - ç
10 Olduğu gibi. -ç.
11 Hegel, Enzyklopädie der philosophischen Wissenschaften im Grundrisse Werke, c. VI (1843), s. 83. Ayrıca bkz: s. 122.
12 Feuerbach, Sömtliche Werke, c. X 1866. s. 194-]95.
13 Dictionnaire des sciences philosophiques, Paris 1875.
14 Dr. Albert Schwegler, Gcschichte rfer Philosophie im Umriss. 15. baskı s 194.
15 Bkz: loc. cit., s. 64 vd.. Mahçı bay Çernov kendisinin bir mahçı olduğunu kabul etmek istemeyen Bogdanov'un durumunu tamamen paylaşmaktadır. Aradaki fark, Bogdanov Engels ile olan anlaşmazlığını gizlemeye, bunu rasgele bir sorun olarak sunmaya vb. çalışırken, Çernov'un. bunu, gerek materyalizme, gerekse diyalektiğe karşı bir mücadele sorunu olarak anlamaslıdır.
16 G. E. Schulze, Aenesidemıus oder über die Fundamente der von dem Herrnı Pıofessor Reinhold in Jena geleiferten Elementarphildsophie, 1792, s. 253.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
1 İngiltere'de yoldaş Belfoıd Bax, uzun süreden beri bu yolda uğraşmayı kendine iş edinmiştir. Yapıtı The Roots of Reality'i eleştiren bir Fransız eleştirmeni. çok kısa bir süre önce oldukça iğneleyici bir biçimde şunlarğ belirtmiştir: "Deney bilinç ile aynı anlamda kullanılan bir başka sözcüktür ancak"; öyleyse ortaya apaçık idealistim diye çıksanız ya! (Reuve de philosophie[47], 1907, Nr. 10, s, 399.)
2 Vierteljahısschrift für wissenschaftliche Philosophie, Jahrg. 22, 1898, s. 45.
3 Belki de Plehanov, Carstanjen'in bir "araştırma nesnesi" değil de, "bilgiden bağımsız bir bilgi nesnesi" dediğini sanıyor. Bu. gerçekten de materyalist olurdu. Ama ne Carstanjen, ne de ampiryokritizmi birazcık bilen herhangi bir kimse böyle bir şey söylememiş ve söyleyemez de.
4 İngilizce metinde "tek belirleyici yasa". –ç.
5 İngilizce metinde "özdeş". –ç.
6 J. Petzoldt, Das Weltproblem von positivistischen Standpunkte aus. Leipzig 1906. s. 130: "'Gorgügü görüş açısından da mantıksal bir önsel olabilir: nedensellik, çevremizin kalımlılığının, deneylenmişin (erfahrungsmässige) mantıksal önselidir,"
7 Henri Poincaré, La Valeur de la Science, Paris 1905,. s 7. 9. Bir Rusça çevirisi de vardır.
8 Annalen der Naturphilosophie,[50] VI, 1907, .s. 443, 447.
9 E. Lucka, "Das Erkenntnisproblem und Machs Analyse der Empfindungen", Kuntstudien, e. VIII, s. 409.
10 İngilizce metirde "deney". -ç.
11 Lenin, burada Türkçe olarak "Allah" sözcüğünü kullanmıştır. -ç.
12 Bir tabanca mermisinin aniliği ile. -ç.
13 Anton von Leclair, Der Realismus der modernen Naturtwissenschaft im Lichte der von Berkeley und Kant angebahnten Erkenntniskritik, Prag 1789.
14 Natural Science[55], c. I, 1892. s. 300.
15 J. M. Bentley, The Philosophical Review[56], c. VI, 5 Eylül 1897, s. 523
16 R. J. Ryle. Natural Science, Ağustos 1892, s. 454.
17 İngilizce metinde "öğretisinden". -ç.
18 Lunaçarski şöyle diyor: "... Dinsel ekonominin görkemli bir sayfası. Ben bunu dindar olmayan okurların gülümsemesi pahasına söylüyorum." Niyetiniz ne denli iyi olursa olsun yoldaş Lunaçarski, bu bir gülümseme değil, dinle cilveleşmenizin uyandırdığı tiksintidir.[57]
19 Mach Mekanik'inde şöyle diyor: "Dinsel düşünceler, insanları bunları başkalarına benimsetmeye kalkışmadıkları ve bir başka alana ait olan şeylere uygulamadıkları sürece, kesenkes özel bir sorundur." (Fransızca çeviri, s. 434.)
20 İngilizce metinde "darkafalılığının". -ç.
21 Archiv für sistematische Philosophie,. 1893, II, c. IV. s. 63, Mach'ın felsefi görüşleri üıerine makale.
22 Erich Becher, "The Philosophical Views of Ernst Mach". The Philosophical Review, c. XIV, 5. 1905. s. 536, 546, 547, 548.
23 E. Lucka, "Das Erkenntnisprohlem und Machs Analyse der Empfindungen", Kantstudien. c. VIII. 1903, s. 400.
24 Systematische Philosophie, Leipzig 1907, s. 131.
25 Grundriss der Geschichte der Philosophie, c. IV. 9. baskı, Berlin 1903. s. 250.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
1 Kaba gerçekçiliğe. -ç.
2 Albrecht Rau. Ludwig Feuerbach's Philosnphie. die Naturforschung und die philosophische Krilik der Gegenwart, Liepzig 1882, s. 87-89.
3 Paul Lafargue, "Le matérialisme de Marks et l'idéalisme de Kant", Le Socialisle, [63] 25 Şubat 1900.
4 Bibliothéque du congré s international de philosophie, c. IV. Henri Delacroix, David Hume et la philosophie critique. Hume'ün izleyicileri arasına yazar Avenarius'u ve Alman içkincilerini Ch. Renouvier ve onun Fransa'dakı ("yeni-eleştirici") okulunu da katıyor.
5 Vierteljahısschrift für wissenschaftliche Philosophie, 1894, 18. Jahrg.. Heft I, s. 29.
6 Dr. Richard von Schubert-Soldern, Über Transzendenz des Objects und Subjects, 1882, s. 37 ve § 5. Ayrıca bkz: aynı yazarın, Grundlagen einer Erkenntnistheorie, 1884, s. 3.
7 Vierteljahısschrift für wissenschaftliche Philosophie, 17. Jahrg. 1893, s, 384.
8 Dr. Richard von Schubert-Soldern, Das Menschliche Glück die soziale Frage, 1896, s. v, vi.
9 Zeitschrift für immanente Philosophie[68], c. I, Berlin 1896. s. 6, 9.
10 "Modern felsefenin gerçekcileri – kantcılıktan gelen içkincilik okulun bazı temsilcileri, Mach-Avenirus okulu, ve birbirlerine yakın birçok öteki hareketler – safça gerçekçiliğin dayanağının yadsınması için kesenkes bir temel bulunmadığını söylemektedirler." (Denemeler, s. 26.)
11 Beiträge zu einer monistischen Erkenntnistheorie, Breslau 1882. s. 10.
12 Wilhelm. Schuppe. "Die immanente Philosophie und Wilhelm Wundt", Zeitschrift für immanente Philosophie. c. II, a. 195.
13 William Kingdon Clifford, Lectures and Essays, 3. baskı. London 1901. c. II. s. 55. 69: "Bu konuda Berkeley ile tam bir fikir birliği içerisindeyim, Bay Spencer ile değil." (s. 58,) "Öyleyse, nesne benim bilincim içerisinde bir değişm demelidir ve başka bir şey değil." (s. 52.)
14 The Monist, c. XVI. Temmuz 1906; P. Cares. "Professor Mach's Philosophy". s. 220. Ã�15, 333. Bu makale aynı dergide yayınlanan Kleinpeter'in bir makalesine yanıttır.
15 Tanrı tarafından yönetilme duruınu. -ç.
16 İbidâ€� o. XIII, s. 21 vd., Carus'un "Theology as a Science" adlı makalesi.
17 Svbstition sözcüğünün karşılığı otarak "yerine koyma", bunun uygun düşüedigi yerlerde de zorunlu olarak "ikame" sözcüğü kullanılmıştır, -ç.
18 AIbrecht Rau, Empfinden und Denken, Giessen 1896. s. 304.
19 Archiv für Philosophie[77], II, Systemetische Philosophie, c. V. 1899, s. 163 ve 164
20 Dr. Wilhelm Schuppe, Erkennttnistheoretishe Logik, Bonn 1878, s. 56.
BEŞİNCİ BÖLÜM
1 L. Houllevigue, L'évolution des sciences, Paris (A. Collin). 1908, s. 63. 87, 88; ayrıca şu makalesine bkz: "Les Idées des physiciens sur La matière", L'année Physkologique,[90] 1908.
2 Bkz. Oliver Lodge, Sur les électrons. Paris, 1906 s. 159: "Maddenin elektrik teorisi", elektriğin "temel töz" olarak kabulü, "filozofların her zaman uğrunda çabaladıkları şeyin, yani maddenin birliğinin yaklaşık bir gerçekleşmesidir"; ayrıca bkz: Augusto Righi, Über die Struktur der Malerie, Leipzig 1908; J. J. Thomson, The Corpuscular Theory of Matter. Londoı. 1907; P. Langevin, "La Physiquc des élections", Revue générale des sciences.[91] 1905, s. 257-76.
3 Wilhelm Ostwald, Vorletungen über Naturphilosophic, 2. baskı. Lcipzig 1902, s. viii.
4 J. G. Hibben, "The Theory of Energeties and Its Philosophical Bearings", The Monist, c. XIII. Nr. 3, Nisan 1903. s. 329-30.
5 Glassow'daki İngiliz Derneği, 1901. Profesör Arthur W. Rücker'in The Scientific American Supplement, 1901, Nr. 1345 ve 1346'daki Başkanlık Konuşması.
6 James Ward, Naturalism and Agnosticisim, 1906, c, I. s. 303.
7 Archiv für systematischc Philosophie, c. V. 1888-89. s. 169-70.
8 Heinrich Hertz, Gesammelte Werke. c. III. Leipzig 1894, özellikle s. 1. 2. 49.
9 Kontstatuen, c. VIII, 1903. s. 309.
10 The Monist, c. XVI. 1906, Nr. 2, s. 161; Mach'ın "birciliği"' üzerine bir makale.
11 Ludwig Boltzmann, Populäre Schiriften,. Leipzig 1905. s. 187.
12 Siegmunt Günther, Geschicte der anorganischen Naturwissenschaften im 19. Jahrhundert, Berlin 1901, s. 942 ve 941.
13 Boltzmann, yazarın, hareketi madde olmaksızın kavramaya kalkışmadığını söylemek istiyor. Burada ikicilikten sözetmek saçmadır. Felsefi bircilik ve ikicilik, tutarlı ya da tutarsız olsun, materyalizme ya da idealizme bağlılık demektir.
14 Erich Becher'in Gerçek Bilimlerin Felsefi Öncülleri (Philosopische Voraassentzungen der exakten Naturwissenschaften, Leipzig 1907) adlı yapıtım kitabım tamamlandıktan sonra gördüm, bu kitap da bu paragrafta söylenenleri doğrulamaktadır. Herşeyden çok Helmholtz ve Boltzmann'ın bilgibilimsel görüşlerine, yani "utangaç" ve yarım yamalak tasarlanmış materyalizme yakın olan yazar, yapıtını fizik ve kimyanın temel öncüllerinin bir savunmasına ve yorumuna adamıştır. Bu savunma, doğal olarak, fizikte moda olan ama gitgide artan bir tepkiyle karşılaşan mahçı eğilime karşı bir savaşa dönüşmektedir. (Bkz: s. 91, vb..) E. Becher. yerinde olarak, bu eğilimi "öznel olguculuk" (s. iii) diye nitelemekte ve karşı çıkışının ağırlık noktasını dış dünya ‘'varsayımları"nın bir tanıtlamasına (Bölüm II-VII), onun "insan algılarından bağımsız olarak varlıtğı"nın (vom Wahrgenommenwerden unabhägige Exstenz) tanıtlamasına indirgemektedir. Bu "varsayımlar"in mahçılar tarafından yadsınması çoğu kez mahçıları tekbenciliğe götürmektedir, (s. 78-82 vd.) Bilimin tek konusu "dış dünya değil de, duyumlar ve duyum karmaşalarıdır şeklindeki Mach'ın görüşünü"' Becher. "duyumcu bircilik" (Empfindungsmonismus) diye adlandırıyor ve bunu "salt bilinççi eğilimler" sınıfına sokuyor. Bu beceriksiz ve saçma terim Latince bilinç demek olan conscientia sözcüğünden türetilmiştir ve felsefi idealizmden başka bir anlama gelmez. (Bkz: s. 156.) Kitabın son iki bölümünde E. Becher, oldukça usta bir biçimde, eski mekanik teoriyi, maddenin yeni elektrik teorisi ve dünya görünümü ile (yazarın koyduğu biçimiyle, "kinetik-esneklik" ile doğanın "kinetik-elektrik" anlayışı ile) karşılaştırıyor. Elektron teorisi üzerine kurulan yeni elektrik teorisi, dünyanın birliği bilgisine doğru ileri bir adımdır: bu teoriye göre, "maddi dünyanın öğeleri elektrik yükleridir." (Ladungen. s. 223,) "Doğanın her salt kinetik anlayışı, bunlara ister elektron ister başka bir şey densin, belli sayıda hareket eden nesneler dışında bir şey tanımaz. Ardaşık zaman aralıkları içerisinde bu nesnelerin hareket hali, daha önceki zaman aralıkları içerisindeki konumları ve hareket halleri tarafından yasayla yönetilen bir biçimde belirlenir." (225.) Becher'in kitabının başlıca kusuru, diyalektik materyalizmi tümüyle görmezlikten gelmesidir. Bu görmezlikten gelme, onu. sık sık, burada üstünde durulması olanaksız olan karışıklığa ve saçmalığa götürmektedir.
15 Bu "uzlaşmacı", A. Rey, felsefi materyalizmin sorunu formüle edişinin üstüne şal çekmekle kalmıyor, aynı zamanda Fransız fizikçilerinin en açık bir biçimde ifade edilen materyalist açıklamalarını da görmezlikten geliyordu. Örneğin 1902'de ölen Alfrecl Cornu'dan sözetmiyordu. Bu fizikçi, "bilimsel materyalizmin" ostvaldcı "yıkımını" [ya da altedilişini. Überwindung}, sorunun gösterişçi gazetecilik anlayışıyla ele alınışını göz önünde tutarak, aşağılayıcı bir ifadeyle karşılıyor. (Bkz: Revue générale des sciences, 1895, s. 1030-31.) 1900'da, Paris'te yapılan uluslararası fizikçiler kongresinde Cornu şöyle diyordu: "... Doğa görüngülerinin bilgisine dalıa derinliğine indikçe, evrenin işleyişinin atak kartezyen anlayışı, yani fiziksel dünyada madde ve hareketten başka bir şey almadığı görüşü, daha da gelişmekte, daha da kesinlik kazanmaktadır. Fiziksel kuvvetlerin birliği sorunu... bu yüzylın sonunu belileyen büyük buluşlardan sonra yeniden ön plana çıkmıştır. Aynı zamanda modern önderlerimiz, Faraday, Maxwell, Hertz, (yalnızca önde gelen ölüleri sayacak olursak), sürekli olarak doğayı daha kusursuz bir biçimde açıklamak ve bu anlaşılması zor sorunun (matiéresubtile), dünya enerjisinin bu deposunun özelliklerini açığa çıkarmakla ilgilenmişlerdir, ... Kartezyen düşüncelere d5nüş açıktır. ..." (Repports preséntés au congrès intemalional de physique, Paris 1900, c. 4, s. 7.) Lucien Poincaré, Modern Fizik adlı kitabında bu kartezyen düşüncenin 18. yüzyıl Ansiklopedistleri tarafından benimsendiğini ve geliştirildiğini haklı olarak belirtmektedir. (La physique moderne, Paris 1906. s. 14.) Ama diyalektik materyalist Marks ve Engels'in, materyalizmin bu temel öncülünü mekanik materyalizmin tek yanlılığından kurtardıklarını ne bu fizikçi, ne de A. Cornu biliyor.
16 Jolıannes Rehmke, Philosophie und Kantianismus, Eisenach 1882. s. 15 vd..
17 P. Duhem, La théorie physique, son objet et sa structure, Paris 1906.
18 J. B Stallo, The Concepts and Theories of Modern Physics, London 1882. Fransızca ve Alınanca çevirileri vardır.
19 Duhem'in Almanca çevirisine çevirmenin, notu. Leipzig 1903, J. Barth.
20 Ünlü kimyacı William Ramsay şöyle diyor; "Sık sık şu soruyla karşılaşırım: ‘Ama elektrik bir titreşim değil midir? Telsiz telgraf nasıl olur da küçük parçacıkların ya da taneciklerin geçişiyle açıklanabilir?' Yanıtı şu: ‘Elektrik bir şeydir; bu küçük parçacıklardır [italikler Ramsay'ın}, ama bir nesneyi lerkettiklerinde ışık dalgası gibi bir dalga olarak esir içerisinden yayılırlar ve bu dalga telsiz telgraf için kullanılır." (William Ramsay, Essays, Biographical and Chemical, London 1908, s. 136.) Radyumun helyuma dönüşmesinden söz eden Ramsay şöyle diyor: "Hiç değilse bu öğe denen şeylerden bir tanesi, bundan böyle, nihai madde olarak görülemez, ama bizzat kendisi daha yalın bir madde biçimine doğru bir değişiklik göstermektedir." (s. 160.) "Negatif elektriğin maddenin özel bir biçimi olduğu şimdi artık hemen hemen kesinlik kazanmiştir; ve pozitif elektrik, negatif elektrikten yoksun bir maddedir – yani.negatif elektrik maddesinin bulunmadığı." (s. 176.) "Öyleyse elektrik nedir? Eskiden biri pozitif ve öteki de negatif olan iki tür elektriğin bulunduğuna inanılırdı. O sıralar bu soruyu yanıtlamak olanaksızdı. Ama son araştırmalar, bir zamanlar negatif elektrik denilen şeyin gerçekten de bir töz olabileceğini göstermiştir. Gerçekten de, elektriğin parçacıklarının göreli ağırlıkları ölçülmüştür; bu ağırlıkların her biri bir hidrojen atomunun kütlesinin yedi yüzde-biri kadardır. ... Elektriğin atomlarına ‘elektron' adı verilmektedir." (196.) Eğer felsefi konular üzerine kitaplar ve makaleler yazan bizim mahçılar düşünme yeteneğine sahip bulunsalardı, "madde kayboluyor", "madde elektriğe indirgeniyor" vb. gibi ifadelerin yalnızca bilimin maddenin yeni biçimlerini, yeni maddi hareket biçimlerini bulma, eski biçimleri yeni biçimlere indirgeme vb. yeteneğinde olduğu yolundaki gerçeğin bilgibilimsel olarak çaresiz bir ifadesi olduğunu kavrarlardı.
ALTINCI BÖLÜM
1 Vierteljahrsschrift für wissenschaftliche Philosophie, 1895, Bd. XIX, F. Blei, "Die Metaphysik in der Nationalökonomie", s. 378-90.
2 E-değer terimi Avenarius tarafından Saf Deneyin Eleştirisi'nde kullanılmıştır. "Herhangi tanımlanabilir değer çevremizin bir bileşen parçası olarak kabul edilirse,buna kısaca R-değer diyoruz... Herhangi tanımlanabilir değer diğerleri tarafından tanımlanmış içerik olarak alınırsa, buna E-değer diyoruz." E harfi, Almanca iki sözcüğün, Erfahrung (deney) ve Erkenntnis (bilgi) sözcüklerinin ilk harfidir.
3 K. Marks,. Felsefenin Sefaleti, Sol Yayınları. Ankara 1975, s. 13-13. -ç.
4 Yok sayılabilecek bir nicelik. -ç.
5 Bu aynı anlayışladır ki, Mach, "bireyin özgürlüğü"nü güvence altına alan Popper ve Menger'in bürokratik sosyalizminden yana çıkıyor, çünkü, diyor, bu, sosyalizme "ters düsen" sosyal-demokrat (iğreti, ‘"monarşik ya da oligarşik bir devletinkinden daha da evrensel ve daha da baskıcı bir kölelik" tehlikesi yaratmaktadır. Bkz: Erkenntnis und İrrtum, 2, baskı. 1906. s. 80-81.
6 Suvorov'un. Enerjinin sakınımı ve dönüşümü[103] yasasının bulunmasını, "energetik ilkelerinin temellerinin atılması" (292) diye adlandırması ilginçtir. Bizim marksist geçinen "gerçekçimiz", hem kaba materyalist Bühner ve ortaklarının ve hem de diyalektik materyalist Engels'in bu yasayı materyalizmin temel ilkelerinin kurulması olarak değerlendirdiklerini hiç duymuş mudur? Bizim "gerçekçi" bu ayrılıgırı anlamı üzerinde hiç düşünmüş müdür? Düşünmemiştir; o yalnızca modayı izlemiş. Ostwald'ı yinelemiştir, hepsi bu. Asıl zorluk şu: Bu tür "gerçekçiler" modaya boyun eğerlerken, örneğin Engels, yeni terimi, enerjiyi özümlemiş ve. onu 1885'te (Anti-Dühring'in 2. baskısının önsözünde), I888'de (Ludwig Feuerbach'ta), ama ‘"kuvvet" ve "hareket" kavramlarıyla eşit bir biçimde ve onlarla birlikle. kullanmaya başlamıştır. Engels kendi materyalizmini yeni terminolojiyi benimseyerek zenginleştirmek yeteneğindeydi. "Gerçekçiler" ve öteki kalın kafalılar bu yeni terime, materyalizmle energetik arasındaki ayrılığa dikkat etmeden sarıldılar!
7 Karl Grün, Ludwig Feuerbach in seinem Briefwechsel und Nachlass, sowie in seiner philosophischen Charakterentwicklung, c. I, Leipzig 1874, s. 361.
8 Marks, 13 Aralık 1870 tarihli bu mektupta olgucu Beesly'den şöyle sözediyor: "Profesör Beesly bir kontçudur ve bundan ötürü de her türlü deliliği düşünmek zorundadır.''[108] Bunu Engels'in 1892'de verdiği Huxley'vari olucuların düşüncesiyle karşılaştırınız.[109]
9 Burada da, yine, bulanık ve kesin olmayan bir ifadeyle karşı karşıyayız: "metafizikçiler" yerine "idealistler" deniliyor. Bir başka yerde Dietzgen'in kendisi de metafizikçilerle diyalektikçileri karşı karşıya koyuyor.
10 Dietzgen'in kendisini düzelttiğine ve şimdi materyalizmirı düşman tarafının ne olduğunu daha doğru bir biçimde açıkladığına dikkat ediniz.
11 Bkz: 1876'da yazılan "Sosyal Demokrat Felsefe" adlı makale Kleinere philosophische Schriften, 1903, s. 135.
12 İşte gerici burjuva felsefesinin yaygın akımlarının uygulamada inancılıktan nasıl yararlandıklarının bir başka örneği. En son Amerikan felsefesinde "en son moda", belki de "pragmacılıktır."[113] (Yunanca "pragma" – eylem: yani eylem felsefesi.) Felsefi dergiler her halde pragmacılıktan öteki şeylerden daha çok sözetmektedirler. Pragmacılık, hem materyalizmin ve hem de idealizmin metafiziği ile alay eder, deneyi, yalnızca deneyi yüceltir, uygulamayı tek ölçüt olarak alır, bilimin "gerçekliğin mutlak kopyası" olmadığı inancı uğrunda genel olarak olgucu harekete dayanır, destek sağlamak için özellikte Ostwald, Mach, Pearson, Poincaré ve Duhem'e yönelir ve ... pratik amaçlar için, yalnız pratik amaçlar için, herhangi bir metafiziğe başvurmaksızın ve deneyin sınırlarım açmaksızın, bütün bunlardan, başarıyla, bir Tanrı'ya varır, (Bkz: William James, Pragmatizm, A New Name for Some Old Ways of Thinking, New York ve London 1907, s. 57 ve özellikle 106.) Materyalizm açısından inancılıkla pragmacılık arasındaki ayrım, ampiryokritisizm ile ampiryomonizm arasındaki ayrım kadar değersiz ve önemsizdir. Örneğin Bogdanov'un gerçek tanımı ile gerçeğin pragmacı tanımını karşılaştırınız, ki bu tanım şöyledir: "Bir pragmacı için gerçek, her türden kesin işlerliğe sahip belirli değerlerin deney alanında bir sınıflandırma adı olur." (İbid., s. 68.)
13 Denemeler, s. 157, 150. Zagraniçnaya Gazeta'da,[114] aynı yazar, "dini önemi açısından bilimsel sosyalizm"den sözediyor (Nr. 3, s. 5) ve Obrazovaniye,[115] (1908, Nr. 1, s. 164) açıkça şöyle diyor: "Uzun bir süreden beri içimde yeni bir din olgunlaşıyor."
14 § 79, 144. vb..
15 İngilizce metinde "gerici küçük-burjuvalar" yerine, "'gerici darkafalılar" ("reactionary philüistines") deyimi kullanılmaktadır, -ç.
16 O. D, Khvolson. Hegel, Haeckel, Kossuth und das zwöfte Gebot, 1906. Bkz: s. 80.
17 Heinrich Schmidt'in Der Kampf und die Welträtsel (Bonn 1900) adlı kitapçığı, felsefe ve tanrıbilim profesörlerinin Haeckel'e karsı giriştikleri kampanyanın oldukça iyi bir görünümünü veriyor. Ama bu kitapçık daha şimdiden çok eskimiştir.
18 Burada acıklı olan yan, bu ilkbaharda (1908) Haeekel'e karşı yapılan suikast girişimiyle ortaya çıkmıştır. Haeckel kendisine "köpek", ‘"Allahsız", "maymun" vb. biçiminde hitap eden pek çok imzasız mektuplar aldıktan sonra, gerçek Alman ruhu taşıyan biri, Haeckel'in Jena'daki çalışma odasının penceresine hiç de büyük olmayan bir taş attı.
19 Ben Fransızca çevirisini kullandım. Les merveilles de la vie, Paris, Schleicher, Tables I et XVI.
20 Plehanov mahçılığı eleştirirken, Mach'ı çürütmekten çok, bolşevikliğe hizipçi bir darbe indirmekle ilgileniyordu. Temel teorik farklılıkların bu küçük ve zavallı istismarı yüzünden – mahçı menşeviklerin yazdığı iki kitap ile[117]– zaten layık olduğu cezaya çarptırılmıştı.
21 Fr. Mehring, ‘Die Welträtsel, Neue Zeit, 1899-1900, XVIII, 1, 418.
22 İbid., s. 419.
DİYALEKTİK
1 Toplamında -ç.
2 ‘Çünkü, kuskusuz, bir kimse, görülebilir evlerden ayrı (genel olarak) bir evin olabileceği düşüncesini kabul edemez." -ç.
3 P. Volkmann, Erkenntnistheoretische Grundzüge der Naturwissenchaften, Leipzig-Berlin, 1910, s. 35. -Ed.
4 Yansıma teorisi. -ç.
ADICKES, Erich (d. 1866). — Gerici Alman filozofu. Tübingen üniversitesinde profesör. Kant'ı başlangıç noktası olarak almıştır. Seçmeci idealist, metafizikçi ve ikici. Haeckel'in birciliğine aşın saldırılarıyla büyük ün kazandı. En aşın bilmesinlerciliğe varan bir felsefeyi savunur. Teoride "Ortodoks tanrı esinine" karşıdır. ama pratikte şunu önerir: "Metafiziğin, tanrı esinine karşı çıkmaya hakkı yoktur, ve bunda bir çıkan da yoktur. Doğa bilimleri ve öteki bitimler, olanaksızlıklarını kanıtlayan gerçekler ileri süremedikleri ölçüde, metafizik, esin. mucizeler, tanrı inayeti ve duaların doğaüstü kabulü vb. dahil, ortodoks tanrıcılığı, evrenin olanaklı bir anlayışı olduğunu kabul etmelidir." Materyalizm karşısında ise bambaşka bir tutum içindedir: "Materyalizme karşı ise en keskin silahlarla savaşılmalıdır ve bu savaş, eninde sonunda zaferle taçlanmadan edemez." (1911). Başlıca yapıtları: Kants Systematik als systembildender Faktor (1887), Kant kontra Haeckel (1906), ve Die Zukunft der Metaphysik (1911) Weltantschav.mg'da.
ADLER, Friedrich (d. 1879). — Avusturya Sosyal-Demokrat Partisinin ünlü kurucusu ve liderinin oğlu. 1907'den 1911'e kadar Zürich üniversitesinde fizik okuttu. 1910 ve 1911 yıllarında Zürich'te çıkan sosyal-demokrat günlük gazete Wolksrecht'in başyazarı. 1916'ya kadar Avusturya Sosyal-Demokrat Partisi sekreteri. 21 Ekim 1916'da Adler, Avusturya başbakanı kont Stürgkh'ü tabancayla öldürdü. Ölüme mahkum edildi ve cezası kısmen affa uğrayarak 18 yıl kürek mahkumiyetine çevrildi. 1918 Devrimi ona özgürlüğünü kazandırdı. 1918'den sonra "Uluslararası Sosyalist Emek Topluluğu"nda yönetici oldu ve Sosyalist İşçi Enternasyonalin sekreterliğini yaptı. Evren anlayışında, E. Mach, R. Avenarius, J. Petzoldt. P. Duhem ve J. B. Stallo'nun savundukları ampiryokritikçi fikirlerin bağnaz yanlısı oldu. Başlıca teorik yapıtları: Ernst Machs Übermindung des mechnischen Materialismus (Viyana 1918), Ortszeit, Systemzeit, Zonenzeil, und das ausgezeichnete Bezugssystem der Elektrodynamik (Viyana 1920), ve Die Neue Zeit ve Der Kampf adlı sosyal-demokrat dergilerde bazıları Fritz Tschler takma adıyla yayınlanan) bir dizi makale.
AKİMOV (V. Mahnovetz'in takma adı). — Kendini açıkça oportünist ve revizyonist ilan eden aşırı sağcı Rus sosyal-demokratı. Geçen yüzyılın sonunda "ekonomistler"e katıldı. Rus sosyal-demokrasisindeki bu akım, proletaryanın devrimci egemenliği fikrini reddediyor, işçi hareketini politikadan uzak tutmak ve sınıf mücadelesini ekonomik alana hapsetmek istiyor, aynı zamanda da siyasal mücadeleyi liberal burjuvazinin tekeline terketmek istiyordu. Geçen yüzyılın sonunda bu akımın Rus dilinde kendi illegal yayın organı (İşçi Davası 1899-1902) ve kendi örgütü: "Yurtdışındaki Rus Sosyal-Demokratları Birliği" vardı. Yapıtları: Rusya'da Sosyal-Demokrasinin Gelişmesinin Temel Özellikleri (Rusça, 1901)
ARİSTOTELES (MÖ 384-322). — Platon ile birlikte antikçağın en büyük filozofu. Atina'da ders verdi. Ölümünden bir yıl önce "dine saygısızlık''tan ötürü hakkında açılan soruşturmadan kaçmak için Atina'yı terketmek zorunda kaldı. Platon'un öğrencisi olduğu halde, onun görüşlerine karşı çıktı. Aristoteles, duyulur dünyanın sistemli gözlemi ile Platon'un felsefesine gerçekçi temeller vermeye çalıştı, ama o da Platon gibi çıkış noktası olarak, kavramı, fikri alır. Maddenin içinde ayrılmazcasına ona bağlı bulunan fikir, etkin, oluşturucu (entéléchie) ilkedir, kavram, amaçtır (filos), eşyanın biçimidir. Biçim ve madde bir bütünlük oluşturur, o da tözdür. O, doğadaki erekliği (finalité) kökenden gelen tanrısal bir ilkeye vardırır. Bu bakımdan onun dünyayı erekbilinısel anlayışı, örneğin bir Demokritos'un mekanik dünya anlayışına ters düşer. Doğru uslamlamanın öğretisi olarak mantığın kurucusudur Aristoteles. Ona göre, ki bu, önemli bir şeydir, gelişim fikri, sisteminin merkez fikridir. Evrenin gelişimi, organik gelişim, devlet biçimlerinin gelişimi vb., her yerde yetkin olmayandan yetkin olana doğru bir evrim olarak düşünülür. Engels, Aristoteles'i bütün Yunan filozofları arasında en evrensel beyin olarak, diyalektik düşünce düşeninin temel biçimlerinin üzerinde araştırmalara girişmiş bir beyin olarak nitelendirir. (Bkz: Engels, Enwicklung des Sozialismus von der Wissenschaft zur Tat.)
AVENARİUS, Richard (1843-1896). — Ünlü Alman filozofu, Zürich üniversitesinde profesör, ampiryokritikçi okulun kurucusu, Vierteljahrsschrift für wissenschaftliche Philosophie dergisinin yayımcısı. Yapıtları aşırı ölçüde ağır açıklamalar ve yeni terimlerle doludur, öyle ki, bunların okunması gerçek bir işkencedir. Lenin'in yapıtından sonra, Avenarius'un akademik çevrelerdeki etkisi bir hayli azalmıştır. Bugün başka eğilimler moda olmuştur. Başlıca yapıtları: Philosophie als Denken der Welt gemäss dem Prinzip des Kleinsten Kraftmasses, (1876), Kritik der reinen Erfahrung, (2 cilt, 1888-90) Der mensvhliche Weltbegriff (1891) ve Bermerkungen zum Begriff des Gegenstandes der Psychologie (Veiertaljahr...).
AKSELROD, Liyubov Isaakovna (d. 1868). — Menşevik eğilimli. Önde gelen Rus sosyal-demokrat kadın yazarlarından. "Ortodoks" takma adı ile yazı yazdı, felsefe doktoru. 1884'te devrimci harekete katıldı ve 1890'larda Rus sosyal-demokrat işçi partisine girdi. 1917'de menşevik Merkez Komitesi üyesi oldu. 1918'den beri de partisiz. Yüzyılımızın başında, Akselrod, "ortodoks marksist" olarak felsefi revizyonizme ve özellikle Berdiayev. Struve ve kafadarları gibi döneklere karşı mücadele etti. Sonraları, tutarlı marksizmin felsefi görüş açısından hareket ederek kendini özellikle yeni-kantçıların ve ampiryokritikçilerin eleştirisine adadı. Emperyalist savaş sırasında, ulusal savunmadan yana olan Plehanov'un eğilimine katıldı. Akselrod, kısa bir süre marksist görüş açısından ayrılarak eskiden her fırsatta eleştirdiği Kant felsefesinden halklar arasındaki ilişkileri düzenleyecek olan ahlakın sonsuzluğa dek geçerli normlarını aldı ve böylelikle sınıf savaşı teorisi alanından ayrılmış oldu. Başlıca yapıtları: Felsefe Denemeleri başlığı altında yayınlanan felsefe üzerine seçme makaleler (1906), İdealizme Karşı (1922), Filozof Marks (1924). Ve ayrıca, Burjuva Sosyolojisinin ve Tarihi Materyalizmin Temellerinin Eleştirisi (1925) ve bir dizi tarih üzerine yazılar. Marksist teori alanında çalışmalarını sürdürmüştür.
BAUMANN, Jules, (1837-1916). — Göttingen'de profesör, seçmeçi filozof. İkici olarak maddi dünyayı tanımaktadır, ama bu dünya, algıları açıklaması için geçerli bir araç görevini yerine getirmektedir. Doğa bilimleri alanında Baumann, atom teorisini açıkça benimsedi. Onun, kitapta, Lenin tarafından aktarılan makalesindeki Mach eleştirisi, doğru materyalist anlayış ile sınırlı idealist görüşlerin garip bir karışımıdır. Yapıtları arasında şunları analım: Handbuch der Moral nebst Abriss der Rechtsphilosophie (1870), Deutsche und aussedeutsche Philosophie der letzten jahrzehnie (1903), Abriss eines Systems des rationalen Pragmatismus, Zugleich eine Widerlegung des Materialismus und Monismus (1913).
BAZAROV, V. (Vladimir Aleksandroviç Rudnev'in takma adı, 1874'te doğmuştur). — Ekonomik ve felsefi yapıtları olan bir Rus yazarı. 1896'dan beri aktif olarak sosyal-demokrat; 1904'te. bolşevik eğilimine katıldı ve 1905'ten 1907'ye kadar legal, illegal çeşitli bolşevik organlar ile işbirliği yaptı. 1907'den sonra gericilik dönemi sırasında başka herhangi bir eğilime katılmaksızın bolşevik saflarından ayrıldı. Felsefi görüşlerini ilk kez bir makaleler derlemesinde yayınladı: Gerçekçi Dünya Anlayışına Katkı (1904), Otoriter Metafizik ve Özerk Kişilik. Daha o zaman Mach, Avenarius ve öteki ampiryokritikçilerin felsefi görüşlerini savunuyor ve bu açıdan Struve'nin Berdiyayev ve "legal marksistler" diye adlandırılan öteki yazarların felsefi anlayışlarını eleştiriyordu. Daha sonraki yazılarında, Engels'in görüşleri ile karşısına çıkmaya çalıştığı G. Plehanov'un görüşlerini eleştirmek bahanesi ile diyalektik materyalizme karşı tutum takındı. Ve diyalektik materyalizmi "metafizik" bir materyalizm saydı. Ekim Devrimine ve iç savaşa karşı düşmanca bir tutum benimsedi. İç savaş sırasında Sosyalizme Doğru Yürürken başlığı altında topladığı yazılarında kendisini "hak yolunu bulmuş yurtsever" olarak ilan etti ve emperyalist politikayı savunmaya kadar işi vardırarak dinsel gizemcilik gerekçeleri ile savaşı haklı göstermeye çalıştı. 1922'den beri özellikle iktisat alanında çalıştı ve para emisyonu, Sovyetler Birliği'nin iktisadi bilançosu ve benzeri başka konular üzerine değerli sayılabilecek incelemeler yayınladı. Yazıları arasında şunlar söylenebilir: Anarşist Komünizm ve Marksizm (1906), Kropotkin, Reclus ve Öteki Anarşistlerin Eleştirisi. İ. Stepanov-Skvortsov ile birlikte Marks'ın Kapital'inin yeni bir Rusça çevirisini yaptı.
BEBEL, Auguste (1840-1913). — Alman sosyal-demokrasisinin ve tüm II. Enternasyonalin en ileri gelen siyasal önderi ve taktikçisi. Proleter kökenli, kalifiye tornacı iken 1865'e doğru, Wilhelm Liebknecht'in de etkisi ile (bu ada bakınız) demokratlığı aşarak devrimci-sosyalist ve Uluslararası Emekçiler Birliği üyesi oldu. Bebel ve Liebknecht, bundan sonra, Eisenach'da, işçi eğitim derneklerinin çoğunluğu ile "Sosyal-Demokrat İşçi Partisi"ni kurdular. Ölümüne kadar partinin tartışma götürmez önderi ve aynı zamanda en güçlü parlamenter hatiplerinden biri oldu. Lenin, ondan sözederken şöyle diyordu (1908): "Bebel, proletaryanın uluslararası hareketinde öylesine üstün bir otoritedir ki, öylesine deneyimli bir sosyalist lider, devrimci mücadelenin gereklerini öylesine incelikleriyle görebilen bir sosyalisttir ki, karşılaşılan durumların yüzde-doksan dokuzunda yanlış bir adım attığında bataklıktan çıkış yolunu kendisi buluyordu ve' arkasından gelmek isteyenleri de bataklıktan kurtarıyordu."
Ama ömrünün son on yılında Bebel'in devrimci enerjisi çok yıpranmış görünüyordu. Partinin ikiye bölüneceği korkusu ile reformizme her türlü ödünü vermeye hazır bir tutum içindeydi ve sonraları partinin 4 Ağustos 1914 ihanetine kadar kaymasına neden olan merkezci politikayı savundu. Bebel'in başlıca yapıtı Kadın ve Sosyalizm, 1879'dan bu yana sayısız yeni baskıları yapılan bu yapıt, marksist formasyonunu tamamlamak için durmadan çalışarak kendi kendini yetiştiren kişiyi karakterize eder. Bebel bir sosyalist ve tam olarak bilimsel bir materyalistti. O, kilisenin ve her türlü doğaüstü inancın amansız düşmanı idi. Christentum und Sozialismus (1874), adlı polemik yapıtında şu tümce yazılıdır: "Hıristiyanlık ve sosyalizm, birbirine karşı su ile ateş gibidir." Öteki bazı yazıları: Ch. Fourier, sein heben und seine Theorie (1888). Aus meinem Leben (3 cilt , 1910-1914).
BECHER, Erich (d. 1882). — Münich'te Münster Üniversitesinde felsefe profesörü. "Eleştirici gerçekcilik"in savunucusu ve öznelciliğe ve özellikle Mach eğilimine karşı. Modern doğa bilimleri konusunda geniş bilgisi olan bir düşünüp. Onun gerçekçiliğinin diyalektik materyalizme tamamıyla yabana kalması dışında, Becher, gerçekçiliğini sadece cansız aleme uygulayıp, organizmalar dünyası için "bireyüstü ruh"u başlıca devindirici güç olarak görme zaafını gösterir ve çelişkilerle dolu utangaç bir dirimselciliği (vitalisme) savunur. Becher, ayrıca inorganik dünya için, "kendinde-maddenin özü"nün bilinmesi olanaksız olduğu görüşüyle, bilgiye bir sınır koyar ve giderek gerçekçilik alanından bile uzaklaşarak idealizm çalılıkları arasında yolunu yitirir. Başlıca yapıtları: Philosophische Voraussetzungen der exakten Naturwissenschaften (1907), Gehirn und Seele (1911). Naturphilosophie (1914), Weltgebaüde. Weltgesetze, Weltenwicklung (1915). ve Geisteswissenschaften und Naturwissenschaften (1921).
BECQUEREL, Henri (1852-1908). — Ünlü Fransız fizikçisi, Bilimler Akademisinin değişmez sekreteri oldu. Başlıca bilimsel yapıtı: Découverte de la Radioactivité (1896). Fosforessant tözler üzerindeki ultra-ruj ışınların etkisini incelerken uranyumun ve uranyum tuzlarının özel ışınlar saçtıklarını saptadı ve bunlara o zamandan beri Becquerel ışınlan dendi. Radyoaktivite üzerine başlıca yapıtı: Recherches sur une propriéte nouvelle de la matière (1903).
BECQUEREL, Jean. — Paris Ulusal Doğa Bilimleri Tarihi Müzesinde uygulamalı fizik profesörü. Manyetik-optik. radyofizik, radyoaktivite ve tayf analizi üzerine değerli çalışmaları vardır. Teknik dergilerde birçok incelemesi .ve ayrıca Güreciliğin ve Yerçekiminin İlkesi (1922) adlı bir yapıtı yayınlanmıştır.
BEESLEY, Edward-Spencer, (1831-1915). — İngiliz tarihçi ve filozofu, küçük-burjuva radikal demokratı. Uluslararası Emekçiler Birliğinin kuruluşu sırasında, 28 Eylül 1864'te Londra'daki Saint Martins-Hall'de yapılan açılış törenine başkanlık etti. Çeşitli siyasal dergilere yazılar yazdı, ve Sosyal-Demokrat Federasyonun da içinden çıktığı Demokratik Federasyonun (1885) kurucusu olarak tanınır. Felsefede Beesley, olgucu idi. Comte'un fikirlerinin ateşli propagandacısıydı, "Positivist Review"u yayınladı (1893). İşçi sorunları, sosyal tarih ve siyaset üzerine birçok deneme kaleme almıştır (örneğin The amalgamated Society of Carpenters and Joiners, Londra 1867).
BELFORT-BAX, Ernst (d. 1854). — İngiliz, sosyalist yazar. Felsefeyi Almanya'da okudu; Hyndman ile birlikte Sosyal-Demokrat Federasyonu kurdu, Justice adlı, sosyal-demokrat derginin başyazarlığını yaptı; sonraları British Socialist Party'nin önderlerinden biri oldu 1916'da bu partiden ayrıldı. Birinci Dünya Savaşı döneminde sıradan İngiliz şoveni gibi davrandı. Felsefe tarihi üzerine birçok popüler yapıtın yazarıdır. Tarihsel materyalizmi "eleştirici biçimde tamamlama yolundaki başarısız girişimi ve bu konuda Karl Kautsky ile Neue Zeit'taki polemiği dolayısıyla, adı Alman işçi sınıfı arasında tanındı (1904-1905). Onun felsefi anlayışları konusunda bir fikir edinmemize olanak verecek bellihaşh yapıtları arasında şunları sayabiliriz: Handbook to the History of Philosophy (1884), Religion of Socialism (1886), The Problem of Reality (1893). Outloks from the new standpoint (1903), Essays in Socialism, new and old (1906), The Roots of Reality (1907), Reminiscenses and reflexions of a mildand late Victorian (1918), ve The Rational and the Alogical (1920).
BELTOV. - Bkz: Plehanov.
BENİLEY, J.M. — Kantçı eğilimler taşıyan filozof. Lenin'in sözünü ettiği yazısında, Pearson'ın yapıtındaki boşluklar "eleştirici" açıdan gösteriliyor, bu yazarın, sorunu, bilgi teorisi açısından koyuşla psikolojik açıdan koyuşu birbirine karıştırdığı ileri sürülüyor.
BERKELEY, George (1684-1752). — İngiliz filozofu, piskopos ve bir süre Amerika'da başarısız kalmış bir misyoner. Onun papaz olarak eylemi (18. yüzyılın başında silah zoru ile ilhak edilmiş ve sömürgeleştirilmiş katolik İrlanda'da protestan papaz sıfatıyla) fatih İngiliz ulusunun politikası hizmetinde bir eylem olduğundan, tamamıyla gerici bir nitelik taşır. Tinsel nitelikteki kurgularına paralel olarak, Berkeley, daha maddi konular üzerinde de kafa yormuştur (örneğin o ünlü işçi evlerinin ve çocukları çalıştırmanın yararı üzerinde): An Essay towards preventing The Ruin of Great Britain (1720) adını taşıyan ve serüven niteliğinde bir spekülasyon olan Southsea Conıpany'nin iflası dolayısıyla yazdtğı kitabın tanıtladığı gibi. Lenin, onun felsefesini derinliğine inerek niteliklerini belirtmiştir: bu, gerçek dünya ile tasarımlanan dünyayı özdeşleştiren ve maddenin ("fiziksel töz"ün) "yokedilmesinden" sonra "tek başına ben"e, tekbenciliğe düşen öznelci bir idealizmdir, Berkeley'in, psikoloji alanında bizim çağımıza kadar büyük bir etkinliği olmuştur: 1° İlk olarak psikolojik problemlerin çözümünde içebakışçı {introspective) yöntemi (kendini gözleme yöntemini) kullanarak; 2° soyut, genel fikirlerin varlığını tutarlı biçimde (nominaliste) reddetmesiyle (örneğin "genel olarak aslan" fikri) Yeni Ruh Algıları Teorisi'ni karşılaştırınız. Querist'te yayınlanan iktisadi kavramları, özellikle para üzerine görüşler, Marks tarafından, Ekonomi Politiğin Eleştirisi'nde mercek altında incelenmiştir. Yapıtları: An Essay towards a new Theory of vision (1707), A Treatise concerning the principles of human knoıvledge (1710). Three dialcgues between Hylas and Phylonous (1713).
BERMANN, Yakov Aleksandroviç (d. 1868); — Sverdlov Komünist Üniversitesinde ve ilk Moskova Devlet Üniversitesinde özel hukuk ve kamu hukuku profesörlüğü yaptı, Bilimsel Felsefe Enstitüsü üyesi. 1890'dan başlayarak sosyıl-demokrat harekette yerini aldi. Ekim Devriminden sonra Bolşeviklere katıldı. 1900-1907 döneminde Bermann, bilgi teorisi ve hukuk teorisi üzerine çalışmalar yayınladı. Ekim Devriminden beri Sovyetler Birliği Komünist Partisi üyesidir. Avusturya'daki Rus esirleri komisyonu başkanı iken, orada bir kaleye hapsedildi, 1922'den sonra Moskova'da akademik mesleğe kendini verdi. Felsefede, marksizmin, pragmatizmin ve Dietzgen teorilerinin unsurlarından oluşan bir seçmeciliği benimsedi. Bermann, diyalektiği, gizemli ve iskolastik bir şey olarak eleştirdi. Lenin'in sözünü ettiklerinden başka başlıca yapıtları: Pragmatizmin Niteliği (1911) ve Düşünce Biliminde Yeni Akımlar (1911).
BERNSTEİN, Edouard (1850-1932). — Sosyal-demokrat Alman yazar. Geçen yüzyılın sonlarında marksizmin temel tezlerinin gözden geçirilmesini istediği zaman, geniş çevrelerce tanınmıştı (bu eğilime verilen revizyonizm adı buradan gelmektedir). Eklektik ve küçük-burjuva açıdan Marks'ın öğretilerinin diyalektik niteliğine saldıran onun revizyonizmi, marksizmin devrimci sentezlerini reddetmesiyle (gittikçe artan yoksulluk teorisi gibi, düzenin sonunda kaçınılmaz yıkılışı, devrim, devlet vb. teorilerinin reddi gibi) burjuvazinin sosyal ekonomisine kendi "tamamlayıcı eklerini ve düzeltmelerini" katmayı önermesiyle, daha başlangıcından işçi aristokrasisinin emperyalist ideolojisinin niteliklerini gösterdi. Böylelikle bernştaynçılık, savaş-öncesi sosyal-demokrasisi ve II. Enternasyonal çerçevesi içinde sosyal-demokrat ve sendikal liderlerin oportünist pratiğinin ideolojik yansıması olmuştur. Gittikçe ilerleme kaydeden teorisi, Kautsky'nin gittikçe ikircil bir nitelik gösteren tutumunun üstesinden geldi. Savaştan sonra, onun düşüncelerini tüm savlarını onun cephaneliğinden sağlayan tüm sosyal-demokrasinin ve onun liderlerinin açıkça benimsedikleri resmi incil durumuna geldi (örneğin, Alman sosyal-demokrasisinin 1925 Heidelberg programını karşılaştırınız). Felsefi kavramlarında Bernstein, özellikle diyalektik materyalizme karşı mücadele etti ve Conrad Schmidt ile birlikte "Kant'a dönüşü" savundu. Die Vorausetzungen des Sozialismus (1899) adlı günah çıkarma niteliğinde anti-marksist yapıtında Bernstein, hegelci diyalektik yönteme şu sözlerle saldırmıştır: "Bu yöntem marksist öğretide, bu öğretiye ihanet eden ne varsa onu oluşturur, bu, her şeyin tutarlı bir biçimde gözleminin yoluna kesen bir pusudur." Vapıtları: Sozialismus und Demokratie in der grossen englischen Revolution (1895), Die Voraussetzungen des Sozialismus und die Aufgaben der Sozialdemokratie (1ÜS9), Zur Theorie und Geschichte des Sozialismus (1901).
BİEDERMANN, Alois Emmanuel (1819-1885). - Zürihli protestan tanrıbilimci din felsefesinde genç-hegelciler okulu yanlısı. Kısmen D. Pr. Strauss'ım etkisinde kalarak Biedermann, tanrıbilim üzerine yazdığı birçok yapıtta, din ve felsefeyi "bağdaştırmaya" ve dinsel inancı hiç değilse pratik alanında kurtarmaya çalıştı. Başlıca yapıtları: Die freie Theologie oder Philosophie und Christentum in Streit und Frieden (1844), Christliche Dogmatik (1885).
BÃ�SMARCK, Otto-Edouard-Leopold, prens (1815-1898). -- Alman Reich başbakanı.
BLEİ Dr. Frantz (d. 1871). — Dram ve deneme yazarı, çevirmen, yayıncı, redaktör. İktisat, bilgi teorisi, estetik konularında yazmıştır. Başlangıçta sosyal-demokrat ve serbest düşünceli olan Blei, sonralan "apolitik" ve daha sonra da "katolik komünist" oldu. Karl Sternheim ile birlikte iki ayda bir çıkan Hyperion dergisini yayınlıyordu.
BOGDANOV (Aleksandr Aleksandroviç Manilovski'nin takma adı, 1873-1928). — Filozof, sosyolog, iktisatçı ve hekim. 1804'ten 1907'ye kadar Rusya Sosyal-Demokrat Partisi bolşevik kanadının liderlerinden biri oldu. 1907-1908'lere doğru Bogdanov, bolşevizmin leninist anlayışından ayrıldı ve bazı diğer bolşeviklerle birlikte, sosyal-demokrat grubun İmparatorluk dumasmdan geri çekilmesini isteyen Ültimatisler ve Otzovistler denen grubu oluşturdu. I909'da Lenin eğilimi, Bogdanov'la resmen ayrıldı. Sonraları onun yandaşlarının çoğu Bolşevik Partisinde yerini aldı, Bcgdanov'a gelince, o, yığınların proleter devrimci hareketinden gittikçe uzaklaştı. Birinci Dünya Savaşında Bogdanov, askeri hekim oldu. Ekim Devrimine ve içsavaşa katılmadı, Bogdanov ölümüne kadar, Moskova'daki "Kan Nakli Enstitüsü"nün müdürü oldu. Hayat Direnişi Uğruna Savaş (1927) adlı yapıtında bu enstitünün çalışmalarını özetlenmiştir.
BOLIN, Wılhelm (d. 1835). — Helsingfors'ta kütüphaneci, Feuerbadı'ın ögretilisi. Fr. Jodl ile birlikte Feuerbach'ın Tüm Yapıtlar'ını yayınlamıştır. Felsefi yapıtları arasında: L. Feuerbach, sein Wirken und sein Zeitgenossen (1891).
BOLTZMANN, Louis (1844-1905). ~ 19. yüzyılın en unlü doğa bilginlerinden. Viyana Üniversitesinde teorik fizik profesörü. Başlıca katkısı, olasılıklar hesabını ve istatistiği termodinamik alanına sokmak olmuştur. Onun, gazların kinetik teorisi ve termodinamik alanındaki çalışmaları, fiziğin teme! kavramlarında bir devrim meydana getirmiştir. Atomculuğun ateşli savunucularından oldu ve doğal bilimlerde öznelci ve idealist fikirlere karşı çıktı. Birçok fikirler içeren Populären Schriften'i yüzünden büyük üne kavuştu (son baskısı 1925'te). En önemli bilimsel yapıtları arasında: Vorlesungen über Gastheorie (3. baskı, 1923). Wissensckaftliche Abhandlungen (1909).
BULGAKOV, Sergey Nikolayeviç (d. 1871). ~ Rus iktisatçısı ve filozofu. Başlangıçta, bazı yönlerine katılmamakla birlikte, marksist. P. Struve ve P. Tugan-Baranovski ile birlikte, Marks'ın ekonomik öğretisinden yararlanarak, sadece Rusya'da kapitalizmin gelişmesinin zorunluluğunu değil: aynı zamanda, liberal burjuvaziye yardım edilmesini de isteyerek, kapitalizmin "uygarlaştırıcı görevini" öven ve bu düzenin Rusya'da sonsuzluğa dek sürebileceğini tanıtlamaya çalışan "legal marksizm" eğiliminin başlıca temsilcilerinden. Ulusal ekonomi üzerine ilk yapıtında (Kapitalist Üretimin Sürüm Alanları, 1897) Bulgakov henüz marksisttir. Ama az sonra, iki cilt halinde yayınlanan başlıca yapıtı Kapitalizm ve Tarım (1900) ile Bulgakov, marksizm ile ilişiğini tam olarak kesti ve murksist teorinin genel ilkelerinin savunulmayacağım ileri sümekle kalmadı, bu ilkelerin toprak sorununa uygulanamayacağını da iddia etti. Onun Marksizmden İdealizme Geçiş'i (1903'te yayınlanan seçme yapıtları bu başlığı taşır) burada durmadı. Bulgakov, açıkça mistisizmi benimsedi. 1905 Devriminin yenilgiye uğramasından sonra Bulgakov, Rus liberal çevrelerinde yaygın hale gelen düşkırıklığına kapılarak manastıra girdi. Ekim devriminden sonra Bulgakov, bir karşı-devrimci olarak Rusya'dan ayrıldı.
BOYLE, Robert (1626-1691). — İngiliz fizikçi ve kimyacısı. Hava çıkarma makinesini geliştirdi, yanan cisimlerin ‘havaya gereksinme duyduklarım ve boşlukta söndüklerini tanıtladı. Kireçleşmelerde emilen havanın tam ölçüsünü saptadı; o, ilk olarak, karışım ile bileşim arasındaki farkı açık seçik olarak belirtti. Londra Kraliyet Derneğinin kuruluşunda önemli rol oynadı.
BRUNETIERE, Ferdinand (1848-1906). -- Gerici Fransız eleştirmeni. edebiyat tarihçisi, bağnaz katolik, Paris Yüksek Öğretmen Okulunda edebiyat tarihi profesörü. Revue des deux Mondes'un uzun zaman yönetmeni oldu. Brunetière, başlangıçta, yazın tarihi dönemlerinin evriminin açıklamasına nesnel bir temel verine ye çalıştı ve bu konuda başarısız olarak Darwin'in evrim teorisini yazın tarihine uygulamayı denedi. Zamanla, genel bilimsel bilgilerin bağnaz düşmanı kesildi. Çok sayıdaki broşüründe ve konuşmalarında, geçen yüzyılın sonralarında "bilimin iflası"nı tanıtlamaya uğraştı. Brunetière, bu çabalarıyla darkafalı küçük-burjuva çevrelerde ve özellikle eğitim alanındaki gericiler arasında ün sağladı ve 20. yüzyılın başlarında, kilisede ve politikada gerici akımın kötü şöhretli bayraktarları arasında yerini aldı. Yazın alanında Brunetière eski Fransız klasiklerinin (Racine, Molière vb.) coşkun yandaşıydı ve doğacı akımın (Zola vb.) düşmanı oldu. Başlıca yapıtları: Le Roman naturaliste (1883), Evolution de la critique (1S90), Etudes critique sur l'histoire de la litérature française (1890-1907, 8 cilt), papazlar çevresinin şoven görüşlerini yansıtan broşürleri ve konuşmaları arasında şunlar anılabilir: Discours de combat (1900, 3 cilt). Les ennemis de l'âme Française (1899) ve La Science et la Religion (1895)
BÜCHNER, Louis (1824-1899). — 19. yüzyılın ortalarının en ünlü materyalistlerinden, 1837'de 23 yaşında ölen ateşli devrimci ve başarılı oyun yazarı Georges Büchner'in kardeşi. Tıp okudu, bir süre Tübingen'de ders verdi ve tıp asistanlığı yaptı, ama Kraft und Stoff adlı yapıtından ötürü görevine son verildi. Daha sonra, Darmstadt'da hekimlik yaptı. Alman Özgür Düşünceliler Derneğinin kurucu ve önderlerinden. Onun yapıtları doğa bilimlerinin halk yığınları arasında yayılmasına geniş ölçüde yardımcı olmuştur. Onun başlıca basitleştirilmiş nitelikteki yapıtı Kuvvet ve Madde (1855. 21. Almanca baskı, 1904) bütün dünyaya yayılmış ve tüm uygar dillere çevrilmiştir, bu yapıt, ancak Haeckel'in Evrenin Muamması adlı yapıtının yayınlanmasından sonradır ki, ikinci planda yerini aldı. Büchner, ayrıca işçi eğitim demeklerinin kurulmasına büyük hizmetlerde bulunmuştur. O, özgür ve derin bir düşünür olmadı, buna karşılık, materyalizm ve darvinizmi yayan aktif bir ajitatör oldu. O, bunları, kaba burjuva bir anlayışla basitleştirmiştir. Vogt gibi o da, eleştirici bir anlayıştan yoksun olarak Darwin'in teorilerini insanlık tarihine ve toplumbilime uygulamıştır. Büchner, toplumsal sorunun çözümünü bir "sosyal aristokrasinin" oluşmasında ve serbest rekabetin gelişmesinde görmekteydi. Politik, toplumsal ve dinsel alanlarda, kardeşinden ve 18. yüzyıl materyalistlerinin yürekli tutumundan farklı olarak, namuslu, ama gene de dargörüşlü bir lafazan ve sınırlı bir küçük-burjuva demokrat olarak kaldı. Onun dar nitelikteki materyalizmi, tutarlılıktan yoksundur, bilgi teorisi gibi temel bir sorunda en kaba çelişkileri içerir. Örneğin, onun için ruh, kimi zaman maddenin temel bir niteliğidir, kimi zaman da örgenlenmiş maddenin, beynin eyleminin bir sonucudur. Madde İle mekanizmi bir plana koymakla Büchner, doğal ilişkilerin ve bilimsel yasaların yüzeysel ve kaba bir anlayışına varmaktadır. Başlıca yapıtları: Kuvvet ve Madde'den başka, Doğa ve Ruh (1857), Darwin'in Teorisi (1890), Darvincilik ve Sosyalizm (1894), İnsanın Doğadaki Yeri (I889), Yüzyılın Ölüm Döşeğinde (1898), ve Gerçeğin Hizmetinde (1900).
CARNOT, Nicolas-Léonard-Sadi (1796-1832). — Mühendis, Paris'te istihkam yüzbaşısı. (Carnot ilkesi denen) ısı devresi ile ilgili büyük değer taşıyan gözlemlerinden ötürü, ısının mekanik teorisinin yaratıcısı olarak tanınır. Onu izleyenler tarafından biraz değiştirilmiş olan ısı teorisi ile ilgili temel ilkeleri (1824) şöyledir: ilkin, buhar makinesinin sağladığı çalışma, kazandan kondansatöre geçen ısıya eşittir; ikincisi, ısının sağladığı her türlü çalışma, ısının daha sıcak bir cisimden daha soğuk bir cisme geçişine bağlıdır. Carnot'nun ısıyla üretilen iş arasındaki ilişkiler üzerine çalışmaları Clausius'un termodinamiğin ikinci büyük ilkesini ileri' sürmesini sağlamıştır. Carnot, daha o zaman yaklaşık bir doğrulukla ısının mekanik eşdeğerini, yani iş miktarının birim olarak alınan ısı miktarına eşit olduğunu saptıyor; o, enerjinin sakınımı ilkesini fizik bakımından doğru olarak formüle etti ve sürekli hareketin olanaksızlığı ilkesini mekanikten termodinamiğe aktardı. 36 yaşında koleradan öldü. Onun biricik klasik yapıtı, 1824'te Réflexions sur la puissance motrice du feu başlığını taşır.
CARSTANJEN Frédéric. — Zürich Üniversitesinde profesör. Avenarius'un en yakın çalışma arkadaşı. Avenarius'un ölümünden sonra (1896), Vierteljahrsschrift für wissenschaftliche Philosophte dergisini yayınladı. Başlıca yapıtları: R. Avenarius biomechanischne Grundlegung der reinen Allgemeinen Erkenntnistheorie (1894).
CARTESİUS. — Bkz: Descartes.
CARUS, Paul (1852-1919). — Amerikan filozofu, Chicago'da profesör, aylık felsefe dergisi The Open Court'un kurucusu ve üç aylık The Monist dergisinin yayımcısı. Mach'ın öğretilisi. Carus budizmin savunuculuğunu yapmıştır. Onun "birciliği" başlıca din ile bilimi uzlaştırma çabalarından ibarettir. "Deneye dayanan bir metafizik"in temel ilkelerini vermeye çalışır ve "panbiyotizm" teorisini, yani doğanın "evrensel yaşamı" teorisini benimser. Din konusunda Carus, tanrının, evrenin içkin kadiri-mutlak'ını, insanlığın kaderini de belirleyen dünyanın ruhunu temsil ettiği karanlık bir öğreti olan "enthésme" görüşünü destekler. Carus ölmezliği de savunur, bunu yaşamın ve ruhun sonraki kuşaklarda gelişmesinin bir uzantısı olarak tanımlar. Başlıca yapıttarı: Monism, its Scope and Import (1892), Religion and Science (1893), Primer of Philosophy (1896), The Soul of Man (1900), Fundamental Problems (1903), Pragmatism (1908), ve Philosophy as a Science (1909), ve bunlardan başka yukarda adı geçen iki dergide felsefe ve budizm üzerine bir çok yazı yazdı.
CHATEAUBRİAND, François-René (1768-1848). — Fransız aristokratı, devlet adamı ve papazlar zümresine bağlı romantik yazar. Fransız devrimi, malım mülkünü elinden alınca, 1792'de ilk müdahale askeri harekâtına aktif olarak katddı. Consulat dönemine kadar İngiltere'de göçmen olarak yaşadı. Chateaubriand, 1800'den sonraki irtica döneminde karşı-devrimci fikirlerin baş savunucusu kesildi. Hıristiyanlığın dışında kurtuluşun olamayacağı ve devrim fırtınası süresince halk yığınları üzerindeki etkisi hemen hemen yak edilmiş hıristiyanlığın ve özellikle katolikliğin ve Roma Kilisesinin "kurtarılışını" kazançlı bir meslek olarak kabullendi. "Mihrap ve Kilise" uğruna mücadelesinde özellikle Burbonlarm restorasyonundan sonra, bu hanedana bağlı yazar ve devlet adamı olarak zaferle taçlandırılmıştır. Marks, Engels'e yazdığı mektuplarda (bkz: 26 Eylül 1854 ve 30 Ekim 1873 tarihli mektuplar) onu şu sözlerle nitelendirmiştir: "Biçim ve içerik bakımından eşi görülmemiş inanılmaz bir yalanlar karışımı.". Yapıtları arasında: Atala, ou les amours de deux souvages dans le désert (1800), Le Génie du Christianisme (1802). Les Martyrs (1809).
CHICHKINE (ŞİŞKİN), Nikolay İvanoviç (1840-1906). — Moskova lisesinde matematik ve fizik dersi veriyordu; bir olgucu ampiryokritikçi anlayışıyla çözümlediği doğal felsefe sorunuyla da ilgilenmiştir. Rusya'da bile az tanınan yapıtları arasında, Felsefe ve Psikoloji Sorunları (1889-1894) adlı Rus dergisinde çıkan bilgi teorisi üzerine üç inceleme, ve eğitim ve pedagoji kitaplığında bir dizi rapor ve yapıt anılabilir.
CLAUSIUS, Rudolf (1822-1888). — Ünlü Alman fizikçisi, Zürich'te fizik profesörü, daha sonra Bonn'da. Isı teorisinin kurucusu ve gazların kinetik teorisinin kurucularından. Onun, termodinamiğin birinci ve ikinci büyük ilkelerini formüle edişi ünlüdür. (1865): "1° Dünyanın enerjisi değişmez. 2° dünyanın "entropie"si en yükseğe doğru bir eğilim gösterir." Yeni "Entropie" kavramı, yani işe, "ısıya" dönüşmemiş olan enerjinin değerinden yitirmesi ya da dağüması kavramı, ısının daha soğuk bir cisimden daha sıcak bir cisme iş kaybı olmaksızın geçemeyeceği yolundaki Clausius'un formüle ettiği bulguya dayanır. Clausius'un entropie ilkesi, enerjinin sakınımı yasası ile birlikte tüm doğa biliminin en temel ve en önemli yasalarıdır. Bu önemli ilke, daha pek yakın zamanlara kadar "evrende ısının genel sönüşü yasası" diye adlandırılırdı. Bugün "soğuma" metafizik varsayımı bir yana itilerek, bu ilke, Clausius'un "ısının sönmesi" teorisine karşı geri dönüşü olmayan sürecin varlığı gibi ifade edilmektedir. F. Engels'in Doğanın Diyalektiği ile karşılaştırınız. Onun en önemli çalışmaları. Abhandlungen über die mechanische Wärmetheorie (1864) başlığı altında derleme olarak yayınlanmıştır; Über die bewegende Kraft der Wärme (1850) Ostwald Klasikleri arasında yayınlanmıştır.
CLIFFORD, Willianı Kingdom (1845-1879). — İngiliz matematikçisi, Londra'da Üniversity College'da uygulamalı matematik ve mekanik profesörü. Clifford. bilgi teorisi üzerine düşüncelerinde, onlara bir metafizik nitelik vererek Berkeley ve Hume'e dayanır. Clifford'a göre. dünya, ruhsal öğelerden oluşmuştur. Onda, madde kavramı "ruhsal madde" biçimini alır (Mind-stoff). Clifford'un temel felsefi te2İeri şöyledir: "Evren bütünüyle ruhsal maddeden oluşmuştur"; "Madde, düşünsel bir şeydir, ve ondaki ruhsal madde tasarlanmış nesnedir", "Bunun sonucu olarak nesne benim bilincimin bir dizi değişmelerinden ibarettir ve bunun dışında bir hiçtir." Clifford'un evren anlayışı, çelişkilerle doludur, örneğin kendi tekbenciliği ile çelişerek, geometrinin bir fizik bilimi olduğunu kabul etmesi gibi, bütün doğa olaylarını uzay eğrisinde meydana gelen değişikliklerin sonucu sayması ve öklidci olmayan geometriyi savunması gibi; bunlar, onu, Einstein'ın görecilik teorisinin öncülerinden biri yapmıştır. Felsefe ile ilgili bellibaşlı yapıtları: Elemenls of Dynamics (1878) Lectures and Essays (1879) ve ölümünden sonra yayınlanan en ünlü yapıtı, The Common Sense of Exact Science (1885).
COHEN, Hermann (1842-1919). — Yeni-Kantçı, Marbourg okulu denen akımın başı. 1870'Iere dcğru, doğal bilimlerin hızlı gelişmesiyle gittikçe yaygınlaşan materyalizme karşı bir' set olarak eleştiricilikten yararlanmak üzere, 1870'e doğru "Kant'a dönüşü" savunan filozoflar grubundandır. Bununla birlikte, Kant sistemini geliştirmesi, burjuva felsefesinin Kant'ın içi boş biçimlerine azçok somut bir içerik kazandırma girişimlerinin bu felsefeyi iflah olmaz biçimde mutlak kurgusallık doğrultusuna iteceğini tanıtlamıştır. Bunun içindir ki Marbourg okulu, bütünüyle, "eleştirici" idealizm ile mutlak idealizm arasında yalpalar durur. Kant'ın felsefesini güncelleştirmek isteyen Cohen, düşünce İle hareketi bir gösterir, besbelli ki, burada, sözkonusu olan hareket arı biçimde anlaşılabilen bir uzay içindeki harekettir, ve "düşünsel madde" ile havada kurduğu yapılarda, sonsuz küçüklükler hesabı (calcul infinitesimal) düşüncenin somutlaşmasını ve terim uygun düşerse, düşüncenin cisimleşmesini (incarnation) görmemize olanak sağlayan (sözde) salt idealist yöntem sayıyor. Asıl idealist pratik (ahlak vb.) alanında o, Fİchte'nin İzinde yürüyor ve, liberal musevi olduğundan. Jehivah'ın tek tanrı inancı içine düşüyor. Başlıca yapıtları: Kants Theorie der Erfahrung (1871), Kants Begrühdung der Ethik (1877), System der Philosophie, (1902-1912), Das Prinzip des lnfinitesimal-methode und seine Geschichte (1883).
COMTE, Auguste (1798-1857). — 19. yüzyıl "liberal-demokratik" burjuvaziye özgü o düşünce yönelimi olan olguculuğun ve özellikle olgucu toplum biliminin kurucusu. Onun olguculuğu, 1830 ile 1848 arasındaki "geçiş dönemi"ni yani Bourbon'ların can çekişen restorasyonundan Louis-Philippe'İn burjuva krallığından geçerek 1848 Devrimine varan dönemin, özgül bir toplumsal ürünüdür. Olguculuğun siyasal inancı "ne restorasyon, ne devrim"dir. Comte'un büyük ütopist Saint-Simon'dan alınan temel fikirleri, bilimlerin bir ansiklopedik sentezi ve üç durum yasası dedikleri şeydir, ki buna göre, insanlık, kaçınılmaz olarak, birbiri ardından tanrıbilim, metafizik ve olgucu felsefe durumlarından geçmelidir. Comte'a göre, birinci ve sonuncu durumlar, tarihte, otorite, düzen ve örgütlenme durumlarıdır. Metafizik dönemi, kuşku, eleştiri, devrimler, savaşlar dönemidir. Bilimsel bir politika temeline dayanan olguculuk, şimdi artık toplumun düzen ve ilerleme doğrultusunda biçim değiştirmesini sağlayarak devrime son vermelidir. Toplumun yeni olgucu düzeninde sanayiciler, ortaçağda kralların, soyluların oynadığı rolü oynamalıdırlar. Comte'un bilgi teorisi görüngücü ve bilinemezcidir. O. mutlak'ın "metafizik" araştırmasını reddeder; bilim, nedenleri ve kuvvetleri arayacağına, "yasaları" yani olaylar arasındaki birbirini izleme sırasının ve benzerliklerin "yasalarını" formüle etmekle yetinmelidir. Gerçekte Comte'un mutlak korkusu, madde korkusundan, materyalizm korkusundan başka şey değildir. Onun olguculuğu, sonradan gelen (İngiliz ve Avrupa) görüngücülüğünün, giderek Amerikan çoğulculuğunun, yani evrenin kesin birkaç ilke ile açıklanmaya kalkışılmasının tüm unsurlarını ve ikinci! çeşitlemelerini içerir. Felsefe alanındaki çalışmalarının son aşamasında Comte, papazlarıyla, putuyla, törenleri ve benzeri gizemli yöntemleriyle bir İnsanlık dini kurmakla, bayağı ve eleştirici ruhtan yoksun olguculuğun önünde, gizemciliğe varacağını bizzat tanıtlamıştır. Yapıtları arasında: Politique positive (1824), Cours de philosophie positive (1830-1842), Politique positive ou traité de sociologie, instituant la reltgion ae l'humaniti (1851-1854) saymak gerekir.
CONDILLAC, Etienne-Bonnot de (1715-1780). — "Aydınlıklar Yüzyılı"nın Fransız filozofu. Katolik papaz olmakla birlikte, devrim-öncesi Fransa'sında Locke'un deneysel felsefesini yaydı ve etkin bir biçimde geliştirdi, ve bu yüzden de ilkten tutarlı biçimde her türlü metafiziğe karşı ve 18. yüzyılın bütün idealist sistemlerine karşı savaştı. Locke'un bilgimizin duyusal kökenine değgin kavramlarının tek yanlı sistemli geliştirilmesi. Condillac'ı çağrışımcı bir psikoloji doğrultusuna, tüm bilinç süreçlerini duyulardan çıkaran aşırı duyumculuğa götürdü. O, bunun için hayali bir örnekten, birbiri ardından çeşitli duyumları alan ve böylece basit biçim değiştirmeyle düşüncenin ve duygunun tüm ruhsal yeteneklerini edinen bir heykelden yararlanıyor. Condillac'ın duyumculuğu materyalist temelden tamamen yoksundur, bu yüzden o. basit duyunun temelinde bulunan ve bilincin birliğini güvence altına alması gereken rulısal maddenin ruhsal barınağına, eninde sonunda sığınıyor. Bu bakımdan Condillac. "ruhsal atomlarla" bir cambaz gibi oyna yan ve bütün "olguculuğuna ve görüngücülüğüne" karşın, bir türlü vazgeçemediği ruha bağlılığı üstü örtülü biçimde ve idealistçe ifade eden 19. yüzyıl çağrışımcı psikolojisinin bir örneğidir. Yapıtları: Essai sur l'origine des connaissances humaines (1746) Traté des systèmes (1749). Traité des sensations (1754).
CORNELIUS, Haris (d. 1863). — Filozof, önce Münich'te, sonra da Frankfurt-am-Main Üniversitesinde felsefe profesörü, ampiryokritikçi. Gerçekte öznel sccmeci idealist, onun bilgi teorisinin hareket noktası, Mach'la Avenarİus'un ampiryokritisizmi ile James'in pragmacılığından alınma öğelerin bir bileşiği olan içkinci felsefeden oluşur. Cornclius için dış dünya tüm algılarımızda bulunan öğelere ilişkin bir özel yasalar bağlamından başka bir şey değildir, bu ise, idealizme iki yumurtanın birbirlerine benzediği gibi benzer. Düşünce tasarrufu, onun için düşüncenin temel bir yasasıdır. Cornelius, psikolojik yasaları ve görüngüleri mantığın temel verilerinden türeten "lojistik" bir idealizmin görüşlerini savundu. Başlıca yapıtları: Psychologie als Erfahrungswissenschaft (1897). Einleitung in die Philosophie (1993, 3. basım, 192İ) ve Transzendentale Sistematik (1916).
CORNU, Marie-Alfred (1841-1902). — Ünlü Fransız fizikçisi, mühendis, sonraları Politeknik Okulunda deneysel fizik profesörü ve Paris Bilimler Akademesi üyesi. Cornu, başlıca buluşlarını optik, spektroskopi ve astronomi alanlarında yaptı. Özellikle ışığın tam ve doğru olarak saptanması yöntemini parlak bir biçimde geliştirmiştir. Bilimsel çalışmalarının çoğu Bilimler Akademisi tutanaklarında yayımlanmıştır.
ÇERNİŞEVSKİ, Nikolay Gavriloviç (1829-1899). — Karl Marks'ın onu nitelendirdiği gibi "büyük Rus bilim adamı ve eleştirmeni". Bir süre lise öğretmenliği yaptı. Yazah olmak için üniversitedeki kariyerinden vazgeçti. O, "gerçeğin, sanatın ve bilimin bereketli fikirlerinin" yayılmasına yardımcı olmak istiyordu. Onun sorunu, "küçük insanların" sömürü ve baskıdan devrimci yoldan kurtuluşuydu. Hükümet, kısa zamanda eylemine son verdi, 1862'de tutuklandı ve hemen hemen ömrünün sonuna kadar hep zindanlarda alıkondu. Sosyalist olarak Çernişevski, ütopyacı sosyalizmi genel olarak, ancak birkaç temel hdktaoa aşabilmiştir. Marks'ın öğretisini tanıyamadı. Felsefi görüşlerinde bağnaz bir materyalist ve Feuerbach yanlısı idi. Yapıtlarının değişik yerlerinde modern diyalektik materyalizme çok yaklaşan fikirler geliştirmektedir, örneğin, felsefi ve siyasal fikirlerin tarihi ile ilgili olarak şöyle der: "Siyasal teoriler ve genel olarak bütün felsefe öğretileri oluşmalarında bunları kuran kimsenin toplumsal durumunun kuvvetle etki alanında kalmışlardır ve her filozof, içinde bulunduğu toplumda iktidar için mücadele eden siyasal partilerden birinin savunucusu olmuştur." Çernişevski'de şu satırları da okuyabiliriz: "İlerlemenin temel gücü bilimdir. Demek ki. ilerleme, bilginin sonucudur." Onun iktisat üzerine görüşleri Rusçaya çevirmiş olduğu John Stuart Mill'in Ekonomi Politiğin Temelleri adlı yapıtında yer alan düşünceler ve eklerde açıklanmıştır. "Aydınlıklar" Yüzyılının büyük Fransız filozofu Voltaire gibi Çernişevski de çok çeşitli konularda yazmıştır. Hapisanede yazmış olduğu ve büyük ün kazanan savlı romanı Ne Yapmalı?, 1860 ile 1880 yılları arasında devrimci gençliğin kılavuz kitabı olmuştur. Genel olarak Çernişevski'nin Rusya'da tarihsel etkisi pek büyük olmuştur. Bütün bir otuz yıl boyunca, Çernişevski'nin görüşleri Rus aydınlarını derinden etkilemiştir. Tüm Yapıtları on cilt halinde 1906'da Petersburg'da Rusça olarak yayınlanmıştır. Çernişevski hakkında bakınız: Plehanov, N. G. Çernişevski, Bir Edebi İnceleme. (Stuttgart 1894): G. Steklov, N. Çernişevski, Yaşamı, (Stuttgart 1913).
ÇERNOV, Viktor Mihayloviç (d. 1876). — Rus yazarı ve siyaset adamı. N. K. Mihaylovski'nin öğretilisi. Küçük-Burjuva Sosyalist-Devrimci Partinin kurucularından olan Çernov. bu partiye liderlik ve teorisyenlik etmiştir. 1899'da yurt dışına göç etti ve sürekli olarak partinin merkez komitesi üyesi ve merkez organının başyazarı oldu. Narodniklerin organı olan Ruskoye Bogatsvo adlı aylık dergiye yazdı, Çernov, sürekli olarak, sosyal-şovenizm ile enternasyonalizm arasında sallanıp durmuştur. 1917'de Kerenskı hükümetinde tarım bakanıydı; 1918 Ocağında Kurucu Meclis başkanlığı yaptı. Ekim devriminden sonra Çemov, Rusya'da, burjuva düzenini yeniden kurmayı hedef tutan tüm çabaları etkin olarak desteklemiştir. II. Enternasyonal üyesi idi. Ve İngiliz küçük-burjuva "yapıcı" sosyalizminin savunucularından oldu. En çeşitli toplumsal katlardan gelme unsurların buluştuğu partisinin yamalı bohça niteliğindeki bileşimine ve oportünist politikasına uygun olarak, parti liderinin felsefesi "en modern" ve en çeşitli burjuva felsefe okullarının fikirlerinin girdiği seçmeci bir karışımdır. Çernov, aydınların gerçekçi yöntemine göre, toplumsal evrimi, "eleştirici düşüncede bireylerin" eseri sayan Mihaylovski'nin "öznel sosyolojisine bir felsefi temel kazandırmaya çalışmıştır. Marks'ın ekonomi öğretisi ile cilveleştiği zaman bile, Çernov, sınıf savaşı teorisi dahil, tarihsel materyalizme karşı en sert bir savaşımı sürdürüyordu. Felsefe üzerine makaleleri derleme olarak yayınlanmıştır; Felsefi ve Sosyolojik İncelemeler (1907). Çalışmalarının çoğu, tarım sorunu ve güncel siyasal sorunlar üzerinedir.
D'ALEMBERT, Jean le Rond (17174733). — Fransa'da Aydınlıklar Yüzyılının en büyük beyinlerinden biri. Büyük bir matematikçi olan D'Alembert, mekaniğin ilkelerini saptamak için önemli çalışmalarda bulunmuştur. Deniş Diderot ile birlikte Encyclopédie'yi yayınladı. Üzerine yıldırımları çeken, geniş bir dağıtımı olan ve sonunda gerici Devlet Konseyi tarafından yasaklanan bu büyük yapıt, Aydınlıklar Yüzyılının belli başlı anıtıdır (33 cilt, 1751-1777). O, bu ansiklopedinin girişini kaleme almıştır: "Discours préliminaire". Onun felsefi görüş açısı şüpheciliktir. Ne madde, ne de ruhun özünü tanımak mümkün değildir ve evren bizim duyularımıza göründüğünden bambaşka olabilir. Diderot'dan farklı olarak D'Alembert, duyumculuğu savunur. Başlıca yapıtları: Mélanges de litérature, d'histoire et de philosophie (1752), Traité de dynamique (1753) ve Eléments de philosophie (1758).
DARWIN, Charles Robert (1809-1882). — Ünlü İngiliz doğa bilgini, geçen yüzyılda doğa bilimlerindeki evrimin en büyük teoricisi. Lambarck, Goethe vb. tarafından daha önce sunulmuş olan dönüşümcülük teorisi Darwin'de kesin ifadesini buldu ve böylelikle bilime yeni yollar açtı. Doğal seçme, yani en güçlünün sağ kalmasını sağlayan yaşam uğruna savaşta seçme varsayımıyla Darwin, bu teoriye inandırıcı bir güç kazandırmıştır. Suni hayvancılığın deneylerinden sözediyordu. Ama kötü doğa içinde hayvan yetiştiricisinin eli nerededir? Bu soruyu yanıtlamak için Darwin, Malthus'un Nüfus İlkeleri Üzerine Deneme adlı yapıtından (1803) Malthus'un nüfus artışıyla geçim araçlarını artırma olanakları arasındaki oransızlıktan sözettiği ölçüde yararlandı. Her ne kadar çağdaş biyoloji bilimi, bir sürü yeni görüngüyü incelemiş ve Darwin'in pek genel biçimde kullandığı etkenleri değiştirmiş ve tamamlamışsa da, evrim teorisinin temel fikri, gene de çağdaş düşüncede belirleyici yerini korumaktadır. Engels, Sosyalizmin Gelişmesi'nde bu konuda şöyle yazar: "Bugünün organik dünyasının, bitkilerin, hayvanların ve insanın da milyonlarca yıldan beri sürüp gelen bir evrim sürecinin ürünü olduğunu tanıtlamakla Darwin doğanın metafizik anlayışına en ağır darbeyi indirmiştir." — 1883'te Marks'ın mezarındaki konuşmasında Engels, Marks ile Darwin arasındaki bağıntıyı şu sözlerle ifade etmiştir: "Darwin organik doğanın evrim yasasını nasıl bulduysa, Marks da insan tarihinin evriminin yasasını bulmuştur." Marks daha 1860'ta Engels'e yazdığı bir mektupta Darwin'in henüz çıkmış olan başlıca yapıtı. Türlerin Kökeni (1859) ile ilgili olarak şunları yazmıştı: "Her ne kadar İngiliz'vari kabaca geliştirilmişse de, bu kitap, doğa bilimleri açısından bizim görüşümüze uygun olan temeli içermektedir." Marks, bu görüşünü Lassalle'e yazdığı 16 Ocak 1861 tarihli mektubunda da yineliyor: "Darwin'in yapıtı büyük bir yapıttır ve tarihte sınıf mücadelesinin, doğa bilimleri açısından, temeli olarak benim işime yarıyor. ... Bu yapıt, bütün kusurlarına karşın, doğa bilimlerinde "tanrıbilimciliğe" ilk olarak öldürücü darbeyi vurmakla kalmıyor, bunun ussal anlamını deneysel biçimde saptıyor."
DAUGE, P. G. — Rus sosyal-demokrat yazar, çevirmen. 1907'de Petersburg'da yayımcı, marksist yazın ve Dietzgen'in, Roland-Holst'un, Marks ve diğerlerinin çeşitli yapıtlarını yayınladı, marksist eğilimde bazı yapıtların yazarı, örneğin: Felsefe ve Taktik (1907).
DELACROIX, Henri. —- Fransız ruh bilimci, Paris Üniversitesinde psikoloji profesörü. Bilinçdışı ve bilinçaltının büyük öneminin savunucusu. Başlıca yapıtları: Etude d'histoire de psychologie du mysticisme (1908), David Hume et la philosophie critique (1909), La psychologie de Stendhal (1919), ve La Religion et la foi (1922). G. Dumas'ınn yayınladığı büyük psikoloji elkitabının hazırlanmasında çalıştı, "bellek", "zeka", "estetik" başlıklı bölümleri yazdı.
DEMOKRİTOS, Abderalı (MÖ 460-370). — Yunan filozofu, an-tikçagın en büyük materyalisti. Ona göre, gerçekten var olan, yalnızca atomlar ve boşluktu. Atomlar son derece küçük, bölünmez, biçim, büyüklük ve durum bakımından birbirinden farklı ve sürekli hareket halinde, ilkel öğelerdir. Nesneler atomların zincirleme birbirine bağlamasından doğar. Materyalist olarak (ona göre ruh maddidir), Demokritos katı bir belirlenimcidir; hiç bir şeyden hiç bir şey dogmaz. Eşyanın "nitelikleri" ancak duyularımızın sağladığı tasarımlar yoluyla verilir, ve bu duyular, Demokritos'ta, akıl .yoluyla elde edilen geıçck bilgiye aykırı şeylerdir. Demokritos'taki duyuların sağladığı "niteliklerin" öznel niteliği ile akıl yoluyla elde edilen gerçek, nesnel atomlar dünyası arasındeki çelişki, materyalist diyalektikte bilgi sorununu ilkel biçimiyle oluşturur. Onun atomlar teorisi, çağdaş atomlar biliminin dahice bir önsezisidir. Dcmokritos üzerine yazın için bakınız: Marks, Differnz des Demokritischen und epikureischen Philosophie (1841), Å’evres Philosopitiques. c. I.
DESCARTES, René (1596-1650). — İkici Fransız filozofu, iskolaslik düşünüşe karşı mücadele etmiştir, analitik geometriyi yaratan adamdır. Onun ikiciliği, duyulur, maddi dünyayı fiziğe, ya da daha doğru bir deyimle matematik mekaniğee bırakır ve usçul tinsel ruhu ve tanrıyı metafiziğe terkeder. Bu bakımdan Descartes, pratikte materyalist, teoride idealisttir. Onun bu ikiciliği, kendisini, mekanikçi-materyalist eğilimi bakımından olsun, metafizikçi-tinselci eğilimi bakımından olsun, modern çağın tüm burjuva felsefesinin temel unsuru haline getirir. Her türlü bilgiye uygulanan yöntemili kuşkudan çıkış yaparak, usçu niteliği ile, duyuların deneyini yanıltıcı sayıp reddederek, matematik yöntemi tüm bilim için örnek diye alarak, Descartes, "Düşünüyorum, öyleyse varım" tümcesinde tüm apaçık geıçeklerin en yüce ifadesini bulur. Bir dizi tümdengelim yoluyla, ruhun tözel tinselliği sonucuna ve "doğuştan fikirler"den de Tanrının varlığı sonucuna varır. Maddi dünyanın varlığını "tanrı gerçeği" üzerine kurar, çünkü, bize maddenin gerçek fikrini sağlayan (tanrısal kökenli olan!) usçul bilgimizdir. Descartes'e göre madde, yayılım ile özdeştir ve burgaçlar yoluyla devimi yaratır. O, böylelikle, doğa biliminin her türlü deneyüstü tanrıbilimsel etkiden kurtarılmasını savunur. Ama onun felsefesinin sağladığı asıl ilerleme, bütün nesneleri, bunları oluşturan en basit parçalara ayrıştıran bilimsel yöntemi ileri sürmüş olmasıdır. Engels'in dediği gibi, bu metematik-mekanikçi tahlil temeli üzerinde nesneleri yalıtmakla, bunların ilişkilerini metafizik içinde koparmakla birlikte, Descartes, gene de bunların diyalektik bireşimleri için gerekli öncülleri ileri sürmekten geri kalmıyor. O, kendi "yeni yöntemine", zamanının teknik ve sanayide gelişmesi bakımından en büyük önemi veriyor. Gerçekte bu yöntem, genel olarak onun bütün felsefe anlayışı gibi (hayvanlar birtakım otomatlar olarak düşünülmektedir!), manüfaktür dönemine özgü felsefeyi temsil eder. Yapıtları arasında: Discours de la méthode pour bien conduire la raison et chercher la vérite dans les sciences (1637). Mediationes de prima philosophia (1641), Principia philosopiæ (1644). Traitéde l'homme et la formation du fætus (1644).
DİDEROT, Denis (1713-1734). — Fransız Aydınlıklar Yüzyılının materyalistleri arasında en önde gelen düşünür, Ansiklopedistlerin başıdır. Diderot, d'Alembert ile birlikte (1751'den başlayarak) çeyrek yüzyıl süre ile, ‘"bağnazlığa ve zorbalığa karşı kutsal ittifak" diye anılan ünlü Ansiklopedi'yi yayınladı. Devlet ve cizvit papazlarının amansızca baskısına uğrayan bu AnsikIopedi'nin yayınlanması onun manevi kuvvetlerinin en aşırı ölçüde gerilimini, azim ve iradeyi, en büyük bir direşkenliği ve kayıtsız şartsız bir özveriyi gerektiriyordu. Engels şöyle yazar: "Eğer bir kimse tüm yaşamını coşkuyla, gerçeğe ve (olumlu anlamıyla) hakka kendini adamışsa, bu Diderot'dur." Diderot çok değişik konular üzerine yazı yazdı, doğa bilimleri ve matematik, tarih ve toplum, ekonomi ve devlet, hukuk, örf ve adetler, sanat ve edebiyat. Bağnaz bir katolik olarak yetiştirilen Diderot, hayranlık uyandıran bir mantıkla gelişme gösterdi ve tanrıcılıktan materyalizme, oradan da militan tanrıtanımazlığa geçerek, Fransız "Aydınlıklar Çağı"nın devrimci felsefesinin en yüksek amaçlarını kendi kişiliğinde somutlaştırdı. Zamanının toplumu üzerinde en derin ve sürekli etkiyi yarattı. Ama onun düşüncesi, kaba materyalizmin dar sınırları içinde kapanmış kalmış değildir. Onda, daha o zaman, diyalektik ve birci düşüncenin filizlerini bulabiliriz. Daha onun, parlamentonun emri üzerine cellatlar tarafından yakılan Felsefi Düşünceler'inde (La Haye, 1746), ve basılmadan önce elkonulan Şüphecinin Gezisi'nde (1747), kiliseye karşı yürekli saldırılara girişir. Tanrıtanımaz yapıtı, Körler Üzerine Mektup (Londra 1749) yüzünden bir yıl hapis yattı. Diderot, aynı zamanda, haklı olarak Lamarck ve Darwin'in habercisi olarak tanınır, çünkü o. daha o zaman açık ve kararlı bir biçimde organizmalaım evrimi fikrini ve kendisinden İleriye yönelik biçim değiştirme ile hayvanlar aleminin ve bitkiler aleminin çıktığı başlangıçta "ilkel varlık"ın mevcut olduğu görüşünü savunur. Diderot'ya göre, nasıl ki bireysel bir evrim varsa, aynı şekilde türlerin de bir evrimi vardır. Evrim fikrini mantıklı olarak izleyen Diderot, sonunda, canlı olmayan maddenin de evriminin tanınması gerektiğini ileri sürer. Doğanın Yorumlanın Üzerine Düşünceler (1754) adındaki yapıtında, o, ruhsal görüngüleri açıklamak için, şimdiden hayvanlarda bulunan ve insanın düşüncesini belirleyecek olan duyumlarla donanmış atomlar varsayımını ileri sürer. Doğadaki bütün hareketler, durmadan biçim değiştiren ve sonsuzluğa del; karşılıklı tepki ilişkisi içinde olan güçlerin birliğinin dışa vurduğu bütün varlığa hükmeden bir nesnenin, bir tözün belirtileridir; bütün varlığa hükmeden bu töz içinde durmadan biçim değişti ren ve sonsuzluğa dek karşılıklı tepki ilişkisi halinde olan kuvvet ler birliği ortaya çıkar. En yürekli ve en parlak materyalist yazıları arasında şunlar sayılabilir: D'Alembert ile Diderot Arasında Söyleşi (1769) ve d'Alembert'in Düşü (1769). Bunlar, aynı zamanda, edebiyat bakımından da birer şaheserdir. Diderot, ayrıca, önde gelen bir oyun yazarı ve bir nesir ustası idi. Sanat ve sahne reformu uğruna mücadelesinde doğacılıktan yanadır; canlı somut gerçeğin allanıp pullanarak sunulmasından yanadır. Diderot, bunlardan başka –geçerken söylemiş olalım, Marks'ın en çok sevdiği yazardır– birçok romanlar, nükteli öyküler yazmıştır; bunların önemi şundan da anlaşılır ki, Lessing, Sebiller, Goethe gibi adamlar sadece onun hayranları olmakla kalmadılar, kitaplarından çoğunu Almancaya çevirdiler. En ünlü yapıtı, Engels'in bir diyalektik şaheseri dediği Rameau'nun Yeğeni, Goethe tarafından Almancaya çevrilmiştir. Yukarda adı geçen yapıtlarından başka: Å’uvres Complètes de Diderot (1875), ve Mémoires, Correspondance et Ouvrages Inedits (1830).
DİETZGEN, Eugene. — J. Dietzgen'in oğlu (aşağıya bakınız) ve onun yapıtlarının yayımcısı. Babasının yapıtlarının gerçek devrimci önemini değerlendiremeyen E. Dietzgen, bu yapıtlara marksizmin bilgibilimsel bir "tamamlayıcısı" olduğunu ve "doğanın proleter' birciliğinin" bir sistemini oluşturduğunu ileri sürer. Pratikte ise, o, "burjuvazi ile proletarya arasındaki çalışma ortaklığının" yanlısı olarak bu "tamamlayıcı "lık görevini yerine getirir.
DİETZGEN, Joseph (1828-1888). - Alman işçi filozofu. Sepici, kendi kendini yetiştirmiştir. Engels'in ve F. A. Sorge'nin dostu. Engels'e göre o, Marks'tan bağımsız olarak materyalist diyalektiği bulmuş ve bunun ayrıntılı bir açıklamasını yapmıştır. 1858'de Petersburg'da ilk felsefi yapıtını yazdı: İnsanın Kafa Emeğinin Özü. Daha o zaman Dietzgen, Kapital'in birinci cildi üzerine Volksstaat'ta yazdığı bir eleştiri ile Marks'ın dikkatini çekmişti. Sosyalistlere karşı yasa yürürlüğe girince, Dietzgen, Amerika'ya gitti ve orada yerleşti, orada çeşitli işçi gazetelerinin yazarı olarak Alman sosyalist hareketinde önemli bir rol oynadı. Chicago suikastından sonra (1886), Chicago Arbeiter Zeitung'un başyazarı olarak işçi sınıfının bağrında burjuva terörüne meydan okumak için ve işçi sınıfı hareketi saflarında "zayıflara ve mücadele kaçaklarına" karşı çetin bir savaş verdi. Bu gazetenin öteki yazarları Amerikan adaletinin kışkırtıcı ajanlarının tertiplerinin kurbanı olmuşlardı. O, açıkça şunu söylemiştir: "Ciddi kavgalara girişmeden yeni topluma ulaşamayacağız, bu arada gereksiz kargaşalıklar ve anarşi de olacaktır," Bu sırada devrimci eğilimdeki anarşistler grubu ile birleşerek oportünistlere karşı mücadele etmiş, ama bu anarşistlerin yanılgılarını açıkça görmüştür. Dietzgen'in felsefi çalışmaları, Feuerbach'ın doğrudan etkisi altındadır, ama bu çalışmaların diyalektik biçimi ondan bağımsız olarak geliştirilmiştir. Okur, bu yapıtta onun felsefesinin güçlü ve güçsüz yanlarının Lenin tarafından değerlendirilmesini bulacaktır. Başlıca yapıtları: Das Wesen der mensehlichen Kopfarbeit (1869). Dos Acquisit der Philosophie (1887), Streifzüge eines Sozialisten in das Gebiet der Erkenntnistheorie, Sämtliche Schriften in drei Bänden (3 cilt. Stuttgart 1919).
DINER-DÉNES, Joseph (1857-1938). — Macar yazarı. Sanat ve toplumsal konular üzerine yazmıştır, sosyal-demokrat. değişik gazetelerde yazdı. Macaristan'da Karolyi'nin burjuva devrimi sırasında dışişleri bakanlığı yaptı. Yapıtları: 19. Yüzyılda Macar Resmi Tarihi (1896). Geçmiş ve Gelecek İzlenimler ve İncelemeler (1896).
DUHEM, Pierre (1861-1916). — Fransız fizikçisi. Bordeaux Bilimler Fakültesinin önde gelen teorik fizik profesörü, inançlı ka-tolik. Duhem, en verimli çağdaş Fransız fizikçilerinden biridir. Fiziğin bellibaşlı bütün alanlarını kapsayan özel nitelikte bir sürü incelemeye paralel olarak, Duhem, sentetik üzerine de birçok yapıtlar yazdı. Ama onun en çok dikkati çeken çalışmaları, fiziğin eleştirici tarihi üzerinedir. Bilgi teorisinde Duhem, ılımlı bir materyalizm ile öznel idealizm arasında mekik dokur. Abel Rey'in eleştirisine verdiği yanıtta, Rey'in kendi düşünme düzenini "bir dindarın fiziği" olarak değerlendirmekte haklı olduğunu söylemiştir (Lenin. bu kitapta, onun bu değerlendirmesine değiniyor). Duhem, kendisinde bilimin dinsel inancın hizmetkarı olduğu anlamında "dindar fizikçi"lik suçlamasını reddediyor; ama o, aynı zamanda, katolik kilisesine bağlılığından ötürü şöyle öğünüyor: "Elbette ki ben, bütün kalbimle Tanrının bize ilettiği ve kilisesi aracılığıyla öğrettiği gerçeklere inanırım; ben, hiç bir zaman İnancımı gizlemedim ve bu inancı bana vermiş olan, bütün kalbimle umarım ki, inancımdan ötürü utanç duymaktan beni korur. İşte bu anlamda benim savunduğum fiziğin. Tanrıya inanan bir kimsenin fiziği olduğu haklı olarak söylenebilir." (1905). Abel Rey'in Çağdaş Fizıkçilerin Fizik Teorisi adlı yapıtına verdiği yanıtın sonunda Duhem, fiziksel araştırmanın haklılığını dogrudan doğruya üstün bir metafizik düzene inançtan çıkarıyor. Bu konuda, hem de altını çizerek şöyle yazıyor: "'Fiziğin üzerinda yer alan bir düzene inanç, fizik teorisinin biricik varlık nedenidir." (1908). Birçok önemli yapıtı arasında şunları gösterebiliriz: Traité élémetaire de mecanique chimique, föndés sur la Thermodynamique (4 cilt. 1897-99), Leçons sur l'électricité et Ie magnétisme (3 cüt, 1891-92). Traité d'énérgetique ou de thermodynamique générale (2 cilt, 1911), la Théorie physique, son objet et sa structurc (1906), les Sources des théories physiques. les Origines de la statique (1905-1907), Etudes sur Léonardo da Vinci (2 cilt, 1906-1909), la Mouvement absolu et h mouvement relatif (I9j9), les Transformations de la mécanique et l'explaction mecanique de la nature (1ÜU) ve le Systéme du monde (1913).
DÜHRİNG, Eugen (1833-1921). - Alman filozof ve iktisatçısı, bir süre Berlin Ünivcrsitesinde felsefe ve ekonomi politik dersleri vermiştir. Kısa süre sonra gözleri görmez oldu; ölümüne kadar, önce Berlin'de, daha sonra da Nowawes'de, yazar olarak yaşadı. Bir burjuva sosyalizminin, toplum düzeninin ternelini "bireysel ruhun doğal çabaları"nda gören bu en dikkate değer temsilcisi, toplumsal üründe işçilerin artan payı teorisini öğretiyor ve geleceğin kurtuluşunu sınıflararası uzlaşmaz karşıtlıkların uzlaşmasından bekliyordu; kendisini insanlığın düzelticisi, iyileştiricisi gibi görüyordu. Çok çeşitli konularda konferanslar verdi, Berlin profesörlerine karşı uluorta saldırılan sonucu, kısa zamanda koltuğundan oldu. 1870-1880 yılları arasında, sosyal-demokrasi içinde pek çok tarf'tar bulmuştu. Dühring. birçok yapıtında, toplumsal-felsefi özel bir sistem geliştirdi ki, bu sistem, kendisinin bulmuş olduğunu sandığı bir sürü mutlak "son yargı gerçekleri"nin yardımıyla oluşturulmuştu. Hıristiyanlığa karşıydı ve ateşli bir Yahudi düşmanıydı. Kendi elinde olmayarak, dolaylı bir şekilde, bilimsel komünizme büyük bir hizmeti olmuştur; Marks'a ve Lassalle'a karşı tutkulu saldırıları ve büyüklük delisinin damgasını taşıyan "gerçeğin felsefesi", Engels'in ünlü yergi yazısındaki yanıta yol açtı: Bay Eugen Duhring Bilimi Altüst Ediyor (Anti-Dühring) kitabı, kısa zamanda yeni devrimci işçi kuşağının felsefe kılavuzu haline geldi. Bu eserinde Engels, Dühring'in yavanlıklar sistemini acımasızca paramparça ediyor ve ilk defa diyalektik materyalizmin, usta elinden çıkış tam ve açık bir açıklamasını yapıyordu. (Engels'in Anti-Dühring'ine bakınız.) Başlıca yapıtları: Natürliche Dialektik (1865), Cursus der Philosophie (1870), Logik und Wissenschaftstheori (1878), Kritischc Geschichte der Philosophie (1894), Der wert des Lebens (1916). Cursus der National und Sozial Å’konomie (1892), Kristische Geschichte der Nationalökonamie und des Sozialismus (1900), Kristische Geschichte der allgemeinen Prinzipien der Mechanik (1837), Robert Mayer, der Galilei des 19. Jahrhunderts (1934). Dühring, Personalist und Emanzipator adlı dergiyi de yayınlamıştır.
ENGELS, Friedrich (1820-1895). — Marks'ın en sevgili dostu ve ayrılmaz mücadele arkadaşı, diyalektik materyalizmin ve bilimsel sosyalizmin ortak kurucusu ve Komünist Partisi Manifestosu'nun hazırlanışında Marks'ın yardımcısı; Komünistler Ligasının ve Uluslararası İşçi Birliğinin ya da Birinci Enternasyonalin kurucularından, Marks'ın ölümünden sonra (1883) uluslararası işçi hareketinin manevi önderi ve en büyük otoritesi oldu. Onun kişiliğiyle ilgili ayrıntılar için başvurulacak yapıtlar, özellikle, Franz Mehring'in Alman Sosyal-Demokrasisi Tarihi (1921); gene Mehring'in Karl Marks, Yaşam Öyküsü (1920); Gustav Mayer'in Friedrich Engels'in Gençliği 1820-1851; Ernst Drahn'ın Friedrich Engels Elkitabı (1920). Onun başlıca değeri, diyalektik materyalizmi geliştirmesinde ve açıklamasındadır. Teorik yapıtları arasında ilk yeri felsefe konusundaki yergi yazılarına vermek gerekir. Bunlar proletarya düşüncesi üzerinde en kalıcı etkiler yapmış olan ve bugüne kadar değerlerini yitirmek şöyle dursun, giderek artan bir önem kazanan şaheserlerdir. Engels, bu yapıtlarında, toplumdaki sınıfların mücadeleleri ile ve üretici güçlerin gelişmesi ve doğa bilimlerinin paralel ilerleyişi ile felsefenin diyalektik ilişkilerini ustalıkla ve eşi bulunmaz bir berraklık ve açıklıkla gösterir. Böylece, okuru, hep aynı yollardan geçirerek şu gerçeğe götürür: bütün insanları gerçekten kurtaran bir felsefe, ancak diyalektik materyalizm felsefesi olabilir, çünkü, yalnız bu felsefe teorik düşünceyi idealizmin Seylla'sından, mekanikçi kaba materyalizmin Charybde'inden koruyabilecek vs bilginin tutarlı bir materyalist teorisinin zaferini sağlayabilecek yetenektedir. Engels'in bu konudaki başlıca yapıtları şunlardır: Anti-Dühring, Lessing tarzında hazırlanmış, taptaze bir hava, canlılık, mücadeleci bir güçle dolu bu polemik yapıtı, materyalist dünya anlayışının olağanüstü verimli bir savunmasıdır; Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu, felsefenin Hegel'den Marks'a kadar gelişmesi üzerine parlak bir deneme yazısıdır. Daha az tanınan, ama Anti-Dühring ile birlikte marksistlerin, felsefenin yeni idealist sistemlerine karşı mücadelelerinde temel bir silahı olabilecek bütün niteliklere sahip olan bir yapıtı da Doğanın Diyalektiği'dir, Fransa'da birkaç yıl önce yayınlanmış, 1873'ten 1892'ye kadar yazılmış makalelerden ve parçalardan derlenmiştir; –bazı noktalarda son bilimsel bulgularla aşılmış olsa bile– diyalektik materyalizm ve onun doğru yorumu için, mücadele eden herkes için, çağdaş doğa bilimlerinin sonuçlarını ahenkli bir biçimde marksizmin bünyesine katma zorunluğunu kafasına koymuş olan herkes için tükenmez bir kaynaktır. Öteki teorik ve yöntembilimsel yapıtları şunlardır: İngiltere'de Emekçi Sınıfın Durumu (1845), Komünizmin İlkeleri (1847). Almanya'da Burjuva Demokratik Devrim (1850-1852), Konut Sorunu (1872), Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm (1880), Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni (1884), Tarihte Zorun Rolü (1887-1888), Erfurt Programının Eleştirisi (1891), İlkel Hıristiyanlığın Tarihi Üzerine (1894-1895). Marks ile yayınladıkları yapıtlar: Kutsal Aile (1845), Alman İdeolojisi (1845), Komünist Partisi Manifestosu (1848). Karl Marks ile Friedrich Engels'in aynı konudaki yazılarından derlenen kitaplardan başlıcalan: Gotha ve Erfurt Programlarının Eleştirisi, Felsefe İncelemeleri, Edebiyat ve Sanat Üzerine, Din Üzerine, Kapital Üzerine Mektuplar, Nüfus Sorunu ve Malthus. Engels'in yazışmaları arasında, K. Marks-F. Engels yazışmasını (9 cilt) ve Friedrich Engels-Paul ve Laura Lafargue yazışmalarını analım.
EULOGİUS. — Rus metropoliti. İmparatorluk Duması üyesi, azılı gerici, "Rus Halkının Birliği" adındaki örgütün önderlerinden, Ekim Devriminden sonra yurtdışına kaçtı ve orada Rusya'da çarlık düzenini yeniden kurmak için çalışan karşı-devrimci Rus papazlarının önderlerinden biri olarak faaliyet gösterdi.
EWALD (Friedlaenger'in takma adı), Oscar (d. 1881). — Avusturyalı yazar, felsefi konular üzerine yazmıştır, Viyana'da felsefe kurslarını yönetti. Öznelci, seçmeci idealist. Onun felsefesi, gerçekçi, duyumcu, deneyüstü ve metafizik fikirlerin karışımından oluşur. Bilgi kategorilerinin deneyden bağımsız bir değer taşıyan, "duyusal algıları saf bilgi biçimine sokarak onları soylulaştıran arı biçimler", "usun sonuncu eylemleri" olarak kabul eden bir öznü idealizm açısından ampİr;-okritisizme karşı savaşır. Toplumsal felsefe ve ahlak alanında Ewald, sıradan bir küçük-burjuva bireycidir. Son yapıtlarının birinde Ruhun Yeniden Doğuşu (1920), o, pasifist ahlakı savunur ve incili ve hıristiyan sevgisini, dünya savaşının neden olduğu yoksuilukların hakkından gelebilmek için biricik çare olarak ululaştınr. Ewald. açığa vurulmuş bir inancılıktan rahatlık duyan bir din öğretilisidir. Başlıca yapıtları; Richard Avenarius als begründer des Empiriokritizismus (1905), Kants Methodologie (1906), Kants kritischer İdealismus als Grundlage von Erkenntniskritik und Ethik (1908), ve Erkenntniskrittk und Erkenntnistheorie, W/issenschaftliche Beilage d. philosoph. GeselIschaft in Wien (1910). Ve bunlardan başka bir dizi felsefe denemesi.
FARADAY, Michel (1791-1867). - İnorganik doğa bilimleri alanında İngiliz deneycilerinin en büyüğü ve en verimlisi; ilkin kimyacıydı, sonraları daha çok fizik alanında çalıştı; Londra'da, Royal Institution'da kimya profesörü. Faraday bir nalbandın oğluydu ve hayata bir çiftçinin yanında çırak olarak başladı. Bilim Üzerine bilgilerini kendi kendine edindi. Onun başlıca çalışma alanı elektrik teorisi oldu, özellikle modern elektrik teorisinin meydana getirilmesine çalışmıştır. İndükleme akımlarını bulmakla (1831) elektrik teorisinde yeni bir çağ açtı. Bu buluş, sonraki elektro-tekniğin hızlı evriminin hareket noktası oldu. O, haklı olarak günümüzün dinamosunun babası sayılır. Birçok buluşları arasında şunları sayalım: Işığın polarizasyon planının manyetik dönmesi, elektrolizin temel yasaları, ve hepsinden önemlisi, eşit zaman süreleri içinde, aynı yoğunlukta elektrik akımlarının geçmesiyle eriyikler içinde birbirinden ayrılan madde miktarlarının, bu tözlerle eşdeğer ağırlıklara uygun düştüklerini kanıtlayan yasa, ve akımın elektroliz etkisiyle elektrik miktarları arasında orantılılığı saptayan yasa. Bundan başka Faraday, manyetizmin maddenin genel özelliği olduğunu da kanıtlamıştır.
Elektrolitik araştırmaları sırasında Faraday iyonlar teorisini saptayabildi, bu da, sonradan fizik ve kimya için çok büyük önem taşıyan bir buluş oldu. En önemli başarıları arasına klorun, karbon asidinin vb. sıvılaştırılmasını da katmalıyız. Onun zamanında bu gazların gaz nitelikleri değişmez sanılıyordu. Ama onun en büyük değeri, uzaklıktaki etki teorisini çürütmesidir. O, kuvvetin doğrudan doğruya geçişi teorisinin yerine "uzaklıktaki etkiyi" geçiren zorunlu bir ortam (ether) varsayımını koydu.
O. böylelikle, o zamanki doğa ve elektrik anlayışını altüst etmiştir. Onun elektrik anlayışının temelinde doğrudan doğruya dokunma yoluyla etki fikri, ve manyetik alan fikri, .yani "gerçekten var olan" şeyler olarak boşluğu (uzayı) dolduran elektromanyetik kuvvet çizgileri fikri vardır. Elektriğin ve manyetizmin bir tek enerjinin sadece değişik çeşitlemeleri olduğunu kanıtlamakla, Faraday, Maxwell'in ünlü elektromanyetik teorisine dayanak olmuştur. Başlıca yapıtları: 1831'de ve I855'te 30 seri halinde yayınlanan Experimental Researches in Electricity. Ayrıca: Experimental Researches in Ckemistry (1882). Gerçek şaheserler olan popüler yapıtları arasında şunları analım: Maddenin Değişik Kuvvetleri ve Bunların Karşılıklı İlişkileri (1873) ve Bir Mumun öyküsü (1883).
FECHNER, Gustave-Theodore (1801-1887). — Leipzig'de fizik profesörü, daha sonra aynı üniversitede doğal felsefe ve antropoloji profesörü. Fizik üzerinde çalışmaları özellikle galvanizm ve elektro-kimya ile ilgilidir. O, elektrik kontağının derin bir teorisini geliştirdi ve atomistik'i coşkuyla savundu. Fechner, psiko-fizik denen şeyin, yani ruhsal olayların ölçüsünde fizik araçların kullanılmasının kurucusu olarak ün kazandı. O, kendisinin "psiko-fizik yasa" diye adlandırdığı yasayı saptayabildi. Bu yasaya göre duyu, heyecanlanmanın logaritmasına orantılı olarak artar. Felsefede Fechner idealist ve doğacı bir metafiziği savundu. Bütün dünya ruhsal bir varlıktır, gezegenlerin de bir bilinci vardır, ama en yüksek bilinç kişi olarak Tanrı'nınkidir; din ve bilim birbirine bağlıdır. Fizik alanındaki kavramlarının eleştirisi için bakınız: Friedrich Engels, Doğanın Diyalektiği. Başlıca yapıtları: Elemente der Psychophysik (1860). ve Über die physikalische und philosophisehe Atomenlehre (1864). Doğal felsefe üzerine yazılar arasında: Nanna oder über das Seelenleben der Pflanzen (1848). Zendavesta oder über die Dinge des Himmels und des Jenseits (1851) ve Die Tagesansicht gegen über der Nachtansicht (1879).
FERRİ, Enrico (d. 1856). — Profesör. Lombroso ile birlikte kriminal antropolojisini kurdu, sonraları Roma'da avukat ve parlamentoda İtalyan Sosyalist Partisi milletvekili. Sayısız yapıtları arasında: Sosyalizm ve Modern Bilim; İtalya'da Pozitif Kriminalist Okul; Suç, Toplumsal Bir Olay; Devrimci Yöntem.
FEUERBACH, Louis (1804-1872). — Alman filozofu, materyalist, zamanının ünlü kriminalisti Paul-Anselme Feuerbach'ın oğlu. Felsefi görüşlerinden ötürü üniversite öğretim üyeliğini bırakmak zorunda bırakıldı ve ömrünün kalan kısmını köyde sıkıntı içinde geçirdi. Sol-hegelcİİikten materyalizme geçti. "Düşünce insandan çıkmıştır, insan düşünceden değil." İnsan doğanın ürünüdür, din insan doğasının fantezice bir yansısıdır. "Tanrısında sen insanı bulursun, ve insanda da tanrısını tanırsın; iki şey özdeştir." İnsanı yaratan Tanrı değildir. Tanrıyı kendi suretinde yaratan insandır. Feuerbach'ın felsefesi, Hegel felsefesi ile Marks'ın felsefesi arasında ara halkayı oluşturdu. Her ne kadar 18. yüzyıl Fransız materyalizminden bir yerde küçümseme ile sözettiyse de Feuerbach, gerçekte, 18. yüzyıl materyalizmini, tüm erdem ve kusurlarıyla, bu materyalizmin her türlü "dinbilime" karşı duyduğu soylu, gururlu, devrimci kin ile, ve toplumsal olaylar ve hareketlerin açıklaması sözkonusu olduğunda, idealizme eğilimi ile bu felsefenin sürdürücüsü ve yenileyicisi oldu. Toplumsal olaylar alanında, Feuerbach'ın mateyalizmini tutarlı bir biçimde uygulayan, yalnızca, bir zamanlar Feuerbach öğretilisi durumunda bulunan Marks ve Engels oldu. Ama onlar, bu materyalizmi geliştirerek diyalektik materyalizme vardılar. Başlıca yapıtları: Das Wesen des Christentums (1841), Vorläufigc Thesen zur Reform der Philosophie (1341), Grundsäze der Philosophie der Zukunft (1342) vb.. Feuerbach konusunda bkz: Friedrich Engels, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu.
FICHTE, Johann Gottlich (1702-1814) — Öznel idealist, "Alman Kurgusunun Mesihi". Fichte, Alman klasik felsefesinin evriminde Kant ile Hegel arasında bir ara yer tutar. Bir yandan, nesnel varlığı, sadece bilincin ürünü yaparak Kant'taki maddi dünyanın son kalıntısı olan "kısır kendinde-şey"i safdışı ederken, öte yandan soyut öznelciliğin görüş açısını benimsemeye devam eder, çünkü onun "aşkın bilinci", gerçekten onu hiç bir zaman kavrayamamaksızın daima görevin "sonsuz ilerlemedeki" hedefine yönelme eğilimi gösterir. Fichte'nin felsefesi için, eylemin anı, özellikle niteliği belirleyicidir. Felsefesinin derin toplumsal güdülerine göre, Fichte, Alman burjuvazisinin, belirli tarihsel durumundan çıkamayan ve bu yüzden de başka halkların yaşını içerisinde uyguladıkları devrimi, kafası içinde yapmak için, ideal'e sığınan bu burjuvazinin önde gelen bir temsilcisi sayılmalıdır. Dağa yasasının, bir "örgenlenen ve örgenleyici bütün" olarak devlet kavramına değgin bir fikirler karışımını oluşturan Fichte'nin sosyal-politikadaki görüş açısı, onun gençliğinde fikirlerini coşku ile savunmuş olduğu Fransız Devriminin damgasını taşıyan bir çeşit küçük-burjuva "ussal sosyalizme" varır. Başlıca yapıtları arasında: Grundlage der Gesamten Wissenschaftslehre (1794), Beiträge zur Berichtigung des Urteils des Publikums über die Franzäsische Revolution (1793). Grundlage das Naturechts (1796), Der Geschlossene Handelsstaat (1800).
FİSCHER, Kuno (1824-1907). — Alman Filozofu, hegelci, Geschichte der Philosophie in Einzeldarstellungen (10 cilt, 1898-1910) adlı yapıtıyla tanınır.
FOURNİERE, Ergene (1857-1914). — Fransız sosyalisti, Paris belediye meclisi üyesi ve milletvekili, Revue Socialists'in başyazarı. Başlıca yapıtları: l'idéalisme social (1898), Essai sur 1'İndividualisme social (1901), l'Ame de demain (1902), les Théories socialistes au XIX. siècle (1903).
FRANCK, Adolphe (1809-1893). — Fransız filozofu, seçmeci metafizikçi, 1854'ten 1881'e kadar Collège de France'da doğal hukuk ve kişi hukuku profesörü. Başlıca yapıtı: la Cabale ou philosophie religieuse des Hébreux. Birçok bilim adamının işbirliği ile Franck, Dictionnaire des sciences philosophiques"ı (1844-1852) yayınladı. Le Communisme Jugé par l'Histoire (1849) adlı yapıtında 1848 devriminden önceki ve sonraki dönemin komünist ütopyalarını eleştirir.
FRANK, Philippe. — Prag Yüksek Teknik Okulunda profesör. kantçı.
FRASER, Alexandre Campbell (1819-1914). — Edinburgh'da profesör, İngiliz filozofu, tanrıtanır. Başlıca yapıtı: (Berkeley'in yapıtlarının yayınlanması dışında) Philosophy of Theism (1895-1897).
FRIEDLANDER. — Bkz: Ewald.
GASSENDÃ�, Pierre (1592-1655). -- Fransız fizikçisi, matematikçi ve füozof. Epiküros'un atomistik mekanist doğa teorisini yeniledi ve geliştirdi. Gassendi, modern fizik kavramlarının öncüsü sayılabilir.
GOGOL, Nikolay Vasilyeviç (1809-1852). — Ukrayna asıllı Rus romancısı ve oyun yazarı. I832'de Taras Bulba'yı ve sonra, 1834'te, öykülerini yayınladı. 1836'da Müfettiş adlı komediyi yazdı. 1842'de ölü Canlar'ı. Bunlar Rus yazınının önde gelen yapıtlarıdır. Gogol. doğacı okulun başlıca temsilcilerinden biri ve zamanının en büyük nesircisiydi.
GRASSMANN, Hermann Günther (1809-1877). — Ünlü Alman matematikçisi ve dilci; Stettin kent lisesinde matematik ve fizik öğretmeni. Tanrıbilim ve felsefe eğitimi gördü ve aynı zamanda. kişisel çalışmalarıyla matematik ve fizik üzerine bilgüer edindi. Matematik alanında, Grassmann, çağ açan çalışmalar yaptı, çok boyutlu geometriyi kaleme alan ilk kişi oldu ve n boyutlu uzayı da ilk kez o tanımladı. Başlıca yapıtı olan Die Wissenschaft der extensiven Grössen oder die Ausdehnungslehre (1844). Baştan sona yeniden kaleme alınmış olan 2. baskısım (1862), bir üçüncü baskı (1878) izledi. Bu baskıya konulan Ek'in başlığı: Verhältnis der nicht-euklidischen Geometrie zur Ausdehnunglehre (1818) idi. Bu yapıtında Grassmann, bugün artık özel bir önem kazanmış olan vectoriel ve tensoriel hesabın temellerini attı. Grassmann, Aritmetik Elkitabt (1861), adlı yapıtında aritmetiğe bilimsel bir temel kazandırdı. Felsefede, başlangıçta, Liebniz'e bağlı idi, ama sonra bağımsız hareket etti. Matematik üzerine yapıtları özgün ve diyalektik bakımdan değerli birçok fikirler içerir. Lenin'in sözünü ettiği Mach'ın, Bilgi ve Yanılgı adlı yapıtına tam metin alınan Alan Teorisi'ndeki pasajda, Grassmann'ın bilgi teorisinde materyalist görüş açısı en iyi biçimde belirmektedir. İşte pasaj: "Bütün bilimlerin en genel bölünümü gerçek bilimlerle biçimsel bilimler arasındaki bölünümdür; bunlardan ilki, bağımsız olarak düşünceye karşı gelen ve doğruluğu düşüncenin kendisiyle uyumluluğu ile saptanan varlığı, düşüncede yansıtır; biçimsel bilimlerin ise konusu, bizzat düşüncenin yarattığı şeydir (Das durch das Denken selbst Gesetzte) ve doğruluğu, düşünce işlemlerinin kendi kendilerine uyumluluğu ile saptanır. Düşünce, ancak varlıkla bağıntısı yüzünden ona karşı durduğundan, onunla yansıdığından vardır. Ama varlık, gerçek bilimlerde bağımsız bir şeydir, kendi kendine, düşünce dışında vardır. Biçimsel bilimlerde ise varlık, yenilenen bir hareketle kendi kendini yeniden düşünen düşüncenin yaratığıdır; kendi kendine karşı gelen bir varlık gibi, özel bir nesne gibi." (Ausdehnungslehre, 1844, s. xix.) Dış dünyanın nesnelliği ve gerçekliği burada kusursuz bir açıklıkla savunuluyor. Bu pasaj, aynı zamanda, Mach'ın Grassmann'ı ampiryokritisizmin bir öncüsü olarak göstermede ne kadar yanıldığını ve Lenin'in de Mach'ı bu konuda uyarmada ne kadar haklı olduğunu gösterir. Yukarıda sözü edilenlerden başka, Grassmann, bilimsel dergilerde, matematiğin ve fiziğin çeşitli konulan üzerine incelemeler yayınlamıştır.
GRÜN, Charles (1817-1897). — Alman yazar, Feuerbach'ın öğretilisi, "gerçek sosyalizm" olduğunu iddia eden akımın başlıca temsilcilerinden. 1842 Prusya Ulusal Meclisi üyesi olarak ilkin solda yer aldı, sonraları burjuva demokrat olarak kaldı. Franz Mehring, Grün'ü şöyle nitelendirir: "Sözcüğün en olumsuz anlamı ile bir Alman yazar, usta stilci, ama kendini beğenmiş, yüzeysel, iddialı." Başlıca yapıtı, Fransa'da ve Belçika'da Toplumsal Gelişme (1845), Marks tarafından amansız biçimde eleştirildi. Marks, Proudhon üzerine ünlü mektubunda. Grün'ün filozofluğundan şöyle sözeder: "Onun bir Alman felsefe profesörü olarak bana olan üstünlüğü şuydu ki, kendisi de bu konudan hiç bir şey anlamıyordu." Grün, Feuerbach'ın mektuplarını yayınlamıştır.
GÜNTHER, Sigmund (1878-1923). — Münich Yüksek Teknik Okulunda profesör. Doğa bilimleri tarihine büyük katkılarda bulundu. Özellikle astronomi ve jeoloji alanlarında. Başlıca yapıtları: Handbuch der mathematischen Geographie (1890), Geschichte der anorganischen Naturwissenschalten im XIX. Jahrhundert (1901), Gescheichte der Erdkunde (1904), Vergleichende Mond-und Erdkunde (1911).
HAECKEL, Ernst (1884-1919). — Militan materyalizmin Almanya'daki en ünlü temsilcisi, biyolojide, Darwin'in dönüşümcülük teorisinin esası konusunda reform yapan 19. yüzyılın ikinci yarısının en büyük zoologu, Yena Üniversitesinde zooloji profesörü, "Alman Birciler Derneği"nin kurucusu ve fahri başkanı. Onun materyalizm uğruna yiğitçe savaşı, on yıllar boyunca, uluslararası felsefe tartışmalarında ön planda yer aldı ve bütün gericilerin, papazların, mumyalaşmış profesörlerin ve darkafalı burjuvaların öfke fırtınasına neden oldu. Onun halk için yazılmış çok sayıdaki polemik yapıtları özellikle en geniş çevrelerce okunan Evrenin Sırları ve Yaşamın Harikaları adlı kitapları dolayısıyla, felsefe, halk toplantılarında, okulda, kilisede, parlamentoda sahneye çıkıverdi. Kuzey Almanya'da junkerlerin Prusya devleti, güneyde Katolik Papazlar savaşa giriştiler. Sloganları şuydu: İnsanlığın kutsal iyiliği için, geleneklerin bozulmasına karşı, ayaktakımının tahakkümüne karşı! Haeckel kendi evren anlayışını "bircilik" diye adlandırır, bununla kastettiği, ruhsal olaylar dahil, bütün doğa olaylarının, yüksek "nesne" kavramı içinde sentezidir. "Nesne"nin belli başlı nitelikleri madde ve enerjidir; bunlar üzerinde egemen olan yasa, enerjinin ve maddenin sakınımı yasasıdır. Tüm doğa kuvvetlerinin "birliği" ve "nesne yasasının her şeye hükmeden gücü", Haeckel'e göre, kaçınılmaz olarak "metafiziğin üç dogmasının: Tanrı, özgürlük ve ölümsüzlük dogmalarının yıkılışına götürür." Bunlar "üç şairane imaj"dan başka şey değildir. Haeckel, sonraları, nesnenin üç nitelik taşıdığını ileri sürdü. Kuvvet, madde ve duyu, ve o, evren anlayışını özdekçi bircilik olarak adlandırdı. Onun başlıca erdemi, hiç bir istisna tanımayan bir belirlenimciliği ve deneyi gerçek bilginin tek kaynağı olarak hararetle soruşturmuş olmasıdır. Biyoloji kolunda Haeckel'in yenileyici bir etkisi oldu: 1° Darvrin'in doğal seçme teorisini güçlü bir biçimde savunarak, ve zooloji ile botaniği mantıklı bir tarzda evrim teorisine yönelterek; 2° İlk organizmaları inorganik maddeden çıkartan özgün üreme teorisini (hétérogonie) coşkuyla savunarak; 3° Organizmaların, bireysel evrimlerinde atasal evrim yoluyla (ontogénie) atalarının evrim aşamalarından (phylogénie) geçtiklerine değgin yasayı belirli bir tarzda kavrayıp yaratarak (Haeckei bu yasaya "biyogenetiğin temel konusu" der); 4° Tüm hayvanlar ve bitkiler dünyasının atasal evriminin ilk genel açıklamasını yaparak; 5° insanın maymundan geldiği teorisini parlak biçimde geliştirerek ve halkın anlayacağı biçimde ifade ederek, kendi özel yumuşakçalar anatomisi ve filojenisi alanlarında Haeckel bir dizi temel monografiler yazmıştır. Haeckel'in güçlü ve zayıf yanları hakkında bir fikir edinmek için Engels'in Doğanın Diyalektiği'ne bakınız. Başlıca yapıtları: Halkın anlayacağı açıklıkta yazılmış olanlar arasında: Über die Entwicklungslehre Darwins (1863), Generelle Morphologie der Organismen (1866); Natürliche Schöpfungsgeschichte (1868), Anthropogenie oder Entwicklungsgeschichte des Menschen (1874), Gesammelte populäre Vortrage (1902), Der Monismus als Band zwischen Religion und Wissenschaft (1892), Über unsere gegemvärtige Kenntnis vom Ursprung des Menschen (1898); Die Welträtsel (1899), Kunstformen der Natur (1904), Die Lebensmunder (1904), Der Kampf um den Entwicklungsgedanken (1905), Monismus und Naturgesetz (1906). Unsere Ahnenreihe (1908), Monistiche Bausteine (1913), Gottnatur (1914) ve Die Entwicklungsgeschicte einer Jugend (1921).
HARTMANN, Eduard de (1845-1906). — Klasik dönem sonrası Alman idealist filozofu. Eski muhafız topçu subayı olan Hartmann, ordudan ayrıldıktan sonra (1865), resmi bir kürsüde yer almadan bilimle uğraştı. Felsefenin temel kavramı, Schopenhauer'in "kör" iradesiyle, Hegel'in akılcı "düşünce"sinin bir karışımını oluşturan "bilinç-dışı" kavramdır. Onun felsefesi, büyük toprak sahipleriyle (irade) burjuvazinin (düşünce) ittifakının ideolojik yansısıdır, ama burjuvazinin junkerlere boyun eğmesi koşuluyla. Başlıca yapıtı, Philosophie des Unbewusten (1869). Bu yapıtta tüm teorisini açıklamıştır. Hartmann birçok başka yapıt da yayınlamıştır, bunlar arasında, Die Weltanschauung der modernen Physik, Leipzig 1902, yer alır.
HAYM, Rudolf (1821-1901). — Filozof ve tarihçi. 1848'de Frankfurt Ulusal Meclisi üyesi olarak ortanın sağında yer aldı. 1850'de, Berlin'de, Konstitutionelle Zeiturıg'un başyazarlığını yaptı. Haym, 1851'de, Halle'de felsefe ve Alman yazını tarihi derslerine başladı ve 1858'den 1864'e kadar Preussische Jahrbücher'i yayınladı. Alman felsefesinde onun başlıca rolü, Hegel felsefesini itibardan düşürmeye başlamasındadır – ama daha yüksek bir felsefi kavram ileri sürerek değil, darkafalı burjuva yavanlıklarıyla. Yapıtları: Feuerbach und die Philosophie, Ein Betroy zur Kritik beider (1847), Hegel und seme Zeit (1857), A. Schopenhauer (1864), Die Romantische Schule (1870).
HEGEL, Georg, Wilhelm Friedrich (1770-1831). — Büyük Alman idealist filozofu. İdealist bir biçimde kavradığı diyalektik yöntem dolayısıyla büyük, ama özünde nesnel bir idealisttir. Ona göre, tarihte ifadesini bulan mutlak akıl (neden), mutlak fikir, ilk ilke ve bu değişmeyle (Anderssein in sich) ruh biçiminde kendisine geri dönmek üzere doğada doğrudan "kendini açığa vuran" biricik gerçektir. Kendinde-fikir, doğanın ve tarihin yaratıcısıdır: Mutlak fikir, böylelikle, dünya yasalarını oluş olarak meydana çıkarır, gerçeklik diyalektik-mantıksal gelişmenin aşamalarını yansıtır. Hegel sistemi, bu anlamda, kamumantıkçılık (panlogisme) olarak nitelendirilir. Düşünce, onda, tek ve biricik özne, gerçek varlık, sadece yüklemdir. Mutlak fikir, tüm insanlık tarihinin temelindedir, ama bu, evrenden önceki varlığında, soyut ve mistik örtüsü içinde, hıristiyanlığın kişi olarak Tanrısından başkası değildir. Hegel'in "fikir"inin bu niteliğini saptayan Feuerbach oldu. Marks da, ilk olarak, özne-nesnenin doğada ve insan toplumunda birliğini saptayarak ve özellikle diyalektiğin devrimci özünü ortaya çıkararak, Hegel'in diyalektiğini ayakları üzerine oturttu. Başlıca yapıtları: Phänomenologie des Geistes (1807), Wissenschaft der Logik (1812-1816. 3 cilt,), Encyklopadie der Phüosophischen Wissenschajten (1817), Grundlinien der Philosophie des Rechts (1820), Sämtliche Werke (1834-1845, 18 cilt).
HEINZE, Max (1835-1909). — Liepzig'de profesör, ikici-tanrıcı bir görüşü savundu. Überwerg'in eseri Grundriss der Geschichte der Philosophie'yi yayımladı ve tamamladı. Öteki yapıtları: Zur Erkenntnislehre der Stoiker (1880), Vorlesungen Kants über Metaphysik (1894).
HELLFOND, Ossip Ignatiyeviç (d. 1868). — Hekim ve yazar, takma adı Yelniyev; pek az yazmıştır. Lenin'in sözünü ettiği yapıtından başka, 1906'da, Obrazovaniye dergisinin Mayıs sayısında "Bilginin Ampiryokritikçi Teorisi Üzerine" başlıklı bir yazı yazdı ve bunda Hans Cornelius'un Felsefeye Giriş'inde ileri sürdüğü görüşlere karşı çıktı.
HELMHOLTZ, Hermann (1821-1894). — 19. yüzyılın en büyük doğa bilginlerinden. Çok geniş kültürlü Alman fizikçi ve fizyologu; bu bilim kollarında ön planda yer tutar; ilkin askeri hekimdi, sonradan Berlin Sanatlar Akademisinde anatomi profesörü oldu. Daha sonra Königsberg'de fizyoloji profesörü, Bonn ve Heidelberg'de aynı kürsüde bulundu: sonunda. 1871'de, Helmholtz, Berlin Üniversitesinde fizik profesörüdür ve 1887'den sonra da, Charlottenburg'da İmparatorluk Fizik ve Teknoloji Enstitüsü başkanıdır. Helmholtz, sonraki başlıca çalışma alanı olan teorik fizikte olsun, duyular fizyolojisi alanında ve matematikte olsun, doğa bilimlerini bir dizi klasik ihtira ile zenginleştirdi. Geometrinin temelleri üzerine denemeleriyle dikkat çekmiştir. Bu çalışmalarında Kant'ın önsel görüş noktasına karşı geometrik aksiyomların kökeni konusunda geometrinin temellerinin ampirik niteliğini belirtiyor ve eğer deneyler dcğrularsa, öklidci olmayan bir uzay teorisinin mümkün olabileceğini yani bir "fizik geometri"yi kabul ediyor. Hayatın kaynağı konusunda Helmholtz, canlının sonsuz olduğu görüşünü savunmuş, yeryüzünde canlıların kaynağını göksel cisimlerin tohumlarının başka göksel cisimlere geçmesiyle açıklamıştır. Onun bilgi teorisinde materyalist fikirlerle kantçı fikirler arasındaki çelişki hakkında bir fikir edinebilmek için, büyük bilimsel incelemelerinden başka, şu yapıtlara bakınız: Über die wechselwirrkung der Naturkräfte (1854), Über das sehen des Menschen (1855), Über das Verhaltnis der Naturwissenschaften zur Gesamtheit der Wissenschaften (1862), Über die Tatsachen die der Geometrie zugrunde liegen (1868). Über das Ziel und die Portschrifte der Naturwissenschaft (1869), Über den Ursprung und die Bedeutung der geometrisehen Aniome (1870). Induktion und Deduktiun (1873), Die Tatsachen in der Wahrnehmung (1878), Zahlen und Messen (1887). Fizikçi ve filozof olarak Helmholtz hakkında Engels'in eleştirileri Doğanın Diyalektiği'nin birçok pasajlarında bulunabilir. Helmholtz Vorträge und Reden (1903) adlı yapıtıyla büyük ün yapmıştır. Bilgi teorisi üzerine en önemli yapıtlarından bazıları, Hermann von Helmholtz Schriften zur Erkenntnistheorie (192!) adlı kitapta bulunabilir. Matematikçi Leo Königsberger, Helnıholtz'un büyük bir biyografisini kaleme almıştır: Hermann von Helmholtz.
HERAKLİTOS (MÖ 544-475). -- "Obscur" (Karanlık, Anlaşılmaz) diye de adlandırılır. Anadolu'da bir ticaret kenti olan Efes'te yaşadı. Antikçağın en büyük diyalektik çilerinden biri idi. Ona göre, oluş, sondan sonsuzluğa ve tersine devamlı geçiş, karşıtların birbirine geçtiği biricik sonsuz süreci, varlığın ve yokluğun birliğini, dünyanın özünü oluşturur.
Heraklitos, her şeyin bu istikrarsızlığında, her varlığın bu sürekli değişmesinde, evrenin en genel yasasını gördü. Her şey akar. Hiç bir şey durmaz. Öyle ki, "Biz aynı nehre iki kez giremeyiz.". Evren, savaş ve barıştır, yaz ve kıştır, med ve cezirdir. tokluk ve açlıktır vb.. Evrenin egemen ilkesi olan çelişki, Heraklitos'a göre her şeyin özündedir, öyle ki varolan her şey ancak karşıtların birliği olarak varolabilir, "Her şey Bir'den, Bir de her şeyden çıkar."
HERİNG, Ewald (1834-1918). - Ünlü fizyolog, Leipzig Üniversitesinde profesör. Hering, duyular fizyolojisi üzerine, her şeyden önce, ışık ve renklerin algısı teorisi üzerine önemli çalışmalar yapmıştır. Felsefede Hering, tutarsız bir öznel idealizmi savundu. Ünlü küçük yapıtı, Organik Maddenin Bir İşlevi Olarak Bellek'te (1870), Hering, canlı nesnenin bellek biçimi altında her türlü uyarmaları biriktirme özelliğine sahip olduğu fikrini geliştirmiştir. Bu teori, sonraları zoolog R. Semon tarafından geniş ölçüde geliştirildi. Ama bu teori, materyalizmden yana doğa bilginlerinin çoğunluğu tarafından biçimsel andırıştırmalara dayanan antropomorfist bir öğreti olarak reddedilmiştir.
HERTZ, Henri (1867-1894). — Fizikçi. Bonn'da teorik felsefe profesörü. Bilime yeni çığırlar arayan Hertz, Maxwell'in ışık teorisini deneylerle doğrulayarak bu teorinin kesin zaferini sağlamıştır. Hertz, ışık dalgalarının çok kısa dalgalı elektromanyetik titreşimler olduğunu kanıtlamıştır. Uzun elektrik dalgalar üreterek ve bunların uzayda yayıldıklarını saptayarak Hertz, telsiz-telgrafın temelini atmıştır. "Doğa olaylarını, mekaniğin basit yasalarına indirgemeye" çalışan doğacı eğilimin başlıca temsilcisidir. Onun bilgi teorisinde yönelimi, Kant'ın teorisiyle bazı noktalarda birleşir. En çok tanınan yapıtı olan Mekaniğin İlkeleri'nde (1894), Hertz, kuvvet fikrini bir yana iten bir mekanik geliştirmeye çalıştı. Onun ünlü Işık ile Elektrik Arasındaki Bağıntı Üzerine konferansı, ışığın elektromanyetik teorisinin temellerine halk dilinde bir giriş niteliğindedir. Ayrıca bkz: Gesammelte Werke (1894-1895).
HEYFELDER, Victor. — Lenin'in alıntı yaptığı Helmholtz üzerine bir yapıtın yazarı.
HIBBEN, John Grier (d. 1861). — Amerikan filozofu. 1912'den beri Princeton Üniversitesi rektörü. Hibben, başka yapıtları arasında, Hegel üzerine Hegel'in Mantığı, Bir Yorum Denemesi adlı bir kitap yazmıştır. 12 ciltlik Epochs of Philosophy adlı bir koleksiyonun yayımcısıdır.
HÖCHBERG, Karl (1853-1884). — Reformist eğilimde sosyalist yazar, Eugene Dühring'in öğretilisi. Höchberg Heidelberg'de ve Zürich'te felsefe okumuştur. 1875'e doğru Alman sosyal-demokrasisine katıldı, ama diyalektik materyalizmi ve bilimsel sosyalizmi ve özellikle sınıf mücadelesi fikrini, proletaryanın sınıf partisinin gerekliliğini hiç bir zaman benimseyemedi. Onun için çok kez Marks ve Engels ile çatışmıştır. Karl Marks, Sorge'a yazdığı bir mektupta, Höchberg'in "sosyalizme üstün bir düşünsel yönelim vermek isteyen" ve sosyalizmin maddi temeli yerine "adalet, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik gibi tanrılarıyla modern bir mitoloji yerleştirmek isteyen aşırı ölçüde kurnaz doktorlar türünden" olduğunu yazmıştır. Höchberg'in Zukunft adlı yazısı üzerine Marks, şu kesin yargıyı vermiştir: "Dünya, onun, kendisine alçakgönüllü havalar veren bir küstahlıkla kaleme alınmış geleceğe ait programı kadar sefilce bir şeyi ender görmüştür." Makaleleri yukarıda adı geçen dergilerde yayınlanmıştır.
HOLBACH, Paul-Henri Dietrich, baron (d. 1723-1789). — Macar asıllı bir baronlar ailesinden olan Fransız materyalisti. Eğitimini, gerçek yurdu haline gelen Fransa'da yapmıştır. Holbach, Diderot ile birlikte Ansiklopedi'nin hazırlanmasında etkin rol oynamıştır. Ansiklopediye doğa bilimleriyle ilgili makaleler, notlar yazdı. Holbach'ırı salonu, Fransa'nın o zamanki en büyük düşünürlerinin buluşma yeriydi. Tiers état devrimci ideolojisi, sonraları 18. yüzyıl Fransız materyalizmi diye adlandırılacak olan felsefenin ilkeleri bu salonda birkaç dostun dar çevresi içinde formüle edildi. Onun yapıtlarında mekanik materyalizm, sistemli ve tam ifadesini buldu. Holbach, ikiciliğe, evrenin ikileşmesine karşı çıkmıştır. İnsan ancak doğanın gerekli ürünüdür. Doğa, madde ve harekettir. Madde duyu örgenlerimiz üzerine doğrudan ya da dolaylı olarak etki yapan şeydir. Tinselci ve tanrıbilimci sistemler, insan kafasının yarattığı saçma şeylerdir, insanın bilisizliğinin bunda çıkarı olanlar tarafından, özellikle kilise tarafından çoğunluğun büe bile aldatılmasının ürünüdür. Başlıca yapıtı, 1770'te yayınlanan Système de la nature'dür (bu yapıtın, o dönemde, olağanüstü bir devrimci etkisi oldu). Ayrıca Plehanov'urı Materyalizmin Tarihine Katkı'sına bakınız.
HÖNİGSWALD, Richard (d. 1875). — Breslau Üniversitesinde profesör. Yeni-kantçı. Yapıtları: Über die Lehre Humes von der Realität der Ausseııdinge (1904), Zur Kritik der Machschen Philosophie (1903), Beitrage zur Erkenntnistheorie und Methodologie (1906), Die Philosophie des Altertums (1917) vb..
HOULLEVIGUE, Louis (d. 1863). — Aix-Marseille Üniversitesinde gene! fizik profesörü. Başlıca çalışma alan radyo-fizik, termo-elektrik, elektroliz. Başlıca yapıtları: leçons d'electricité ap-pliquée (1899). Evolution des sciences (1908) ve Matière (1903).
HUME, David (1711-I776). — İngiliz filozofu, felsefede şüpheci ve bilinemezci, aktif bir siyaset adamı oldu, toplum ve ekonomi sorunları üzerine denemeler yazdı ve özgün bir tarihçi idi. Onun felsefesi Locke'un deneyci felsefesiyle başlayan ama sonra Berkeley'in öznelciliğine dönen ve sonunda bütün temel sorunlarda görüngücülükten ve bilinemezcilikten yana bir tutum benimseyen, yani bilgi yokluğunu doğrulayan teoriyi esas sayan İngiliz burjuvazisine özgü düşüncenin evrim ve yöneliminde en yüksek noktayı oluşturur. Hume, Berkeley gibi nesneyi yadsımakla kalmıyor, nedensellik ilişkilerimizi. alışkanlıklarımızın koşullandırdığını ve bir öznel gereksinme duygusundan ileri geldiğini söyleyerek, "akademik şüpheciliğini" şeylerin nedensel ilişkilerine yayıyor. İrlandalı papazın tinsel özü, onun "ben"i, Hume'de de bir duygular ve tasarımlar demetine indirgeniyor. Çünkü o, ruhsal yaşamımızın tüm mekanizmasını çağrışımlar görüngüsü ile açıklıyor. Bir dış alem varsayımı, onda öznel açıklamasını özel bir "inanç"ta buluyor. Hume'ün kavramları, bir yandan 19. yüzyıl olguculuğu için geniş dayanaklar sağlarken, öte yandan Kant'a "eleştiri yönteminin yardımıyla" bilgi sorununu koymasına olanak sağlıyor. Marks'ın Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı'sında tahlil ettiği para teorisi, Hume'ün teorisinin iktisadi ilişkilere uygulanmasıdır. Ona göre para, esas temel sürecin yerini alan şeylerin yüzeysel görünümünün aldığı burjuva anlayışına uygun olarak, simgelerden ibaret bir şeydir. Başlıca felsefi yapıtları: İnsan Tabiatı Üzerine İnceleme (1739-1740), İnsan Aklı Üzerine Araştırmalar (1748).
HUXLEY, Thomas Henry (1825-1895). — Büyük etkinliği olan İngiliz doğa bilgini. Londra'da Royal Institution'da Kraliyet Cerrahlar Okulunda biyoloji profesörü; Royal Society ve Kraliyet Bilimsel Eğitimi Teşvik Komisyonu üyesi; doğa bilimleri üzerine halk dilinde yazı yazan ünlü yazar. Onun bilimsel araştırmaları zoolojinin ve antropolojinin çeşitli alanlarını kucaklar. Onun ünü, İngiltere sınırlarını aşmış ve dünyaya yayılmıştır, çünkü o, evrim teorisini ve özellikle darvinciliği, gerici profesörlere ve kilise kodamanlarına karşı coşkuyla savunmuştur. O, kendisini "Darwin'in genel acentesi" diye nitelendirirdi. Huxley, özellikle insanın maymun kökenden geldiğini savunmuş ve bu tezi, 1863'te ilk kez bilimsel olarak tanıtlamıştır. Kalabalık işçi dinleyiciler önünde birçok bilimsel konferanslar vermiştir. Felsefede Huxley, sözde kamuoyunun geleneklerine boyun eğen ve böylelikle egemen sınıfların halk yığınlarını din afyonuyla zehirlemelerini kolaylaştıran İngiliz doğa bilginlerinin kararsızlığını, tutarsızlığını ve kaypaklığını göstermiştir. Onun felsefesi, bilimdeki ilerlemelere ve Hume'ün fikirlerine dayanan materyalist bilgilerin bir karışımıdır. Tanrının varlığı sorunu önünde duran ve bu sorunu çözümü olanaksız' bir şey sayan evren anlayışını ifade etmek için kullanılan "bilinemezcilik" terimini ilk o kullanmıştır. Birçok bilimsel elkitabının yazarı olan Huxley, halk dilinde kaleme alınmış yapıtlar da vermiştir. Bunlardan en ünlüleri şunlardır: İnsanın Doğadaki Yeri Hakkında Gözlemler (1863); Organik Doğadaki Olayların Nedenleri Üzerine Bilgimiz (1865), Halk Konferansları Olarak Fizyoloji Eskizi (1866).
JAMES, William (1842-J910). — Amerikan filozofu, pragmacılık ve çoğulculuk denen okulların yaratıcısı. Doğa bilimlerinde belirlenimciliğe karşıdır. "Pratik nedenlerle'" James, metafizik gerçekçiliğe karşı çıkmaya "karar veriyor" ve onsuz "doğru yolu izlemenin hiç bir yaran, hiç bir çekici ve soylu yanı kalmayacağından", dini savunuyor. Bütün özellikleriyle James'in felsefesi, Amerikan burjuvazisinin, Kuzey-Güney arasındaki savaştan sonra o hızlı iktisadi ve toplumsal evriminin bir ürünüdür. Yani pratikte feodal kalıntıların yolunu engellemediği ve teoride her türlü metafizik önyargılardan kurtulmuş olarak, "pervasız zenginleş" özdeyişini, hayatta kendine incil yapan bu burjuvazinin muazzam ölçüde artmış olan gücünün ve girişim ruhunun ifadesidir. James'e göre, kavramlarımız, "başarıya inancın" desteklediği "çalışma varsayımlarıdır. Ama "başarıya inançtan", "inancın başarısına" ancak bir adımlık yol vardır, ve böylece ayırdedici özelliği, tamamen Amerikan'vari bir pervasızlık olan onun pragmacılığı, bir gizemciliğe varır ve bundan doğan dinsel duyguların tatmini, Amerikan iş hayatının (business) ayrılmaz bir parçasını oluşturur. Bu felsefede, tekniğin ve ekonominin çok hızlı gelişmesiyle. Amerikan yaşamındaki din şarlatanlığının aslına uygun bir yansıması ve kendine özgü sentezi vardır. Başlıca yapıtları: Psikolojinin İlkeleri (1890). İnanç İradesi (1896), Pragmatizm (1907).
JAURÈS, Jean (1859-1914). — Fransız siyaset adamı, Fransız Sosyalist Partisinin önderlerinden ve bu partinin en büyük hatibi. Toulouse Üniversitesinde profesörlük eden Jaurès. parlamenter politikaya 1085'tc girdi. İlkten ılımlı bir yol izledi, ama bir süre sonra sosyalist harekete katıldı, 1892'de yeniden milletvekili seçildiği zaman, sosyalist partinin etkin bir üyesi olmuştu. Bununla birlikte, Jaurès, marksizmi ancak ihtiyatla kabul etmiş ve onu felsefi idealizm ile bağdaştırmaya çalışmıştır. 1899'da, sosyalist Millerand'ın "Komün'ün kasabı" Galliffet'in yanında katıldığı Waldeck-Rousseau kabinesi kurulduğu zaman, Jaurès, bu kabineyi desteklemeyi gerekli gördü ve "ministarialisme" (hükümete sosyalist bakan verme taktiği) denen tutumu savundu. Sadece Fransız sosyalistleri arasında değil, aynı zamanda Enternasyonalde de çok tartışılan bu sorun. 1904'te Sosyalist Enternasyonalin Amsterdam kongresinde Jaures ile Bebel arasında sert çatışmalara neden oldu. Jorecilerin Rouen kongresinden (1905) başlayarak o, Birleşmiş Sosyalist Partinin tanınmış liderlerinden biri oldu. 1904'de şimdi Fransız Komünist Partisinin organı olan L'Humanité'yi kurdu. Jaurès parlamentoda militarizme karşı mücadele etti ve halklar arasında dayanışmanın savunucusu oldu. 31 Temmuz 1914'te Birinci Dünya Savaşının ilan edildiği gün, savaş taraftarlarının kışkırttığı Raoul Villain tarafından öldürüldü. O, II. Enternasyonalde demokratik ve reformist sosyalizmin en yüksek ve en etkili temsilcilerindendir. Başlıca yapıtları: (gazetecilik ve parlamento çalışması dışında) Histoire de la Révolution Française (1901-1904), L'Armeé nouvelle ve daha birçok başka yapıt.
JERUSALEM, Wilhelm (1854-1925) — Viyana Üniversitesinde profesör, ikici ve tanrıcı bir felsefeyi savunur. Başlıca yapıtları: Lehrbuch der empirischen Psychologie (1888), Einleitung in die Philosophie (1899), Der kritische Idealismus und die reine Logik (1905).
JOULE, James Prescott (1818-1889). — Büyük İngiliz doğa bilgini. İlkten bira imalcisi idi, sonraları Manchester yakınında Salford'da bir birahane sahibi oldu. Joule, ilk kez ısının mekanik eşdeğerini deneylerle saptadı, yani "ısı iİle mekanik kuvveti arasında mutlak sayısal ilişkiyi kurmaya" çalıştı. Birçok deneylerden sonra Joule, Alman Robert Mayer'den (1842) az sonra, ama ondan bağımsız olarak, ısı ile çalışma eşdeğerlik ölçüsünü buldu (1843). Joule daha o zaman ısının mekanik teorisi ilkesini açıklıkla şöyle ifade ediyordu: "Isı, cisimlerin göze görünmez parçacıklarının çok hızlı hareketidir. Bu hareket bizde öyle bir duyu meydana getirir ki, cismin sıcak olduğunu söyleriz. Bizim duyularımız için sıcaklık olan şey, cisimler aleminde hareketten başka şey değildir." Onun için Joule, R. Mayer-, L. A. Colding ve H. Helmholtz ile birlikte, termodinamiğin ilk ilkesi denen şeyin, enerjinin sakınımının ve eşdeğer biçim değiştirmesinin kurucusu olarak bilinir. Joule'ün öteki önemli araştırmaları gazlarla ilgilidir. Başlıca yapıtları; On the calorific Effects of Magneto-Eleciricity and the mechanical Vahıe of Heat (1843). ve Scientific Papers (1834).
KANT, Emmanuel (1724-1804). — Konigsberg'de profesör, modern zamanların en büyük filozoflarından biri; Alman klasik felsefesinin en büyük buluşuna, Hegel'in mutlak diyalektik idealizminin geliştirilmesine yol açan "eleştirici idealizmin" yaratıcısı. Bilgi teorisinde Kant'ın felsefesinin özü şudur: Nesnel dünyanın insan tarafından bilinmesinin temelinde deney ve duyuların algılan vardır. Duyular, bize, gerçek bir dış dünya tanıtırlar ve bize deneyin malzemesini sağlarlar. Şeyler hakkında edindiğimiz İmge, iki etkenin sonucudur: ilkin bizim duyu örgenlerimiz üzerinde etki yapan ve bizde bazı izlenimler ve tasarımlar uyandıran nesnelerin özellikleri; ikincisi, bu izlenimleri alan şeyin, yani bilincimizin özel niteliği. Bundan çıkan sonuç şudur ki, bize göründükleri şekilde şeyler hakkındaki tasarımlarımız, kendinde-şeyden, yani kendi "gerçek" ve öznel bilinçten bağımsız varlığında, kendinde ve kendisi için varolduğu biçimiyle şeyden tamamıyla ayrılır. "Kendinde-şey", Kant'a göre, bilinemez, biz ancak "görüngüleri" bilebiliriz, çünkü bu görüngülerin temelinde yatan şey, bizim deneyimizin (Anschauung) kapsamı dışında kalır. Peki ama bilgi süreci nasıl gerçekleşir? Biz, nesneleri, uzay içinde görürüz, olayları belli bir sıralanış içinde ve, dolayısıyla, zaman içinde algılarız. Zaman ve uzay dışında hiç bir şey tasarlayamayız. Bununla birlikte, Kant'a göre zaman ve uzay, varlığın nesnel biçimleri değildirler. ancak bilginin önsel oluşturucu biçimleridir. Bunlar her türlü deneyden bağımsızdırlar. Üstelik her türlü deney, ancak onlar sayesinde mümkündür; zaman ve uzay. ancak deneyimizin (Anschauung) biçimleri, duyarlığımızın öznel koşullarıdırlar ve dolayısıyla kendinde-şeylerle (numen) hiç bir ilişki içinde bulunamazlar. Nedensellik ilişkileri gibi kavram ya da ulam biçimleri için de durum aynıdır. B görüngüsünün A olayını izlediğini tanıtlayan gözlemlerimizin sayısı ne kadar çok olursa olsun, Kant'a göre, A, B'nin nedenidir diye bir genel kural koymaya hiç bir hakkımız yoktur. Bunu dersek, bizim kendi algılarımızın ve başkalarınkilerin içeriğini çok aşan bir şeyi söylemiş oluruz. Bununla birlikte, yargılarımızı ifade ettiğimiz zaman mutlak zorunluluk ve mutlak evrensellik bilinci içindeyiz. Anlama yetisi yasalarını doğadan (önsel olarak) çekip çıkarmaz, bu yasaları doğaya kendi koyar. Başka bir deyişle doğa yasaları, sadece, bizim bilincimizde varolan görüngüler dünyasını kapsar, numenler (kendinde-şeyler) bu yasalara bağımlı değildir. Böylece Kant'ın bilgi teorisi, birbiriyle çelişen iki öğe içerir. Birincisi, öznel idealist öğe; deneyimizin biçimleri (Anschauung): uzay, zaman, ulam; ikincisi, gerçekçi öğe, yani kendinde-şeylerin (yani bizden bağımsız olarak varolan dış dünyanın) bize sağladığı belirli olmayan malzeme. Numenler dünyasında, doğanın zorunluluğu anlayışımız uygulanamadığından, bu dünya sınırsız özgürlükler alam olarak kabul edilebilir. Kant, yasa fikriyle bağdaşmayan –Tanrı, ruhun ölmezliği, tikel irade (elindelik) gibi– bütün hayaletleri bu diyara yerleştirir. Salt Aklın Eleştirisi'nde bu hayaletlere karşı başarıyla savaşmış olan Kant, Pratik Aklın Eleştirisi'nde, yani boş spekülasyonlar değil de, insan eyleminin sözkonusu olduğu kitabında bunların önünde teslim bayrağım çeker. Kant'ın felsefesinin bütün yetersizliği bu ikicilikte yatar. Tarihsel bakımdan bu ikicilik, Alman burjuvazisinin uyanışını ve bağımsız politika özlemini yansıtır. Kant, burjuva devriminin ideolojik müjdecisi olmuştur. Ama o zamanki Prusya Almanyasınm iktisadi ve siyasal geriliği nedeniyle toplumun çarpık durumu yüzünden Kant, özgürlüğün egemenliğini soyut fikrin göklerdeki yüksek yerine aktardı: O, Ahlak adlı yapıtında özellikle görev kavramının altını çizer (Eski Prusya militarizminin bir yansıması). Orada da aynı ikicilik var. Nasıl ki. bilgi teorisinde "kendinde-şey" ile görüngü arasında, biçim ile içerik arasında, sonsuz ile tamamlanmış arasında aşılmaz bir uçurum varsa, Kant'ın ahlakında da aynı biçimde "salt ahlaki irade" ile ahlaki duygusallık arasında aşılmaz bir metafizik çukur var, öyle ki, Kant'ın "kesin emri" (o, bunu, "o biçimde davran ki senin iradenin düsturu, her zaman genel yasamanın bir ilkesi olabilsin" biçiminde ifade eder) bizim dünyamız olan bu gözyaşı vadisinde, ahlaki görevin kısırlığını resmen onaylamaktan öte bir şey yapmaz. Onun toplumsal ülküsü, en yüce noktası bir uluslar toplumu, temeli üzerinde sonsuz barış fikri olan aklın egemenliği altında bir burjuva anayasasıdır. Bu "aklın" dar burjuva niteliği, Kant'ın daha o zamandan tüm yurttaşların yasa karşısında tam bir özgürlük, eşitlik ve bağımsızlığından yana olduğunu açıklamasından bellidir; ama o, "bir tüccarın ya da zanaatçının yarıında çalışanları", özel hizmetçileri, ücretlileri, vergi ödeyen köylüleri ve "bütün kadınları", kısaca başkası tarafından beslenen ve korunan herkesi, vatandaş (Staatsbürger) değil, devletin ortaklan (Statsgenossen) saymıştır. Besbelli ki, bu sınırlılık tarihsel koşullardan ileri gelmektedir. Yüzyılın başlarında, revizyonistler, Kant'ın ahlakına dayanarak, sosyal-demokrasi içinde marksizmi, kantçılıkla "tamamlamaya" kalkıştılar. Başlıca yapıtları: Salt Aklın Eleştirisi (1781), Bilim Olarak Ortaya Çıkabilecek Olan Gelecekteki Her Türlü Metafiziğe Hazırlayıcı Notlar (1783), Pratik Aklın Eleştirisi (1788), Hükmün Eleştirisi (1730), Pressische Akademie der Wissenschaften tarafından yayınlanan Kant'ın Bütün Yapıtları (1911).
KAUTSKY, Karl (1854-1938). — Alman sosyal-demokratı, II. Enternasyonal döneminin ünlü teorisyeni. İktisatçı ve tarihçi. Kautsky, bilimsel eylemine Engels'in önderliğinde başladı. 1883'ten başlayarak. Alman sosyal-demokrasisinin bilimsel organı Neue Zeit'ta yazıkuruJu üyesi oldu, orada revizyonizme karşı savaştı. İktidar Yolu (1909) adlı yapıtında henüz devrimci marksizm alanında yer alıyordu. Ama Rosa Luxembourg, Franz Mehring, Clara Zetkin'in yönetimindeki "sol" ile tartışmaların başladığı 1910 yılından itibaren, Kaııtsky'nin "merkezci" tutumu gittikçe daha belirgin bir biçimde ortaya çıktı. Kesin sorunlarda (genel grevler, emperyalizm vb. gibi) iki anlama çekilebilen uzlaştırıcı bir tutum aldı. 1914 emperyalist savaşı başında, ikircimli, kararsız bir görüşü benimsedi, sonunda kesin olarak reformculuğa katıldı ve daha önce söylediği bütün devrimci sözleri baştan sona yadsımak yolunu seçti. Aşağıdaki, onun 1923'te yazılmış Otobiyografi'sinden alınma bölüm çok ilginçtir. Kautsky, eskiden var gücüyle savaştığı Bernstein hakkındaki tutumuna geriye doğru, bir gözatarak şöyle diyor: "Biz, savaş içinde bir araya geldik, herbirimiz kendi teorik anlayışını koruyordu, ama pratik eylemimizde, hemen hemen her zaman görüş birliği halindeydik." Kautsky, hastalıklı bir öfkeyle, Rusya'daki devrimci ayaklanmaya ve Sovyet iktidarına karşı mücadele etti. Onun Rus devrimcilerine yapıştırdığı aşağılık bir yalan, alçakça bir kara çalma yoktur ki, en uyanık menşevik dostları hemen onun polemik ağzını kabul etmesinler. Bir siyaset adamının böyle bir değişiklik göstermesi ve böyle kin gütmesi ve gene kendisinin evvelce öğretmiş olduğu şeyleri anlamsız bir yanılgı diye açığa vurması, çok seyrek görülen bir olaydır. Kautsky. henüz marksist olduğu sıralarda felsefi anlayışını 1906'da yayınlanan bir broşürde açıklamıştır: Ethik und materialistiche Geschichtsauffasung. Birçok yapıtı arasından şunları sayabiliriz: Thomas More und seine Utopie (1888), Vorlaüfer des neueren Sozialismus (1894); Die Agrarfrage (1899); Ursprund des Christentums (1908).
KHVOLSON, Orest Daniloviç (d. 1852). - Ünlü Rus fizikçisi, Leningrad Üniversitesinde profesörlük yaptı. Beş ciltlik, aynı zamanda Almanca ve Fransızca olarak basılmış bir Fizik Elkitabı'nın tanınmış yazarı, kusursuz bir halk yayınları yazarı. Materyalizmin uzlaşmaz hasmı ve doğanın nesnel ve tanıtlı bir bilgisinin mümkün olup olmadığı konusunda kararlı bir şüpheci. Khvolson, yavaş yavaş açığa vurulmuş bir inancılığın yandaşı oldu. Onun bilgi teorisi konusundaki fikirlerinin bilançosu son yayınlanan iki yapıtında vardır: 1873'ten 1923'e Kadar Fizik Anlayışının Evrimi (1925), Bilim ve Din Sorunu (1925). Her ne kadar, Khvolson, modern fizikteki gerçek ilerlemeleri, hatta onları abartarak baştan sona tanıdıysa da, gene de yukarda adı geçen ikinci yapıtında teorik fiziğin tam iflasını ilan etmeye ve salt inanca sığınmaya kadar varan umut kırıcı bir şüpheciliği savunursa da, Lenin'in. Khvolson'un bilimsel ideolojisi üzerine üstün nitelendirmesi, 1915'te Petersburg'da öğrencilere verilen bir konferansın yeniden yayınlandığı bu yapıtta, parlak bir şekilde doğrulanmaktadır. Almanya'da, Khvolson, Ernst Haeckel'e karşı ölçüsüz saldırılan sayesinde, başlarında ünlü Kleper takımı olmak üzere tüm alçakgönüllü rahip biraderlerin bilime ve ilerlemeye karşı öne sürdükleri "başlıca bilimsel tanık" haline gelmiştir. Ona ününü kazandıran iki yapıt: Hegel. Haeckel, Kossuth ve Onikincİ Buyruk (1908) ile Alman Bircileri Ligası Üyelerine İki Soru'dur (1908). Bif sürü yapıtı arasında şunları sayabiliriz: Fizik Yasalarını Evrene Uygulayabilirmiyiz? (19U). Enerjinin Saktınımı ve Dağılması (1915), Dünya Nasıl Doğdu? (1921), Einstein'ın Görecilik İlkesi ve Evrenin Yeni İmgesi (1922), Fizik ve İnsanlık İçin Önemi (1924): bunlardan başka birkaç makale ve konuşma da Fiziğin Temel Sorunları adı altında yayınlanmıştır (1926-27), Khvolson bir de Fizik Elkitabı'na (1918-23), Fizik (1914-1926) (1927) adlı kitabının en önemli konularında meydana gelen gelişmeleri ekledi.
KIRCHHOFF, Gustav Robert (1824-1887). — En ünlü Alman fizikçilerinden, Heidelberg'de ve daha sonra da Berlin'de fizik profesörü. Kirchoff teorik fiziğin klasiklerine girer. 1859 yılında (arkadaşı kimyacı Bunsen ile) yaptığı güneş spektrumu tahlilini bulması ve ışımanın temel yasalarını fornıüllendirmesiyle tanınmıştır. Kirchoff mekaniğin görevinin, "doğada meydana gelen devimleri tam olarak ve en basit biçimde tanımlamak" olduğuna işaret etmiştir. Mahçılar, bu gözlemden bilgi teorisine ilişkin baştan aşağı yanlış sonuçlar çıkardılar. Başlıca yapıtları: Vorlesungen über mathematiscfıe Physik (1891-1897). Gesammelte abhandlungen (1832-1891).
KLEINPETER, Hans (d. 1869). — Alman profesörü, yazar ve filozof, ampiryokritisizmin propagandacısı. Yüzeysel bir derleyici. Yazıları arasında: Die Erkenntnistheorie der Naturforschung des Gegenwart (1905) ve Phänomenalismus (1913).
KNOX, Howard V. — İngiliz felsefe yazarı. Yapıtı: The philosophy of William James (1914).
KUGELMANN. Ludwig (1830-1902). — Hanover'de hekim, Manc'ın candan dostu, Marks'a birçok kereler önemli hizmetlerde bulunmuştur, özellikle Kapital'in birinci cildinin yayınlanmasından sonra Alman bilim çevrelerinin bu yapıt etrafında kurdukları suskunluk komplosunu kırmaya çalışmıştır. Marks'ın Kugelmann'a mektupları ilk kez Neue Zeit'ta (1902) yayınlandı; bu mektuplar, sonradan, Lenin'in önsözü ile broşür halinde çıktı (1907).
LAAS, Ernst (1837-1885). — Starsburg'da felsefe profesörü. Onun seçmeci felsefesi öznel idealizm ile görgücülüğü birleştirmeyi hedef tutar; o, bir yandan A. Riehl'in eğilimini benimser, öte yandan Mach ve Avenarius'un okuluna yaklaşır. Laas, kendi felsefesini "olgucu" diye nitelendirir. Onun "olguculuk"tan anladığı tanıtlı olaylardan, yani dış ve iç algılardan başka bir temel tanımayan bir bilgi teorisidir. Önsel doğruların varlığını reddeder. Mantık ve matematik dışında her şeyin kökeninde deney vardır. Başlıca yapıtları: Kants Analogien der Erfahrung (1876) ve Idealismus und Positivismus (1879-1884).
LAFARGUE, Paul (1842-1911). — Marks'ın damadı. Fransa'da marksizmin en espirüi temsilcilerinden biri. Gençliğinde Proudhon yanlısı idi. Lafargue I. Enternasyonaun üyesi oldu. Ve Paris Komünü ayaklanmasında etkin rol oynadı. Komünün emri üzerine Fransa'nın güney-batısına, halk ayaklanmasını başlatmaya gitti. Komünün yenilgisinden sonra. Lafargue, öfke saçan burjuvazinin cellatlarından, ispanya'ya sığınarak kurtuldu. Orada sosyalist propagandaya katıldı ve bakunincilik ile savaştı. 1880'lerde komüncülerin affından sonra, Lafargue, Fransa'ya döndü ve orada Jules Guesde ile birlikte marksist "Fransız İşçi Partisi"ni kurdu. Lafargue, birçok kez sınıf adaleti ile çatışma durumuna geldi ve sık sık cezaevi ile tanışma fırsatını buldu. Birkaç kez de milletvekilliği yaptı. Lafargue, başlıca eylemini edebiyat alanında verdi. Lafargue, çok ve çeşitli konularda, ekonomik ve tarihsel, edebi ve felsefi sorunlar üzerine yazdı. Tarihsel materyalizmi kullanışındaki parlak üslup ve edebiyat alanındaki üstün nitelikleri ile Lafargue. Franz Mehring'i çok anımsatır. Yapıtları arasında şunları sayalım: le Droit à la Paresse, La Religion du capital. Makalelerinden pek çoğu Neue Zeit'ta yayınlanmıştır. 70 yaşına varmadan kısa bir süre önce Lafargue ve karısı, kendi istekleriyle kendilerini öldürdüler, bundan böyle kendilerini tükenmiş ve yararsız sayıyorlardı.
LAGRANGE, Jos. Louis (1736-1812). — Ünlü matematikçi, değişimler hesabını kurdu ve analitik matematik üzerine araştırmaları sayasinde fiziksel astronomiye yeni yollar açtı. Başlıca yapıtları: Mecanique analytique (1788) ve diferansiyel hesap ilkelerine ilişkin olan Theorie des fonctions analytiques (1797).
LANGE, Friedrich Albert (1628-1875). — Yeni-kantçı, Materyalizmin Tarihi ve İçinde Bulunduğumuz Zamanlardaki Öneminin Eleştirisi'nin yazarı. Lange, klasik Alman felsefesinin, mutlak fikrin gitgide iflas etmesinden dehşete kapılan ve materyalizmin doğa bilimlerindeki ilerlemelerinden kaygılanarak bir alarm gibi "Kant'a dönüş" çığlığını atan, son kuşak grubundandır. Lange'nin anlayışlarındaki eksiklik ve seçmecilik, onun, Kant'ın önselliğini, bizim "örgenlenişimizin" biyolojik ve fizyolojik bir olgusu olarak yorumlayış tarzında, özellikle belirgin bir biçimde ifadesini bulur, ama o. aynı zamanda, "kendiııde-şcy"i dış dünya olmaktan, duyulur dünyanın "kavram-sınır"ı haline çcvirerek kabul eder. Lange, materyalizmi, bilimsel araştırmalar yöntemi olarak kabul eder, ama felsefe sistemi olarak reddeder. Kendi özel sistemi, onu, bilgi teorisinde yalnız emek varsayımlarını ve "simgeleri" (kurguları) kabul eden ve ahlakta, ‘'ideal zeminde" dini, estetik, ve şiirsel görüşte, ama gene de o kadar fazla gerçek bir önem vermeksizin yer alan bir hayalciliğe, kurguculuğa götürür. Diğerleri arasında, siyasal-toplumsal görüşlerini dile getirdiği İşçi Sorunu adlı yapıtı, esas olarak, John Stuart Mill'in etkisi alımdadır ve radikal demokrasiyi nitelendiren sosyal reformist görüş açısını ifade eder. Başlıca yapıtları: Geschichte des Materialismus (1886), Die Arbeiterfrage (1865).
LANGEVİN, Paul (1872-1946). — Paris'te, Collége de France'ta deneysel genel fizik profesörü. Fiziğin en kayda değer, en önemli modern teorisyenl erinden biridir. Langevin. özellikle, elektro-dinamik, moleküler fizik, görecelik teorisi, manyetizm, elektronlar teorisi, ışın teorisi, matematiksel fizik alanlarında çalışmalar yapmıştır. Yapıtları arasında: La Physique depuis vingt ans et le principe de relativite (1922). Pensée dergisinin Paul Langevin'e ayrılmış 12. sayılı özel sayısına (1947) bakınız.
LARMOR, Sir Joseph (d. 1857). — İngiliz fizikçisi. Cambridge'te fizik profesörü. Fiziğin bütün alanlarında birçok çalışma yapmıştır, özellikle maddenin yapısı ve elektro-dinamik sorunu vb. üzerine. Larmor, özellikle Ether and matter (1900) adlı kitabıyla tanınır.
LASSALLE, Ferdinand (1825-1864). — Komünizm davasına kendini bütün bütüne vermiş parlak konuşmacı, coşkun ajitatör, yılmaz savaşçı, keskin bir tahlilci zekası vardı. Ama idealist eğilimliydi. Onda eksik olan marksizmin güvenilir pusulasıydı. Onun için yanlış bir yol izlemiş ve sonunda ulusal bir sosyalizme ve sosyal reformizmc düşmüştür. Lassalle, 20 Mayıs 1863'te "Alman işçüeri Genel Derneği"ni kurdu, ve Marks bununla ilgili olarak, şöyle der: "15 yıl süren uykudan sonra Lassalle Alman işçilerini yeniden uyandırmıştır; bu, onun sonsuzluğa dek sürecek olan başarısıdır" (1868). Lassalle idealist eğilimde bir felsefenin savunucusu oldu, eski-hegelci olarak kaldı ve o hiç bir zaman Marks gibi diyalektik materyalizme kadar yükselemedi. Felsefe üzerine çalışmaları Tüm Yapıtları'nda toplanmıştır.
LAVOİSÃ�ER, Antoine-Laurent (1743-1794). — Modern kimyanın kurucusu. Paris Akademisi üyesi. Onun başlıca katkısı, bir cisimde, yanmanın, bu cisimden belli bir yakıtın "flojiston"un dışa sızmasından Seri geldiğini iddia eden "filojistik teorisi"ni yıkması olmuştur. Lavoisier, bunun tersine, her yanma olayının bir oksitlenme olduğunu, yani yanan madde ile havadaki oksijenin birleşmesi olduğunu ve maddenin onu oluşturan parçalarından ayrılıp dağılması olmayıp, tersine, yeni bir cismi, havadaki oksijeni soğurması olduğunu gösterdi. Araştırmaları, özellikle duyarlı kimyacı terazilerinin kullanılmasıyla tam ve doğru nicel yöntemleri yüzünden, klasik sayılır. Lavoisier, "maddenin sakınımı ilkesini" böylelikle koyabilmiştir. O, bunu şöyle ifade eder: "Doğada hiç bir şey. yoktan var olmaz, ve madde hiç bir zaman yok olmaz." O, çiftçilikte oldukça büyük bir servet toplamıştı. Kralın vergi tahsildarı olarak jakobenlerin egemenlikleri sırasında halka karşı eylemde bulunmakla suçlandı ve giyotinde idam edildi. Başlıca yapıtları: Traité elemantaire de chimie (1789) modern kimyaya yol açan ilk büyük kimya incelemesidir. Mémoires sur la combustion en général (1776) adlı kitabında ünlü oksitlenme teorisini ilk kez geliştirmiştir.
LECLAIR, Antoine (d. 1843). — "İçkincilik" filozofu. Başlıca yapıtları: Der Realismus der modernen Natuwissenschaft im Lichte der von Berkeley und Kant angebahnten Erkenntniskritiİk (1879); Beiträge zu eitner monistischen Erkennitstheorie (1882).
LEİBNİZ, Gottfried-Wilhelm (1646-1716). — Ünlü Alman filozofu ve bilim adamı. Feodaliteyle uzlaşma arayan bir sınıfın filozofudur. İnan ile usu, din ile bilimi, tanrıbilimle mekanizmi uzlaştırma çabaları burdan gelir. Onun sistemi, Descartes'ın metafiziğinden doğan idealist kuşaklar dizisinin sonuçlanmasıdır; bu nedenle o, Descartes'ın fiziğinden doğan öteki kuşaklar dizisinin temsilcilerinin, yani materyalistlerin düşmanıdır. Marks der ki: "18. yüzyıl Fransız felsefesi ve özellikle İngiliz ve Fransız materyalizmi ... 18. yüzyıl metafiziğine karşı ve hele Descartes'ın, Malebranche'ın, Spinoza ve Leibniz'in metafiziğine karşı amansız bir savaş açmıştır." Gerçekten Leibniz nesnel idealizmin en tipik temsilcilerinden biridir.
Ama Marks şunu da söylemiştir: "18. yüzyıl metafiziği (örnegüı Descartes'ın, Leibniz'inki...) henüz dine ilişkin olmayan ve olgucu öğeler ile karışıktı." Nitekim Leibniz dünya sistemini, öğesi "monad" (metafizik nokta, tinsel nesnenin atomu) olan bir "monadoloji" gibi görüyor. Ama o, bu metafizik atomu, etkin güçlerin merkezi olarak anlıyor. O, üstelik, Descartes'a karşı olarak kuvvetin maddenin temel bir özelliği olduğu görüşünü getiriyor. Leibniz "etkin kuvveti" tözün temel bir niteliği olarak kabul ettiği ölçüde –Lenin'e göre– "madde ile hareket arasında çözülmez (mutlak ve evrensel) bir bağıntı bulunduğu ilkesine tanrıbilim yoluyla yaklaşır". {Felsefe Defterleri.) Ve o. başka yerde, bireysel, evrensel ve sonsuzluk arasında, bireyselin evrenseli filiz halinde içinde taşıdığını ileri sürerek bir ilişki kurduğu ölçüde, onda, "idealizme ve dinselliğe karşın burada bir çeşit diyalektik, hem de çok derin bir diyalektik bulmak mümkündür." (Lenin. aynı yapıt.)
Mantık alanında Leibniz geleneksel iskolastiğe yeni bir yetkinleşme getirmekle sınırlı kalır. Belirtmek gerekir ki, o, tıpkı rakamların sayılan göstermesi gibi, düşünceleri gösteren simgelerden oluşan ve bir çeşit evrensel dil görevini yerine getirecek olan bir sistem üzerine kurulu bir evrensel bilimin {mathesis universalis) hayalini kurmakta idi.
Bilgi teorisine gelince, Leibniz duyumculuğa (özellikle Locke'un duyumculuğuna) karşı aşın bir usçudur. Descartes'ı düzelterek, pekala doğuştan fikirlerimiz olabileceğini, ama bunların içimizde adım adım gelişerek bilince varacak olan bilinçsiz füizler halinde bulunduğunu söyler. Bu doğuştan fikirleri harekete geçiren ve bunlara malzeme sağlayan duyulurluktur. "Anlama yetisinde hiç bir şey yoktur ki, daha önce duyularda bulunmasın" sözleriyle ifadesini bulan formüle karşı, Leibniz. şunu ekler: "... anlama yetisinin kendisi hariç".
Leibniz'e göre, doğa yasaları, fizik ve matematik yasalarının tam tersine, ne tümdengelebilir ne de gereklidir. Bu yasalar, fiili gerçeği oluştururlar ve olumsaldırlar. Demek kf, bunların haklı olması için. gerçeğin ölçütü olarak çelişki ilkesi değil, "yeterli neden" ilkesi (nedenselliğe ilişkin) gereklidir.
Devlet, hukuk ve ahlak teorisinde, Leibniz, kötülükle karşılaşınca tanrıyı bu kötülükten ötürü haklı gösterme görevini üzerine alır. Bu amaçla Theodicée'yi yazar, (yani Tanrının haklılığının savunulması). O, burada, dünyanın kuşkusuz mutlak olarak iyi olmadığını, ama her koşul ve durumda mümkün olan dünyaların en iyisi olduğunu açıklar (bu anlayışı Voltaire, Candide'de alay konusu yapmıştır). Başka bir yerde, bu dünyada her şey uyum içinde gösterilir – bu uyum, sonsuzlukların tanrısı tarafından "önceden kurulmuş"tur. Leibniz, ruh ile beden arasındaki birliği ve insan özgürlüğünü, bu "önceden kurulmuş uyum"dan hareket ederek açıklar, öğretisinin bu yönü ile Leibniz, kurulu düzeni savunan bir cizvit papazı ve feodal-kralcı dünyanın koruyucusu olarak karşımıza çıkar.
Ama o, evrim düşüncesini, (mekanikçi bir temel üzerinde olsa da) sadece biyolojide değil, aynı zamanda jeolojide de oldukça açık bir biçimde, içinde duymuştur. Leibniz, teknik sorunlarda da büyük bir yaratıcı olmuştur. Pascal'ınkinden daha da gelişmiş olan hesap makinesini (1673) ona borçluyuz.
Marks, Alman klasik felsefesine diyalektiğin girmesi koşullarını hazırladığı için, Leibniz'e değer verirdi; Lenin'in değer vermesi, onun maddi töz hakkındaki dekartçı anlayışı etkin kuvvet ilkesiyle zenginleştirmiş olmasındandır. Leibniz felsefesinin olumlu katkıları, ilkin, diyalektiğin sonraki evrimi üzerinde yaptığı etkiyle, ve sonra doğa bilimlerinde başardığı bulgularla ve nihayet (yanlış bir İdealist temel üzerinde olsa da) doğa diyalektiği üzerine genel görüşleriyle ölçülür.
Başlıca yapıtları: Système nouveau de la nature et de la communication des substance (1695), Nouveaux essais sur l'entendement humain (1704), Essais de Théodisée (1710). Monadoloji (1714), Principes de la nature et de la grâce (1714). P. des Bosses ve Clarke ile Mektuplaşma.
LE ROY. Edouard (d. 1870). — Fransız filozofu. Metafizikçi, Bergson'a yaklaşır. Başlıca yapıtı: Dogme et critique (1907).
LESSEVtÇ, Vladimir (1837-1905). — Rus felsefi yazarı, narodniklerin organı Ruskoye Bogatstvo dergisi yazarı. Başlangıçta Auguste Comte olguculuğunun yandaşı, daha sonra Richard Avenarius eğiliminden yana. Onun yazıları, 1880 ile 1900 yılları arasında Rusya'da çok canlı bir felsefi polemiğe yol açmıştır. Başlıca yapıtları: Olgucu Felsefenin Temellerinin Eleştirel İncelemesi Üzerine Deneme (1876). Bilimsel Felsefe Üzerine Mektuplar (1878). Bilimsel Felsefe Nedir? (1891), ve Ampiryokritisizm, Tek Bilimsel Görüşaçısı (ölümünden sonra yayınlanmıştır, 1909).
LEVY, Dr. Albert. — Fransız filolog ve filozofu. Yapıtları: Philosophie de Feuerbach et son influence sur la littérature Allemande (1904), Stirner et Nietzsche (1904), David Frédéric Strauss, la vie et l'Å“uvre (1910).
LİEBİG, Justus (1803-1873). - Ünlü doğacı. Liebig, daha 21 yaşında Giessen'de kimya profesörü idi ve yaşamının sonunda Bavyera Bilimler Akademisi başkam oldu. Ünlü kimyacılardan koca bir okul kurdu. 300'den fazla bilimsel inceleme yayınladı. Liebig, özellikle organik kimya ile ve bitkilerin ve hayvanların beslenmesi konusu ile uğraştı. Karl Marks (Kapital, Birinci Cilt) doğa bilimleri açısından tarımdaki boşluklar konusundaki buluşunu "Liebig'in ölümsüz basarılarından biri" sayar. Liebig, ilk kez toprağın veriminin azalmasının, bitkilere gerekli mineral tözlerin eksikliğinden ve bitkiler için doğal olarak başka bir şeyin yerini alacak ürünün bulunmayışından ileri geldiğini tanıtladı. Buradan, yapay gübre kullanılması zorunluluğu, yani bitkilere gerekli fosforik asit, kireç ve azot gibi tözlerin yapay olarak verilmesi zorunluluğu sonucunu çıkardı. Liebig, bunun gibi, kloroformu da buldu. Felsefede Schelling'den yana, ikici ve metafizikçi idi, evrenin yaratıcısının gücünü ve bilgeliğini övdü, bir yaşam gücünün "dirimsel gücün" varlığını ve doğaya egemen bir tinsel ilkenin varlığını savundu. Başlıca yapıttan: Die Chemie in ihrer Anwendung auf Agrikultur und Physiologie (1840, 7. baskısı 1867), Ueber Theorie und Praxis in der Landwirtschaft (1856), Die Grundsaetze der Agrikulturchemie (1885). Wöhler ve Poggendorf ile birlikte Handwörterbuch der reinen und angewandten Chemie (1837), Liebig. Chemische Briefe'si büyük bir ün kazanmıştır (1844). Ayrıca Reden und Abhandlungen'e (1874) bakınız.
LIEBKNECHT, Wilhelm (1826-1900). - Karl Liebknech'in babası. Bebel ile birlikte Alman sosyal-demokrasisinin en önemli önderi. Daha bir öğrenci iken Liebknecht, bir devrimci demokrat oldu, 1848 Alman devriminde etkin bir rol aldı. Bu devrimden sonra İsviçre'ye, sonra Londra'ya göçtü. Londra'da Marks ve Engels'in etkin etkileri altında bilimsel sosyalist oldu. Liebknecht, Bebel ile birlikte, 1869'da, Eisenach'da, Almanya Sosyal-Demokrat İşçi Partisini kurdu. Reformculukla savaştı, partinin merkez organı Vorwärts'ın yazarı oldu. Lenin, Ne yapmalı?'da, Liebknecht'i, "hangi toplum katına ya da sınıfına dokunursa dokunsun keyfi davranış ve baskının her türlü belirtilerine karşı, bulunduktan her yerde tepki göstermesini bilen, bütün bu olaylan genel bir keyff polis yönetimi ve kapitalist sömürü tablosu halinde birleştirmeyi bilen, proletaryanın kurtuluş hareketinin dünya ölçüsündeki tarihsel önemini herkese açıkça göstermek üzere kendi sosyalist inancını ve demokratik hak istemlerini tüm dünyaya açıklamak uğrunda anlamsız ve önemsiz her şeyden yararlanmasını bilen bir halk tribünü"' olarak nitelendirir. Liebknecht, dine hiç bir ödün vermeyen uzlaşmaz bir materyalist ve tanrıtanımaz olmuştur. Halle'de parti kongresinde (1890) şöyle konuştu: "Her insan kafasını işletme yeteneğinde midir? Bilimin ne olduğundan habersiz olmayan kimse, bilim ile dinin giderilemez bir biçimde birbirine karşı olduklarını bilmez mi? Partimizin bilimsel niteliği bu doğrultudaki her türlü yanlış yorumları uzaklaştırır." Liebknecht pek çok kitap ve broşür yazdı, bunlardan biri Volksfremdwörterbuch'tur.
LIEBMANN, Otto (1840-1912). — Yena Üniversitesinde felsefe profesörü, yeni-kantçı. Liebmann, H. Helmholtz, Fr. A. Lange ve E. Zeller'in yanında, 19. yüzyılın ortasında, "Kant'a dönüş" çağrısını çınlatmakta başı çeken filozoflardan biri oldu. Başlıca yapıtları: Kant und die Epigonen (1864) ve Zur Analysis der Wirklichkeit (1876).
LOCKE, John (1632-1704). — İngiliz filozofu, görgücülüğün temsilcisi ve deneyi her türlü bilginin temeli ilan eden adam. Anlama Yetisi Üzerine Deneme (1690) adlı kitabında Locke, bilgi sorununun çözümü için deney ilkesini kullanır ve doğuştan fikirlerin varlığını yadsır ve bütün tasarımları, iki kaynaktan çıkartır: dış ve iç duyumlar. Locke, dış. dıtyumları, şeylerin bizim üzerimizdeki etkisi ile açıkladığı ve hatta zamanı için atak olan maddenin (Tanrının kararı üzerine) düşünebileceği varsayımını ileri sürdüğü ölçüde materyalist görüş açısında yer alır. Ama, töz-çağı ve Tanrı düşüncelerinden ayrılamadığı ve kendini iman cennetine bağladığı ölçüde, ikicidir o, ve İngiliz tanrıcılığının gelişimini başlatır. Locke'un bilgi teorisini nitelendiren şey, insan anlığının (müdrikesinin) atomizasyonudur, bunun için karmaşık tasarımlarımızı ve duygularımızı bir basit fikirler "toplamı" gibi düşünür. Bu bilinç mozayiği, atomize burjuva aleminin aslını tam yansıtan bir aynasından başka bir şey değildir. (Marks, bir yerde, Locke'un burjuva usunun normal insan usu olduğunu bile tanıtlayacağını açıklar.) Toplumsal siyaset anlayışlarında Locke, burjuvazinin çıkarlarının kararlı bir savunucusu oldu; liberalizmin teorisyeni olarak, bir anayasal krallıktan yana olduğunu, vicdan sorunlarında hoşgörüden yana olduğunu (elbette ki, tanrıtanımazlardan başkaları için) vb. söylemiştir. Başlıca yapıtları: Essai sur l'entendement (1690), Letteres sur la tolérance (1685-1704).
LODGE, sir Olivier (d. 1851). — Fizik profesörü ve Birmingham Üniversitesi rektörü. Halk için fizik kitaplarının ünlü yazarı. Lodge özellikle optik, elektro-dinamik, esir fiziği ve telgraf konulan ile uğraşmıştır. İngiliz biliminin en gerici temsilcilerindendir. Uzun zaman İngiliz ispritizmacıları Birliğinin başkanı olmuştur. Dünya savaşında ölmüş olan oğluna adadığı Raymond or Life and Death (1916) adlı kitabında kendisine ölünün ruhu tarafından aktarılan öyküler anlatmaktadır. Lodge, metafizik ve tanrıbilimsel nitelikte birçok kitabın yazarıdır. O, din ile bilimin birleşmesinden yana olduğunu açıklamıştır. Lodge, materyalizme karşı, özellikle de Haeckel'in birciliğine karşı, mücadele etmiştir. Başlıca yapıtları: Electrons ou La Nature et la propriéte de électricité negative (1907), Les Vues modernes en électricité (1908), Ether Universel (1911), Radioactivité et la continuité (1914). Haeckel'e karşı kitabının adı.Vie et matière (1908). Son kitapları arasında: Atoms and Rays (1924), Ether and Reality (1925), ve Relativity (1925).
LOPATIN, Lev Mihayiloviç (d. 1855). — Tinselci eğilimi kendisini bilmesinlerciliğe kadar götüren Rus filozofu, her şeyden önce de ruhbilimci. Lopatin, Moskova Psikoloji Derneğinin başkanı ve bu derneğin Felsefe ve Ruhbilim Sorunlari adlı derginin yazıişleri müdürü oldu. Bu dergide ahlak üzerine ve ruhbilim üzerine bir dizi makale yazdı. Monad teorisinin kuvvetle etkisi altında kaldı. Devinditrici neden olarak ruh fikrinden yola çıkarak elindelik (iradei cüziye) ilkesini rubbilimsel bir temel üzerinde savunmaya çalıştı. Başlıca yapıtı Felsefenin Olumlu Ödevleri'dir (1866-1891).
LORENTZ, Hendrik Anton (d. 1853). — En ünlü Hollandalı fizikçilerden, Leyde Üniversitesinde teorik fizik profesörü, Harlem'de Taylor kuruluşunda profesör olmuştur. Modern elektronlar teorisinin kurucusu. En büyük başarısı, elektromanyetik alan teorisini daha ileri götürmesi olmuştur. Lorentz, büzülme (contraction) varsayımı (1895) ile ün kazanmıştır, bu varsayım gereğince, esir içinde hareket halinde olan her cisim kendi hareketi doğrultusunda, kendi hızı ile orantılı olarak belirli bir miktarda kısalır; bu, varsayım, Lorentz'i, Albert Einstein'ın görecilik teorisinin habercisi yapmıştır. Başlıca yapıtları: Hareket Halindeki Cisimlerde Elektrik ve Optik Olayların Teorisi Üzerine Deneme (1907), Görecilik İlkesi (1914), Elektronlar Teorisi (1916).
LUCKA, Emile (d. 1877). — Yazar, özellikle üniversite çalışmaları olarak felsefe incelemeleri yapmıştır. Çeşitli dergilerde yazı yazmıştır. Bilimsel yayını: Otta Weininger, seine Werke und seine Persönalichkeit (1905).
LUNAÇARSKÃ�, Anatol Vasileviç (1875-1933). — Eski Rus sosyal-demokrat militanı, daha liseli iken devrimci harekete katıldı. 1898'de tutuklandı ve sürüldü. 1904 sonunda ülke dışına gitti, orada kısa zamanda bolşeviklere katıldı ve bolşeviklerin merkez organları ile işbirliği yaptı. 1905 sonunda Petersburg'a döndü, legal bolşevik Nevaya Jizn gazetesinin yayımında en etkin görevlerden birini yüklendi, Rus Sosyal-Demokrat Partisinin Stokholm (1906) ve Londra (1907) kongrelerinde delege, aynı zamanda, Uluslararası Stuttgart Sosyalist Kongresinde Rus delegasyonu üyesi. Gericilik yıllarında (1908 ve sonrası) Lunaçarski ile bolşevikler arasında siyasal sorunlarda olduğu kadar, felsefe alanında da büyük ayrılıklar başgösterdi. Lunaçarski, Bogdanov ile birlikte, Vperyod grubunu, aynı zamanda "otzovistler" ya da Duma kesiminin geri çağırılmasını istediğinden "ııltimatistler" gurubu denilen gurubu kurdu. Felsefe alanında Lunaçarski, mahçıhğı ve "Tanrının araştırılmasını" övdü. Bu ayrılıklar onun bolşevik kesimi grubundan çıkarılmasına vardı. Emperyalist savaşın başında Lunaçarski, enternasyonalcilere katıldı, Trotski de bu gruptaydı. Şubat 1917 devriminden sonra, Bolşevik Partisi içinde 1917 Temmuzunda kurulan ve miejrayontsi denilenlerin örgütüne de bir enternasyonalci olarak katıldı. Lunaçarski, Ekim Devriminden sonra Halk Eğitiminde halk komiseri oldu.
MACH, Ernst (1838-1916). — Ünlü Avusturyalı fizikçi; fizyoloji ve felsefe alanlarında da büyük bir çalışma yaptı. Daha 26 yaşında, Gratz'da bir matematik ve fizik kürsüsünde asi! profesördü, sonra da Prag'da görev aldı, son olarak da Viyana'da tümevarıma felsefe profesörü oldu. Onun araştırmaları, duyular fizyolojisi, duyumlar teorisi, hareket, psiko-fizik titreşimler teorisi ve balistik alanlarını içine alır, ama her şeyden önce ustaca yapılmış sayısız tahlillerle, ve tarihsel nitelikte yeni ilişkiler ve değerli gözlemlerin keşfi ile son derece zenginleştirdiği fizik tarihi alanını kapsar. Lenin'in Mach'ın olguculuğu üzerine ayrıntılı eleştirisine, biz de şunu ekleyelim ki, 1910'da ve yaşamının sonuna kadar, yani atomculuğun fizikte çok büyük bir atılım yapmış olduğu ve başarıdan başarıya koştuğu bir çağda, Mach, her zaman, kendisinin "gizemcilik" diye nitelendirdiği atomların gerçek ve nesnel varlıkları teorisine karşı inatla savaştı. Berlinli büyük fizikçi Max Planck'ın, Mach'ın öznelciliği üzerine eleştirisine, Mach şöyle karşılık veriyordu; "Şimdiye kadar kendini göstermiş olan salt ayrılık, atomların gerçeklik inancıyla oluşmuştur. Planck'ın da böyle bir saçmalığı karakterize etmek için oldukça aşağılatıcı sözler bulmakta zahmet çekmesi de bundan ileri geliyor. ... Bununla, fizikçilerin baştan aşağı kilise olma yolunda oldukları ve bunun için gerçeklik araçlarına sahip çıktıkları görülüyor. Bunu kısaca şöyle yanıtlayacağım: Eğer atomların gerçekliği inancı, sizin için temel ise, ben, fizik anlayışından ayrılıyorum, gerçek bir fizikçi olmak istemiyorum, bütün bilimsel değerlendirmelerden vazgeçiyorum, kısaca müminler cemaatı karşısında yerlere kadar eğilmiyorum, çünkü düşünme özgürlüğü, benim için daha değerlidir." (Die Leitgedanken meiner naturwissen schaflichen Erkenntnislehre und ihre Aufnahme durch die Zeitgenossen, Leipzig 1919, s. 11.) Mach'ın dogmacılığının ayırdedici özelliğini veren şey, modern fiziğin kazanımlarının bilgi teorisi için önemim kavramadaki yeteneksizliğidir, aynı şekilde IsI Teorisinin İlkeleri'nin (1923) kendisi tarafından yeniden gözden geçirilmiş dördüncü baskısında ve gene Fiziksel Optik'te (1921), modern atomistik fizikte meydana gelen olağanüstü İlerlemelerin sözünü etmeye bile tenezzül etmemesidir (örneğin, spintariskop, Brown'ın molekül hareketi, Perrin'in deneyi, kuantum teorisi, ve kristallerdeki ünlü molekül ağları teorisi, elektronlar teorisi vb.). Mach, aynı şekilde, gazların kinetik teorisine, Boltzmann'ın termodinamik teorisine, görecüik teorisine de karşıdır, bu, elbette onun atomculuğu ve atomculuğun bütün "görüngücülüğünü" mahkûm etmesinden ileri gelmektedir. Mach, görecilik teorisinden önce ve sonra, atomlar teorisine, "akla yakın" (Anschaulickeit) niteliği dolayısıyla, bilimsel yararlılığı ve öğretici olması bakımından, o da yalnız kimyaya bir değer verir. Aynı yıl "Doğa Bilimlerinin Duyulur Elementleri ve Kavramları" adlı ve Archiv für gesamte Phisiologie'de (Bonn, 1910) yayınlanan makalesinde, öznelciliğini yeniden belirtir, makalesinde sonuç olarak şu satırlar okunmaktadır: "Duyulur görüngülerin ötesinde, demek ki, fizikçinin, her ne olursa olsun, arayacak hiç bir şeyi yoktur. Şu halde, bizim bilincimizden bağımsız bir gerçek oluşturmaya her zaman gereksinmeleri olup olmayacağına karar verme işi, tamamıyla filozoflara bırakılsın." Mach'ın fizik tarihi üzerine en önemli yapıtları şunlardır: Die Geschichte und die Wurzel des Satzes von der Erhaltung der Arbeit (1872, son baskısı 1909), Diee Mechanik in ihrer Entwicklung (1883, son baskısı 1921), Die Prinzipien der Waermelehre (1886. 4. baskı. 1923) ve Die Prinzipien der physikalischen Optik (1921). Başlıca bilgi torisini inceleyen yapıtları ise şunlardır: Die Analyse der Empfindungen (1885, 9. baskı 1922). Populärwissenschaftlicne Vorlesungen (1896, 5. baskı 1923), Erkenntnis und Irrtum (1905, 5. baskı 1926), ve Die Leitgedanken, vb. (1919). Çeşitli dergilerde yayınlanan sayısız bilimsel incelemeyi de bunlara eklemek gerekir.
MALON, Benoit (1841-1893). — Fransız sosyalist. İşçi çocuğu, gençliğinde kendisi de ücretli. Malon, 1860'lara doğru, Enternasyonal fikirleri yaydı. 1870'te Ulusal Savunma Merkez Komitesi üyesi ve Bordeaux'dan Millet Meclisi üyesi oldu. Malon, daha sonra Paris Komününe katıldı ve Komünün yenilgisinden sonra İtalya'ya kaçtı. Aftan sonra dönüşünde Revue Socialiste dergisini kurdu. Guesde ve Lafargue ile birlikte marksist eğilimli Fransa Sosyalist Emekçiler Partisi Federasyonunun kurucularından biri oldu. Daha sonra onlardan ayrıldı, Brousse ile birlikte Egalité gazetesini çıkardı ve son derece oportünist yeni bir parti kurdu, bu, "tüm sosyahstler" denen "o!anakçılar"ın partisiydi, proletarya ile burjuvazinin uzlaşmasını savunuyordu. Başlıca yapıtı: Socialisme integral. 2 cilt (1890-1891). Malon. ayrıca birçok broşür de yazdı.
MALTHUS, Thomas-Robert (1766-1834). — İngiliz iktisatçısı. Anglikan Kilisesi papazlık mesleğine girdikten sonra, 1798'de en önemli yapıtı Nüfus Yasası Üzerine Deneme'yi yayınladı. Bu kitapta insanların yaşamak için kendilerine gerekli olan yiyecek maddelerinden daha büyük bir hızla arttıklarını, çünkü, nüfus geometrik bir artışla çoğaldığı halde, geçim maddelerinin ancak aritmetik bir artış sınırlan içinde çoğalabileceğini ileri sürdü. Bunun sonucu olarak Malthus, yoksulluğu önlemek için insan neslini üretmeden kaçınmayı ya da daha doğrusu evlenmeden sakınmayı savunur.
MARKS, Karl Heinrich (1818-1883). — 19. yüzyılın en büyük dehalarından; onun ölümsüz başarısı, bilimsel komünizmin ve uluslararası proletaryanın çağımızdaki devrimci sınıf mücadelesinin teori ve pratiğinin temelini atmasıdır. Komünizm ülküsü, teorisini ve bilimsel programını ona borçludur. Marks'ın sistemi diyalektik materyalizmin tunçtan temeli üzerine oturtulmuştur. Kapitalizmin iç yasalarının bulunması sözkonusu olsun ya da insanlık tarihinin belirli dönemlerinin ve olaylarının açıklaması sözkonusu olsun, Marks, somut sorunlara dayanan ustaca tahlilleriyle, materyalist diyalektiğin geçmişteki tarihsel ilişkileri araştırmak için, toplumun bugünkü evriminde gerçek devindirici güçleri tanımak için olduğu kadar, gelecekte gelişmenin eğilimlerini saptamak için de teorik yöntem olarak üstünlüğünü tanıtlanıştır. Onun burjuva toplumunu dahice eleştirmesi, hem yıkıcı, hem de yapıcı olmuştur, burjuvazinin ölümünü ilan ettiği için yıkıcı, ve proletaryanın zaferini ilan ettiği için yapıcı. Onun diyalektiği hem bir araştırma yöntemidir, hem de insan eylemi için bir kılavuzdur. Onun materyalist diyalektiği insan tarihinin hareket yasalarını tanımakla yetinmez, doğa tartfti bilgisini de kapsar. Darwin'in evrim öğretisinin doğa bilimlerinde meydana getirdiği devrime dört elle sarılması bundan ötürüdür. Marks'ın yönteminin felsefe için büyük önemi, Marks'ın tüm yapıtlarının derinliğine incelenmesini gerektirir, çünkü, ancak diyalaktik düşüncenin yasalarının somut sorunlara ve alanlara uygulanmasıdır ki, bu yöntemin bilimsel değerini ortaya koyabilir. Marks'ın en önemli yapıtlarını tarih sırasıyla sayalım: Deifferenz der demokritischen und epikureischen Naturphilosophie I. und II. Teil Anhang: Kritik der plutarschischen Polemik gegen Epikurs Thealogie, Marks'ın doktora tezi, 1841, Mehring'in Nachlass'ında yayınlanmıştır; Zur Kritik der Hegelschen Rechtsphilosophie (1843); Zur Judenfrage (1843); Engels ile birlikte: Die heilige Familie oder Kritik der kritschen Kritik gegen Bruno Bauer und Konsorten (1844); Der französische Materialismus des 18 Jahrhunderts; Über Feuerbach (1845), Engels'in Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu adlı kitabında yayınlanmıştır: La misère de la philosophie (1847, Paris); Manifest der kommunistischen Partei (1848); Der 18 Brumaire des Louis Bonaparte (1852); Die Klassen-kämpfe in Frankreich (1850); Der Bürgerkrieg in Frankreich (1871); Zur Kritik der politischen oekonomie (1859); Herr Vogt (1860); Das Kapital. I. B. erste Auflage Hamburg, (Kapital, 1. cilt, birinci baskı, Hamburg, 1867); (Kapital'in ikinci ve üçüncü ciltleri F. Engels tarafından Marks'ın ölümünden sonra yayınlanmıştır); Ranglossen zum Frogramm der deutschen Arbeiterpartei (1875); Theorien über den Mehrwert Karl Kautsky tarafından 4 cilt halinde yayınlanmıştır; Aus dem literarischen Nachlass von Karl Marx und Friedrich Engels, dört cilt, Franz Mehıing tarafından yayınlanmıştır; Gesammelte Scriften, D. Riazanof tarafından yayınlanmıştır; Briefwechsel zwischen Friedrich Engels und Karl Marx. A. Bebel ve Ed. Bernstein tarafından yayınlanmıştır, dört cilt, Stuttgart 1813; Briefe an Dr. Kugelmenn (Berlin 1924). Bkz: Karl Marks üzerine Franz Mehring'den: Karl Marx, Geschichte seines Lebens (1918); Seçme makaleler; Marx als Denker, Mensch und Revolutionnaer; V. İ. Lenin'in Karl Marks ve Öğretisi.
MAYER, Julius-Robert (1814-1878). — Büyük doğa bilgini. Deniz kuvvetlerinde hekimdi. Sonraları Wurtemberg eyaletinde Heilbronn kenti baş cerrahı oldu. Kuvvetin sakınımı ve enerjinin eşdeğer olarak biçim değiştirmesi ilkesini, hareketin ısıya ve ısının harekete dönüşmesi ilkesini bulmasıyla (1842), o, bilime yeni çığırlar açar. Joule, Colding.ve Helmholtz ile birlikte Mayer, ısının mekanik teorisinin kumcusu sayılır. O, eşdeğerlik ilkesini ilk olarak astronomiye ve insan fizyolojisine uygulamıştır. Tutarlı bir materyalist olarak, Mayer, yaşamın doğuşunu başlıca enerji kaynağı olan güneşin etkisine indirgeyerek organizmaların kaynağını da açıklamaya çalışmıştır. Görüşlerini kabul ettirmek için çetin bir savaş vermek zorunda kalmıştır; değeri, ancak ömrünün sonuna doğru bilinmiştir. Mayer'in bulgularının olağanüstü önemi hakkında bir fikir edinmek için Engels'in Doğanın Diyalektiği'ne bakınız. Engels, burada, Mayer'İh çalışmalarını gözden düşürmek ve onun katkılarını küçümsemek yolundaki çabalara kesinlikle karşı çıkıyor ve Mayer'i savunuyor. Başlıca yapıtları: Bemerkungen über die Kaefte der unbelebten Natur (1842); Die organisehe Bemegung in Ihrem Zudammenhange mit dem Stoffwechsel (1848), bu, Mayer'in en önemli yapıtıdır; ayrıca Beittraege zur Dynamik des Himmels (1867) Die Mechanik der Waerme ve Naturwissenschaflliche Vortraege (1872).
MAXWELL, James Clerk (1831-1879). - Dahi doğa bilgini. Aberdeen'de, daha sonra Londra'da, son olarak Cambridge'te teorik fizik profesörü. Fizikte yeni bir çağ başlatan, ışığın elektromanyetik teorisinin kurucusudur. Bu teori gereğince, ışık ve elektrik, aynı yapıda şeylerdir ve ikisi de aynı ortamın (esir) değişik titreşimlerinden başka bir şey değildir. Maxwell, başlıca çalışmalarını gazların kinetik teorisi ve teımodinamik üzerine yaptı. Faraday'ın elektrik ve manyetik kuvvet alanları üzerine fikirleri baştan aşağı matematik açıdan işlenmiş, ve Maxwell'in ünlü temel elektrodinamik denklemlerinde açıklıkla formüle edilmiştir; bunlar, aynı zamanda, ışığın elektromanyetik teorisinin temel denklemlerini oluştururlar. Başlıca yapıtları: Elektrik ve Manyetik Üzerine İnceleme (1873); Isı Teorisi (1878); Töz ve Hareket (1879); klasik yapıtı: Faraday'ın Kuvvet Çizgileri Üzerine.
MEHRİNG, Franz (1846-1919). — Almanya'da devrimci marksizmin büyük temsilcisi. Guido Weiss'in dergilerinde çalışarak işe başladı. Bu dergiler (Zukunft, 1869-1871; Wage, 1873-1878). Almanya'da 1848 burjuva demokrasisinin varlığını sürdürebilen son organları idi. Mehring, bu açıdan hareket ederek, Alman sosyal-demok-rasisine karşı olan yapıtını kaleme almıştı. Sosyalistlere-karşı baskı yasası kabul edildiği zaman, o, yüreklilikle baskı altında tutulan sosyal-demokrasiden yana çıktı, özellikle 1884 yılından yazı yazmaya başladığı ve ertesi yıl başyazarı olduğu demokratik gazete Berliner Wolks Zeitung'da. Bismarck'ın peşini bırakmadığı İşçi Partisine duyduğu sempati, başta onu partinin yanında yer almaya itti ise de, onu, Marks öğretisinin en büyük, en sivrilmiş temsilcilerinden biri yapan, bu öğretiyi derinlemesine okuyup öğrenmesi olmuştur. Mehring, 1890'da Neue Zeit'ın sürekli yazarı oldu. 1895'ten itibaren de Leipziger Volkszeitung gazetesi ile işbirliği yaptı. 1890'dan 1914'e kadar Alman sosyal-demokrasisi içinde tarihsel hareketin anlamının derinliğine en iyi girebilen, onu en iyi kavrayabilen Mehring'dir. Onun derin marksizm kavrayışı ve onun ateşli devrimci mizacı, savaştan önceki son yıllarda Kautsky ile (merkez marksist) bağlarının kopmasına yol açtı. Mehring, savaşın ilanından sonra, Spartakusbund'un kurucularından biri oldu, ve savaş sırasında son gücünü de ona harcadı. Onun yapıtları birçok alanı kapsar: siyasal gazetecilik, marksizm tarihi, sosyal-demokrasi, Almanya ve Prusya tarihi, edebiyat tarihi ve felsefe tarihi, savaş tarihi vb.. Büyük yapıtları arasında şunları sayalım: Die Lessing-Legende (1893); Geschichte der deutschen Sozialdemokratie, 4 cilt; Karl Marx, Geschichte seines Lebens (1918): Deutsche Geschichte vom Anfang des Mittelalters (1923), Mehring, ayrıca, Marks ve Engels'in ölümlerinden sonra yapıtlarını 4 ciltte yayınlamıştır.
MENŞİKOV, Mihayil Ossipoviç (1859). — Gazeteci. Gençliğinde liberalcilik oyunu oynadı. 1890'dan sonra Menşikov Novoye Vremiya adlı gerici gazetenin yazarı olarak çarlığı savundu ve demokratik hareketin her türlü belirtisine karşı amansız bir savaş sürdürdü. Rus basını, onu, dönekliğinden ötürü Yahuda lakabıyla anmıştı. Devrim sırasında öldü.
MENGER, Anton (1841-1906). — (Karl Menger ile karıştırılmamalıdır.) Avusturyalı, sosyal reformlardan yana, hukukçu. Yapıtları: Das Recht Auf den Vollen Arbeitsertrag in Gesichichtlicher Darstellung (1886); Neve Staatslehre (1903); Neue Sittenlehre (1905.)
MERCIER, Louis Sébastien (1740-1814). — Fransız yazarı. Devrim döneminin oyun yazarı. Konvansiyon üyesi. Paris Tablosu adlı romanın yazarı. Bu roman, büyük devrimin arifesinde Fransız toplumunun durumu üzerine tarihsel ve toplumbilimsel nitelikte ünlü bir belgedir.
MÃ�HAYLOVSKİ, Nikolay Konstantinoviç (1842-1904). — Rus yazar ve eleştirmeni P. L. Lavrov ile birlikte Rusya'nın muhalefet hareketini narodnik eğilimi diye adlandırılan akımın başlıca teorisyeni; küçük-burjuva, ütopyacı. Mihaylovski, başlıca edebi çalışmasını 1870 ile 1900 arasında sürdürmüştür. Narodnaya Volya (Halkın Kurtuluşu Partisi organı) adlı devrimci ve 1880'lere doğru terörist gazetede çeşitli bildirilerin yazarıdır. Özellikle bu partinin Çar II. Aleksandr'a hitaben yayınladığı affın ilanını, burjuva siyasal özgürlüklerin tanınmasını, bir kurucu meclisin toplantıya çağırılmasını isteyen "Yürütme Komitesinin Açık Mektubu"nun da yazarıdır. Ünlü Rus şairi Nekrasov tarafından yayınlanan Oteçestvenniye Zapiski adlı yayın organına sürekli olarak yazı yazdı. Ve sonraları Ruskoye Bogatsvo adlı, marksizme karşı amansız bir mücadele yürütmüş olan derginin başyazarı oldu. Mihaylovski sosyalist-devrimci partinin kurucularından sayılır ve bu partinin sağ kanadında yer alır. Onun felsefesi ve sosyolojisi bir küçük-burjuva seçmeciliğinin bütün renklerini taşır. Ama bu felsefede, özellikle Comte'un olguculuğunun ve Spencer'in evrimciliğinin unsurlarını öznelciliğe ("sosyolojide öznel yöntem") karışmış olarak bulmak mümkündür. Mihaylovski, özellikle, "eleştirici zihniyette bireylerin" toplumsal gelişmeyi harekete getiren etken olarak etkilerini belirten bir "tarihsel ilerleme teorisi" ile birlikte "öznel sosyoloji"yi geliştirmiştir. Mihaylovski, marksistleri, Rus gerçeğinin özel niteliğini Rusya'da devrimci hareket için belirleyici etkenleri anlamadıklarını iddia etmiş ve onlan kınamıştır. Rusya'nın köylerinde Obsçina, ya da Mir denen ilkel "topluluklar" bulunduğundan ötürü, Rusya'nın bir kapitalist evreden geçmeden sosyalizm dönemine doğrudan varabileceği görüşünü savunmuştur. Onun proletaryanın devrimci sınıf savaşının kesin rolünü reddeden gerici teorisi, bu teorinin felsefede olsun, toplumbilimde olsun küçük-burjuva ve gerici niteliğini acımasızca gözler önüne seren N. Lenin ve G. Plehanov gibi marksizmin en büyük düşünürleri tarafından eleştirildi. Bakınız; N. Lenin, "Halkın Dostları" Kimlerdir ve Sosyal-Demokratlara Karşı Nasıl Savaşırlar? (1894). Ve N. Beltov (G. Plehanov'un takma adı), Birci Tarih Anlayışmm Evrimine Katkı (1894). Başlıca yapıttan: Tüm Yapıtları, 10 cilt, (Petersburg 1909). Onun marksizme karşı yazdığı makaleleri, Edebi Antlar ve Bugünkü Karışıklık (1909) adlı kitapta toplanmıştır.
MİLL. John Stuart (1806-1873). — İngiliz filozof ve iktisatçısı, seçmeci yanlısı. Onun teorileri, doğru Be yanlışın garip bir karışımından oluşmuştur. Ona göre, emek, elbette, değerin başlıca öğesini oluşturur, ama onun yanında değerin daha başka ikincil öğeleri de olmak gerekir, örneğin, kapitalistin kazancı gibi. Mill, sermayenin ekonomi politiğini, proletaryanın özlemleri ile uzlaştırmaya çalıştı; sonuç, Marks'ın dediği gibi, "özgünlükten yoksun bir stnkretizm –telifiyye--" olmuştur. Mill, filozof olarak, Hume tarzında idealist bir olgucudur. Dış dünya, ona göre, "duyumların değişmez olabilirliği "dir. Ayrıca kadınların kurtuluşunun büyük savunucusu olarak da tanınır. Başlıca yapıtları; Mantık Sistemi; Yararcılık; Hamilton Teorisinin İncelenmesi; Ekonomi Politik.
MOLESCHOTT. Jacob (1822-1893). — Geçen yüzyılın ortalarında, tanınmış bir fizyoloji uzmanı. Hollanda doğumlu. Baştan Heidelberg Üniversitesinde ders verdi, ama onun materyalizmi resmi bir uyarı almasına neden oldu, bundan sonra kürsüsünü bıraktı ve yurdundan ayrıldı. Moleschott, daha sonra. Zürich'te, Torino'da, en sonra da Roma'da profesörlük yaptı. İtalya'da, deneysel psikolojinin ve fizyolojik kimyanın kurucusu oldu. 1856'dan 1893'e kadar Moleschott, İnsanın ve Hayvanların Doğası Üzerine Araştırmalar yayınladı. Özellikle kalp sinirlerinin dağılım durumu üzerine, ışığın solunum üzerindeki etkisi üzerine incelemelerle, madde değişimi ve beslenme ile uğraştı. Başlangıçta Hegel taraftan olan Moleschott, sonraları Vogt ve Büchner benzeri bir kaba materyalist oldu. Kuvvet ile maddenin birliği teorisinin bağnaz temsilcisi olarak o, tüm ruhsal görüngüleri maddi hareketlere indirger. Başlıca yapıtı: Hayatın Dolaşımı (1852). Bu yapıt büyük ün kazanmış, birçok kez yayınlanmış ve burjuvazinin ilerici çevrelerinde büyük itibar görmüştür. Bu kitabında Moleschott, ünlü kimyacı J. Liebig'e ve onun yaratıcının hikmetini aşırı bir dil ila öven şiirlerine hücum etti. Başka yapıtları: Beslenme Teorisi ve Araçları (1858), Fizyolojik Eskiz (1861), ve bir otobiyografi: Dostlarım İçin, Yaşamımdan Anılar (1894).
MORGAN, Conway Lloyd (d. 1852). — İngiliz psikolog ve zoologu, Bristol Üniversitesinde profesör, darvinci ve evrimci. Morgan bir yandan madde ve hareketin zaman ve uzayın nesnelliğini ve gerçekliğini kabul eder, ama öte yandan İngiliz doğa bilginlerinin çoğu gibi, o da, dinin bilimsel bilgi üzerine olan iddialarını benimser. Doğanın Yorumlanması adlı yapıtında o, doğanın bütün görüngülerinde beliren bir genel amaca inanışın, doğacı, yani maddeci görüşle çelişmediği, tam tersine, doğa, hüküm süren amacın "görüngülerin belirli akışının boyun eğdiği bu gerçeğin ta kendisi olduğu" varsayımı benimsenince, ikisinin kusursuz bir biçimde uyum kurduğu görüşünü geliştirir. Materyalizme karşı olduğunu açıkça söyleyen Morgan, dine hayat hakkı sağlayabilmek için bu uzlaşmaya başvurmak zorundadır. Başlıca çalışma alanı olan karşılaştırmalı hayvan psikolojisinde Morgan, dar, sınırlı bir antropomorfist görüşü savunur. Ona göre, hayvanların davranışının anlaşılmasında gerekli anahtarı ancak insan psikolojisi verebilir ve insan, ilke olarak, hayvandan değişik biçimde davranır. Bununla birlikte, onun yapıtları karşılaştırmalı hayvan psikolojisini ilerletmiş olan birçok değerli gözlemleri içerir. Başlıca yapıtları: Animal Life and Intelligence (1890),- Introduction to comparative Psychology (1894), Animal Behaviour (1900), İçgüdü ve'Alışkanlık (1909), İçgüdü ve Deney (1913).
MÜLLER, Johannes (1801-1858). — Berlin Üniversitesinde anatomi ve psikoloji profesörü. Almanya'da modern psikolojinin kurucusu, Rudolf Virchow'un, Ernst Haeckel'in, Herman Helmholtz, Albert Kölliker ve diğerleri gibi doğa biliminin en büyük adlarının hocası. Birçok konularla ilgilendi ve anatomi, fizyoloji, embriyoloji ve patolojiyi derin çalışmalarıyla zenginleştirdi. Onun "duyuların özgül enerjileri yasası" ünlüdür. Bu yasaya göre, duyulan etkileyen uyarmalar ne olursa olsun (bunlar mekanik, optik, kimyevi ya da başka nitelikte olsa da), duyular, kendi özgül niteliklerine göre tepki gösterirler, Örneğin görme duyusu, her zaman bir ışık görme olarak yanıt verir. Bu yasanın sonraları esasta birçok kısıtlamalara uğradığı doğrudur. Başlıca yapıtı, Handbuch der Physiologie des Menschen (1883), birçok ciltten oluşan bir klasiktir.
NEWTON, Sir İsaac (1643-1727). — En büyük İngiliz doğa bilgini, Cambridge'te matematik profesörü, sonraları, maliye direktörü, Royal Society başkanı ve parlamento üyesi. Çığır açan en büyük çalışmaları arasında Newton, klasik mekanik denen şeyi kurdu, diferansiyel ve entegral hesabı getirdi, yerçekimi yasasını buldu (ki bu yasa sayesinde dünyanın ağırlığının ve gezegenlerin hareketinin tek ve aynı nedenin etkilerinden ileri geldiği anlaşılmıştır), optiği geliştirdi (ışığın renklerinin dağılması, yayılma teorisi vb.). Felsefe alanında Newton, mekanik yasaların tüm evren için genel değer taşıdığı görüşünü savundu. Doğa yasalarının mutlak niteliğini yansıtan matematik yöntemi, onun çıkış noktasıdır. Dünya, varlık nedenini kendi içinde taşır. Onun, tüm varlığın devindirici gücü olarak işin içine Tanrıyı katarak, doğayı tannbilimci açıdan açıklaması sonralarıdır. Newton'un evreni anlayış tarzının eleştirisi için bkz: Engels, Doğanın Diyalektiği. Başlıca yapıtları: Newton'un yüzyıllar boyu fiziğin gelişmesini belirleyen ve bugün de tüm değerini koruyan en büyük yapıtının adı: Philosophie naturalist principia mathematica (1687). Bellibaşlı ikinci yapıtı: Optics or a Treatise of the Reflection, Refractions, Inflections and Colours of Light (1704).
ORTODOKS. — Bkz: Akselrod.
OSTWALD, Wilhelm (d. 1853). — Büyük Alman fizikçi ve kimyacısı, ünlü filozof ve doğa bilimlerinin halk dilinde yayıcısı; 1906'dan sonra Leipzig'de fiziksel kimya profesörü. Ostwald uzun zaman Alman Birciler Ligasının lideri ve başkanı oldu; ünlü Klassiker der emkien Wissenschaften adlı koleksiyonu kurdu ve yayımcılığını yaptı. Ayrıca Büyük Adamlar, Doğal Felsefe Yıllığı'nı da yayınlamıştır. Sözkonusu yıllık, savaştan sonra yayınını durdurdu; Zeitschrift für physikalische Chemie dergisinin de kurucusu ve yazarıdır. Onun başlıca katkısı Hollandalı Van't Hoff ve İsveçli Svante Arrhenius ile birlikte doğa bflimlerinin yeni bir dalını, fiziksel kimyayı kurmuş olmasıdır. Ostwald'ın en önemli bulguları kimyasal ilgi teorisi, elektrokimya, eriyikler ve kataliz teorisi alanındadır. Son zamanlarda Ostwald. renkler teorisini geliştirmeye kendini adamıştır. Felsefede, kendi sistemini' "energetik"i kurmaya çalışır. Ona göre en yüksek bilim, mantığın ve matematiğin üzerinde egemen olan soyut bir "düzen teorisi"dir. Ostwald, öteki bilimleri, Comte'un hiyerarşisini biraz değiştirerek sınıflandırır. Onun doğal felsefesinin temelinde enerji kavramının, ve bütün olayların sayısal tasarımının insan bilgilerinin tümü üzerinde tamamıyla egemen olmaya yettiği savı yatar. Ostwald maddeyi tümden ortadan kaldırdığını ve fiziksel ve toplumsal olaylar dahil, bütün olaylara, biricik enerji kavramının uygulanması gerektiğini iddia eder. Bu amaçla o, "toplumsal", "fiziksel" ve "kültürel" bir enerjinin egemenliğini hükme bağlar. Doğanın açıklaması yerine, onun "iktisadi betimlemesi"nin konmasını isteyen Mach'ın etkisiyle, Ostwald, her türlü varsayımın biçimlenmesinin reddini, bilimin ülküsü haline getirir. Atomlar teorisine karşı şiddetle savaşır. Ama hayranlık duyduğu Mach'tan daha az inatçı olduğu için, Ostwald, sonunda, atomistiğin büyük bulguları karşısında silahları elden bıraktığını ilan eder. O, "energetik"ini sayısız yapıtlarda savunmuştur, ama ciddi bilim adamı çevrelerinde en ufak bir yankı uyandıramamıştır. Topluma ve kültüre, ahlaka ve hukuka, sanata ve politikaya, kısaca her şeye bir "energetik" temel vermeye kalkışır. "Birci din" bile, yüce Tanrısını enerjide bulacaktır. Ve Ostwald yıllar boyunca her onbeş günde bir, "birci pazar vaazlarında", bu -Tanrı karşısında saygıyla eğilmiştir. O, Kant'ın kesin emrini de değiştirmiş ve "energetik emir" haline getirmiştir. "Hiç bir enerjiyi israf etme", diyerek yeni "sistemini!" tamamlar. Belirtmek gerekir ki, OstwaId, bir yandan enerji kavramını kendinde-şey düzeyine yükseltirken, öte yandan, evrendeki her şey gibi "enerjiyi" de mutlak bir şey saymayıp, doların sağladığı "pratik" ve "elverişli" nimetlerden yararlanmayı soyutlaştırmaya yarayan bir şey olarak kabul eden James'in pragmacılığını över. Ama Ostaald'ın düşüncesinin sayısız çelişkileri ve tutarsızlıkları, hem idealist, hem materyalist olan "energetik"in en göze çarpan özelliklerinin ifadesidir. Başlıca yapıtları: a) Doğa bilimlerinde: Elektrochemie (1895); Prinzipien der Chemie (1907); Der Werdegang einer Wissenschaft (1907); Entwicklungsgeschichte der Elektrochemie (1910); Grundriss derallgememen Chemie (1923) ve Farbkunde (1923); b) Energetik teorisi üzerine: Vorträge utıd Abhandlungen (1904); Vorlesungen über Naturphilosophie (1902); Energetische Grundlagen der Kulturwissenschaft (1908); Die Forderung des Tages (İ911); Die Energie (1912); Philosophier der Werte (1913); ve Moderne Naturphilosophie (1914); c) biyografik nitelikte yazılar: Grosse Männer (1909).
PAULSEN, Friedrich (1846-1908). — Berlin Üniversitesinde bir özelliği olmayan felsefe profesörü, iradeciliği (volontarisme), yani iradeyi esas alan bir metafiziği savunmuştur. Fizik, salt görüngüden başka bir şey değildir. Gerçek olan ruhsal niteliktedir; ama ruhsal olan her şey özünde iradedir. ("İradecilik" terimini yaratan Paulsen'dir.) Paulsen, dini ve Hıristiyanlığı savunmuştur: Modern kültürde dinin de yeri olmalıdır. Ahlak anlayışında bağnaz bir gerici olarak ortaya çıkmaktadır. Başlıca yapıtları: Geschichte des deutschen Unterrichts auf den deutschen Schulen and Universitaten (1885); System der Etnik, mit einem Umriss der Staats-und GeslIschaftslehre (1889); Einleitung in die Philosophie (1892).
PEAESON, Charles (d. 1857). — Büyük İngiliz öjenik teoricisi; ilkten Cambridge'de, sonra da Galton'da matematik profesörü, Londra Üniversitesinde öjenik profesörü, Londra'da University College'de öjenik laboratuvarı müdürü, öjenik dergisi Diometrica'nın ve Treasury of Human Inheritance adlı arşivlerin yayıncısı. Bağnaz öznel idealist, Pearson, Mach'ın bilgi teorisinin en önemli ilkeleriyle görüş birliği halindedir, özellikle düşüncenin tasarrufu ilkesiyle ve doğa görüngülerinin açıklaması yerine, bunların sadece tasviri ile yetinilmesi ilkesiyle. Pearson, biyolojide, biyometrik eğilimler denen şeyin önde gelen savunucusudur. Bunda organizmaların gelişme sorunları, istatistik ve olasılık hesaplarının yardımıyla ve yakınlık ilişkilerinden yararlanılarak ve özellikle insan için kalıtıma formüller konularak, çapraşık bir matematik yoldan ve soyut biçimde çözümlenmeye çalışılır. Pearson, bu yöntemlerle, insanın burjuva kapitalist toplum sınırları içinde "seçme yoluyla yetkinleşmesini" sağlamayı amaçlayan öjenik için sağlam bir temel yarattığına inanmaktadır. Pearson'in dar anlamda matematik yöntemi, bu salt matematik yöntemin eksikliklerini gözler önüne seren hemen hemen bütün biyolojicilerin muhalefetiyle karşılaşmıştır. Bunlar biyometrinin uygulanma olanaklarını iyice sınırlamışlardır. Pearson bir süre reformcu sosyalizmin propagandacısı olmuş ve 1880'lere doğru Londra'nın işçi derneklerinde Marks ve Lassalle üzerine konferanslar vermiştir. En ünlü yapıtı: The Grammar oj Science'dır (1892); ayrıca Chances of Death and other Studies in Evolution (1898), Nature and Matter (1910) ve çeşitli dergilerde birçok bilimsel inceleme.
PELLAT. J. S. Henri (1850-1909). — Paris'te, fizik profesörü. Elektronlar teorisi, atomlar teorisi, elektrik, manyetizm, başlıca çalışma alanlarıdır. Belli başlı yapıtları: Cours d'électricité (1901-1908), Thermo-dynamique (1897).
PETZOLDT, Joseph (d. 1862). — Charlottenburg Yüksek Teknik Okulunda doğa bilimlerinde bilgi teorisi profesörü, tanınmış felsefe yazarı. Petzoldt, uzun zaman, ampiryokritisizm lehinde ve özellikle Avenarius ve Mach'ın fikirleri için etkin bir propaganda yaptı. Görecilik teorisini üstün tuttu ve ampiryokritisizm ile görecilik teorisini uzlaştırmaya çalıştı. Petzoldt, görecilik teorisi yolunda mücadeleyi bir "duyular fizyolojisi ile biyolojik psikolojinin ölü ve ruhsuz bir doğa anlayışına karşı mücadelesi" olarak görüyor (1923). Petzoldt, "ruhsuz doğa anlayışı" atomistiğin ve dış dünyanın nesnel gerçek varlığının tanınması ile, yanı materyalizm ile özdeşleştirdiği, bir tuttuğu "mekanikçi doğa anlayışı"nı anlıyor, Petzoldt, "göreci olguculuk" ve "görgücülük" yolunda mücadeleyi, aynı zamanda, "komünistliğe ve bolşevikliğe karşı" bir mücadele olarak görüyor. O, açık açık İngiliz piskoposu Berkeley'in tekbenciliğine dönülmesini istiyor, çünkü Berkeley "maddi töz kavramını, madde kavramını yıkar". Başlıca yapıtları: Einführung in die Philosophie der reinen Erfahrung (2 cilt, 1900-1904); Das Weltproblem vom standpunkte des relativischen Positivusmus aus (3. baskı, 1921); ve Die Stellung der Relativitätstheorie in der geistigen Entwicklung des Menschheit (1923).
PHİLON, (MÖ 20-MS 54). — İskenderiye'de doğmuş bir musevi filozof. Onun felsefesi, Yahudi dini ile Platoncu fikirlerin bir bireşimidir. Philon tarafından yetkinleştirilen Logos (Tanrı ile insan arasında aracı) öğretisi, hıristiyan dogma sisteminin kuruluşunu kuvvetle etkilemiştir.
PİLLON, François (1830-1914). — Fransız filozofu, yeni-eleştiricilik yanlısı, Renouvier'nin öğrencisi. Pillon, 1890 yılından başlayarak Année philosophique dergisini yayınlamıştır.
PLATON (MÖ 428-348). — Yunan filozofu, antİkçağın en büyük idealist düşünürü. Sokrates'in öğretilisi, nesnel idealizmin kurucusu. Platon'a göre duyulur şeyler, ancak varlık ile varlık olmayan arasında bir ara derecedirler; görünüşler alemini temsil ederler; gerçek varlık, ancak, tamamlanıp bitmiş, duyulur şeylerin ilk gerçek modelleri olarak, var olan her şeyin ötesinde, kendi sonsuz değişmezlikleri içinde sürüp giden fikirlere ait olabilir. Bu sonsuz fikirlerin bilgisi, insanın zihnine "yeniden anımsama" yoluyla verilmiştir. Platon, ünlü söyleşilerinde idealist diyalektiğin öğelerini geliştirir. Bütün toplumsal özelliğine göre, platoncu idealizm, kölelerin emeğine dayanan antikçağ toplumunun egemen sınıflarının, ticaret ve tefeci ekonomisinin gelişmesi ile boyuna hızlanan gerileme döneminin ideolojisidir. Platon, Cumhuriyet adlı yapıtında devlet ülküsünü açımlar, bu kitabında, aristokratların egemen kesimi için servetlerde ortaklığı ister, bu da antik çağın en büyük sosyalist ütopyasını meydana getirir. Başlıca yapıtları: Criton, Sokrates'in Savunması. Phedon, Time, Phedre, Gorgias, Şölen, Théétète, Cumhuriyet, Yasalar, vb.
PLEHANOV, Georgi Valentinoviç (1856-1918). — Rus marksizminin kurucusu, II. Enternasyonalin en göze çarpan, en etkili kişilerinden biri. Pek genç bir öğrenci iken Plehanov, narodniklerin (halkçıların) devrimci hareketlerine katıldı, ama 1880'lere doğru onların ideolojilerinden koptu ve 1883'te, P. Akselrod, Leo Deutsch, Vera Zasuliç ile ülke dışında ilk sosyal-demokrat örgütü, Emeğin Kurtuluşu Grubunu kurdu. Plehanov, sadece, marksizmin kusursuz bir yorumcusu olmakla kalmadı, Marks ve Engels'in, teorilerinin gelişmesini sürdüren, derinleştiren ve bu teoriyi parlak ve özgün bir biçimde savunun bir öğretilisi oldu. 1890'a doğru, "revizyonizm", Ed. Bernstein'ın önderliği altında genişlemeye başladığı ve marksizmin temellerini, marksizmi "tamamlamak" isteyen yeni ortaya atılmış bütün "eleştirilere" karşı savunmak sözkonusu olduğu zaman. Plehanov, diyalektik materyalizmin hizmetinde en parlak polemikçilerden biri oldu. Bütün dünyada oportünizme karşı mücadelede olduğu gibi, bu oportünizmin Rusça çeşidi olan "ekonomizm"e ve "struvecilik"e karşı mücadelede de, Plehanov ön safa geçti. Marksizm felsefesini sistemli bir biçimde uğraş edinen uluslararası sosyalist hareketteki ender kişilerden biridir ve onun bu alandaki çalışmaları, bugün bile, bütün dünya edebiyatında aşılmış değildir. Lenin'in Pİehanov'un yazılarının "komünizmin gerekli elkitabı" gibi okunmasını salık verişi boşuna değildir. — Rus sos-yal-Demokrat Partisinin ikinci kongresine kadar ve bizzat bu ikinci kongresinde Plehanov, marksist genç kuşaktan gelme önder Lenin ile sıkı bir işbirliği içinde çalıştı. Her ikisi de, yüzyılın başlarında, sosyal-demokrat organların, İskra ("Kıvılcım") ve Zarya ("Şafak") yazı işlerinde çalışıyorlardı; hu gazeteler "ekonomizm" eğilimine karşı savaşmayı ve merkezi bir devrimci partinin kurulmasını görev edinmişlerdi. Bu Kongre sırasındaki bölünmeden sonra, Plehanov bir süre kararsız kaldıktan sonra menşeviblere katıldı. Bu andan sonra Lenin ile Plehanov'un yolları birbirinden ayrıldı. Ancak 1908'den 1912'ye kadar. Plehanov, Lenin ile birlikte ampiryokritisizme ve "likidatörlere" karşı mücadele ederken geçici olarak bolşeviklere yaklaşır. Emperyalist savaş sırasında Plehanov, son derece sosyal-yurtsever bir tutum almıştır ki, bu tutumunu Mart [Şubat] 1917 devriminden sonra da korumuştur. Plehanov, ölümüne kadar, sovyet iktidarının bir muhalifi olarak kaldı, ama Ekim Devriminden sonra bolşeviklere ve sovyet iktidarına karşı açıkça ortaya çıkmayı reddetti. Yazıları arasında şunları sayalım: Materyalizmin Tarihine Katkı (1. baskı, 1896) N. G. Çemişevski. Bir Edebiyat Tarihi İncelemesi (1894), Marksizmin Temel Sorunları (1913). Anarşizm ve Sosyalizm (1894), Neue Zeit'taki birçok yayınını da bunlara eklemek gerekir; Tüm Yapıtları 26 cilt halinde basıldı (Moskova, 1923-1925).
POİNCARÉ, Henri (1857-1912). — Son elli yılın en büyük Fransız matematikçisi, astronom ve fizikçi. Paris Üniversitesinde matematik ve matematiksel fizik profesörü ve Fransız Akademisi üyesi, Raymond PoİncarĞ'nûı kuzeni. Modern zamanların en verimli araştırmacılarından biri. Onun başlıca araştırmaları, matematik, matematiksel fizik, ve teorik astronomi alanındadır. Büyük buluşları arasında, bir eksen üzerinde dönüşle hareket eden bir sıvı kitlesinin denge şekilleri üzerine çalışmaları ve üç cisim problemi de sayılabilir. Foincaré'nin bilgi teorisi, birçok noktada, olgucu ampiryokritikçilerin, ama hepsinden önce pragmacıların anlayışlarına yaklaşır. Ama, Poincaré, parlak bir fizikçi olduğundan, her seferinde yeniden materyalizme döner. Poincaré'deki çelişkiler, bir yandan, onun, bilgi teorisinin temel sorunlarını parça parça ve deneme biçiminde ele almasıyla kısmen de felsefe tarihi konusunda bilgisinin çok az olmasıyla açıklanır. Poincaré, hiç bir zaman tamamlanmış bir doğa felsefesi sistemi geliştirmedi. Onun felsefi düşüncesine egemen olan leit-motiv "saymacacılık"tır (conventionnalisme), "elverişli", "pratik", "kullanışlı" "uygun" olandan başka gerçek olmadığını ileri süren uygulayıcı teoridir. Neyin "kullanışlı". "pratik" ya da "elverişli" olduğuna karar vermek, "uyuşmaya", saymaca anlaşmaya bırakılmıştır. Bütün doğal yasalar hepsi saymaca anlaşmalardırlar, geometri belitleri dahil. Mantık yoluyla sonuna kadar götürüldüğünde bilinemezciliğe götüren bu görüş noktasından yola çıkarak, Poincaré, nesnellik, gerçeklik ve uzayın boyutları sayısı problemini bile yargılar. Onun görüş açısı, bu konuda. Mach'ın "düşüncenin tasarrufu" ile, Mach'ın "biyolojik başan"sı ile ve "düşüncelerin olgulara uyarlanması" teorisi ile, Almanya'da moda olan en son delilikle, Vaihinger'in "fictionalisrae"i ile çakışır, birbirine tam uyar. Gerçekten de, örneğin Poincaré'de şöyle bir şey okumak mümkündür; "Esir'in gerçekten var olup olmadığı bizim için pek önemli değildir, esas olan, yalnız, her şeyin smki bir esir varmış gibi geçmesidir, ve bu varsayım görüngülerin açıklanması için elverişli, rahat bir varsayımdır". (Bilim ve Varsayım, s. 212). Başlıca yapıtları: a) fizikte: Leçons d'électiricité et d'optique (1891-1892); La termo-dinamique (1908), La Theorie mathematique de la lumiere (1905), Six confèrences sur des objets choisis dans les mathematiques pures et la physique mathématique (1910), La Nouvelle mécanique (1911); b) astronomide: Methodes nouvelles de la mécanique céleste (1892-1899), Leçons de mathematiques célestes (1905-1910), ve Leçons sur les hypothèses comogoniques (1913); c) felsefede: La science et l'hypothése (1906), La valeur de la scicnce (1906), Savants et ecrivains (1910), Dernières pensées (1913) ve Science et Methode (1914).
POİNCARÉ, Lucien (1862-1920). — Fransız fizikçisi, Chambéry Akademisi rektörü. Sonraları Paris'te ulusal eğitim genel müfettişi. Poincaré, özellikle elektrik teorisi alanında çalıştı. Physique moderne son evolution adlı yapıtı ile tanınır. Bir başka yapıtı: l'Electricité (1909).
POPPER, Joseph (1838-1922). — Avusturyalı demiryolu memuru. Viyanalı mühendis ve yazar. Bazan Lynkeus lakabıyla yazmıştır. Mach eğiliminde olgucu. Toplumsal felsefede Popper, toplum da reform için, Mach tarafından coşkunlukla karşılanan ve bilimsel sosyalizme karşı çıkan sosyal liberal özdeyişler ileri süren bir ütopyacı küçük-burjuva ve bir bireycidir. Örneğin: "İkincil gereksinmeler için çoğunluk ilkesi, temel gereksinmeler için güven altına alınmış bireysellik ilkesi". Popper, özünde, Viyanalı hukukçu Anton Menger'in devlet ve ahlak teorisinin ögretilisidir. Başlıca yapıtları: Die psysikalischen Grundsätze der elektrischen Kreftübertragung (1884), Die teehnischen Fortschritte nach ihrer ästhettischen und kulturellen Bedeutung (1888), Das Recht zu teben und die Pflicht zu sterben (1903) ve Fundament eines neunen Staatsrechts (1905). Başka yapıtları: Phantasien eines Realisten (1899), Die allgemeine vehrpflicht als Lösung der sozialen Frage (1912) ve Krieg, Wehrpflicht und Staalsverfasung (1921).
PURİŞKEVİÇ, N. M. (1870-1919). - Besarabya'da büyük toprak sahibi; Rus Halkı Birliğinin kurucusu ve lideri; 1906'da bu örgütten ayrıldı ve daha da aşırı sağcı olan Kralcılar Ligasını kurdu: "Başmelek Aziz Mihayil Ligası". Purişkeviç, İmparatorluk Dumasında milletvekilliği yaptı ve orada aşırı sağı yönetti; Kara-Yüzler denen örgütün en hayasız ve en zalim temsilcisi oldu. Bütün "Rus olmayanlara" karşı savaşan Rus şoveni. 1916 sonunda Purişkeviç çarın düşüşünü önleyeceği ve "hanedanın onurunu" kurtaracağı ve bir "ulusal felaketi" önleyeceği umuduyla Rasputin'i öldürdü.
POYNTİNG, J. Hanry (1852-1914). — Ünlü İngiliz fizikçisi, Birmingham Üniversitesinde fizik profesörü. Daha çok elektro-dinamik, radyasyon teorisi, ışığın basıncı üzerine çalışmıştır. Tanınmış yapıttan: A Texbook of Physics (1899), Properties of Matter (1913), The Pressure of Light (1907), The Earth (1913).
PYRRHON, Elis'Ii (MÖ 360-270). — Yunan filozofu. Eski şüphecilik okulunun kurucusu. Pyrrhon hiç bir insan bilgisinin kesin olmadığını öğretir. Her iddianın karşısına onun tersi olan bir iddia ile çıkılabilir. Şeylerin bilinmesi olanaksız olduğuna göre, ifade edilen her kanıya, "görünüşe göre" sözünün eklenmesi gerekir ya da genel olarak hiç bir kanıya varılmamalıdır. Pyrrhon'un yazıları saklanamamıştır; onun anlayışlarını, öğretilisi olan Phlius'lu Timon'un ve daha sonraki bir dönemin şüphecileri olan Aenesidemus ve Sextus'un yazılarından öğreniyoruz.
RAHMETOV. — Lomov-Opokov-Oscar Blum vb. gibi yazarlar tarafından kullanılan takma ad. Burada, kimin sözkonusu olduğunu saptayamadık.
RAMSAY, Sir William (1852-1916). — Ünlü İngiliz kimyacısı. Bristol'da kimya profesörü, daha sonra Londra Üniversitesinde, Nobel ödülü sahibi, British Assodotion'ın başkanı. Onun en büyük katkısı, atmosferde ender gazlar denen yeni öğeleri bulmasıdır. 1894'te Ravleigh ile birlikte az bulunur argon gazını; daha sonra, Travers ile birlikte, helyum gazını buldu (1895). Kripton, ksenon ve neon gazlarını da 1898 de buldu, Çağ açan bir bulgusu da, Soddy ile birlikte 1903'te radyumun, radyum ve helyum ema nosyonları biçimine dönüşmesini buluşu oldu, böylelikle ilk kez elementlerin transmutasyonunu tanıtladı; bu da, atamun parçalanıp dağılmasının, yani bir yıl önce Rutherford'un geliştirmiş olduğu teorinin doğrulanması oldu. Bu konuda Rutherford'un 1903'teki "Elementlerin Periyodik Sistemi Üzerine Bazı Düşünceler" konulu konuşmasına bakınız. Başlıca yapıtları: Atmosferin Gazları ve Bunların Keşfi Tarihi (1907), Biyografik ve Kimyasal Denemeler (1909). Modern Kimya (3. baskı, 1921) ve Elementler ve Elektronlar (1913). Bundan başka, birçok fiziksel kimya elkitabı yazmıştır.
RAU, Albrecht (d. 1843). — Alman filozofu, Feuerbach'ın öğretilisi. Başlıca yapıtları: L. Feuerbachs Philosophie (1882), Das Wesen des mensehlichen Versiandes (1900), Der moderne Panpsychismus (1901).
REHMKE, Johannes (d. 1848) — Greifswald'da felsefe profesörü, İçkincüik felsefesinin başlıca temsilcilerinden biri. Yapıtları: Die Welt als Wahrnekmung und Begriff (1880), Unsere Geıvissheit von der aussenwelt (1894), Philosophie als Grundwissenschaft (1910).
RENOUVİER, Charles (1815-1903). — Bir "Fransız yeni eleştiricüiği" içinde Kant ve Hume'ü birleştirmeye çalışmış olan Fransız filozofu. Renouvier, bilgi teorisinde şüphecidir, ahlakta elin-delikten (iradei cüz'iyeden) yanadır. Onun seçmeci felsefesinin tüm niteliğini dini ve gizemci güdüler belirlemektedir. Pillon ile birlikte Critique Philosophique dergisini çıkarmıştır. (1872-1889). Yapıtları: Essais de critique générale (1854-1864), la Phillosophie analytique de l'histoire (1896-1897), La Nouvelle Monadologie (1889) vb..
REY, Abel. — Fransız filozofu, Paris Üniversitesinde doğa bilimleri ile olan ilişkileri içinde felsefe tarihi profesörü. Doğa bilimlerinin temelleri ve yöntemleri üzerine ünlü eleştiri kitaplarının yazarı. Rey, olgucu bir gerçekçilik önerir, bu olgucu gerçekçiliğe göre madde, "gerçek olan", aynı zamanda, "nesneli, zorunluyu ve genel"i temsil ettiği ölçüde "mutlak"tır. Ama Rey, kendi teorisini tutarlı bir biçimde geliştirecek yetenekte değildir. Toplumbilim, ahlak ve estetik alanında, boş, kaba ve hiç bir şeye zorlamayan bir liberalizme kendini kaptırır. Lenin, bu kitabında, Rey'in, "bir müminin —inansahibinin— fiziği" dediği Duhem'in fiziği hakkındaki yargısını aktarıyor. Bu konuda şunu da belirtelim ki, Rey, daha önce de Duhem'in fikirlerini eleştirmek için "Bay Duhem'in Felsefesi" adında ayrı özel bir makale (Revue de Métaphysiaue et de Morale, 12. yıl, 1904) yazmıştır. Burada, Duhem'in felsefesine, "bir iman sahibinin bilimsel felsefesi" diyordu. Başlıca yapıtları: La Théorie physique chez les physiciens contemporains (2. baskı. 1923), l'Energetéque et le mécanisme au point de vue des conditions de la connaissance (1907), la Philosophie moderne (1908). Leçons élémentaires de psychologie et de philosophie (1908). ve Les sciences philosophique, leur etat actuel (1925).
RICARDO, David (1772-1823). — İngiliz iktisatçısı: Adam Smith ile birlikte klasik burjuva ekonomisinin en büyük temsilcisi. Ricardo, metaların değerinin biricik kaynağının insan emeği olduğu, bu değerin çalışma süresi miktarı ile belirlendiği yolundaki teoriyi sistemli bjr biçimde geliştirmiştir. 0. başlıca yapıtında, sınıflar arasındaki iktisadi uzlaşmaz çelişkiyi ortaya çıkarır ve bunu açıkça ifade eder. öte yandan Ricardo, tarihsel gelişme fikrine ve bundan ötürü de burjuva düzenin koşullara bağlı tarihsel niteliğine tamamıyla yabancı kalmıştır. Serbest rekabet ve özel mülkiyet temeline dayanan toplumsal düzen, ona, "doğaya uygun" biricik, değişmez düzen olarak görünmüştür. Kendisi, Londra'nın en zengin bankacılarından biri olarak, banka sermayesinin ve büyük sanayi burjuvazisinin çıkarlarının tutarlı bir temsilcisi oldu ve parlamenter alarak da iktisadi ve toplumsal politikada bu sınıfın çıkarlarına uygun bijtün önlemleri savundu. Başlıca yapıtı: Principles of political economy and taxation (1817). Ricardo'nun görüşlerinin derin bir tahlili ve eleştirisi için: Karl Marks: Histoire des doctrines economiques, c. II, IV, V.
RİEHL, Aloys (1844-1925). - Ünlü filozof, Halle'de ve sonra da Berlin'de felsefe profesörü. Riehl, vzellikle bilgi teorisi alanında çalışmıştır; bir yandan Kant'ın fikirlerine, öte yandan modern doğa bilimlerinin gerçekçi görüşlerine dayanan bir "'eleştiriciliğin" temsilcisidir. O. yeni-kantçı okul ile, tanıtlıdan (müspetten) yani "zorunlu olarak veri durumunda olandan" çıkış yapan saf olguculuk okulu arasında seçmeci bir ara tutum benimser. Riehl. her türlü metafiziği, deneyi aşan bir öznelcilik olarak reddeder. Başlıca yapıtları: Der philosophische Kritizismus (1876-1887), Zur Einführung İn die Philosophie der Gegemvart (6. baskı, 1921).
RIGHI, Augusto (1850-1920). — Büyük İtalyan doğa bilgini, Boloııya da fizik profesörü. Elektrik ve maddenin yapısı teorileri üzerine birçok önemli araştırma yapmıştır. Lenin'in sözünü ettiği yapıtları dışında şunları da sayabiliriz: Işık Salan Madde ve Manyetik Işınlar (1909), ve eğitici küçük broşür halinde. Kuyruklu Yıldızlar ve Elektronlar. (1911).
ROBESPİERRE, Maximilien (1758-1794). — Büyük Fransız Devriminin en büyük önderlerinden, Jakoben, bu partinin merkez grubunun lideri, 1792'den 1794'e kadar küçük-burjııvazinin diktatörlüğünün esin kaynağı ve sözcüsü. Robespierre, Konvansiyonun olağanüstü yetkileri bulunan ve sert tedbirlerle Jakoben cumhuriyetinin düşmanlarının tümünü tasfiye eden Halk Kurtuluş Komitesinin başında bulundu. Robespierre, 9 Termidor yıl II'de (27 Temmuz 1794) iktidardan düşürüldü ve giyotinde idam edildi. Bu, karşi-devrimin zaferinin başlangıcı olmuştur.
RODlER, Geoerges (1848-1910). — Sorbonne'da antikçağ felsefesi profesörü. Année philosophique koleksiyonunda, "Phédon'a Göre Ölümsüzlüğün Tanıtları" başlığı altında Platon felsefesi üzerine birçok inceleme yayınlamıştır (1907).
RÜCKER, Sir Arthıır VVilliam (1848-1916). - Leeds'te ve sonra Londra'da fizik profesörü. Royal Society sekreteri, British Association'nın başkanı. Rücker'in başlıca çalışma alanı jeofizik, elektrik ve manyetiznı olmuştur.
RYLE, R. J. — Pearson yanlısı.
SCHELLİNG, Friedrich Wilhelm Joseph (1775-1854). - Klasik Alman füozofu. Schelling, Fichte'ye bağlıdır ve Hegel'e varışı sağlar. O, idealist felsefenin doğa bilimlerinden yararlanmasını sağlamış, doğa ile tini, mutlak kavramında birleştirmiş olan doğal felsefeyi kurmuştur. Spinoza'nın felsefesini yenilemiştir. Kısa bir süre sonra kendisi ile tinsel bir ittifak kurmuş olan Hegel tarafından aşıldı ve daha sağ iken unutuldu, ihtiyarlığında hıristiyan kilisesinin dogmalarını doğrulayacak olan bir ‘"olgucu" felsefeyi boşuna kurmaya uğraştı. Schelling, sonunda, o zaman devlet için tehlikeli sayılan hegelciliklo savaşmak ve dini savunmak üzere feodal ve romantik zihniyetteki Prusya Kralı Friedrich-Wilhelm IV tarafından Berlin'e çağırıldı (1842). Genç Friedrich Engels de, Schelling'e karşı mücadele etmiştir. Bütün Yapıtları, 14 cilt halinde ölümünden sonra yayınlanmıştır (Stuttgart 1856-1861).
SCHMİDT, Henri (d. 1874). — Biyoloji uzmanı ve Haeckel'in fikirlerinin halk arasında yayıcısı ve Yena Üniversitesinde Erast-Haeckel Arşivi Müdürü. Uzun zaman Haeckel'in bilimsel sekreteri oldu ve Alman Bircileri Ligası genel sekreteri oldu. Haeckel'in birçok yapıtının ve onun sekseninci yıldönümünde Haeckel'e ait iki cilttik yapıtın yayıncısı; Ernst, Haeckel'e Neler Borçludur! (Leİpzig 1914). Bu yapıt, Haeekel'in ayrıntılı ve canlı bir biyog-rafisidir. Schmidt ayrıca Alman Birciler Lİgasının bildiri ve broşürlerini ve ayrıca büyük doğa bilginleri ve filozofların temel yapıtlarını ucuz baskılar halinde yayınlamıştır. Haeekel'in bağnaz öğretilisi olan Schmidt, dünyayı anlayış tarzında ustasının birciliğini ve materyalizmini nitelendiren bütün boşlukları, şüpheli, açık olmayan noktaları kendi dünya anlayışında ortaya koyar. Haeckel'i kararlılıkla savunmasından ötürü Schmidt, papazların en amansız saldırılarına uğradı, O, evrim fikrinin geniş halk çevreleri tarafından benimsenmesine ve özgür fikir hareketinin güçlenmesine yardımcı olmuştu.-. Onun en çok okunan broşürleri arasında şunları anabiliriz: Der Kampf un die Welträsel (1900). Die Urzeugung und Professor Reinke (1903), Der Monistenbund im Preussischen Herrenhaus (1907), Haeckel biogenetisches Grundgesestz und seine Gegner ve Haeckels Embryonenbilder (1909). Schmidt, ayrıca, bir Biyoloji Sözlüğü (1911), bir Felsefe Sözlüğü (1922) ve bir Evrim Öğretisi Tarihi (1918) hazırlamıştır.
SCHOFENHAUER, Arthur (1788-1860). — Alman filozofu, ve aynı zamanda büyük yazar. Schopenhauer, Danzigli toptancı tüccar bir soylunun oğludur. Haeckel ile aynı zamanda ortaya çıkmış olan felsefesi, 1848'e kadar çağı üzerinde hiç bir etki yapmadı. Çünkü politik bakımdan son derece gerici ve sekinci (quiétiste) idi. Schopenhauer'a göre doğanın "özü" kör İradedir. Bu irade kötüdür ve her türlü kötülüğün köküdür. İnsan yaşamı, her şeyden önce, iradenin egemenliği altında bulunduğu için ve bulunduğu ölçüde acı çekmektir. Esenlik, ancak bu iradenin felce uğraması ya da yok olmasıyla mümkündür. Bu öğretiler, Mart 1848 öncesi devrimci burjuvazinin duygularına kesin olarak karşı gelmekteydi; bunlar, bu dönemin burjuvazisinin gerici en üst katının yönelimini yansıtıyordu. Scopenhauer'ın felsefesi, ancak 1848 Alman devriminin yenilgiye uğratılmasından sonra ilgi toplamaya başladı, çünkü Alman burjuvazisini sarmış olan manevi çöküntüyü (Katzenjanimerstimmung) ifade ediyordu. Schopenhauer'in itibar kazanmasına iki durum daha yardımcı olmuştur: 1° onun olağanüstü yazı yazma yeteneği: Almanya'nın en büyük düz yazı ustalarından biridir: 2° Schopenhauer darkafalı burjuvalar arasında filozof ve filozoflar arasında darkafah burjuvadır. Onun bilgi teorisi, kantçı, yani İdealisttir. Başlıca yapıtı: İrade ve Tasarım Olarak Dünya (1819). TÜm Yapıtlan'nın birçok baskısı yapılmıştır.
SCHUBERT-SOLDERN, Richard von (d. 1852). — İçkinci felsefenin temsilcisi. Başlıca yapıtları: Über Tranzendenz des Objekts (1882), Grundlagen einer Erkenntnistheorie (1884), Das menshliche Glück und die soziale Frage (1896). O, bu kitabında. toplum ile "dördüncü kuvvet", yani işçi sınıfı arasındaki maddi ve kültürel ayrımların korunmasını savunuyordu.
SCHULZE, Gottlob. Ernst (1761-1835). — Göttingen Üniversitesinde felsefe profesörü, bir adı da Schulze-Aenesidemus'tur, bu ad, ona 1792'de yayınlamış olduğu bir kitap yüzünden takılmıştır: "Aenisedemus oder über die fundamente der von Prof. Remhold gelieferten Elementarphilosophie, nebst einen Verteidigung des Skeptizismus gegen doie Anmassungen der Vernunftkritik. Schulze, bu yapıtında, sadece Prof. Reinhold'u değil, yanı zamanda, Kant'ın Aklın Eleştirisi'nin temel fikirlerini .de eleştirmiştir, Lenin, Schulze'nin tarihteki, Kant ile Fichte arasında "yerini" yeteri kadar belirtmiştir.
SCHUPPE, Wilhelm (1836-1913). — Greifswald'da profesör, içkincilik felsefesi denen akımın başlıca temsilcisi. Yapıtları: Erkenntnistlıeorische Logik (1878), Grundzüge der Ethik und Rechtsphilosophie (1882). Grundriss der Erkenntnistheorie und Logik (1894).
SCHWEGLER, F. K. A. (1819-1857). - Tübingen'de tarih profesörlüğü yaptı. Eskİ-hegelci okuldan filozof. En tanınan yapıtı: Geschichte der Philosophie im Umriss (1848). Birçok baskısı yapılmıştır.
SENIOR, William Nassau (1790-1864). — Ulusal ekonomiyi fabrikacıların çıkarlarının hizmetine veren kaba burjuva ekonomisinin temsilcisiydi. Senior, 1830 ile 1840 arasında İngiltere'de işgününün kısaltılmasına karşı fabrika sahiplerinin giriştikleri ajitasyonlara etkin olarak katılmıştır. Onun Letters on the factory act, as it affects the cotton manufacture (London 1837) adındaki yergi yazısını, Marks, acımasızca eleştirmiştir (Bkz: Kapital. Birinci Cilt, "Senior'ün ‘Son Saati' ", s. 248-253.)
SEXTUS. — Yunan filozof ve hekimi. MS 200 yıllarına doğru iskenderiye ve Atina'da yaşadı, Pyrrhon'un öğretisini geliştirmiş olan bir şüpheci. Korunabilmiş yapıtları, antikçağ şüpheciliğinin başlıca kaynağını oluşturur.
SMİTH, Norman Kemp (d. 1872). — İngiliz filozofu, Edinbourg Üniversitesinde profesör. Yapıtları: Studies on the cartesian philosophy (1902), A commentary to Kants critic of pure reason (1918).
SNYDER, Karl (d. 1869). — New-York'ta yazar, modern doğa bilimlerindeki ilerlemeler üzerine halk tipi çok iyi ve çok yaygın kitapların yazarı. Başlıca yapıtları: l'Image du monde réprisénte parles scieııces naturelles modernes (1907), l'Univers-machine (1908).
SOKRATES (MÖ 470-399). — Yunan filozofu. Atina'da yaşamıştır. Otuzlar oligarşisinin düşüşünden sonra, Sokrates, suçlandı ve ölüme mahkûm edildi. Sokrates'in ortaya çıkışı, genellikle Yunan tarihinde olduğu gibi, Yunan felsefesinde de bir dönüm noktasını gösterir. Temel olarak materyalist doğrultuda olan Yunan doğa felsefesi, Sokrates ile, idealist eğilimli tinselci bir felsefe olmaya başlar. Bu evrim, Platon i!e devam etmiştir. Sokrates ile idealizme doğ ru bu yönelseme, onun doğduğu kont Atina'nın, genellikle de Yunanistan'ın içinde bulunduğu tarihsel durum ile, yani kölelerin emeğine dayanan genellikle Yunan ekonomisinin, özellikle de Atina ekonomisinin gerileme döneminin başlaması ile yakından ilişkilidir. Sokrates tarafından ileri sürülen ve Platon tarafından geliştirilen fikirler, daha sonra, ilkel hıristiyanlığı oluşturan ilk öğeleri sağlamıştır.
SOLOVYEV, Vladimir Sergiyeviç (1853-1900). — Din filozofu, gazeteci ve şair, Doğu ve Batı kiliselerinin, papa ile Rus carının himayesi altında kaynaşması temeline dayanan bir dünya teokrasisinin propagandacılığını yaptı. Bu işin gerçekleştirilmesi, Rus halkının "özel görevi" olsa gerekti. Solovyev, Leon Tolstoy'a karşı savaştı, onda Deccal'ın ön habercisini görüyordu. İlkin Fransızca olarak yayınlanan başlıca yapıtı: La Russie et l'Eglise universelle (1899). sonra, İyinin Haklılığı (1894), Üç Söyleşi (1899) vb..
SOREL, Geoerges (1847-1922). — Fransız yazarı, anarko-sendikalizmin belli başlı teorisyenlerinden biri, karışık kafalı bir seçmeci. Onun kafasında, daha başkalarından gayrı, Marx, Proudhon, Bergson, Nietzsche'nin etkileri en gariplerden garip bir karışım meydana getirmiştir. Sorel, daha sonra, yeni-kralcılar denilen kampa, hemen Birinci Dünya Savaşından önceki yıllarda, pusulayı şaşırmış bazı aydınlar üzerinde çekici bir etki yaratmış olan hafif bir toplumsal gölge ile katolik ve tek hükümdar yanlısı olan şu gerici akıma geçti. Bununla birlikte, şunu da kaydetmek gerekir ki. o, her zaman sosyal-demokrat ikbalciliğine karşı savaştı ve sınıf mücadelesini öğütledi. Yorulmak bilmez ve dürüst bir çalışmayla geçen ömrünün sonunda kayıtsız şartsız bolşevik devrimine katıldı ve devrimi, bütün kara çalmalarına karşı yiğitçe savundu. (Onun Zor Üzerine Düşünceleri'nin ikinci baskısına yazdığı "Lenin için Savunma Konuşması"na bakınız). Yapıtları: l'Avenir Socialiste des syndicats (1898), l'lliusion du progrès (1900), Reflexions sur la violence (1907) vb..
SUVOROV, Serge Aleksandroviç (1869-1918). — Rus gazeteci ve istatikçisi, 1901'den beri sosyal-demokrat, Suvorov, 1905 devrimi sırasında bolşeviklere geçti, daha sonra onlardan ayrıldı. Rus felsefe derlemeleri: Gerçekci Dünya Anlayışına Katkı (1904) ve Marksizm Felsefesine Katkı (1908) için çalıştı. Ekim Devriminden sonra Suvorov, Sovyet iktidarına geçti. 1918'de Yaroslav'da karşı-devrimci ayaklanma sırasında ateş hattından geçerken öldürüldü.
SPENCER, Herbert (1820-1903). — İngiliz gazeteci ve filozofu, başlangıçta mühendis, evrim teorisi üzerine dayanan bir felsefe sistemi kurmaya çalıştı. Spencer, dünyanın bütün işlerini durmadan yinelenen iki sürece: hareketin dağılıp yayılmasından ve maddenin örgütlenmesinden ibaret olan evrim sürecine ve evreni oluşturan öğelerin dağılıp ayrılmasından ibaret olan ayrışma, yok olma sürecine indirger. Comte gibi Spencer de, madde ile ruhun ilişkileri sorununu teorik olarak bir yana bırakır. Ama yalnız tanıtlanmış bilgiye giren gerçek verilerle uğraşmak istediğinden, bilinebilir olanla, "bilinebilir olmayan" arasına bir set çeker. Dinin konusu olan "bilinebilir olmayan" görüngüler aleminin temelinde yatan, her şeye kadir, bilinmez bir kuvvet olmalıdır. Toplumbilimde, Spencer, organizmaların gelişim yasalarını, hiç bir şeylerini değiştirmeksizin, toplumsal yaşamın olaylarına geçirmeye, aktarmaya çalışmıştır: insanlık için bir felaket saydığı sosyalizmin amansız bir düşmanı olmuştur. Başlıca yapıtları: Bireşimci Felsefe Sistemi. The principles of biology (2 cilt, .1864-1867), The principles of psychology (2 cilt. 1870-1872), The principles of sociology (3 cilt, 1876-1896). Daha birçok yapıtı da bunlara eklemek gerekir.
SPİNOZA, Baruch de (1633-1677). — O çağın en gelişmiş burjuva kenti olan Amsterdam'da bir Yahudi tüccar ailesinden gelme filozof. Descartes'tan sonra 17. yüzyılın en özgür felsefi kafasıdır. Başlıca yapıtı Ahlak, ilk olarak ölümünden sonra yayınlanan yapıtları arasında çıktı (1677). Spinoza'nın felsefesi 17. yüzyıl Fransasmda olduğu kadar, 18. yüzyıl sonlarında ve 19. yüzyıl başlarında Almanya'da da devrimci bir etki yapmıştır. Karl Marx'ın Spinoza hakkındaki görüşü için bakınız: Kutsal Aile. Yapıtları: Ahlak, Siyasal-Tanrıbilmsei İnceleme (1670) vb..
STALLO, John Bernard (1823-1900). — Mach'ın ve inancıların Almanya'ya tanıttığı ampiryokritikçi. Oldenburg'da bir köy okulu öğretmeninin oğlu idi. 1840'ta Amerika Birleşik Devletlerine göç etti ve New-York'ta matematik ve fizik profesörü oldu. Stallo daha sonra hukuk okudu, yargıç ve avukat oldu; sonunda da Roma'da Amerikan elçiliği yaptı. Son yıllarını resmi bir görevi olmaksızın, Floransa'da geçirdi. Başlangıçta, metafizik-idealist biçimiyle Hegel felsefesini benimsedi ve kendisi, eski-hegelciliğin yöntemine uygun olan General Principles of philosophy of Nature (1848) doğa felsefesi kitabını yazdı. Stallo, sonraları, başlıca yapıtı olan ve en çok tanınan Modern Fiziğin Kavramları ve Teorileri (1882) kitabına önsözünde eski-hegelciliğin görüşünü reddetmiştir. Bu son yapıtı, o zamanki fiziğin temellerinin ve ilkelerinin ampiryokritikçilik açısından bir eleştirisini oluşturur. Bir başka yapıtı: Discours, essais et lettres (1893).
STARCKE, C. N. — Danimarkalı filozof ve sosyolog, Kopenhag Üniversitesinde profesör. Engeis'i Ludıoig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu adlı kitabını yazmaya iten, Starcke'ın Feuerbach üzerine yazdığı kitap olmuştur. Yapıtları: L. Feuerbach (1885). Die primitive Familie (1888), Theoretische Grundlagen der Ethik (1889), Baruch de Spinoza (1923).
STOLYİPİN, Piyotr Arkadiyeviç (1862-1911). — 1906'dan başlayarak çarın başbakanı ve içişleri bakanı. 1905-1907 devrimini ezmiş olması dolayısıyla kötü bir ünü vardır. Stolyipin, Dumada büyük toprak sahiplerinin ve büyük burjuvaların egemenliğini sağlamak için ikinci imparatorluk Dumasını zorla dağıttı ve yeni bir seçim yasası yürürlüğe koydu (3 Haziran 1906 hükümet darbesi). Onun yürürlüğe koyduğu toprak yasası (9 Kasım 1906 yasası) mir denen ilkel köylü topluluklarını yok etmeyi ve hükümetin kırsal bölgelerde dayanağı olacak olan iktisadi bakımdan güçlü bir köylü tabakasını (kulakları) yaratmayı hedef tutuyordu. Stolyipin, 1906 Ağustosunda ona yazlık villasında yapılan terörist suikastten ancak raslantı sonucu kurtulmuştur. 1911 Eylülünde kışkırtıcı ajan Bogrov'un düzenlediği suikastte Kiev'de öldürüldü.
STRUVE, Piyotr Berngardoviç (d. 1870). — Rus gazetecisi. 1890'lara doğru sosyal-demokrat oldu. "Legal marksizm" denen akımın en büyük temsilcisidir, bir dizi legal marksist organın yazarı ve başyazarı. Daha ilk yapıtı olan Eleştirel Düşünceler'de Marks'ın bütün görüşlerini paylaşmadığını açığa vurur. Sonraki yapıtlarında Struve, Marks'ı bir "'eleştirel incelemeden" geçirdiği bahanesi ile marksizmin devrimci fikirleri' yerine sınıflar arası işbirliği, sosyalizme barışçı yoldan ulaşma gibi fikirleri koymaya uğraştı. Struve, marksist felsefenin (diyalektik materyalizmin) her zaman karşısında olmuştur. Lenin, "Narodnikliğin İktisadi İçeriği ve Bu Akımın Struve'nin Yapıtındaki Eleştirisi" adlı yazısında, Struve'nin görüşlerini ilk olarak eleştirmiştir. Yüzyılın başında Struve, marksizm ve sosyal-demokrasi ile bağlarını iyice kopardı ve liberal burjuva kampa geçti. 1905 Devriminin yenilgisinden sonra liberal aşırı sağın lideri oldu ve ultra-gerici milliyetçilikte karar kıldı. Ekim devriminden sonra Struve, Sovyet iktidarına karşı etkin olarak savaştı. Denikin'in ve sonra da Vrangel'in bakanı oldu. 1925"ten sonra da Paris'te kralcı bir gazete yayınladı.
THALES, Miletli (MÖ yaklaşık 624-543). - İyonya okulundan, Yunanlı düşünür, "doğacı" diye nitelendirilen okulun ilk filozofu ve astronom. Thales. evrenbiliminde, suyun, her şeyin biricik kaynağı olduğunu açıklar.
THOMSON, Sir William. Lord Kelvin (18244907). — Geçen yüzyılın büyük İngiliz fizikçisi. Glaskow Üniversitesinde teorik fizik profesörü. Onun matematik, mekanik alanında, ısı teorisi, gazlar teorisi, elektrik, hidrodinamik, atomlar teorisi, jeofizik ve denizcilik bilimi üzerine çalışmaları gerçek bir bilimsel devrim niteliğindedir. Fizik araçlarının tekniği ve yetkinleşmesi, Thomson'a çok şey borçludur. En önemli incelemeleri, derleme olarak, Mathematical and Physical Papers (1882) başlığı altında çıkmıştır. Ayrıca: Popular Lectures and Address (1880), Moleküler Dinamik ve Işık Teorisi Üzerine Dersler (1909). İngiliz fizikçisi P. G. Tait ile birlikte hazırladığı Doğal Felsefe İncelemesi birçok kez yayınlanmıştır.
TURGENYEV, İvan Sergeyeviç (1813-1883). — Rus romancısı. Başlıca yapıtları: Bir Avcının Anılan (1851), Dimitri Rudin (1856), Babalar ve Oğullar (1860), Duman (1867), Gogol'un ölümü dolayısıyla yazdığı bir mektup, iki yıl boyunca kendi topraklarında sürgün yaşamasına neden oldu. Ömrünün büyük bir bölümünü dış ülkelerde geçirdi ve Bugival'da öldü.
UBERWEG, Friedrich (1826-1871). — Alman füozofu. çok yaygın bir Tarih Felsefesi Taslağı'nın yazarı.
VALENTİNOV, Nİkolay Vladisloviç (d. 1879). — Rus gazetecisi. sosyal-demokrat; yurt dışında mültecilikte bolşeviklere katıldı. ama daha sonra menşeviklere geçti, ve menşevik organlarında yazar olarak büyük bir eylem gösterdi. Yapıtları: Marksizmin Felsefi Yapısı (1907), Mach ve Marksistler (1908), ayrıca toprak sorunu üzerine bazı broşürleri vardır.
VAUBEL, Johann WilheIm (d. 1864). - Darmstadt Yüksek Teknik Okulunda kimya profesörü. Vaubel, fiziksel, organik ve uygulamalı kimya alanlarında çok göze çarpan çahşmalar yaptı. Burada, Boltzmann tarafından karakterize edilen kitabı Lehrbuch der theoretischen Chemie (1903), adını taşımaktadır.
VERNADSKI, Vladimir (d. 1863). — Leningrad'da profesör ve Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi üyesi. Büyük Rus jeologu ve mineralojistı. Başlıca çalışmaları, özellikle jeo-kimyaya ilişkindir. Vemadski, canlı tözün kimyasal yapısı üzerine sayısız ve önemli çalışmalar yapmıştır. Sentez niteliğindeki Konuşmalar ve Karışımlar (1922) Rusça. Sorbonne Üniversitesinde jeo-kimya üzerine verdiği dersler Fransızca yayınlanmıştır.
VERWORN, Max (18634921). — Büyük fizyoloji bilgini. Göt-tingen'de. sonra Bonn'da profesör: Zeitschrift für allgemeine Physilogie dergisinin yayımcısı, Haeckel'in öğrencisi, onun başlıca eylem alanı hücre fizyolojisi, sinir fizyolojisi, narkozdur. Bunlar dışında. Verworn ilkel sanat araştırmalarına çok değerli katkılarda bulunmuştur. Doğa bilimlerinden Verworn, dirimselciliğe karşıdır, yaşamın bütün görüngülerinin yalnız fiziko-kimyasal bir şekilde açıklanmasından, ayrıcinslilik (heterogénie) teorisinden. Darwin'in doğal seçme teorisinden yanadır, böylece materyalist olduğu ortaya çıkmaktadır. Felsefede, tersine. Verworn, eksiksiz bir seçmecidir ve kendine özgü baştan aşağı kendi uydurması bir "psiko-bircilik" kuran öznel bir idealisttir. Bu konuda, kendisi, felsefi anlayışlarının Mach, Avenarius, Petzoldt, Zichen'inkilere ve öteki "olgueular"ınkilere "çok yakın" olduğunu açıklar. Materyalizmi ise, yalnız "İnsan düşüncesinin, tarihinde verimli bir yanılgı" olarak görür. Onun psiko-birciliğinin (psychomonisme) temel ilkesi şudur: "Cisimler dünyası, ruhsal olanın içeriğinden başka bir şey değildir. Genellikle yalnız bir tek şey vardır: ruhsalın zengin içeriği." Daha sonra Verworn "özgün" olduğu kadar boş, "nedenselcilik değil koşuJcu!uk"u ortaya atan bir "koşutçuluk' buluşu ile de dikkati çekmiştir. Bu olağanüstü teori şu temel savlara varmaktadır: "1° bir sürecin, içinde bulunduğu bütün koşullarca bir tek doğrultuda belirlendiği bir durum, 2° bir sürecin kendi koşullarının tümüne özdeş olduğu bir durum." Verworn, nedenselliği reddeder. Buzul devrinin avcısından bugünkü döneme kadar bütün "nedensel düşünce" dönemi, Verworn'a göre bir gizemcilik çağına girer, oysa gerçek bilim onun kendi ışık saçan teorisi ile başlar. Onun karmakarışık fikirleri, ne doğa bilginlerinde, ne de filozoflarda hiç bir yankı bulamamıştır. Onun biricik havarisi bir Rus menşevik ve fizyologu olan Aleksandr Lipşütz oldu. Lipşütz, Neue Zeit gazetesinde, Rus mahçıları tarzında marksizmi "koşulculuk" ile tamamlamak zorunda olduğuna inanmıştır. Verworn'un en tanınmış ve en dikkate değer yapıtı, Allgemeine Physiologie'dir (1895, son baskısı 1922). En önemli doğa tarihi konusundaki yapıtları: Psycho-physilogische Protistenstudien (1889), Die biogenhypothese (1903), Erregung und Lahmung (1914), Verworn fikirlerini özellikle Naturwissensckajt und Weltanschauung (1904) adlı yapıtında geliştirmiştir. Prinziptenfragen in der Natunois-senschaft (1905), Die Erforschung de? Lebens (1907), Die Frage nach den Granzen der Erkenntnis (1908), Die Mechanik der Geisteslebens (1910), Kausale und konditionale Welstanschauung (1912), ve Die biologischen Grundlagen der Kulturpolitik (1915).
VOGT, Karl (1817-1895). — Ünlü Alman doğacısı, materyalizm konusunda halk yayınları yazarı ve 19. yüzyıl ortalarında burjuva siyaset adamı; başlangıçta Giessen'de profesör, orada iken, J848 burjuva devrimci hareketine katıldığı için görevinden alındı. Vogt, 1848'de, Giessen'den parlamentoya ve Alman Millet Meclisine seçildi, orada solun liderlerinden biri oldu. Parlamento Stuttgart'a nakledildikten sonra, Reich naipliğine seçildi. Sonra İsviçre'ye iltica etti, Cenevre'de jeoloji ve zooloji profesörü Federal Konsey üyesi, sonra da Ulusal Konsey üyesi oldu. Vogt, Moleschott ve Büchner ile birlikte, kaba ve sınırlı materyalizm eğilimini somutlaştıran materyalist havariler üçlüsünü kurdu. Vogt, özellikle Köhlerglaube und Wissenschaft adındaki polemik yapıtı ile geniş çevrelerde tanınmıştır, bu yapıtında, Göttingen'de bilim ile İncil'i uzlaştırmaya çalışan doğacı Roudolph Wagner'in "iki kısımda sorumluluk"una şiddetle karşı çıktı. Ruha ve onun ölmezliğine gelince, Vogt. bu konuda şu ünlü materyalist sözü hasmının suratına fırlattı: "Safra karaciğer için, idrar böbrekler için ne isa, düşünce de beyin için odur." Bu mücadele, o çağda aynı zamanda sözlerinde çok şiddetli, ama eyleminde güçsüz olan küçük-burjuva radikalizminin, junkerlerin örümcek bağlamış gericiliğine ve o zamanın Prusya mutlakiyetçiliğinin hıristiyan tutuculuğuna karşı bir siyasal mücadele idi. Vogt'un felsefe hakkında en ufak bir fikri yoktu, hele hele Kant ve Hegel konusunda. Okur. Mehring'in Alman Sosyal-Demokrasisinin Tarihi adlı yapıtının ikinci cildinde, bu çeşitten bir materyalizmin parlak bir eleştirisini bulacaktır. Engels'in Doğanın Diyalektiği'ne, gene Engels'in Ludwig Feuerbach'ına bakınız. Vogt, 1859'da Karl Marks'a karşı hakaret ve sövgüierle dolu bir kitap yazdı, orada Marks'ın bir şantajcılar çetesinin başı olduğunu söylüyordu. Vogt, o sırada, Napoleon III'ün ücretli bir yazarı idi, ve Napoleon III, ezilen halkların kurtarıcısı olarak övüyordu. Vogt'un kara çalmalarım. Marks, Herr Vogt adlı ustaca karşılığı ile yanıtladı. Marks, burada onun suçlamalarım yere serer ve aynı zamanda onun Napoleon III'ün ücretli suç ortağı olarak ve bir siyaset entrikacısı olarak içyüzünü ortaya çıkarır. Bu gerçek. Komün sırasında, Paris polisinden ele geçen bir belge İle resmen de doğrulanmıştı. Başlıca yapıtları: Zooligische Briefe (1815), Köhlerglaube und Wissenschaft (1855), ve Vorlesungen über den Menschen. Ayrıca bir dizi zooloji ve jeoloji elkitabının yazarıdır.
VOLKMANN, Paul (d. 1856). - Königsberg Üniversitesinde teorik fizik profesörü. Bir fizikçinin göçüş açısından yazılmış bilgi teorisi üzerine sayısız yapıtın yazarı olarak tanınır. Lenin'in Volkmann hakkındaki seçmeci –ki yavaş yavaş olmuştur– nitelemesine biz de açığa vurulmuş bir tekbenci sıfatını ekleyelim. Onun "görüngücülüğü" gerçekte en a2 şüpheli olan öznelciliklerden biridir. Volkmann, matematiği, fizik yasalarını temsil etmenin tek çaresi olarak görüyor. "Fiziğin gerçek dili, matematiğin düi olsun, gerisi gelir." (1909.) Volkmann, materyalizme karşı amansız bir mücadele yürüttü, kendini gerici olarak ve Protestan Kilisesinden yana ve "şimdiki zamanın kaba birci hareketine" ve her şeyden önce de Breslau'lu büyük fizikçi A. Ladenburg ve Ernst Haeckel tarafından kiliseye karşı içtenlikle yürütülen mücadeleye karşı, ayrıca, "sosyal-demokrat propaganda"nm "pratik materyalizm"ine karşı, sicilli bir şoven olarak tanıttı. Volkmann, materyalizmde, "birci bir uygunsuzluk"tan başka, bir "cermenlik" ve "idealistlik" fikrinin taşıyıcısı olarak Kant'ın karşı çıktığı "Fransız" düşünüşünün bir ürününden başka bir şey görmez. Volkmann, bilimi, özellikle felsefeyi ve bilgi teorisini bir yapıntılar (hayaller) sistemi haline indirgemek isteyen ve iflas halindeki idealizm eğiliminden en son moda burjuva akımını temsil eden "Sanki" ("commesi" - Als-ob) felsefesinin organı Hans Vaihinger'in Annalen der Phiilosophie'sinin etkin bir yardımcısı oldu. Başlıca yapıtı: Vorlesungen über die Theorie des Lichtes'tir (1891). Okur, Volkmann'ın bilgi teorisi üzerine pek çok makale ve konuşmalarının dökümünü Einführing in das Studium der theoretischen Physik (1913) adlı yapıtında bulacaktır. Volkmann, kendi felsefi görüş açısını en anlaşılır biçimde, Erkenntnistheoretische Grundzüge der Naturwissenschaften und ihre Beziehungen zum Geistesleben der Gegenwart (1910), adlı ünlü yapıtında geliştirmiştir. Volkmann'ın burjuva gerici sınıfsal görüşü, özellikle iki konuşmasında en açık bir biçimdt ifade edilmiştir: Naturwissenschaften und Monismus (1909), ve Die materialistische Epoche des neunzehnten jahrhunderts und die phänomenologische-monistische Bemegung der Gegenwart (1909).
VOLTAİRE, François-Marie Arouet (1694-1778). — Ünlü Fransız yazan ve "Aydınlıklar" Yüzyılı filozofu. Voltaire, felsefesinde, Newton ve Locke'un etkisi altındadır. Filozof olarak özgünlüğü yoktur, ama buna karşın, Newton teorisinin yayıcısı olarak ünlüdür. Onun ..tarihsel rolü, eleştirici yazılarında ve yergilerinde yatar. Voltaire, bu yazılarında, o zamanki Fransız hükümetine, zamanının törelerine ve özellikle de katolik kilisesine şiddetle saldırır. Onun yapıtları. Büyük Fransız Devriminden önce gelen çağda, büyük ve önemli bir devrimci etki meydana getirdiler. Bu yüzden de, Voltaire, kovuşturmalara uğradı ve hapsedildi. Voltaire ye yazılan, 18. yüzyılın ikinci yarısında düşün yaşamının gelişmesinde güçlü bir etki yarattı. Tarihsel yapıtları: le Siècie de Louis XIV, Essai sur les maeurs vb.; yergi yazıları: Candide, Zadig, l'ingénu,Micromégas, vb.; felsefi yazılan: Lettres Philosophiques, Dictionnaire philosophique, vb.. Correspondance (on binden fazla mektup, üslup. zeka. ve espri berraklığı modeli), ve Å’uvres Complètes.
WARD, James (1843-1925). — İngiliz psikolog ve metafizikçisi. Onun felsefesinin temel çizgisi, dünyanın tanrıcılık doğrultusunda yorumlamışdır. Yapıtları: Naturalism and Agnosticism (3. baskı, 1906), The Reals of Ends or Pluralism and Theism (1911), Psychological Principles (1918).
WİLLY, Rudolf (d. 1855). — Alman filozofu, Avenarius'un öğrencisi. Başlıca yapıtları: Gegen die Schultweisheit (1905), Die Gesämterfahrung vom Gesichtpunkt des Primarmonismus.
WINDELBAND, Wilhelm (1848-1915). — Alman filozofu, "Baden okulu" denilen okulun lideri. Windelband, yeni-kantçılığın daha çok ahlak ve kültür felsefesine yönelmiş olan ve ödev ya da değer kategorisini, bilgi teorisinin, ahlakın, estetiğin vb. değişik alanlarında başat kabul eden bir çeşidini temsil eder. Windelband okulunun gereksinmelerine göre. kimi "mantıksal bir ödev", kimi bir "ahlaki ödev", ya da "estetik ödev" vb. sayılan ve gerisinde Kant'ın önselinin boş gizemli soyutlamasından başka bir şey bulunmayan bu ödev kategorisi, yepyeni kotarılan bu "yeni-eleştiriciliğin" nesnel gerçeklikle ortak hiç bir yanı olmadığının, tersine, ancak nesnel gerçekliğin teorik soyutla mas ıy la, hem de yerine getirilecek bir ödev anlamında uğraştığının tanıtıdır. Başlıca yapıtları: Präludien (1884), Geschichte der Philosophie (1892), ve Einleitung in die Philosophie (1914).
WOLTMANN, Ludvvig (1871-1907). — Alman sosyolog ve yazan, revizyonist. Woltmann, 1902'de, Politish-Anfhropoiogische Revue'yü kurdu ve bir dizi yapıtlar yayınladı. Bunlarda toplumsal ve siyasal gelişmeyi, ırk ile açıklamaya uğraşmaktadır. Felsefi görüşlerinde yeni-kantçı idi ve marksizmi bu açıdan eleştirdi. Woltmann'a göre "tinsel süreç tarihsel gelişmede, iktisadi süreç kadar bağımsız bir etkendir". Hegel'in diyalektiği, marksizmi "ağırlaştırmaktadır" vb.. İşin şaşılacak yanı, Woltmann'ın "gerçek" marksizmi "sözde-marksistler "e (yani devrimci-marksistlere) karşı savunduğunu iddia edebilmesidir. Yapıtları: Die Darwinische Theorie und der Sozialismus (1899), Der Historische materialismus, Darstellung und Kritik der marxistischen Weltangschauung (1899), Die Germanen und die Renaissance in ltalien (1905). Die Germanen in Frankreich (1907).
WUNDT, Wilhelm (1832-1920). — Geçen yüzyılın sonlarının en ünlü ve ansiklopedik bilgiye sahip Alman filozoflarından ve psikologlarından biri; Leipzig Üniversitesinde felsefe profesörü ve deneysel psikoloji enstitüsü müdürü; Philosophische Studien ve Psychologische Studien adlı dergilerin yayımcısı. Wundt, tıp okudu, ve akademik kariyerine Helmhotz'a asistanlık ettiği ve öğretim görevliliği yaptığı Heidelberg'de psikolog olarak başladı. Sonraları kendisini özellikle psikolojiye ve kendi öz evrensel felsefe sistemini kurmaya adadı. Wundt, Almanya'da ilk deneysel psikoloji okulunu kurarak kesin, şaşmaz ve bilinçli deneyin uygulanmasından önce, spekülasyon meraklısı idealist filozofların bir oyuncağı durumunda olan psikolojiye, bilimsel düşüncelerin girmesine önemli ölçüde katkıda bulundu. Wundt, başlangıçta, kaba materyalizmden yanaydı. Sonraları, yavaş yavaş resmen idealizmi benimsedi. Onun idealizmi burjuva seçmeciliğininn geçit resimlerinde bindiği at diyebileceğimiz tam ve ayrıntılı bir felsefe ziztemidir. Wundtc, "psiko-fizik paralellik"i ile büyük ün kapanmıştır. Bu öğretiye göre ruhsal ve fiziksel, tin ve beden düzenleşmişlerdir, birbirine paralel olarak gelişirler, ama ruhsalı fizikselin bir işlevi sayan materyalizmin tam tersine, bunlar birbiriyle nedensellik ilişkisi içinde değillerdir. Wundt'un psiko-fiziksel paralelği nedenselliğin genel niteliğinin, enerjinin sakınımı yasasının, evrim yasasının ve deneyle saptanmış öteki temel gerçeklerin yadsınmasına varır. Ve bu, düpedüz tanrıbilimin, yüzyıllardan beri va'zettiği psiko-fizıksel ikiciliğin yeni bir biçimde sunulmasından başka bir şey değildir. Wıındt, özellikle sinir sisteminin fizyolojisinden ve duyular psikolojisinden aldığı materyalist öğeleri metafizik öznelci ve tanrıbilimsel kurgularla, yapma bir birlik içinde birleştirir ve bu birliğin bilgeliği en yüksek noktasını şu idealist ilkede bulur: "Özünde, insanın dışında ya da insanda, iradeden başka, onun tam özelliği diye adlandırabileceğimiz hiç bir şey yoktur." Bu "salt irade", Wundt'un felsefesinin başlangıcı ve sonudur. Kimi bireysel irada olarak belirir, kimi insanlığın kolektif iradesi olarak ve sonunda da iradenin tüm eylemlerinin toplamı olan dünya olarak. "Dünyanın mutlak usu", "Tanrı fikri"nde verilmiştir. Ama Wundt'un kendisi de onun metafiziğinin bu "Tanrı fikri"ne somut bir içerik vermeyeceğini söylediğine göre, dini inancı yardıma çağırır. Böylelikle. "dünyanın iradesi" Tanrının her şeye kadir olması ve dünyanın gelişmesi de tanrısal kaprislerin bir oyunu haline gelmektedir. Wundt, işte böylesine yavan, böylesine sıradan ve böylesine gerici bir "başarıya" ulaşmak içindir ki, bir sürü felsefi eğilirni eleştireceğim diye bunca zahmete katlanmış ve kalın kalın kitaptardan oluşan koskoca bir kitaplık istif etmiştir. 20. yüzyılın başlarında burjuva felsefi düşüncesinin hem ağlanacaki hem gülünecek niteliğini göstermek için bundan iyi örnek bulunabilir mi! Başlıca yapıtları: Vorlesungen über die Menschen und Tierseele (1863), Die physikalischen Axiome und ihre Bezlehung zum Kausalprinzip (1886), Über naiven und kritischen Realismus (Phüosophische Studien) (1896-1897), Völkerpsychologie (1900), Ethik (İ903), EinUtttmğ' in die Phüasophie (1904), Essays (1906), Logik (1906-1908), System der Philosophie (1907), Grundzüge der physiologisehen Psychologie (1808-1911), Grundriss des Psychologie (1909), Pnnzipierı der mechanischen Naturlehre (1910) ve Metaphysik, Systematische Philosophie (1907).
YUŞKEVİÇ, Pavel Solomonoviç (d. 1873). — Matematik Fakültesine devam etmiştir. Sosyal-demokrat, felsefi konular üzerine yazar ve çevirmen. Yapıtları: Materyalizm ve Eleştirici Gerçekçilik .(1308), Tarihin Materyalist Anlayışı Üzerine, (1907), Felsefi Bağnazlığın Temel Direkleri (1987), Dünyayı Anlayış Tarzı ve Dünyayı Anlayış Tarzları (1912), Felsefenin Niteliği Üzerine (1921).
ZİEHEN, Theodor (d. 1862). — Fizyolojici filozof ve psikiyatr; fJaile'de felsefe profesörü; Monitsschrift für Psychologie und Neurologie adlı derginin yayıncısı. Seçmeci idealist, içkinci felsefenin ve fizyolojik psikolojiyi çıkış noktası alan duyumcu felsefenin başlıca. temsilcisi. Onun felsefesi. Alman seçmeciliğin en karmakarışık örneğini oluşturur ve aynı zamanda modern Alman felsefesinin ne kadar aşağılara düştüğünü gösterir. Seçmeciliğini maskelemek için, Ziehen bir sürü yeni terim uydurmuştur ("Biyomonizm", "ginyornen", "koinad" vb.). O, bununla da yetinmemiş, herhalde matematikteki işaretler kendisine yetmediğinden yeni işaretler de uydurmuştur. Bu kendine özgü felsefe ürününü kesin ye belgin bir biçimde nitelendirmek gerekirse, en iyisi, Ziehen'i tekbenciler arasına koymaktır. Ziehen'in kendisi Bilgi Teorisi U913) adlı o karmakarışık yapitmda şöyle yazar: "Bu bilgi teorisine [yani kendi-sininkine] bir ad vermek ya da onu egemen eğilimlerden birinin içinde sınıflandırmak çok güçtür." Onun için Ziehn felsefesinin (Avenarius ve Mach anlamında) "şüpheci", "olgucu", "duyumcu", "içkinci", "panpsişik" (sıradan panpsişik sözcüğü büyük reformcumuzu doyurmuyor) "idealist" olduğunu. açıklamakla yetiniyor. Onun bilgi teorisinin temelini "ginyomenler" (oluş anlamına gelen Yunanca bir sözcük), duyum karmaşalarından başka bir şey olmayan, ama aynı zamanda "ne ruhsal ne de fiziksel" olmayan "veriler" oluşturur, Başlıca yapıları: Psychophysiologische Erkenntnistheorie (1907), Laitfaden der physiologischen Psychologie (1911), Über die allgemeinen Beziehungen zwschen Gehinn und Seelenleben (1912). Erkentnistheorie auf psycho physilogischer und physikolischer Grundlage (1913), Zum Gegenwärkigen Stand der Erkenntnistheorie (1914). Grundlagen der Psychologie (1915), Lehrbuch der Logik auf pdsitivishscher Grundlage (1920) ve Grundlagen der Naturphilosophie (1922).
1 Materyalizm ve Ampiryoritisizm. Gerici Bir Felsefe Üzerine Eleştirel Notlar'ı Lenin, 1908 Şubat ve Ekimi arasında, Cenevre vs Londra'da yazdı. Mayıs 1909'da Zveno yayınevi tarafından Moskova'da yayınlandı. Kitabın müsveddeleri ve Lenin'in bununla ilgili hazırlık malzemeleri bugüne dek bulunamamıştır. Materyalizm ve Ampiriyokritisizm'in yazılmasının ivedi nedeni, Rus mahçıların tarafından yayınlanan kitaplar ve özellikle diyalektik materyalizmi gözden geçirmeyi üstlenen V. Bazarov, A. Bogdanov, A. V. Lunaçarski, Y. A. Bermann, O. I. Gelfond. P. S. Yuşkeviç ve S. A. Suvorov'un makalelerini içeren Marksizmin Felsefesi Üzerine Denemeler derlemesinin yayınlanmasıydı.
Kitap, Lenin tarafından dokuz aylık bir süre boyunca yürütülen yorucu, yaratıcı bilimsel bir araştırmanın ürünüdür. Kitap üzerindeki çalışmasının esası Cenevre kütüphanelerinde yürütülmüştür, ama modem felsefe ve doğa bilimleri konusunda ayrıntılı bilgi edinebilmek için bir ay süre ile çalıştığı British Museum'un bulunduğu Londra'ya 1908 Mayısında gitti ve burada bir ay çalıştı. Lenin'in kitabından alıntı yaptığı ya da değindiği kaynakların listesinin sayısı 200'ü aşar.
1908 Aralığında Lenin, Proletari bürolarının Paris'e taşınması yüzünden Cenevre'dcn Paris'e gitti. Orada, Nisan 1909'a kadar, kitabının provalarının düzeltilmesiyle uğraştı. Kitap, Rusya'da büyük güçlükler altında yayınlandı. Lenin, kitabın bir an önce basılması için direniyor ve yayınlanmasının "yalnızca yazarsal değil, aynı zamanda ciddi siyasal yükümlülükler" de taşıdığını vurguluyordu.
Lenin'in Materyalizm ve Ampiryokritisizrn yapıtı, marksizmin rnahçı gözden geçirilmesine karşı mücadelede belirleyici bir rol oynamıştır; marksizmin felsefi düşüncelerini partinin üye kitlesi arasında yaymış, ve partinin eylemci ve ilerici üyelerinin diyalektik ve tarihi materyalizm konusunda yetişmelerine yardımcı olmuştur.
Lenin'in bu klasik yapıtı, birçok ülkede büyük bir yaygınlık kazanmış ve yirmiden çok dilde yayınlanmıştır. –3
2 V. İ. Lenin, A. İ. Ulyarıova-Yelizarova'ya yazdığı 25 Ekim (8 Kasım) 1908 tarihli bir mektubunda şöyle diyordu: "... eğer sansür çok sert davranacak olursa, ‘papazcıiık' sözcüğü, her yerde. açıklayıcı bir dipnotla birlikte, ‘inancılık' ile değiştirilebilir (inancılık, bilginin yerine inam koyarı, ya da gene) olarak inana önem veren bir öğretidir). Bu, zorunlu haller içindir verdiyim ödünlerin niteliğim açıklamuk içindir." (Bkz: Tüm Yapıtları, 4. Rusça baskı, c. 37. s. 316.) Kızkardeşine yazdığı bir başka mektupta Lenin, "papazcılık" sözü yerine, "şamanizm" sözcüğünün konmasını öneriyor ve kızkardeşi de bunu şöyle yanıtlıyordu : "Şamarizm için artık çek geç kalınmıştır. Ve bunun gerçekten de dana iyi olduğunu mu sanıyorsun?" (İbid., s. 506) Materyalizm ve Ampiryokritirizm kitabının metninden de görüleceği gibi, inancılık sözcüğünün bazı. yerlerde değişmeden kalmış olmasına karşın, bazı yerlerde de "papazcılık'" sözcüğünün yerine kullanılmıştır. Lenin tarafındın önerilen açıklayıcı dipnot, kitabın bilinci baskısında verilmiş ve daha sonraki baskılarda da korunmuştur. –8
3 Lenin. 1905-07 devriminin yenilgisinden sonra markizmden kaçan parti aydınlarının bir kesimi arasında gericidönemde ortaya çıkan ve "Tanrı yaratma" denilen marksizme düşman dini felsefi bir eğilime değiniyor. "Tanrı yaratıcıları" (A. V. Lunaçarski, V. Bazarov ve ötekiler) marksizmi dinle uzlaştırma girişiminde yeni bir "sosyalist"' dinin yaratılmasını öğütlediler. A. M. Gorki de bir süre bunları destekledi.
Proletari'nin yazıkurulunun genişletilmiş bir toplantısı (1909), "Tanrı yaratma"yı mahkûm etti ve özel bir kararda, bolşevik grubunun "bilimsel sosyalizmin böylesine çarpıtılması" ile hiç bir ortak yanının bulunmadığını belirtti. "Tanrı yaratma"nın gerici niteliği, Lenin tarafından. Materyalizm ve Ampiryokritirizm yapıtında ve Gorki'ye yazdığı Şubat-Nisan 1908 ve Kasım Aralık .1913 tarihli mektuplarda sergilenmişti. –8
4 S. İ. Nevski'nin "Diyalektik Materyalizm ve Ölü Gericiliğin Felsefesi" adlı makalesi. Materyalizm ve Ampiryokritisizm kitabının 1920'deki ikinci baskısına ek olarak yayınlanmıştı. Nevski'nin yazısı, Progress Pııblislıers'ın en son Fransızca ve İngilizce baskıları gözönünde tutularakk, bu çeviriye alınmamıştır. –10
5 A. Bogdanov, daha 1909'da "proleter kültürü" düşüncesini öne sürdü, ki bununla proletaryanın geçmiş kültür karşısında kendi "öz" kültürünü geliştirmesi gerektiğini söylüyor, ama aslında, lider Begdanov, kendi idealist felsefesini elaltındarı sokuşturacağı bir kılıf arıyordu. Bogdanov ve yandaşları "proleter kültür" düşüncesini Kapri'de (1909) ve Bologna'da (1910 11) yönettikleri işçi okulunda yaydılar. Bu okulları kurmakta güttükleri görünürdeki amaç, Rusya'dan gelen işçileri eğitmekti. Ama gerçekte ise, bu okullar, bolşeviklere karşı birer hizip merkeziydiler.
Ekim devriminden sonra Bogdanov ve yandaşı düşünürler. çalışma .alanı olmak, proleter kültürel-eğitsel örgütlerini (P'roletkült) seçtiler. Bu elverişli kürsünün yardımıyla, arıti marksisi görüşleri etkin bir- biçimde yaymaya başladılar, geçmişin kültür mirasının önemini fiilen yadsıdılar ve "laboratuvar yöntemleriyle" proletarya için yaşamdan koparılmış bir kültür yaratmaya çalıştılar, ve bunu emekçi halkın geri kalan kesimlerinin ve özellikle de köylülüğün karşısına çıkardılar. Bogdanov, idealist öznel felsefenin bir mahçı tipinin tezgahtarlığını yapıyordu.
Lenin, Proletkültün ayrılıkçılığına ve sekterligine karşı ve onun ideologlarının anti-marksist görüşlerine karşı kararlı bir mücadele yürüttü. 1920'de, partinin lerkez komitesi, Proletkültün çalışmalarını Halk Eğitim Komiserliğinin denetimine veren özel bir karar aldı. Yirmilerde Proletkült örgütleri çökmeye başladılar ve 1932'de tümüyle yokoldular. –10.
6 Bkz. F. Engels, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu, Sol Yayınları, Ankara 1976. s. 25. (K. Marks, F. Engels Felsefe İncelemeleri, Sol Yayınlan, Ankara 1976, s. 23-24). –24
7 Bkz : F. Engels, Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm, s. 30. ("Tarihi Materyalizm", Engelsin, Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm'in 1892 İngilizce baskısına yazdığı "Giriş"tir.) –24
8 Yeni-kantçılık. — Kantçı felsefeye bir dönüş sloganı altında öznel idealizmi öğütleyen burjuva felsefesinde gerici bir akım. 19. yüzyılın ortalarında, kantçılığa karşı artan bir ilginin bulunduğu bir sırada, Almanya'da ortaya çıkrmıştır. 1865'te, her bölümü "Kant'a dön" çağrısıyla son bulan Otto Liebmann'ın Kant ve Epigonlar adlı kitabı yayınlandı. Liebmann, Kant'ın "başlıca yanılgısı"nı –"kendinde-şeyler''in kabulünü– düzeltme görevini öne sürdü. Kantçılığın yeniden canlanması, Kuno Fischer ve Edııard Zeller ve yeni-kantçılığın ilk temsilcilerinderı biri olan ve fizyolojiyi bilinemezciliğin temeli olarak kullanmayı deneyen Friedrich Albert Lange'nin yapıtlarıyla desteklendi.
Daha sonra, yeni-kantçılığın iki temel okulu kuruldu: Marburg (Hermarın Cohcn, Paul Natrop vb.) ve Freiburg ya da Baden (Wilhelm Windelband, Heinrich Rickert, vb.) okulları. Bunlardan birincisi, doğa bilimlerinin başarıları üzerine, özellikle matematiksel yöntemlerin fiziğe girmesi üzerine kurgular yaparak idealizmi kanıtlamaya çalıştı; ikincisi, tarihsel görüngülerin kesenkes bireysel olduğunu ve herhangi bir yasanın işlem konusu olmadığını kanıtlamaya çalışarak toplum bilimlerini doğa biliminin karşısına koymuştur. Kant'ı "sağdan" eleştiren yeni-kantçılar, "kendinde-şey"in, bilginin yöneldiği bir "sınırlama kavramı" olması gerektiğini söylemişlerdir. Maddi dünyanın nesnel varlığını yadsıyarak bilginin konusunu, doğanın ve toplumun yasaları olarak değil de, salt bilincin görüngüleri olarak değerlendirmişlerdir. Doğa bilginlerinin bilinemezciliklerinin tersine, yeni-kantçılar, "utangaç materyalistler" değil de idealizmin bir çeşidi idiler, çünkü bu görüş, gerçekliğin anlaşılmasında ve değişmesinde bilimin çaresiz kaldığını ileri sürüyordu. Yeni-kantçılar marksizmin karşısına "törel sosyalizmi" koyarak marksizme açıkça saldırdılar. Bilgi teorilerine uygun olarak, sosyalizmin insanın toplumsal varlığının "törel ülküsü", insanlığın uğrunda çaba gösterdiği, ama erişemediği bir ülkü olması gerektiğini söylediler. Yeni-kantçıların bu ‘'teori"lerine, "hareket her şeydir, son amaç ise hiç bir şey" sloganını ileri süren Eduard Bernstein'ın başı çektiği revizyonistler sarıldılar. G. V. Pichatıov. Paul Lafargue ve Franz Mehrig. marksizmin yeni kantçı gözden geçirilişine karşı çıktılar. I.enin, yeni-kantçılığın gerici niteliğini gözler önüne serdi ve onun öteki burjuva felsefi eğilimleri ile (içkirıcilik. mahçılık, pragmacılık vb.) olan bağını gösterdi. –24
9 Die Neue Zeit ("Yeni Zamanlar"). — 1883-1923 yılları arasında Stuttgart'ta yayınlanan Alman Sosyal Demokrat Partisinin teorik dergisi, Ekim 1917'ye kadar Karl Kautsky tarafından, daha sonra Heinrich Cunow tarafından yönetildi. Marks ve Engels'in pek çok yapıtları, ilk kez, Die Neue Zeit'ta yayınlandı, örneğin K. Marks'ın Gotha Programının Eleştirisi ve Engels'in 1891 Sosyal-Demokrat Program Taslağının Eleştirisine Katkı ve ötekiler. Engels, öğütleriyle yazıkuruluna sürekli olarak yardımcı oluyor ve sık sık da, marksizmden gösterdiği sapmalar yüzünden, dergiyi eleştiriyordu. Die Neue Zeit'ın yazarları, yüzyılın dönemecindeki Alman ve uluslararası işçi hareketinin başta gelen önderleriydiler: August Bebel, Wilhelm Liebknecht, Rosa Luxemburg, Franz Mehring, Clara Zelkin, G. V. Plehanov, Paul Lafargue ve başkaları. Doksanların ikinci yarısından sonra, Engels'in ölümünden sonra, dergi, düzenli bir biçimde, Eduard Bernstein'ın marksizme karşı yüriittüğü revizyonist kaınpanyanın başlangıcını belirleyen "Sosyalizmin Sorunları" makale serisini de içeren revizyonist makaleleri yayınlamaya başladı. Birinci Dünya Savaşı sırasında, dergi, etkin bir biçimde, sosyal-şovenistleri destekleyen merkezci bir tutum takındı. –24
10 Ansiklopediciler — 18. yüzyılda Fransız Aydınlık döneminin Encyclopédie ou dictionnaira raisonné des sciences, des arts et des métiers'in ("Bilim, Sanat ve Meslekler Ansiklopedisi ya da Açıklamalı Sözlüğü") (1751-80) yayınlanması için bir araya gelen filozoflar, doğa bilginleri ve yayıncıları. Bu işi örgütleyen ve buna önderlik eden Denis Diderot idi ve Jean le Rond d'Alembert de kendisinin en yakın, yardımcısıydı. Paul Henri Holbach, Claude Adrien Helvetius ve Voltaire, Ansiklopedi'nin yayınlanmasına fiilen yardımcı oldular ve Jean Jacques Rousseau da ilk ciltlere katkıda bulundu. Ansiklopediciler farklı bilimsel ve siyasal görüşler taşıyan kimselerdi, ama hepsi de feodalizme ve kilisenin keyfi egemenliğine karşı çıkıyorlardı ve ortaçağ iskolastisizmine karşı büyük bir tepki gösteriyorlardı. Ansiklopedicilerin esas çekirdeği, idealist felsefeye fiilen karşı duran materyalist filozoflardan oluşuyordu.
Ansiklopediciler devrimci burjuvazinin ideologlarıydılar ve 18. yüzyıl Fransız burjuva devriminin ideolojik hazırlığında belirleyici bir rol oynadılar. –27.
11 Bkz. F. Engels, Anti-Dühring, Sol Yayınları. Ankaraa 1975, s. 86, 87. –34
12 Revue néo-scolastique ("Yeni-İskolastik Dergi") — Louvain'deki (Belçika) Katolik felsefe demeği tarafından kurulan dini-felsefi bir dergi. Kardinal Mercier'in yönetimi altında 1894'ten 1909'a kadar yayınlandı. Şimdi Reuve philosophique de Louvain ("Louvain Felsefe Dergisi'") adı altında yayınlanmaktadır. –42.
13 Der Kampf ("Kavga") — 1907'den 1934'e kadar Viyana'da yayınlanan Avusturya Sosyal Demokrasisi'nin aylık yayın organı. Sol lafazanlık altında oportünist, merkezci bir tutum takınmıştır. Yazarları arasında Otto Bauer. Adolf Braun, Karl Renner, Friedrich Adler ve diğerleri vardı. –47
14 The International Socialist Review ("Uluslararası Sosyalist Dergi") — 1900'den 1918'e kadar Chicago'da yayınlanan revizyonist eğilimli aylık bir Amerikan dergisi. –47
15 Viertel jahrsschrift für wissenschaftliche Philosophie ("Bilimsel Felsefe Üçaylığı") — 1876'dan 1916'ya kadar Leipzig'de yayınlanan ampiryokritikçi (mahçı) bir dergi. (1902'den sonra adı Viertel jahrsschrift für wissenschaftliche Pilosophie und Soziologie – "Bilimsel Felsefe ve Toplumbilim Üçaylığı" olarak değiştirilmiştir.) Richard Avenarius tarafından kurulmuş ve 1896'ya kadar onun yönetimi altında yayınlanmıştır; 1896'dan sonra ise Ernst Mach tarafından yönetilmiştir. Yazarları arasında. Wilhelm Wundt, Alois Richl, Wilhelm Schuppe ve diğerleri bulunmaktaydı.
Lenin'in bu dergi konusundaki değerlendirmesi, bu kitabın 354. sayfasında yer almaktadır. –52
16 Spinozacılık — 17. yüzyılın Hollandalı materyalist filozofu Benediet Spinoza'nın görüşlerini- dayanan sistem Spinoza'ya göre her şey, kendi nedeni olan ve "tanrı va da doğa" ile özdeş bulunan tek bir evrensel tözün belirtisidir (biçimidir), Tözün özü. sayısız niteliklerle –en önemlileri erim ve düşünce olan sıfatlarla– ifade edilir. Spinoza nedenselliğe, doğanın birbirinden ayrı görüngülerinin bir iç bağıntısı olarak bakmış ve bununla ilk nedeni töz olan, cisimlerin ilk knrşılıklı etkisini anlamıştır. İnsanı da kapsayan tüm töz biçimlerinin eylemi, kesenkes bir zorunluluktur; raslantı kavramı, faaliyet halindeki bütün nedenlerin toplamı konusundaki bilisizliğin bir sonucudur yalnızca. Düşünce, evrensel tözün bir sıfatı olduğuna göre, fikirlerin bağıntısı ve düzeni, ilke olarak, şeylerin düzeni ve bağıntısı ile aynıdır, ve insanın dünya konusun da bilgi edinme olanağı sınırsızdır. Aynı nedenden ötürü, idrakın üç biçimi –duyumsal, ussal ve ussal-sezgisel– bu soruncusu en güvenilir biçim olarak gömülmektedir. ki "bir şey yalnızca onun özü içerisinde, ya da onun ilk nedeninin bilgisi içerisinde kavranır". (B. Spinoza, Traclatus de intellectus emendatione, et de via, qua optime seram rerum. cogvitionem dirigitur.) Bu yöntem insanın hem kendi tutkularını bilmesini ve hem de bunlar üzerinde egemenlik kurmasını olanaklı kılar; insanın özgürlüğü, doğanın zorunluluğunu ve ruhunun tutkularını bilmekten ibarettir.
Spinozacılık yalnızca bir materyalizm biçimi olmakla kalmaz. aynı zamanda dünyayı yaratan ve onu yöneten doğaüstü bir varlık olarak tanrı düşüncesini de yadsıdığı için, tanrıtanımazdır da. Ama. öte yandan, tanrıyı ve doğayı birbirleriyle özdeş kılarak, tanrıbiIime bir ödün vermiştir. Bu geri çekiliş de. Spinoza'nın materyalizminin mekanik özelliği gibi, bir yandan o dönemin bilgi düzeyinin öte yandan da çıkarları Spinoza'nın felsefesi tarafından ifade edilen genç ilerici Hollanda burjuvazisinin yetersizliklerinin sonucudur. Daha sonra, bu büyük Hollanda düşünürünün felsefi mirasının etrafından bugüne dek süregelen sert bir ideolojik kavga gelişti. İdealist felsefe, Spinoza'nın görüşlerinin kaçınılmaz tarihsel sınırlılığından yarılanarak. materyalist dünya görüşünün gelişmesinde önemli bir aşama olan; spinozacılığın materyalist özürıü çarpıttı. s. 57
17 Philosophische Studien ("Felsefi Denemeleri") — 1881'den 1903'e kadar. Leipzig'de. Wilhelm Wundt tarafından yayınlanan ve esas olarak psikolojinin sorunlarına eğilen idealist eğilimli bir dergi. !905'den sonra Psychologische Studien (‘'Psikolojik Denemeler") adı altında yayınlanmaya başladı. –57
18 Petruşka — N. V. Gogol'un Ölü Canlar romanında, ev hizmetlerine bakar, köylü bir tip: okumanın yalnızca mekanik süreciyle ilgilenip, anlamlarına herhangi bir dikkat göstermeksizin, kitapları hecelerle okur. –57
19 Bkz: Friedrich Engels, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu, s. 7-9 (Felsefe İncelemeleri, s. 7-9). –59
20 Mind ("Zihin") — Felsefe ve psikoloji sorunlarıyla ilgilenen idealist eğilimli bir dergi. I876'da Londra'da yayınlanmıştır ve şimdi de, Edinburg'da çıkarılmaktadır; ilk yöneticisi Profesör Croom Robertson'du. –68
21 Lenin'in 6 (19) Aralık 1908 tarihli A. İ. Ulyanova-Yelizarova'ya yazdığı mektuptan da görüleceği gibi, ilk müsveddelerde "Lunaçarski bile kendisi için ‘zihinsel oJarrk' bir tanrı ‘tasarlamıştır'" tümceciği sansür yüzünnden. yumuşatılmıştır. Lenin, mektubunda şöyle yazıyordu: "'Kendisi için zihinsel olarak bir tanrı tasarlamıştır'. tümcecigi, ‘kendisi için zihinsel olarak' –yumuşatılmış bir ifade ile– "dini kavramlar tasarlanmıştır" biçiminde ya da bu türden bir başka şey ile değiştirilmelidir." (Tüm Yapıtları, c. 37. s. 403.) –76
22 Bkz: Friedrich Engels, Anti-Dühring, Sol Yayınları, Ankara 1974, s. 87. –87
23 Bkz: Friedrich Engels, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu, s. 14. 27. (Felsefe İncelemeleri, s. 14, 26.) –87
24 Leniıı, İ. S. Turgenyev'in "Yaşamın Bir Kuralı" adlı nesir şiirindeki yazınsal portreye değiniyor. – 88
25 Archiv für systematische Philosophie ("Sistematik Felsefe Ar-şivleri") — Archiv für Fhilosophie (77 nolu açıklayıcı nota bakınız) dergisinin bağımsız ikinci kesimi olarak, 1895'ten 1931'e kadar Berlin'de yayınlanan idealist eğilimli bir dergi. İlk yöneticisi Paul Nalrop'tu. 1925'ten sonra dergi, Archiv für sistemallsche Philosophie and Soziologie ("Sistematik Felsefe ve Sosyoloji Arşivleri") adı altında yayınlanmaya başlandı. –95
26 Kantstudien ("Kantçı Denemeler") — Yeni-kantçıların organı, idealist eğilimli bir Alman felsefe dergisi. Hans Vaihinger tarafından kurulmuş ve 1897'den 1944'e kadar aralıklı olarak yayınlanmıştır (Hamburg-Berlin-Köln). 1954'te tekrar yayına geçilmişti. Dergi, büyük ölçüde, Kant'ın felsefesine ilişkin yorumlara yer vermektedir. Yazarları arasında, yeni-kantçılar yanında diğer idealist eğilimlerin temsilcileri de yer almaktadırlar. –97
27 Nature ("Doğa") — 1869'dan itibaren Londra'da yayınlanan haftalık bir doğa bilimleri dergisi. –97
28 Materyalizm ve Ampiryokritisizm'in ilk basımının baskıya hazırlanması sırasında, A. 1. Ulyanova-Yelizarova, "daha dürüst edebi bir düşman" sözcüklerini, "daha ilkeli edebi bir düşman" olarak değiştirmiştir. Lenin, bu düzeltmeye karşı çıkmış ve 27 Şubat (12 Mart) 1909'da kızkardeşine şöyle yazmıştı: "Bogdanov, Lunaçarski ve ortaklarına karşı yöneltilmiş pasajlarda, lütfen, herhangi bir yumuşatma yapmayın. Yumuşatma olanaksızdır. Çernov'un bunlardan ‘daha dürüst' bir düşman olduğu yolundaki ifadeyi atmışsınız, bu çok kötü. Bu farklılık ortaya çıkmıyor. Bu ise, benim suçlamalarımın niteliğinin bütünlüğü ile uyuşmuyor. Sorunun özü, bizim inakçıların dürüst olmamaları ve felsefede esas olarak marksizmin alçak düşmanları olmalarıdır," (Tüm Yapıtları, c. 37, s. 416.) –100
29 Bkz: Friedrich Engels, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu, s. 22-25. (Felsefe İncelemeleri, s. 21-23.) –102
30 Lenin, İ. S. Turgenyev'in, Duman adlı romanında, sahte-bilgili bir dogmacı tip olarak çizdiği Voroşilov'dan sözediyor. –102
31 Bkz: Friedrich Engels, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu, s. 25. (Felsefe İncelemeleri, s, 24.) –103
32 Daha önce kızıl boya kökünden elde edüen organik bir boya maddesi olan alizarinin yapay olarak üretimi konusundaki rapor. 11 Ocak 1869'da Alman Kimyacılar Birliğinin yapmış olduğu bir toplantıda, Alman kimyacısı K. Graebe ve K. Liebermann tarafından yazılmıştır. Alizarinin yapımı için kullanılan ilk ürün, maden kömürü katranının 270 ile 400 derece arasında kaynatılmasıyla damıtılarak bir ara ürünü olarak elde edilen antrasin idi. –104
33 Bkz: K. Marks, "Feuerbach Üzerine Tezler". Ludwig Feuerbach vb., s. 70, Felsefe İncelemeleri, s. 65. –106
34 Bkz: F. Engels, Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm, Sol Yayınları, Ankara 1975, s. 23. –110
35 Bkz: F. Engels, Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm adlı yapılının "1892 İngilizce Basımına Özel Giriş". (Bkz: Friedrich Eagels, "Giriş", Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosualizm, Sol Yayınları, Ankara 1975, s. 30.) –112
36 Bkz: F. Engels, Anü-Dühring, Sol Yayınları, Ankara 1974. s. 98. –121
37 Beltov, N. — G. V. Plehanov'tm takma adlarından biri. –126
38 Bkz: Friedrich Engels, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu, s. 25. (Felsefe İncelemeleri, s. 24.) –133
39 Şüphecilik — Nesnel gerçekliğin bilinmesi olanağından kuşku duyan felsefi bir eğilim. Eski Yunan'da, MÖ 4. ve 3. yüzyıllarda ortaya çıkmıştır. Pyrrhon tarafından kurulmuştur ve Aenesidemus ile Sextus Empiricus da ünlü savunucuları arasındadırlar. Eski şüphecilik yandaşları, duyumculuk öncüllerinden bilinemezci vargılar çıkarmışlardır. Duyumun öznelliğini mutlaka dönüştüren şüpheciler, şeylere ilişkin herhangi bir kesin yargıya varılmasından sakınılması gerektiği üzerinde direnmişlerdir. Bunlar. insanın, kendi duyumlarının ötesine geçemeyeceğini ve duyumlarının gerçek olup olmadıklarını belirleyemeyeceğini kabul etmişlerdir.
Rönesans döneminde. Fransız filozofları Michel Montaigne, Pierre Charron ve Pierre Bayle, ortaçağ iskolastisizmi ve kiliseyle mücadelelerinde şüpheciliklen yararlanmışlardır.
18. yüzyılda şüphecilik, Hume ve Kant'ın bilinemezciliği içerisinde yeniden canlandırımıştır. Ve eski şüpheciliği modernleştirme girişimi. Gottlieb Schulze (Aenesidemus) tarafından yapılmıştır. Şüpheciliğin savları, 19. yüzyılın ortalarından 20. yüzyılın başlarına dek, mahçılar, yeni-kantçılar ve idealist felsefenin öteki okulları tarafından kullanılmıştır. –39
40 Epikürosçuluk — MÖ. 4. ve 3. yüzyılların eski Yunan materyalist filozofu Epiküros'un öğretisi. Bu öğretiye göre, felsefenin amacı, insanı acılardan kurtararak ve neşeli bir duruma gelmesini sağlayarak onu mutlu etmekti. Bu felsefe, felsefeyi mutluluğun önündeki engellerin üstesinden gelmeye çağırmayı öğretiyordu: ölüm korkusu, doğa yasalarının bilisizliğine dayanır ve bu yüzden doğaüstü tanrısal güçlere inanmaya neden olur.
Epiküros'a göre, evrende yalnızca atomlar ve boşluk vardır. Bu boşluk içerisinde atomlar, kendi ağırlıklarıyla aşağıya doğru hareket ederler. Aynı hızla düşerlerken, doğru yollarından saparlar, ve çeşitli cisimleri meydana getiren çarpışmalar ve sıralanışlar oluştururlar. Epiküros, şeylerin özelliklerinin nesnel niteliğini kabul ediyordu ve evreni, tanrısal yasalarla .yönetilmekten çok, doğal yasalarla yönetilen sonsuz olarak görüyordu. O, ruhun ölmezliğini ve maddesizliğini yadsıyor ve onun tüm cisimsel yapıya dağılmış küçücük parçaların bir maddi cismi olduğunu ileri sürüyordu. Onun, ruhun maddi niteliği teorisinin, doğanın ve insanın işine tanrıların karışmasını yadsıyan tanrıtanımazlığgıyla yakın bağı vardı.
Bilgi teorisi açısından Epiküros, bir duyumcuydu. O, pek ince imgelerin şeylerden çıkarak, duyu örgenleri aracılığıyla, insan ruhuna nüfuz ettiğini varsaymıştır. Şeylerin kavramları, içerisinde belleğin, imgelerin yalnızca genel feniklerini koruduğu ruhun duyumsal algılarının temelleri üzerinde oluşurlar. Epiküros. duyu algılarını gerçeğin ölçütü olarak düşünmüştür, ve yanılgıların kaynağının, bireysel duyumların raslansal niteliğinde ya da yargıların aşırı aceleci oluşumlarında yattığını kabul etmiştir. Epiküros, oldukça safça olmasına karşın, kavramayla ilgili sürecin esaslarına materyalist bir yorum getirmiştir.
Eski Yunan'ın bu büyük materyalist öğretisini çarpıtan idealistler, epikürosçuluğa, antikçağın öteki felsefi teorilerine saldırdıklarından daha fazla saldırdılar.
I,enin tarafından aktarılan duyumculuğun tanımında, Franck, haklı olarak, epikürosçuluğa, duyumculuğun bir çeşidi olarak bakar, ama epikürosçuluk ile nesnel materyalist duyumculuk arasında yanlış bir ayrım yapar. Epiküros'un teorisini anlamamış ve çarpıtmış olan Hegel'in Felsefe Tarihi Üzerine Dersler'ini özetlerken, Lenin, epikürosçuluğun bir tür eski Yunan materyalizmi olduğunu göstermiştir. –137
41 Bkz: F. Engels, Anti-Dühring, Sol Yayınlan, Ankara 1974, s. 156-157, 158. –141
42 Bkz: F. Engels, Anti-Dühring. Sol Yayınlan, Ankara 1974, s. 163. –142
43 Bkz: Karl Marks'ın 5 Aralık 1868 tarihli L. Kugelmann'a mektubu. (K. Marks, Briefe an Kugelmann, Moskova 1940.) –143
44 Lenin, Marks'ın "Feuerbach Üzerine Tezler"ine (1845), (Felsefe İncelemeleri, s. 64-67) ve F. Engels'in şu yapıtlarına değiniyor: Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu (1888) ve Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm, "Giriş", s. 21-48. –145
45 Bkz: Karl Marks, ‘"Feuerbach Üzerine Tezler", Felsefe İncelemeleri, s. 65; Frİcdrich Engels, Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm s. 30. –146
46 Piskopos Eulogius — Devlet Duması üyesi, bir monarşist ve aşırı bir gerici. –147
47 Revue de philosophie ("Felsefe Dergisi") — 1900'den 1939'a kadar Paris'te yayınlanan ve E. Peillaubt tarafından kurulmuş olan İdealist eğilimli bir Fransız dergisi. –160
48 Bkz: F. Engels, Anti-Dühring, Sol Yayınlan, Ankara 1974, s. 66, 68-69, 87. –167
49 Bkz: Friedrich Engels, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu, s. 51. –168
50 Annalen der Naturphilosophie ("Doğa Felsefesi Yıllığı") — 190I'den 1021'e kadar Leipzig'de Wilhelm Ostwald tarafından yayınlanan olgucu eğilimli bir dergi. Yazarları arasında Ernst Mach, Paul Volkmann ve ötekiler vardı. –178
51 Friedrich Engels, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu, s. 23. –178
52 Bkz: F. Engels, Anti-Dühring, Sol Yayınlan, Ankara 1974, s. 98. –186
53 Protista — Haeckel'in sınıflandırmasına göre, çok hücreli bitki ve hayvanlardan farklı bir canlı varlıklar dünyası oluşturan tek hücreli ve hücresiz organizmaların geniş bir grubu. –188
54 Bkz: F. Engels, Anti-Dühring, Sol Yayınları, Ankara 1974. s. 108. –190
55 Natural Science ("Doğa Bilimi") — 1892'den 1899'a kadar Londra'da yayınlanmış aylık bir dergi. –199
56 The Philosophical Review ("Felsefi Dergi") — Jacob Gould Schurman tarafından kurulmuş idealist eğilimli bir Amerikan dergisi. 1892'de yayınlanmaya başlanmıştır. –199
57 "... Bu bir gülümseme değil, dinle cilveleşmenin uyandırdığı tiksintidir" sözcükleri yerine, kitabın ilk baskısında şu sözler yer alıyordu: "... dinle cilveleşmenizin uyandırdığı şey, gülümsemeden öte bir şeydir". Lenin, provaları okuduktan sonra, A. İ. Ulyanova-Yelizarova'dan metin içindeki tümceciği değiştirmesini ya da bunu doğru-yanlış çizelgesinde belirtmesini istemiştir. Lenin'in bu düzeltmesi, birinci baskıya eklenen bir doğru-yanlış çizelgesinde yer almıştır. –203
58 Bkz: F. Engels, Anti-Dühring, Sol Yayınlan, Ankara 1974, s. 192-193 –204
59 "Toplumbilimde öznel Yöntem" — Toplumsal gelişmenin nesnel yasalarını tanımayı reddeden, tarihsel süreçleri "ünlü kişiler"in keyfi hareketlerine indirgeyen ve dolayısıyla bu süreçlere bilimsel olmayan idealist bir yaklaşım. 19. yüzyılın otuzlarında ve kırklarında, toplumbiliminde öznelci okulun yandaşları, genç-hegelcilerden Bruno Bauer, David Strauss, Max Stirner ve ötekilerdi. Ve bunlar, halkın, "eleştirel düşünceli kişileri" gözü kapalı izlemeleri gereken "eleştiri anlayışından yoksun yığınlar" olduklarını belirtmişlerdir. Kutsal Aile, Alman İdeolojisi ve öteki yapıtlarında Marks ve Engels, genç-hegelcilerin görüşlerinin ayrıntılı olarak ve derinlemesine bir eleştirisini yapmışlardır. Rusya'da, 19. yüzyılın ikinci yarısında, toplumbiliminde öznelci yöntemin temsilcileri, toplumsal gelişmenin yasalarının nesnel niteliğini yadsıyan ve tarihi, tek tek kahramanların, "ünlü kişiler"in eylemlerine indirgeyenler liberal narodnikler (P. L. Lavrov, N. K. Mihaylovski ve ötekiler) idi.
Marksizm-leninizm, toplumbiliminde öznel idealist eğilimlerin yanlışlığını ortaya koymuş ve tarihte yığınların oynadıkları belirleyici rol ve bireylerin eylemlerinin önemi konusunda toplumsal gelişmenin gerçekten bilimsel, bütünleşmiş bir teorisini yaratmıştır. –208
60 Bkz: 8 nolu açıklayıcı not. –211
61 Anayasacı-Demokratlar (Kadetler) — Anayasacı-Demokrat Partinin, Rusya'daki liberal monarşist burjuvazinin önde gelen partisinin üyeleri. Kadet Partisi, Ekim 1905'te kuruldu; burjuvazinin, büyük toprak sahiplerinin, burjuva aydınlarının temsilcilerini içeriyordu. Çalışan halkı aldatmak için, kadetler, kendilerine "halkın özgürlüğü partisi" adım verdiler, ama, aslında, bir anayasal monarşi isteminin ötesine geçemediler. Kadetler, devrimci harekete karşı mücadele ettiler, esas amaçları, çar ve feodal toprak beyleri ile iktidarı paylaşmaktı. Birinci Dünya Savaşı sırasında (1914-18), kadetler, çar hükümetinin ilhakçı dış politikasını etkinbir biçimde desteklediler. Şubat burjuva demokratik devrimi sırasında monarşiyi kurtarmaya çalıştılar. Geçici burjuva hükümetinde kilit noktaları ellerinde tutan kadetler, halka karşı karşı-devrimci bir politika izlediler. Ekim sosyalist devriminin zaferinden sonra kadetler, Sovyet iktidarının uzlaşmaz düşmanı oldular ve karşı-devrimcileriıı bütün silahlı hareketlerinde ve müdahalecilerin mücadelesinde etkin bir rol oynadılar. Müdahalecilerin ve beyaz muhafızların bozguna uğratılmalarından sonra kadetler, yurtdışına kaçtılar ama anti-sovyet karşı-devrimci eylemlerini bırakmadılar. –217
62 Burada, 19. yüzyılın yetmişlerinin ikinci yarısında Alman Sos-yal-Demokrat Partisi içersinde gelişen oportünist eğilime atıfta bulunulmaktadır. Bu eğilimin başta gelen ideologları, Karl Höehberg, Eduard Bernstein ve Karl August Schramm idi ve bunlar dühringciliğin etkisi altında kalmışlardı. Bernstein ve Louis Viereck, Johann Most ve ötekilerle birlikte, Eugen Dühring'in seçmeci görüşlerinin Alman sosyal-demokratları arasında yayılmasına etkin bir biçimde yardımcı oldular. Höehberg, sosyalizmin, hem ezilen sınıfların ve hem de "üst sınıf" temsilcilerinin "adalet duygularına" dayanan, "genel olarak insanlığın" bir hareketi haline getirilmesini istiyordu.
Berlin'de Viereck, içerisinde dühringciliğin egemen olduğu ve amacı "eğitilmiş kimseleri" "sosyalizme" kazandırmak ve işçilerle burjuvazi arasında sınıf işbirliğini sağlamak olan Maureciler Kulübünün kurulmasında başı çekti. Almanya'da Sosyalistlere Karşı Yasanın (1878) çıkmasından sonra, Maureciler Kulübünün önderleri Zürich'e kaçtılar ve orada, burjuvaziyi "sosyalizme" kazandırma çabalarını sürdürdüler. Höchberg grubunun oportünist, anti-marksist niteliği, Alman Sosyal-Demokrat Partisinin Zürich'te bir merkez organının kurulmasıyla açığa çıktı. Höchberg ve kafadarları, gazetenin, partinin devrimci politikasını sürdürmemesini, soyut sosyalist ülküler öğütlemekle yetinmesini istediler, Parti önderliği –August Bebel, Wilhelm Liebknecht ve ötekiler– gerçekte gazetenin yayınlanmasını Zürich grubuna teslim etmekle, oportünist tehlikeyi küçümsediler.
1879 Temmuzunda. Höchberg'in yönettiği Jahrbuch für Sozialwissensehaft und Sozialpolitik ("Toplum Bilimleri ve Toplum Siyaseti Yıllığı") adlı dergide, partinin devrimci taktiklerini yeren "Almanya'da Sosyalist Hareketin Geçmişinin Eleştirisi" başlığı altında bir makale yayınlandı. Makalenin yazarları –Höchberg, Schramm ve Bernstein– partiyi, burjuvaziye saldırarak Sosyalistlere Karşı Yasanın çıkmasına yardımcı olmakla suçladılar ve, işçi sınıfının kendisini kendi çabasıyla kurtaramayacağı gerekçesiyle, burjuvaziyle işbirliği yapılmasını ve onun kanatlan altına sığınılmasını önerdiler. Bu oportünist, reformcu görüşler, bunları, haklı olarak, partiye bir ihanet olarak gören Marks ve Engels'in sert tepkilerine yol açtı ve 1879 Eylülünde ünlü "Açık Mektup"larını yayınladılar. (Bkz: K. Marks ve F. Engels, Seçme Yazışmalar, Moskova 1955. s. 388-95.) Oportünizme karşı marksizmin kurucularının mücadelesini anlatırken, Lenin, "Marks'ın ‘öfkeli saldırısı'nın sonucu" diye yazıyordu, "oportünistlerin geri çekilmeleri ve ortadan kaybolmaları oldu. Marks, 19 Kasım 1879 tarihli bir mektubunda, Höchberg'in yazıkurulundan uzaklaştırıldığını ve partinin bütün etkin önderlerinin –Bebel, Licbknecht, Bracke, vb.– onun düşüncelerini reddettiklerini açıkladı." (V. İ. Lenin, Tüm Yapıtları, c. 12, s. 367.)
Daha sonra, Höchberg ve Schramm. işçi sınıfı hareketini terkettiler, ama oportünizmi savunmaktan geçici olarak sakınan Bernstein, Alman Sosyal-Demokrasisinin önderlerinden hiri haline geldi. Ne var ki, Bernstein'ın teorik kafa karışıklığı ve yetmişlerin sonunda benimsediği oportünist tutum raslansal değildi. Engels'in ölümünden sonra Bernstein, "hareket her şeydir, son amaç ise hiç bir şey" şeklindeki oportünist sloganı öne sürerek açıkça marksizmin gözden geçirilmesini savunmaya başladı, ki bu slogan, 1879 tarihli makalesindeki temcl önermelerin daha da geliştirilmiş bir biçimiydi. –222
63 Le Socialiste —- Fransız İşçi Partisinin teorik organı olarak I885'te yayınlanmaya başlayan haftalık bir dergi; 1902'den itibaren Sosyalist Partisinin (Fransa) ve 1905'ten itibaren de, Fransız Sosyalist Partisinin organı oldu. Gazete, Marks ve Engels'in makalelerini ve Fransız ve uluslararası işçi sınıfı hareketinin yüzyılın dönemecindeki ünlü önderlerinin makalelerini ve mektuplarını yayınladı: Paul Lafargue, Wilhelm Liebknecht, Clara Zetkin, G. V. Plehanov ve ötekiler. Gazete 1915'te yayınına son verdi. –222
64 Bkz: F. Engels, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu, s. 30-31. (Felsefe İncelemeleri, s. 29.) –225
65 Lenin, Engels'in Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu, s. 25. (Felsefe İncelemeleri, s. 23-24.) ve Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizmin "Giriş'ine ("1892 İngilizce Basımına Özel Önsöz") adlı yapıtlarına değiniyor. –225
66 Bkz: F. Engels, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu. s. 33-34. (Felsefe İncelemeleri, s. 32.) –225
67 Bkz: Friedrich Engels, Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm, "Giriş'", s. 29. –227
68 Zeitschrift für immanente Philosophie ("İçkinci Felsefe Dergisi") — 1895'ten 1900'e kadar Berlin'de, M. R. Kauffmann'ın yönetimi altında, Wilhelm Schuppe ve Richard von Schubert-Soldern'in de katılmalarıyla yayınlanan gerici bir Alman dergisi. –231
69 L'Année philosophique ("Felsefi Yıl") — F. Pillon'un yönetimi altında, 1890'dan 1913'e kadar Paris'te yayınlanan Fransız "yeni-eleştiriciler"in organı. –231
70 Lenin. çarlık hükümetinin şüpheli gördüğü kişilerin haberleşmelerini izleyen posta yönetimindeki "copinets notrs"ın varlığını yalanlayan Bakanlar Kurulu Başkanı P. A. Stolyipin'in yalan açıklamasına değiniyor. –242
71 Nozdrev — N, V. Gogol'un Ölü Canlar romanında bir tip; dolandırıcı ve fitneci bir toprak beyi. Gogol, göründüğü her yerde "kargaşalıklar" ve kavgalar yarattığı için, onu, "tarihi bir kişi" olarak adlandırıyor. –245
72 Revue philUosophique de la France et de l'Étranger ("Fransa ve Fransa-dışı Felsefe Dergisi") — Fransız fizyologu Theodule Ribot tarafından 1876'da Paris'te kurulan bir dergi. –246
73 The Monist ("Birci") — Paul Carus'un yönetiminde idealist eğilimli bir Amerikan felsefe dergisi. 1890'dan 1936'ya kadar Chicago'da yayınlanmıştır. –246
74 The Open Court — 1888'den 1936'ya dek Chicago'da yayınlanan dini eğilimli bir dergi. – 246
75 Bkz: F. Engels, Anti-Dühring, s. 465-468. –252
76 Engels'in Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu adlı yapıtı, G. V. Plehanov tarafından çevrilip, bir önsöz ve notla birlikte, Rusça olarak ilk kez 1892'de Cenevre'de yayınlandı. Engels'in temel felsefe sorunu üzerine formülasyonu ve bilinemezciliğin nitelendirilmesi konusunda yorumlar yapan Plehanov, idealist felsefedeki bazı eğilimlerin (Hume, Kant, yeni-kantçılar vb.) bilgi teorilerinin eleştirel bir açıklamasını vermiş ve bunları materyalist bilgi teorisinin karşısına koymuştur. Bunu yaparken, Plehanov, şunları söyleyerek bir hata işlemiştir: "Duyumlarımız gerçeklikte olup bitenleri bize bildiren kendi türlerinde hiyerogliflerdir. Hiyeroglifler, kendileri tarafından iletilen olaylara benzemezler. Ama, tam bir bağlılıkta, hem olayların kendilerini ve hem de
–ki esas olan da budur– onların arasındaki ilişkileri iletirler." (G. V. Plehanov. Seçme Felsefi Yapıtlar, c. I, Moskova, s. 536.) 1905'te Engels'in yapıtının 2. baskısına yazdığı notta, Plehanov, şunu kabul ediyordu: "Ben de, kendimi, kesin bir biçimde ifado etmeyi beceremedim." (İbid., s. 515.) Plehanov'ıın yanılgısı her ne kadar bir terminoloji sorunu olarak görünüyorsa da. bilinemezciliğe bir ödün vermek demekti ve bu, onun kavrama sürecinin diyalektiğini yeterli derinlikte anlayamadığını gösteriyordu. –256
77 Archiv für Philosophie ("Felsefi Arşivler") — Yeni-kalıtçıların ve mahçıların organı, idealist eğilimli bir Alman dergisi,1895'tcn 1931'e dek birbirine paralel iki baskı halinde Berlin'de yayınlandı: birincisinin başlığı Archiv für Geschichte der Philosophie ("Felsefe Tarihi Arşivleri*') idi ve L. Stein tarafından yönetilmekteydi; ikincisinin başlığı Archiv für systematische Philosophie ("Sistematik Felsefe Arşivleri") idi ve Paul Natorp tarafından yönetilmekteydi. I925'ten itibaren dergi, Archiv für Philosophie und Soziologie ("Felsefe ve Toplumbilim Arşivleri") adı altında yayınlanmaya başlamıştır. –261
78 Bkz: F. Engels, Ludwig Fcuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu, s. 30, (Felsefe İncelemeleri, s. 28-29.) –264
79 Marksizm-lerıinizm enstitüsü, kendi arşivlerinde, Joscph Dietzgen'in Kleinere philosophisehe Schriften. Eine Auswahl ("Felsefi Küçük Yazılar. Bir Seçme"), Stuttgart. Dietz 1903, adlı kitabının, Lenin'in kenar notlarını da içeren bir kopyasına sahiptir. Kitap 1870-78 arasında. Volksstaat ("Halk Devleti") ve Vorwärts ("İleri") gazetelerinde yayınlanan altı makaleyi, ve ayrı bir broşür olarak 1887'de yayınlanan Streifzüge eines Sozialisten in das Gebiet der Erkenntnistheorie ("Bilgi Teorisi Alanında Bir Sosyalistin Gezintileri") adlı yapıtını da içermektedir.
Lcnin'in kenar notlarının büyük bir çoğunluğu. Materyalizm ve Ampiryokritisizm kitabı üzerinde çalışırken yazılmıştır. Bunlar, metin içerisinde ve kenarlarda altını çizmeler ve notlardan oluşmaktadır; birçok durumlarda Lcnin, Dietzgcn'in doğru düşüncelerini "a" harfiyle işaretlemiş, diyalektik materyalizmden ayrıldığı yerleri ise "b" harfiyle işaretlemiştir. Lcnin'in kenar nolları. Dietzgcn'in felsefenin yanlı niteliği konusundaki açıklamalarını, felsefe ile doğa bilimleri arasındaki ilişkileri, felsefenin konusunu, temel felsefi kategorileri, dünyanın kavranabilirliği sorununu, Kant, Hegel ve Feuerbach konuşunduki değerlendirmeleri, Marks'a ve Engels'e karşı tutumunu ve Dietzgcn'in militan tanrıtanımazlığını göze çırpar hale getirmektedir. Lenin, aynı zamanda, Dietzgcn'in, felsefi kategoriler konusundaki bulanıklığını, "gerçekliğin bütün görüngülerini, böylelikle de, bizim kavrama yxteneğimizi" vb. madde kavramı içerisine sokarak bu kavramı "genişletme" çabasına da işaret etmektedir. –269
80 Lenin, Karl Marks'ın Enternasyonal Üyesi Kugelmann'a Mektupları'na (St. Pctersburg 1907) değiniyor. (Bkz; K. Marks, Briefe an Kugelmann, Moskova 1940.) –273
81 P. Dauge, Joseph Dietzgcn'in Akquisit der Philosophie adlı yapıtının ikinci Rusça baskısına, "Joseph Dietzgen ve Eleştirmeni G. Plehanov" başlığını taşıyan bir sonsöz yazdı. –274
82 x-ışınları, Becquerel ışınları, radyum — Atom fiziğinin gelişmesinin temelini oluşturan bulgular.
x-ışınları (röntgen ışınları), görülebilen ışığın geçemeyeceği ortamlardan geçebilecek kısa dalga elektromanyetik radyasyonlardır. 1895 Aralık'ında bunların bellibaşlı özelliklerini açıklayan Alman fizikçisi Wilhelm Konrad Röntgen tarafından bulunmuşlardır; daha sonra da bu radyasyonun niteliği bulunmuştur.
1896'da. Fransız fizikçisi Antoine-Henri Becquerel. fotoğraf filmi üzerinde çeşitli floresan tözlerin etkilerini incelerken, daha önce ışığa maruz bırakılmamış olsa bile. uranyum tuzlarının böyle bir filmi etkilediğini buldu. Daha geniş deneylerle, bu etkinin x-ışınlarından farklı yeni bir radyasyon biçiminden geldiğini gösterdi. Bu yeni radyasyon biçimini araştıran Pierre ve Marie Curie. bunun, maddenin şimdiye dek bilinmeyen ve radyoaktivite diye adlandırdıkları bir özellikten ileri geldiğini ortaya koydular. Bunların deneylerinin sonucu olarak, iki yeni radyoaktif element bulundu: polonyum ve radyum (1898). Daha sonra, Becquerel. ışınlarının üç öğesi olduğunu buldu (alfa-, beta-, ve gama-ışınları). –278
83 Bu bulgu, James Clerk Maxwell tarafından yapıldı. Elektromanyetik olayların incelenmesinde, Michael Faraday'ın deneysel sonuçlarını genelleştirerek, elektromanyetik alan teorisini kurdu, ki buna göre, elektromanyetik alandaki değişmeler, ışık hızıyla yayılmaktadırlar. Araştırmalarına dayanarak, MaxweIl. İ865'te, ışığın elektromanyetik titreşimlerden oluştuğu sonucuna vardı. 1886-89'da, onun teorisi, elektromanyetik dalgaların varlığını tanıtlayan Heinrich Hertz tarafından deneysel olarak doğrulandı. –278
84 Radyoaktivitenin incelenmesi, özel türde bir radyasyonun varlığını ortaya çıkardı: alfa-, beta-, ve gama-ışınları. 1903'te, Ernest Rutherford ve Frederick Soddy, radyoaktivitenin, bir kimyasal elementin bir başkasına kendiliğinden dönüşmesi olduğunu ileri sürdüler. Bu. helyumun, radyumun radyoaktif dağılmasının bir ürünü olduğunu bulan (1903) Wiliiam Ramsay ve Frederick Soddy tarafından derhal doğrulandı. Kısa bir süre sonra, helyumun, radyum ve alfa radyoaktivitesi gösteren diğer radyoaktif elementlerin dağılmalarıyla oluştuğu bulundu. Helyumun bu oluşumu, radyoaktif dönüşümler teorisi yararına önemli bir kanıttı ve yalnızca alfa-ışınlarının, helyum atomlarının çekirdeği olduklarını varsaymakla açıklanabilirdi. Bu, 1909'da, E. Rutherford ve T. Royds'un deneyleriyle doğrulandı. –278
85 Lenin, 20. yüzyılın başında, hâlâ, genel olarak fizikte kabul edilen esir kavramını kullanmaktadır. Bütün uzayı dolduran ve ışığın, çekimsel kuvvetleri vb. taşıyıcısı olarak iş gören özel bir maddi ortam olarak esir düşüncesi, 17. yüzyılda ileri sürülmüştür. Daha sonra, birbirinden bağımsız farklı esir biçimleri kavramı (elektromanyetik, manyetik vb.), çeşitli görüngüleri açıklamak için ileri sürülmüştür. Işığın dalga teorisinin başarısına bağlı olarak, ışık saçan esir kavramı (Christian Huygens, Augustin Fresnel ve ötekiler tarafından) özellikle geliştirildi; daha sonra, tek bir esir varsayımı ortaya çıktı. Ne var ki, bilim geliştikçe, esir kavramı yeni olgularla çelişmeye başladı. Evrensel mekanik bir ortam olarak esir varsayımının savunulamazlığı, görecilik teorisi tarafından kanıtlandı; esir varsayımının içerdiği ussal öğeler, kuantum alan teorisinde (boşluk kavramında) yansıyordu. –278
86 Lenin, Plehanov'un mahçılığı eleştirisinin sınırlı niteliğini birçok kez gösterdi. 1905'te Engels'in Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu'nun Rusça 2. baskısının önsözüyle ilgili olarak. Lenin şöyle yazıyordu: "Mahçılara karşı alayları ve ‘iğnelemeler'i ne kadar da entipüftendir! Plehanov'un Mach konusundaki eleştirileri, kanımca, esas olarak doğru olduğundan, bence bu daha da üzülünecek bir şeydir." (Lenin Derlemeleri, c. XXVI, s. 21.) 1907-08'de, Marksizmin Temel Sorunları, Militan Materyalizm ve öteki yapıtlarında, Plehanov, mahçılığı ve onun Rusya'daki yandaşlarını (Bogdanov. Lunaçarski ve ötekiler) eleştirmiş ve bunların marksizmi Mach ve Avenarius'un öznel idealist felsefesi ile bağdaştırma çabalarındaki yanılgıyı göstermiştir. Böyle yapmakla Plehanov, "Mach'ı çürütmekten çok, bolşevikliğe hizipçi bir darbe indirmekle ilgileniyordu". (Bkz: bu kitabın 398. sayfası, dipnot.) Plehanov'un mahçılığa karşı çıkışı, marksist felsefeyi revizyonistlerin saldırısına karşı savunmada olumlu bir rol oynamıştı. Ama o, ampiryokritisizmin derinlemesine teorik bir tahlilini vermemiş ve doğa bilimlerindeki bunalımın doğrudan mahçılığa bağımlı oluşundan ileri geldiğini, onun bazı yandaşlarının idealist bilgibilimsel görüşlerini eleştirmeye yönelerek ortaya koymamıştır. –279
87 Bkz: F. Engels, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu, s. 28. –279
88 Bkz: F. Engels, Anti-Dühring, s. 120. –279
89 Henri Poincaré tarafından verilen ve Lenin tarafından aktarılan kütle kavramının açıklaması, o zamanın fiziğinin gelişme düzeyi ile uyum içerisindeydi. Elektronun keşfini izleyen elektronik teorisinin gelişmesi, elektron kütlesinin niteliğinin açıklanmasını olanaklı kıldı. Joseph John Thomson, elektronun gerçek kütlesinin onun elektromanyetik alanının enerjisiyle belirlendiği varsayımını (yani elektronun süredurumunun, alanın süredurumuna bağlı olduğu varsayımını) geliştirdi. Elektronun elektromanyetik kütle kavramı ortaya atıldı ve bu kütlenin elektronun hareketinin hızına bağlı olduğu bulundu. Elektronun mekanik kütlesi ise, herhangi bir başka parçacık gibi değişmez olarak kabul edildi. Mekanik kütlenin varlığı, elektronun elektromanyetik kütlesinin onun hızına bağlı olduğu konusundaki deneylerle açığa çıkarıldı. Ne varki, 1901-1902'de, Walter Kaufmann tarafından yürütülen bu deneyler. beklenmedik bir biçimde, elektronun sanki bütün kütlesinin elektromanyetik nitelikte imiş gibi hareket ettiğini gösterdi. Böylece, buradan çıkarılan sonuç, elektronun, daha önce maddenin ayrılmaz bir özelliği olarak kabul edilen, mekanik kütlesinin ortadan kalkması oldu. Bu durum, "maddenin kaybolması" konusunda çeşitli türlerde felsefi kurguların ve açıklamaların çıkmasına neden oldu ve bunların yanlışlığı Lenin tarafından açığa çıkartıldı. Fiziğin daha ileri gelişmesi (görecilik teorisi), mekanik kütlenin de hareketin hızına bağlı olduğunu ve elektronun kütlesinin, tümden, elektromanyetik kütleye indirgenemeyeceğini gösterdi. –280
90 L'année psychologique ("Psikolojik Yıl") — 1894'ten itibaren Paris'te yayınlanan Fransız burjuva idealist psikologların bir gurubunun organı. Önce Alfred Binet tarafından, daha sonra ise . Piéron tarafından yöneltilmiştir. –287
91 Atomun bileşik niteliği düşüncesi, Mendelyef'in elementlerin periyodik sisteminin, ışığın elektromanyetik niteliğinin, elektron ve radyoaktivite görüngülerinin bulunuşunun bir sonucu olarak, 19. yüzyılın sonunda ortaya çıktı. Çeşitli atom modelleri öne sürüldü. Lenin, 19. yüzyılın sonunda bir sanı olarak ileri sürülen gezegen modeli düşüncesini, en olası model olarak gördü. Bu, çeşitli tözlerden alfa-parçaçıklarının (pozitif yüklü helyum çekirdeğinin) geçirilmesi konusunda araştırma yapan ye pozitif yükün atomun merkezinde yoğunlaştığı ve atomun hacmi içerisinde çok küçük bir yer tuttuğu sonucuna varan Ernest Rutherford tarafından deneysel olarak doğrulandı. E. Rutherford, 1911'de, merkezde pozitif yüklü ve aşağı yukarı atomun ağırlığına eşit bir kütlesi olan. gezegenledir güneşiıı etrafında dönmeleri gibi çeşitli yörüngelerde elektronların etrafında dolandığı bir atom modeli öne sürdü. Bu modei ise, atomun kararlılığını açıklayamıyordu. Atom yapısıyla ilgili bir teorinin kurulması yolunda ilk başarılı girişim, Rutherford'un modeli üzerinde kurulan ve Niels Bohr'un kuantum pestulallarını (1913) kullandı. Atomun bu ilk kuantum teorisine göre. bir elektron, radyasyon yapmadan. (birbirlerinden ayrı belirli enerji değerlerini temsil eden) "kararlı" yörüngelerden birisi üzerinde hareket eder; atomun belli miktarda enerji vermesi. ya da soğurması yalnızca elektronun bir yörüngeden bir başkasına geçişiyle olur.
Fizikteki daha sonraki gelişmeler, atomun yapısının açıklanmasını zenginleştirmistir. Burada. Louis de Broglia'nin mikro nesnelerin dalga özellikleri öngörüsü ve daha sonra da Erwin Sclırödinger, Werner Heisenberg ve ötekilerinin kuantum mekanikle ilgili yaratımları önemli bir rol oynadı. Modern düşüncelere göre, atom çekirdeği belirli enerji değerlerine uygun düşen çeşitli yörüngelerde bulunan ve çekirdekle bir tek iç bağıntılar sistemi oluşturan bir elektronlar bulutu tarafından sarılmıştır.
Fiziğin gelişimi, atom çekirdeğinın: elementer parçacıklardan –nükleonlar (protonlar ve nötronlar)– oluştuğunu göstermiştir. Elektronun yeni özellikleri, –20. yüzyılın. başlarından beri bilinen kütlesi ve yükünün yanında– onun öteki parçacıklara dönüşmesi olasılığı da dahil olmak üzere, bulunmuştur. Elektrondan başka farklı özellikler taşıyan bir sürü yeni elrmenter parçacıklar (fotonlar, protonlar, nötronlar, nötrinolar ve çeşitli türden mezonlar ve hiperonlar) bulunmuştur. Bazı nitelikleri, daha önce bilinen elementer parçaeıklarıyla aynı olan, ama öteki nitelikleri büyüklük olarak parçacıklara eşit olmakla birlikte ters işaret taşıyan (anti-parçacıklar denilen) parçacıklar da bulunmuştur.
Mtddcnin yapısına ilişkin bilgilerdeki gelişmeler. nükleer süreçler üzerinde ve insanlığın geleceği için son derece büyük önem taşıyan yeni teknik bir devrimin başlangıcı olan nükleer enerjinin kullanılmasında insanın egemenlik kurmasına yol açmıştır. –283
92 Pozitif elektron — Yüzyılın döııemecinde pozitıf elektrik yüklü elementer paıçacığa verilen ad. Modern anlamda pozitif elektronun (pozitron) varlığı, İngiliz fizikçisi Paul Dirae tarafından 1928'de ortaya atılmıştır. 1932'de Amerikan fizikçisi Carl Anderson. kozmik ışınlar içinde pozitronu bulmuştur. –288
93 Revue générale des sciences pures et appliquées ("Genel Teorik ve Uygulamalı Bilimler ergisi") - 1890'daa itibaren Paris'te yayınlanan bir doğa bilimi dergisi. Laurence Oiiver tarafından kurulmuştur. –289
94 Bu, klasik fizikçilerin maddenin sonsuz ve değişmez özelliği olarak gördükleri mekanik kütle olsa gerektir. –289
95 Lenin, burada, İskra tarafından ortaya konmuş parti programına karşı çıkan ekonomist Akimov'un RSDİP'nin İkinci Kongresinde yaptığı konuşmaya değinmektedir. Akimov'un savlarından biri de, programda "proletarya" sözcüğünün tümcede özne olarak değil de, nesne olarak yer almasıydı. –300
96 Neo-vitalizm. — 19. yüzyılın sonunda materyalist dünya göriişüne, darvinciliğe karşı, biyoloji alanında ortaya çıkmış bir idealisi eğilim. Bu eğilimin temsilcileri (Wilhelm Roux, Hans Driesch, Jakob Uexküll vb.) vitalizmin bilimsel olmayan görüşlerini yeniden canlandırmışlardır. Bunlar, yaşam görüngüsünü ve canlı organizmaların amaçlılıklarını ("yaşam kuvveti", "entelekya" vb. gibi) maddi olmayan özel etkenlerin eylemleriyle açıklamaya çalışmışlar ve, böylece, canlı doğayı, canlı olmayan doğadan esas olarak farklı bir şey haline getirmişlerdir. Neo-vitalizrnin hatalı, bilime ters niteliği, materyalist biyologların (Ernst Haeckel, K. A. Timiryazev. 1, P. Pavlov vb.) yapıtlarında ortaya konmuştur. –307
97 Felsefe ve Psikoloji Sorunları — Profesör N. Y. Grot tarafından kurulmuş. Kasım 1889'dan Nisan 1918'e kadar Moskova'da yayınlanmış (1894'ten itibaren Moskova Psikoloji Derneği tarafından yayınlanmıştır) idealist eğilimli bir dergi. Felsefe, psikoloji, mantık, törebilim, estetik konusunda yazılmış makaleler, Batı Avrupalı filozofların ve psikologların teorileri ve yapıtları üzerine eleştirel notlar ve incelemeler, felsefe üzerine yazılmış kitap ve yabancı felsefi dergi eleştirileri içermekteydi. Gericilik yılları sırasında (1907-10), yazarları arasında A. Bogdanov ve öteki mahçılar yer alıyorlardı. 1894'ten itibaren, dergi, L. M. Lopatin tarafından yönetilmiştir. –334
98 Rus Halkının Birliği — Devrimci hareketle mücadele etmek üzere St. Peiersburg'da, Ekim 1905'te kurulmuş, monarşistlerin aşırı-gerici bir kara yüzler örgütü. Birlik, gerici toprak beylerini, büyük konut sahiplerini, tüccarları, polis yetkililerini, rahipleri, kent küçük burjuvazisini, kulakları ve sınıf dışı ve kanun kaçağı unsurları bir araya getirmekteydi. Yayın organları, Rus Bayrağı, Birlik ve Fırtına adlı gazetelerdi. Birçok Rus kentinde bu birliğin şubeleri açılmıştı.
Birlik, çarlık otokrasisinin devamını, yarı feodal toprak beyliğiniıı ve soyluların ayrıcalıklarının korunmasını savunuyordu. İlkesi, feodal dönemin monarşisi, milliyetçi sloganıydı: "ortodoks din, otokrasi, millilik". Devrime karşı esas silah olarak katliamları ve cinayetleri seçmişti. Polisten yardım gören ve onun tarafından korunan üyeleri, açıkça ve sahip oldukları dokumılmazlıklarıyla, önde gelen devrimci işçilere ve demokratik aydınların temsilcilerine saldırmışlar ve öldürmüşler, gösterileri dağıtmışlar, göstericiler üzerine ateş açmışlar. Yahudilere karşı katliamlar düzenlemişler ve Rus ulusundan olmayanlara vahşice eziyet etmişlerdir.
İkinci Dumanın dağılmasından sonra, Birlik, ikiye ayrılmıştır: Purişkeviç'in başını çektiği ve Üçüncü Dumanın karşı-devrimci amaçlar için kullanılmasını savunan Başmelek Mihayil Locası ve Dubrovin'in başını çektiği ve açık terör taktiklerini sürdüren gerçek Rus Halkının Birliği. Her iki kara-yüzler örgütü de, 1917 Şubat burjuva demokratik devrimi sırasında kapatılmışlardır. Ekim
Sosyalist Devriminden sonra, bu örgütlerin eski üyeleri, Sovyet rejimine karşı girişilen karşı-devrimci isyanlarda ve tertiplerde yer almışlardır. –334
99 Rus Zenginliği — 1876'dan 1918'e kadar St. Petersburg'da yayınlanan aylık bir dergi. Doksanların başından itibaren başını N. K. Mihaylovski'nin çektiği liberal narodniklerin eline geçmiştir. Bu derginin çevresinde, daha sonradan Sosyalist-Devrimci Partinin, Halkçı Sosyalistler Partisinin, ve Devlet Dumasındaki Trudovik grubun önde gelen üyeleri halinde gelen yayıncılar toplanmışlardı. 1906'da dergi yarı-kadet Trudovik Halkçı Sosyalist Partinin yayın organı haline gelmiştir. –350
100 Bu sözler. Lenin tarafından İ. S. Turgenyev'in Bakir Topraklar adlı romanından alınan Goethe'ye ait dizenin bir uyarlamasıdır. –354
101 Burada, Marks'ın Zur Kritik der politisehen ökonomie ("Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı") adlı yapıtının önsözüne atıf yapılmaktadır. –360
102 Bkz: K. Marks ve F. Engels, Seçme Yazışmalar, Moskova 1965, s. 239-40. –368
103 Enerjinin sakınımı ve dönüşümü yasası, 19. yüzyılın kırklarında bulunmuş olup (Robert Mayer, James Joule ve Hermann Holmholtz'un yapıtları) bu konudaki temel yapıt, doğa biliminin gösterdiği tüm gelişmeyle, özellikle Lomonosov'un yapıtıyla ortaya konmuştur. Enerji terimini modern anlamda ilk kez kullanan, 1853'te William Rankin olmuştur, ama bu terimkı kullanılmasının genellik kazanması ancak yetmişlerde ve seksenlerde olmuştur. Fizikçilerin çoğu, başlangıçta, yeni yasaya karşı eleştirici bir tutum takınıyorlardı, ama bu yasanın doğruluğu doğa biliminin bütün alanlarında hızla tanıtlandı. Engels bu yasayı 19. yüzyılın en önemli başarılarından biri olarak görmüş ve bu yasaya, maddi dünyanın birliğini fizik diliyle ifade eden, doğanın evrensel yasası gözüyle bakmıştır. "Doğadaki bütün hareketin birliği" diye yazıyordu, "artık bir felsefi iddia değil, doğa bilimsel bir olgudur." {Doğanın Diyalektiği, Sol Yayınlan, Ankara 1974, s. 234.)
Bazı bilim adamları enerjinin sakınımı ve dönüşümü yasasının evrensel niteliğinden kuşku duymuşlar ve onu idealist bir anlayışla yorumlamaya çalışmışlardır. Böylece Mach, bunu, doğanın evrensel bir yasası olarak görmeyi reddetmiş ve bunun, görüngülerin raslansal bağımlılığının tanınmasından ibaret bir şey olduğunu düşünmüştür. Wilhelm Ostwald, bu yasayı, doğanın biricik evrensel yasası olarak görmüş ve doğanın, toplumun ve düşüncenin bütün görüngülerini enerjiye indirgeyerek, maddenin nesnel gerçekliğini yadsımaya, madde kavramını görmezden gelmeye ve enerjinin madde olmaksızın var olduğunu tanıtlamaya çalışmıştır. A. Bogdanov ise, toplumsal değişmeleri, enerjideki bir artma ya da azalma olarak tanımlamaya çalışmıştır.
Lenin "erkeciliği", "fiziksel idealizmin" belirtilerinden biri olarak eleştirmiş ve doğa bilimi yasalarını toplumsal görüngülere aktarma çabalarının, ilke olarak, savunulmaz bir şey olduklarını göstermiştir. Bilim alanındaki daha sonraki gelişmeler ve mikro-dünya görüngülerinin incelenmesi, enerjinin sakınımı ve dönüşümü yasasının evrensel niteliğini doğrulamıştır. –371
104 Bazarov — İvan Turgenyev'in Babalar ve Oğullar adlı romanının kahramanı. –372
105 Bkz: K. Marks ve F. Engels'in İlk Yazıları, 1956, Rusça baskı, s. 257-58. –377
106 Deutsch-Französische Jahrbücher ("Alman Fransız Yıllıkları") — Karl Marks ve Arnold Ruge tarafından yönetilen. Almanca olarak Paris'te yayınlanan bir yıllık, İlk çift sayısı Şubat 1844'te basılmıştır. Marks'ın "Yahudi Sorunu" ve "Hcgel'in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Katkı. Giriş" adlı yapıtlarıyla, Engels'in "Ekonomi Politiğin Eleştirisinin Ana Hatları" ve "İngiltere'nin Konumu. Thomas Carlyle. ‘Geçmişi ve Bugünü" " adlı yapıtlarını içeriyordu. Bu yapıtlar, materyalizm ve komünizm görüş açısının Marks ve Engels tarafından tümüyle benimsendiklerini gösterir. Marks'ın burjuva radikali Ruge ile ilke anlaşmazlığı, bu derginin yayına son vermesinin esas nedeniydi. –377
107 Bkz: Karl Marks, Kapital, Birinci Cilt, Sol Yayınlan, Ankara 1976, s. 25-26. –377
108 Bkz: K. Marks ve F. Engels, Seçme Yazışmalar, s. 290, 306. –377
109 Bkz: Friedrich Engels'in Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm, s. 28-32. –377
110 Lenin, Engels'in Anti-Dühring (1878), Ludıvig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu (1888), Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm'in 1892 İngilizce baskısına "Özel Giriş" adlı yapıtlarğna değiniyor. –378
111 Bkz: F. Engels, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu, –8.
19. yüzyılın ikinci yarısında Hegel'e dönüş, birçok Avrupa ülkesinde ve ABD'ııde, burjuva felsefesinin gelişiminin özelliği idi. İngiltere'de, bu, 1865'te James Hutchison Stirling'in The Secret o/ Hcgel adlı kitabının çıkışıyla başladı. Burjuva ideologlar, Hegel'in dinin bir teorik doğrulaması için geniş olanaklar sağlayan mutlak idealizmini çekici buluyorlardı.. Buradan ortaya, temsilcilerinin (Thomas Green, Edward ve John Caird kardeşler, Francis Bradley vb.) materyalizme ve doğa bilimine, özellikle de darvinciliğe şiddetle saldırdıkları, İngiliz-hegelciliği adı verilen özel bir felsefi akım çıktı. İngiliz hegelciliği, Hegel öğretisinin gerici yönlerini, özellikle de onun mutlak ruh ve mutlak kavramlarını kullandılar. Berkeley vu Hume'ün öznel idealist geleneğinin etkisi altında, Hegel usçuluğunu ve onun gelişme düşüncesini reddettiler. Hegel diyalektiğinin öğelerinden, yalnızca bilinemezciliğin bilgiççe doğrulanması için yararlanıldı.
İskandinav ülkelerinde de (İsveç. Norveç, Danimarka), Hegel felsefesi, 19. yüzyıim ikinci yarısında daha etkin hale geldi. İsveç'te bu felsefenin canlandırılması, egemen öznel idealist felsefenin (Christoffer Jacob Boström vb.) karşısına hegelciliği koyan Johann Borelius tarafından sağlandı. Norveç'te sağ kanat hegelcisi Marcus Jacob Monrad, G. W. Ling ve ötekiler. Hegel felsefesini, onun usçuluğunu bir yana iterek, ve bilimi dinin denetimi altına sokmaya çalışarak, gizemci bir anlayışla yorumladılar. Hegel felsefesinin Hegel'irı sağlığı sırasında bile yayılmaya başladığı Danimarka'da bu felsefe aynı açıdan eleştirildi.
Hegcl felsefesinin yayılması, onun yeniden canlanmasına yol açmadı. Hegel felsefesinin çelişkili niteliği, bu felsefenin eleştirisinde iki karşıt eğilimin doğlasına neden oldu. Marks ve Engels ve bazı Rus devrimci demokratlar onun devrimci yönünü, onun diyalektiğini geliştirdiler; Hegel'in burjuva kopyacıları, Hegel'in tutucu felsefi sisteminin çeşitli yönlerini, esas olarak, öznel idealist bir anlayış içerisinde geliştirdiler. Öznel idealist eğilim, yüzyılın dönemecinde, Hegel felsefesini faşist ideolojiye uyarlamaya çalışan ve emperyalizm çağında burjuva felsefesinde gerici bir eğilim olan yeni hegelciliğin ortaya çıkmasını sağladı. –379
112 Bkz: F. Engels, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu. –379
113, Pragmacılık — Emperyalist dönemde öznel idealist eğilimli bir burjuva (esas olarak Amerikan) felsefesi. Geçen yüzyılın yetmişlerinde, Amerika Birleşik Devletleri'nde, Amerikan kapitalizminin gelişmesinin özgün niteliğinin bir yansısı olarak, o güne dek egemen olan dini felsefenin yerini alan bir felsefe olarak ortaya çıkmıştır. Pragmacılığın belli başlı önermeleri, Charles Peirce tarafından formüle edilmiştir. Bağımsız bir felsefi akım olarak yüzyılın dönemecinde William James ve Ferdinand Schiller'in yapıtlarında biçimlenmiş ve John Dewey'in aracılığı (instrumentalism) ile daha da geliştirilmiştir.
Pragmacılar, felsefenin temel sorununun, gerçek bilgiye erişmek olduğunu kabul ederler. Ne var ki. bunlar, gerçek kavramının bizzat kendisini tümüyle çarpıtırlar; daha önce Peirce, kavramayı, dini inancın başansını sağlamadan zalt psikolojik, öznel bir süreci olarak görmüştü. James, "yararlılık", başarı ya da çıkar kavramlarını, gerçek kavramının. yani gerçekliğin nesnel olarak gerçek yansısının yerine koymuştur. Bu bakış açısına göre, dini olanlar da dahil bütün kavramlar, yararlı oldukları sürece doğrudurlar. Dewey, bütün bilimsel teorilerin, bütün törel ilkelerin ve toplumsal kurumların bireylerin kişisel amaçlarına ulaşmada yalnızca "araçlar" olmaları gerektiğini belirterek daha da ileri gitmiştir. Pragmacılar, bilginin "gerçeği"nin (yararlılığının) ölçütü olarak deneyi alırlar ve bunu insanın toplumsal pratiği olarak değil de, bireysel deneyimlerin, bilincin öznel görünümlerinirı sürekli akışı olarak anlarlar; gerçekte idealizmin çeşitlerinden birini savundukları halde, kendilerini materyalizmin ve idealizmin üstünde tutmaya çalışırlar. Materyalist birciliğin tersine, pragmacılar, "çoğulculuk" görüş açısını ileri sürerler, ki buna göre, evrende iç bağıntı, yasaların uyumluluğu yoktur; bu, herkesin kendi deneyimlerine dayanarak. kendine göre işlediği bir mozayiğe benzemektedir. Böylece, belli bir anın gereksinmelerinden hareket ederek, pragmacılık, bir ve aynı görüngünün farklı, hatta çelişik açıklamasının olabileceğini kabul eder. Tutarlılığın gereksizliği belirtilir; eğer bir kimsenin çıkarına ise, o kimse bir belirlenimci ya da bir belirlenmezci olabilir, tanrının var olduğunu ileri sürebilir ya da bunu yadsıyabilir, vb..
Amerikan pragmacıları, kendilerini Berkeley'den ve Hume'den başlayarak John Stuart Mill'e kadar uzanan İngiliz felsefesinin öznelci idealist geleneği üzerine oturtarak, Kant'ın, Mach ve Avenarius'un, Nietzsche ve Henri Bergson'un teorilerinin bazı yönlerini kullanarak, modern çağın en gerici felsefi akımlarından birini, emperyalist burjuvazinin çıkarlarını teorik olarak savunacak en elverişli bir biçim yaratmışlardı. İşle bu yüzdendir ki, pragmacılık, Amerika Birleşik Devletleri'nde hemen hemen resmi Amerikan felsefesi olarak böylesine geniş bir biçimde yaygınlaşmıştır. –383
114 Zagraniçnaya Gazeta (Gazette Etrangére) — 16 Mart 1908'den 13 Nisan 1908'e kadar Cenevre'de yayınlanan bir grup Rus mültecisinin haftalık gazetesi. Bu süre içerisinde dört sayısı çıkan bu gazete, daha çok Rus mültecilerinin yaşantısı ile ilgilenmiş ve Rusya'da ve Rusya dışında olup bitenler konusunda haberler içermiştir. İkinci sayısı, 18 Mart 1908'de, Cenevre'deki uluslararası bir toplantıda, Lenin'in yaptığı "Komün Dersleri" konuşmasını yayınlamıştır. Gazete, tanrıyaratma ve mahçılık konusun da propaganda (A. Bogdanov ve A. V. Lunaçarski'nin makalelerini) içermekteydi.
Lenin, bu gazetenin ikinci ve üçüncü sayılarında yayınlanan A. V. Lunaçarski'nin "Modern Rus Yazınından Çizgiler"inden bölümler aktarmaktadır. –385
115 Obrazovaniye ("Eğitim") — 1832'der. 1909'a kadar St. Petersburg'da yayınlanan basitleştirilmiş nitelikte, bilimsel ve sosyo-politik özellikte, aylık yasal bir yazın dergisi. 1902 08 arasında sosyal-demokratların makalelerini yayınlamıştır. 1906'da. *2. sayısında, dergi, Lenin'in "Tarım Sorunu ve ‘Marks'ın Eleştirmenleri'" adlı yapıtının V-IX. bölümlerini yayınlamıştır. –385
116 Bobsinski, Dobşinski — Gogol'un Müfettiş adlı güldürüsünün tipleri. –393
117 Lenin, mahçı menşeviklerin 1908'de yayınladıkları iki kitapçıktan sözediyor: N. Valentinov'un Marksizmin Felsefi Yapıtları ve P. Yuşkeviç'in Materyalizm ve Eleştirel Gerçekçilik. –398
118 Dördüncü Bölüm, I. Kesim'e Ek. "N. G. Çernişevski Kantçılığı Hangi Açıdan Eleştiriyor?"un müsveddeleri, Lenin tarafından, A. İ. Ulyanova-Yelizarova'ya, kitap baskıdayken, Martın ikinci yansında gönderilmiştir. Kızkardeşine yazdığı 10 ya da 11 (23 ya da 24) Mart 1909 tarihli mektupta Lenin, bu eke değinerek, şöyle diyordu: "Sana bir ek yolluyorum. Bunun için kitabı geciktirme. Ama eğer zaman varsa, kitabın sonuna, sonuçtan sonra, örneğin küçük puntolarla koy. Ben, bunu, Çernişevski'yi mahçıların karşısına koymada, son derece önemli görüyorum." (Tüm Yapıtları,c. 37, s. 419-20.) –403
119 Konferansçıya On Soru, Lenin tarafından Mayıs 1908'in ilk yarısında, Londra'da yazılmıştır. Lenin, Londra'ya, Cenevre'den, kitabı Materyalizm ve Ampiryokrüisizm üzerinde çalışmak üzere gelmiş ve bu soruları Cenevre'de, 15 (28) Mayıs 1908'de, A. Bogdanov tarafından verilecek "Bir Felsefi Okulun Serüvenleri" adlı konferanstan yararlanılarak yapılacak bir konuşmanın tezleri olarak, bolşevik merkezin bir üyesi ve Proleteri gazetesinin ya zarlarından olan 1. F. Dubrovinski'ye göndermiştir.
Felsefe alanında mahçı görüşleri destekleyen Bogdanov, Lunaçarski, ve ötekiler, eylemlerini artırmada Lenin'in yokluğundan yararlanmışlardı. Bunlar, "Plehanov okulunun materyalizmini" eleştirme maskesi ardında, materyalist felsefeyi gözden geçirmiş ler ve boIşeviJdifc felsefesinin diyalektik materyalizm değil de, mahçılığın Bogdanov tarafından uydurulmuş bir çeşidi olan ampir-yomonizm olduğunu göstermeye çalışmışlardı.
Konuşmasını hazırlarken, Dubrovinski, ikinci, üçüncü ve onuncu sorularda değişiklikler yapmış ve yedinci soruyu da kaldırmıştır. Lenin'in tezlerine dayanan konuşmasında, Dubrovinski (Dorov takma adını kullanıyordu), bolşevikliğin ampiryomonizm ile ortak hiç bir yanının olmadığını açıklayarak ve "tanrı yaratma" savunuculuğu yapmanın diyalektik materyalizmle hiç bir biçimde bağdaşmayacağını göstererek Bogdanov'urı görüşlerini çok sert bir biçimde eleştirdi. –409
120 Bkz: F. Engels, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu. –409
121 Bkz: F. Engels Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm, s. 28-32; ve Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu, Sol Yayınları, Ankara 1976. s. 24-25. –410
122 Bkz: F. Engels. Anti-Dühring, Sol Yayınları. Ankara. –410
123 Bkz: F. Engels. Anti-Dühring. –410
124 Bkz: F. Engels, Anti-Dühring. –410
125 Lenin, Ernst Mach'ın, ilk baskısı 1905'te Leipzig'de yayınlanmış olan Erkenntnis und Irrtıım. Skizzen zur Psychologie der Forschung ("Bilgi ve Yanılgı. İnceleme Psikolojisinin Çizgileri" adlı kitabına değiniyor. –411
126 Lenin, P. S. Yuşkeviç'in Materyalizm ve Eleştirel Gerçekçilik. Marksizmde Felsefi Eğilimler (St. Petersburg 1908, s. 16.1-93) adlı kitabının "A. Bogdanov'un Ampiryomonizmi" başlıklı bölümüne değiniyor. –410
127 Lenin, Joseph Petzoldt'un Das Weltproblem von positivistischen Standpunkte aus ("Olgucu Görüş Açısından Dünya Sorunu") adlı kitabına değiniyor. –411
12s Bkz: Lenin'in A. M. Gorki'ye 12 (25) Şubat 1908 tarihli mektubu. (Tüm Yapıttan, c. 13 s. 448-54.) –411
129 "Diyalektik Sorunu Üzerine", Cahiers Philosophiques'in bir bölümüdür. Büyük bir olasılıkla 1912-1914 yılları arasında yazılmıştır. İlk kez, 1925'te, Marksizmin Bayrağı Altında (Almanca baskı, 1. yıl, 1925, defter 2) adlı dergide yayınlanmıştır. –412
130 Sözkonusu parça (Ferdinand Lassalle gesammelten Reden und Schriften), s. 400'dedir. Şöyle: "Çünkü bir, iki karşıttan birleşmiştir, öyle ki, eğer ikiye kesilirse, karşıtlar belirirler." –412
131 Aristoteles'e göre, Heraklitos'un: "Varlık ve yokluk aynı şeydir" ilkesi, çelişmezlik ilkesine ters düşer. Bir başka yerde, Aristoteles, Heraklitos'un felsefesinde, Her şey vardır ilkesinden çok, Hiç bir şey yoktur ilkesinin kabul edileceğini söyler. Sonunda, Heraklitos'u şöyle eleştirir: "Varlık ve yokluk aynı şeydir diyenler, her şeyin hareket halinde olmaktan çok hareketsizlik halinde olduğunu söylemiş olurlar, çünkü her şey, "her şeye eşit düştüğü" anda, şeyin dönüşebileceği durum tamamen eksik kalır." –412
132 Tarihin Birci Anlayışının Değişmesi Konusunda adlı yapıtında, Plehanov, Engels'in Anti-Dühring'inden iki parçayı yorumlar. Biri şöyle der:
"Bir arpa tanesi alalım. Böyle milyarlarca arpa tanesi öğütülür, pişirilir, sonra da tüketilir. Ama eğer böyle bir arpa tanesi kendisi için normal koşullar bulursa, eğer elverişli bir toprağa düşerse, ısı ve yaşlığın etkisi altında onda özgül bir dönüşüm olur, çimlenir: tane, tane olarak yok olur, yadsınır, onun yerine ondan doğan bitki geçer, tanenin yadsınması. Ama bu bitkinin normal ömrü nedir? Büyür, gelişir, döllenir ve sonunda yeni arpa taneleri verir, ve bu taneler olgunlaşır olgunlaşmaz, sap solar, yadsınır. Bu yadsımanın yadsınmasının sonucu olarak, elimizde gene başlangıçtaki arpa tanesi, ama tek başına değil, sayısı on, yirmi, otuz kez artmış bir biçimde, bulunur." (Friedrich Engels, Anti-Dühring, s. 220-221, Sol Yayınları, Üçüncü Baskı.)
Öbür parçada, Engels, Rousseau'nun düşüncelerini diyalektik düşünce biçimine örnek gösterir ve toplumsal evrimin, Rousseau'ya göre, çelişik bir biçimde oluştuğunu tanıtlar:
"Doğal ve yabanıl durumunda, insanlar eşitti; ve Rousseau heniz doğal durumun bir bozulması olarak aldığı için, ayni türden hayvanlar arasındaki bu türün bütün genişliği içinde geçerli eşitliği, Haeckel tarafından son zamanlarda varsayımsal bir biçimde alales, dilden yoksun olarak sınıflandırılmış bulunan o insan-hayvanlara uygulamakta yerden göge değin haklıdır. Ama bu eşit insan-hayvanlar, kendilerini öbür hayvanlardan üstün kılan bir özgülüğe sahipti: yetkinleşme anıklığı (la perfectibilité), zamanla gelişme olanağı; ve bu, eşitsizliğin nedeni oldu. Demek ki, Rousseau, eşitsizliğin doğuşunda bir ilerleme görür. Ama bu ilerleme, karşıt (antagoniste) bir ilerlemeydi, aynı zamanda bir gerilemeydi de. ... Uygarlıkla doğmuş toplumun kurduğu bütün kurumlar, ilk ereklerinin tersine dönerler.
"Halkların başkanlarını kendilerini köleleştirmek için değil, özgürlüklerini savunmak için seçtikleri söz götürmez bir şey, ve tüm siyasal hukukun temel kuralıdır." Ama gene de, bu başkanlar, zorunlu olarak halkların baskıcıları haline gelir, ve bu baskıyı, doruğuna çıkartılmış eşitsizliğin, yeniden kendi karşıtı haline dönüştüğü, eşitlik nedeni haline geldiği (despot karşısında herkes eşittir, yani sıfıra eşittir) noktaya kadar götürürler. ... Ve böylelikle, eşitsizlik bir kez daha eşitliğe dönüşür, ama dilden yoksun ilkel insanın o eski doğal eşitliğine değil, toplum sözleşmesinin yüksek eşitliğine." (Friedrich Engels, Anti-Dühring, s. 216-217.) –413
133 Karşıtların "birlik"i, onların özdeşliği olarak anlaşılabilir. Lenin burada, bu durumun ne zaman ortaya çıktığını gösteriyor. Bu özdeşliği, başlangıçta bir ve karşıtlardan yoksun olan olaylarda, bu karşıtlıkların, sonra, "sentez" içinde yeni baştan yok olmak üzere, giderek ortaya çıkmaları biçiminde yorumlamak yanlıştir. Lenin, bu anlayışa karşı, Heraklitos'un, her olayın kendinde karşıtların birliğini sakladığı, ama bu karşıtların ancak, olay (Heraklitos'un dedigi gibi) "ikiye kesildiği" zaman, yani karşıtlar, bu diyalektik birliği bozmakla tehdit ettikleri zaman görülebilecekleri yolundaki düşüncesini üste çıkarır. İşte ancak o zamandir ki, böyle demekle karşıtların yokluğu anlaşılmadığı ölçüde, "belirli bir anlamda" karşıtların özdeşliğinden sözedilebilir.
Burada, Lenin'in, diyalektiği, doğaya ve doğanın bilinmesine de yaydığını özellikle belirtelim, – oysa idealist yönelimli bazı "marksist"ler bunu yadsırlar. –413
134 Hegel, Encyklopädie der Philosophicshen Wissenschaften, 2. baskı, s. 162. –414.
135 "Çoğu kez bir yargı sözkonusu olduğu zaman, önce uçların, özne ve yüklem'in özerkliği, ve özellikle öznenin kendinde bir şey ya da bir belirlenim, ve yüklemin de aynı biçimde bu özne dışında bir başka genel belirlenim olduğu, ve benim, bu özne ile ancak sonradan birleştirerek bir yargı oluşturduğum düşünülür. ... O zaman soyut yargı bir önermedir: tekil, evrenseldir.
Özne ile yüklemin kendi aralarındaki ilişkileri ilkin saptayan şey, belirlenimlerdir. Bunun için, kavramın dolayımsız belirlenimleri ya da ilkel soyutlamaları içindeki çeşitli uğraklarını alınız. ... Mantık kitaplarında, her yargıda şu önerinin örtülü olduğunun gösterilmemiş bulunması, gerçekten şaşırtıcı bir gözlem eksikliği sayılmalıdır: Tekil, evrenseldir, ya da daha somut olarak özne, yüklemdir (örneğin, Tanrı, mutlak ruhtur). "Teklik" ve "evrensellik", "özne" ve "yüklem" belirlenimleri, kendi aralarında elbette ayrılırlar. Ama gene de her yargının onları özdeş olarak dile getirdiği, kesinlikle genel bir olgu olmaktan geri kalmaz." –415
136 Hegel, Logik, II. Bölüm. s. 503:
"Böylece gelecek belirlenimdeki her ilerleme, belirsiz başlangıçtan uzaklaşarak, geri dönüşlü, geri giden bir yaklaşma ile, gene ona kavuşur; öyle ki, ilkin birbirinden ayrı gibi görünen şeyler: çıkış noktasının geri giden yoldan doğrulanması ve gelecekteki ilerleyen belirlenim, gerçeklikte düşümdeş ve özdeştirler. Yöntem böylece bir daire oluşturur. ...
"Yöntemin belirtilen özlüğü yüzünden, bilim, çıkış noktasının, yani basit ilkesinin varış noktasını koşullandırdığı, kendi üzerine kapanan bir daire olarak ortaya çıkar. Ama aynı zamanda, bu daire, bir daireler dairesi oluşturur; çünkü yöntemin ruhu olan ilmiklerden herbiri kendi kendinde yansır ve, kendi çıkış noktasına dönerek, yeni bir ilmiğin çıkış noktasını oluşturur." –416